TRUMP’LA PUTİN NELER KONUŞTU?

Trump ile Putin’in Helsinki buluşmasıyla ilgili olarak, Washington kulislerinden iyi haber alan kaynaklardan sızan bilgiler oldukça heyecan verici. Sızdırılan bomba habere göre Trump ile Putin arasında Suriye konusunda çok ciddi bir pazarlık yaşandı. 

TRUMP’LA PUTİN NELER KONUŞTU?

Trump ile Putin’in Helsinki buluşmasıyla ilgili olarak, Washington kulislerinden iyi haber alan kaynaklardan sızan bilgiler oldukça heyecan verici. Sızdırılan bomba habere göre Trump ile Putin arasında Suriye konusunda çok ciddi bir pazarlık yaşandı. 

16 Temmuz 2018 Pazartesi 18:12
180 Okunma
TRUMP’LA PUTİN NELER KONUŞTU?

M. KEMAL SALLI

Trump ile Putin’in Helsinki buluşmasıyla ilgili olarak, Washington kulislerinden iyi haber alan kaynaklardan sızan bilgiler oldukça heyecan verici. Sızdırılan bomba habere göre Trump ile Putin arasında Suriye konusunda çok ciddi bir pazarlık yaşandı. 

İlk duyulduğunda inanılması zor olan bu habere göre Trump Putin’e, “İran’ın Suriye’deki varlığını sonlandırırsan, Irak ile Suriye üzerinden Lübnan’a uzanan ve İsrail’in güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan Şii Kuşağı’nı ortadan kaldırırsan, ben de Suriye’den çekilirim” demiş. 

ABD’nin bunca riski, bunca masrafı göze alarak geldiği Ortadoğu’dan BOP’un hedeflerini hayata geçirmeden çekilmesi, ilk bakışta pek inandırıcı gelmiyor. Fakat, kıtaları birbirine bağlayarak küresel üretimi Uzakdoğu’ya kaydıracak olan Çin’in Yeni İpek Yolu projesini kendi çıkarları açısından ciddi bir tehdit olarak görmeleri durumunda, ABD ile Rusya’nın işbirliği yapma olasılıkları oldukça yüksektir.

G7 ve AB ülkeleriyle, NATO üyesi ülkelerle olan ilişkilerde hayli sert bir tavır sergileyen ABD Başkanı Trump’ın, 16 Temmuz günü Finlandiya’nın Başkenti Helsinki’de başbaşa görüşeceği Rusya Devlet Başkanı Putin karşısında aynı tavrı sürdürmesi mümkün görülmüyor. Çünkü, Obama’nın kararsız davranışları nedeniyle inisiyatifi Putin’e kaptıran ABD’nin sıkışıp kaldığı Suriye’de uzun süre kalabilmesi, “Terör Koridoru”nu hayata geçirebilmesi ve özellikle İsrail’in güvenliği açısından büyük tehdit gördüğü İran’ın oluşturduğu Şii Kuşağı’nı etkisiz duruma getirebilmesi için Rusya’nın desteğine ihtiyacı var. 

Ayrıca, 2016 seçimlerinde Putin’in, Trump’ın seçilmesi için Rus Ordusuna bağlı Ana İstihbarat Direktörlüğü (GRU) elemanı istihbaratçılarla destek verdiği iddiları son bulmuş değil. Demokrat Parti’nin ve Hillary Clinton’ın e-posta hesaplarına yasadışı erişim sağlamakla ve bunları internet ortamında paylaşmakla suçlanan 12 Rus istihbarat elemanın yargılanması sürüyor. Demokrat Partililer Trump-Putin buluşmasına şiddetle karşı çıkıyorlar, iptal edilmesini ya da ertelenmesini istiyorlardı. 

BULUŞMANIN BOMBASI

Trump ile Putin’in Helsinki buluşmasıyla ilgili olarak, Washington kulislerinden iyi haber alan kaynaklardan sızan bilgiler oldukça heyecan verici. Sızdırılan bomba habere göre Trump ile Putin arasında Suriye konusunda çok ciddi bir pazarlık yaşandı. 

İlk duyulduğunda inanılması zor olan bu habere göre Trump Putin’e, “İran’ın Suriye’deki varlığını sonlandırırsan, Irak ile Suriye üzerinden Lübnan’a uzanan ve İsrail’in güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan Şii Kuşağı’nı ortadan kaldırırsan, ben de Suriye’den çekilirim” demiş. 

