Yunanistan, dün olduğu gibi bugün de, Batılı ülkelerin kışkırtmasıyla maceraya sürüklenmek istenmektedir. 

25 Mart’ta Atina’da yapılan ve Yunanistan’ın Osmanlı’ya başkaldırmasının 200. yıldönümü töreni de, 20 Nisan’da Mora yarımadasındaki Andravida Hava Üssü’nde 6 ülkeye ait 100’den fazla savaş uçağı ile yapılan ortak tatbikat da, Ege’nin iki kıyısında yüzyıllar boyu yanyana yaşamış olan insanların dostluğunu dinamitlemeye yönelik gösterilerdi. Türkiye ve Yunanistan olarak, bu gelişmelerin arka planındaki dinamikleri ve gerçek hedeflerini görmek durumundayız.

Binlerce kilometre uzaklardan gelerek Ortadoğu’nun, Doğu Akdeniz’in, Afrika’nın zenginliklerini yağmalama çabası içinde olanların Yunanlıları ya da Türkleri mutlu etmek gibi bir kaygıları yok. Onların tek dertleri, dün olduğu gibi bugün de, iki komşu ülkeyi çarpıştırmak ve kendi çıkarlarına uygun bir dünya düzeni oluşturmaktır. Tarihte yüzyıllar boyu yanyana yaşamış insanlar olarak, bu tarihi gerçekleri görmeli ve kurulmak istenen tuzakları boşa çıkarmalıyız. 

İmparatorlukların, doğaları gereği, milliyetçilik politikaları yoktu. Osmanlı’nın devlet anlayışı da, egemenliği altındaki toplulukların dinlerine ve dillerine baskı yapmaya izin vermiyordu. Bu nedenle Yunanlılar, 450 yıl egemenliği altında yaşadığı Osmanlı’nın bu devlet anlayışı sayesinde, hem kültürlerini korudular hem de her türlü dış saldırılardan korunmuş oldular. 

1897 Fransız Devrimi sorasında yeşeren mikro milliyetçilik fikirleri, imparatorlukları ve krallıkları temelden sarsmaya başladı. Bu akımı, kendi emperyalist emelleri doğrultusunda kullanan devletler de oldu. Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın desteği ve yönlendirmesiyle, 1821 yılında Mora’da, Osmanlı’ya karşı isyan hareketi başlattı. Osmanlılar birkaç kez bu ayaklanmalarını bastırmış olsalar da, Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalama yarışına giren dönemin emperyalist devletlerinin araya girmeleriyle, Yunanlılar bağımsızlıklarını korudular ve 1897’de Girit’i de ilhak ettiler. 

Yunanlıların bu “başarıları”, Osmanlı egemenliğinde yaşayan Balkanlardaki diğer toplulukların da ayaklanmalarına neden oldu. Osmanlı düşmanı devletlerin yardım ve yönlendirmeleriyle, Osmanlı İmparatorluğu’nu çöküş sürecine sürükleyen Balkan Savaşları başladı. Dış destekli İttihat ve Terakki’nin “demokrasi getiriyoruz” kamuflajı altında II. Abdülhamit’i tahtan indirip, tek kurşun sıkılmadan Yunanistan’a verilen Selanik’e sürgüne göndermesi sonrasında yaşananlar, I. Dünya Savaşı sonrasında Yunanlıların İzmir’e asker çıkarmasıyla sonuçlanmıştı. Türklerin Mustafa Kemal önderliğinde başlattığı Kurtuluş Savaşı sonrasında işgal sona erdi, ama Ege’nin iki kıyısında yaşaya insanlar emperyalist devletlerin kurguladıkları oyunlardan büyük zarar gördüler.

Bugün de, Yunanlıların Bizans’ı canlandırma hayalleri hala canlı tutuluyor. Bugün de ekonomisi çökmüş olan Yunanistan Türkiye’ye karşı kullanılmak isteniyor. Yunanistan hızla silahlanıyor, Osmanlı’ya başkaldırmanın 200. yılı dolayısıyla Atina’da düzenlenen törenlere “tarihi dostlarımız” tam kadro katlıyorlar, Mora’daki Andravida Hava Üssü’nde yapılan “İniohos 21” tatbikatına ikisi din kardeşimiz olan 6 ülkenin savaş uçakları katılıyor, ABD’nin ünlü Eisenhower uçak gemisi Girit’in Suda limanına demir atıyor ve iki ülke sorunlarını görüşmek üzere Ankara’ya gelen Yunan Dışişleri Bakanı Dendias, düzenlenen ortak basın toplantısında densizlikler sergiliyor. 

