Kanunlar önünde pozitif ayrımcılık olmaz, adalet olur..

Her hangi bir kişiyi, cinsiyeti, ırkı, kanun ile korumak akıllara “nerde adalet” düşüncesini getirir..!

Efendiler;

Bir süre evli kaldıktan sonra, nafaka adı altında kendini emekli eden kadını koruyan kanun olamaz...

O nedenledir ki; şiddet gören kadınların duydukları son söz çoğu kez “gelsin şimdi seni polis kurtarsın” olmuştur.

Ünlü şair; aynı zamanda sosyolog ve mütefekkir olan Necip Fazıl, kanunları doktorun çaresiz kalınca tüm uzvu kangrenden kurtarmak için kesmesine benzetir.

Ve asıl ihtiyacımız olan şeyin de merhamet olduğunu belirtir.

Diyorum ki;

Adalet ne baskıya ne de merhamete teslim edilemez ancak adaletin doğum sancısında merhamet olmalıdır.

Çocuklara kadının anne olduğunu merhamet ile göstermenin yolu, annelerini sevmektir.!

Hep söylediğimiz hakikati bir kez daha söylemekte fayda var.

Kanunu suçtan zarar görenler yapmalı ve kanun yapıcılar, insanı katleden dahil katledilen ile de konuşup kanun yapmalı.

Ve kanun Kerim Korcan’ın dediği gibi “sütlaç gibi değil, kırbaç gibi olmalı” adalet ve merhamet kokmalı...

Şahsi kanaatim odur ki;

Kur-an aklının sunduğu kısas hükmü mutlaka uygulanmalı.

Kısas hükmü evrenin aklının çok ilerisindedir ve temeli “kanunu suçtan zarar görenler yapar” felsefesine uygundur....

Bu duygularla katledilen milyonlarca hayvandan, insandan arta kalan ve gündemimize sunulan hanım kardeşimize rahmet diliyorum....

Not: (1)

Ormana bakan ancak hakikati göremeyen bir beyefendi, yanan ormanlar için özetle der ki:

“Ben kendi binmediğim uçağa başkasını bindirmem.

“Zira ben insana değer veririm.”

Doğru cevap şöyle olacak:

Benim uçaklarım sağlamdır, pilot olan gelsin ormanı kurtarsın..

Çünkü Kur-an der ki:

“Yeryüzünde yürüyen hertürlü hayvan ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi, ancak sizin gibi toplum yani birer ümmettirler. 

Onların da durumları, rızıkları, ecelleri yazılmıştır. Biz kitapta tek bir şeyi bile ihmal edip, eksik bırakmadık. 

Sonra onlar Rablerinin huzuruna toplanacaklardır.”

Demek ki neymiş, beyimiz...?

Sadece insanlardan değil tüm canlılardan sorumlu imişiz..

Hayvanlar neymiş .?

Ümmetmiş...

Değil mi ümmetçi bakanım...?

Ama sorun şu, kitabı pasta yapıp yemekten, içini açıp okumadık ki...

Eski bir bakanda mealen, makaram sarı bağlar dedi işi makaraya aldı..

Kitabı anlayan kendini yedi anlayana “ajan” dediler, “algı yöneticisi” dediler ve anlamayan ise ekmeğini yedi...

Biz yine, asr suresinden aldığımız yetki ile hakkı söyleyelim...

Doğru yolda olana selam olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.