ABD’nin bunca riski, bunca masrafı göze alarak geldiği Ortadoğu’dan BOP’un hedeflerini hayata geçirmeden çekilmesi, ilk bakışta pek inandırıcı gelmiyor. Fakat, kıtaları birbirine bağlayarak küresel üretimi Uzakdoğu’ya kaydıracak olan Çin’in Yeni İpek Yolu projesini kendi çıkarları açısından ciddi bir tehdit olarak görmeleri durumunda, ABD ile Rusya’nın işbirliği yapma olasılıkları oldukça yüksektir.

Obama döneminde Suriye’de sıkışıp kalan ABD’nin, Yeni İpek Yolu’nun önünü kesebilmesi, bazı noktalarda kontrolü altına alabilmesi için Rusya’nın desteğine ihtiyacı olduğu artık saklanamaz bir gerçektir. Çünkü Rusya’nın, İran ile birlikte Esat’a destek vermeleri, ABD’nin Suriye’nin kuzey bölgelerinde sıkışıp kalmasına neden olmuştu. Peşpeşe Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarını gerçekleştiren Türkiye’nin de Rusya ile İran’ın yanında yer alması, ABD’nin Suriye’deki hareket alanı iyice daraltmıştı. Hele İran’ın 2011’den bu yana Irak ve Suriye’de elde ettiği nüfuz alanlarını birleştirerek Lübnan’a kadar uzanan bir Şii Kuşağı oluşturması, kendini İsrail’in korunmasından birinci derecede sorumlu gören ABD’yi çok rahatsız ediyordu. 

Buna karşılık, Batı Avrupa ülkelerini Rus doğalgazına bağımlı olmaktan kurtarmak isteyen ABD de, Rusya’yı Ortadoğu denklemi dışına savurabilmek için çok çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. 

Bu bölgesel ve küresel gerçekler çerçevesinde Helsinki’de biraraya gelen Trump ile Putin, dünyanın geleceğine ilişkin çok önemli bir görüşme gerçekleştirdiler. 

Kimi yorumcular, gelinen noktada oluşan koşullar nedeniyle, iki küresel gücün, özellikle Çin tehlikesi nedeniyle, Yalta Konferansı’na benzer anlaşma yapmak zorunda olduklarını savunuyorlar.  Trump’ın Putin’e yapacağı tekliflerin iki liderin Helsinki’de buluşmaları öncesinde ayrıntılarıyla medyaya sızmış olması, ABD ile Rusya’nın uzun süredir Suriye konusunu görüştüklerinin bir işareti sayılıyor. 

ABD’li The Washington Post gazetesinin iddiasına göre Trump, Putin’e, İran’ın kesin olarak çıkması koşuluyla, ABD’nin de Suriye’den askerlerini çekebileceğini bildirmiş. The Washington Post ciddi bir gazete; bu konuda bu kadar net konuşabiliyorsa, ABD’nin Suriye konusunda yeni bir planı var demektir. 

ABD’NİN YENİ PLANI NE OLABİLİR?

The Washington Post’a göre, aylardır sürdürülmekte olan görüşmelerin ana teması, “Suriye’de şiddete son verilmesi ve mültecilerin evlerine dönüş hazırlıklarını hızlandıracak siyasi sürecin başlatılması”ydı. İlk etapta atılacak somut adımlar ise, ABD Suriye’nin kuzey bölgelerindeki 2 bin 200 askerini çekmesi, buna karşılık Rusya’nın da, Suriye’nin Ürdün ve İsrail sınırlarındaki İran’ın askeri varlığını sınırlandırması şeklinde olacak. 

Çarşamba günkü, “ABD Ne Yapmak İstiyor?/ABD’NİN YENİ KORİDORU başlıklı yazımızda, Suriye’nin kuzey bölgelerinde Esat’a destek veren Rusya ve İran ile son zamanlarda gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla onlara katılan Türkiye’nin oluşturdukları barajı aşmakta zorlanan ABD’nin Dera üzerinden Akdeniz’e uzanma çabasını anlatmıştık. 

Rusya destekli Esat rejimi Dera ve Kuneytra’da ABD’nin önünü kesen saldırılar gerçekleştiriyorlar, ama Helsinki zirvesinde yapılan pazarlıklar sonrasında durum değişmiş olabilir. 

HELSİNKİ ZİRVESİNİN TÜRKİYE’YE İLİŞKİN SONUÇLARI

ABD’nin Suriye politikasında değişiklikler yapması, Türkiye’nin Astana Süreci ortaklarıyla olan ilişkilerini ve ortakların birbirleriyle olan ilişkilerini etkileyecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumartesi günü Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, Dera ve İdlib konularını gündeme getirmişti. Dera’da sivillerin vurulmasının kaygı verici olduğunu belirten Erdoğan, Şam rejiminin İdlib’e yönelmesi durumunda Astana Mutabakatı’nın özünün tamamen yok olacağını söylemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sitemi, Suriye’nin güneyinden Akdeniz’e uzanan bir koridor açma çabasında olan ABD’nin, zirvede, İran ve İdlib konularındaki olası isteklerine verilecek yanıtın Astana Süreci’ni zedelemeyecek bir çerçevede olması arzusudur.

 Trump ile Putin’i biraraya getiren Helsinki zirvesinin Türkiye’yi ilgilendiren en önemli sonuçlarından biri de, ABD’nin eğitip donattığı, ordulaştırdığı PKK uzantısı YPG militanlarını Esat’ı emrine verme teklifidir. Bu konuda ne gibi bir sonuç çıkar bilemiyoruz, ama Türkiye ile Menbiç Mutabakatı imzalayan ABD’nin bu davranışı, Menbiç takviminin uygulama aşamasında sıkıntılar yaşayacağımızın göstergesidir. 

ELSİNKİ ZİRVESİNDEN NASIL BİR SONUÇ ÇIKABİLİR?

Trump’ın 11-12 Temmuz’da Brüksel’de gerçekleştirilen NATO zirvesi ve hemen sonrasındaki İngiltere ziyaretinin, Putin’in de ülkesinin ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Kupası’nın hemen ardından  gerçekleştirdikleri zirveden, Çin’in Yeni İpek Yolu projesinin oluşturduğu tedirginliğin bir sonucu olarak, tüm dünyayı sevindiren bir sonuç çıkabileceği gibi, tüm barışseverleri hüsrana uğratacak bir sonuç da çıkabilir. 

Finlandiya, dünya barışı aşından “uğurlu” sayılan bir ülke. Önceki yıllarda da, ABD ve Sovyet liderlerinin görüşmelerine evsahipliği yapmıştı. 1957’de, ABD Başkanı Gerald Ford ve Sovyet lider Brejnev bu ülkede biraraya gelmişti.

Finlandiya, ABD başkanı George Bush ile SSCB Lideri Mihail Gorbaçov'un dünya tarihi açısından çok önemli sonuçlar doğuran 1990'daki görüşmesine de ev sahipliği yapmıştı. ABD Başkanı Bill Clinton da 1997'de,  Rusya Lideri Boris Yeltsin ile 1997'de yine Helsinki'de buluşup görüşmüştü.

Bu görüşme, Putin'in 18 Mart'taki seçim zaferinin ardından yeni başkanlık döneminde Trump'la yapacağı ilk görüşme olacak. Tüm dünyanın dikkatle izlediği bu görüşme, Rusya'nın, 2016 yapılan ABD başkanlık seçimlerine Rus Ordusuna bağlı Ana İstihbarat Direktörlüğü (GRU) elemanı istihbaratçılarla destek verdiği iddialarına ilişkin soruşturmalar ve Mart ayında İngiliz istihbaratına bilgi satan eski bir Rus ajanın kızıyla birlikte İngiltere'de zehirlenmesi yüzünden gerilen ilişkiler nedeniyle ertelenmişti.

Trump'ın Helsinki'de Putin'le yapacağı görüşme ABD'de Demokrat Partililer  tarafından eleştirilirken, Rus Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova da, görüşme konusunda gerçekle bağdaşmayacak senaryolar yazılmamasını ve “zirveden herkesi mutlu edecek bir sonuç çıkacak” beklentisine girilmemesini' öğütlüyordu.

Zaharova’nın öğüdünü tutarak soğukkanlı bir şekilde zirveden çıkacak anlaşmanın ayrıntılarını bekliyoruz. 

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.