YUNANİSTAN YİNE OYUNA GELİYOR

Konuşmalarıyla, eylemleriyle sürekli Türkiye’ye karşıtı tavırlar sergileyen, bütün gündeminin Türkiye karşıtlığı üzerine inşa eden Yunanistan Başbakanı Kiriakos Mitçotakis, 20 Nisan Salı günü, 6 ülkeye ait 100’den fazla savaş uçağının katılımıyla, Mora Yarımadası’ndaki Andravida Hava Üssü’nde yapılan “İniohos 21” tatbikatını izlerken çok keyifliydi. Mitçotakis, tatbikat öncesinde yaptığı konuşmada, bu ortak tatbikattan duyduğu mutluluğu dile getirirken şöyle diyordu: “Vatanımız tek başına her şeyi yapabilir. Ancak vatanımız hiçbir zaman da tek başına değildir.”

Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floros’un refakatinde, Atina’dan 280 km mesafede, Mora yarımadasında bulunan Andravida üssünde gerçekleştirilen ortak tatbikatı izleyen Mitçotakis, tören salonuna dönüştürülen hangarda ve Rafale savaş uçaklarının oluşturduğu mesajlar dolu bir fon önünde çok neşeli görünen Mitçotakis, Yunanistan’ın “bölgede istikrar ve güvenlik için temel taşı teşkil ettiğinin kabulü” anlamına geldiğini söylüyordu. 

Mitçotakis söylediklerine kendisi de inanmıyordu; ülkesini savunmak için değil yeni silahlar almak, elindeki köhnemiş silahlarını tamir ettirecek parası bile yoktu. Fakat birileri, aynen 1800’lerin başlarında olduğu gibi, I. Dünya Savaşı sonlarında olduğu gibi Yunanistan’ı silahlandırma yarışına girmişlerdi. Bu süreçte Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde giderek tırmanan gerginlikler yaşanmaktaydı.  

Ekonomik olarak çöken bir ülkenin başbakanı olan Mitçotakis, Andravida Hava Üssü’nde 6 ülkeye ait savaş uçaklarının oluşturduğu bu tablonun NATO tatbikatı olmadığını, nasıl bir senaryo gereği hayata geçirildiğini biliyordu, ama ekonomisi dibe vurmuş bir ülkenin başbakanı olarak karşı çıkacak gücü yoktu. 

Bu gelişmenin devamında ülkesi I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi bir felakete sürüklenebilir ve çok büyük zararlar görebilirdi. Fakat, AB üyesi olarak topluluğun kasasından aldığı hibe yardımlarla üretmeden yaşamayı seçen Yunanistan, bu çeşmeden akan yardımların kesilmesinin acı sonuçlarını yaşıyordu. 

Yunanlılar, Osmanlılar döneminde, 450 yıl boyunca rahat bir hayat yaşamaya alıştıkları için, AB üyesi bir ülke olduklarında da aynı rahatı yaşayacaklarını sanıyorlardı. AB’den aldıkları yardımları üretim için değil, çoğunlukla tüketim için kullandılar ve uçurumun kenarına geldiler ve paranın, yardımın ucunu gösterenlerin beraberinde ileri sürdükleri koşulları kabul etmek zorunda kaldılar. 

12 Nisan’da başlayan ve 21 Nisan’da sona erecek “İniohos” tatbikatına Yunanistan’ın yanı sıra ABD, Fransa, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kanada ve Kıbrıs Rum Yönetimi katıldı. Miçotakis, tatbikata geniş katılımdan mutlu olduklarını söylüyordu, “Yunanistan yalnız olmadığını gösterdi” diyordu, ama Yunanistan’ı yalnız bırakmayan “dostların” kendilerinden neler beklediklerini de biliyorlardı. 

25 MART’TAKİ GÖRKEMLİ TÖRENİN MESAJLARI

Yunanistan, dün olduğu gibi bugün de, Batılı ülkelerin kışkırtmasıyla maceraya sürüklenmek istenmektedir. 

25 Mart’ta Atina’da yapılan ve Yunanistan’ın Osmanlı’ya başkaldırmasının 200. yıldönümü töreni de, 20 Nisan’da Mora yarımadasındaki Andravida Hava Üssü’nde 6 ülkeye ait 100’den fazla savaş uçağı ile yapılan ortak tatbikat da, Ege’nin iki kıyısında yüzyıllar boyu yanyana yaşamış olan insanların dostluğunu dinamitlemeyi hedef alan yönelik gösterilerdi. Türkiye ve Yunanistan olarak, bu gelişmelerin arka planındaki dinamikleri ve gerçek hedeflerini görmek durumundayız. 

Bu “kutlu günü” kutlamak için yıllar öncesinden hazırlıklar başlamıştı. Fakat, başta Atina olmak üzere, bütün Yunanistan kentlerinde yapılması planlanan bu görkemli törenlere koronavirüs salgını izin vermedi. Buna rağmen, pekçok devlet ve hükümet başkanı, 25 Mart’ta düzenlenen sembolik törende boy göstererek, Atina meydanından Türkiye’ye mesaj göndermeyi ihmal etmediler. 

1821’deki Mora isyanında Yunanlılara İngiltere, Fransa ve Rusya destek vermişti. Atina'da Parlamento binası ve Meçhul Asker Anıtı'nın da bulunduğu Sindagma Meydanı'nda yapılan Yunanlıların Osmanlılara başkaldırmasının 200. Yıldönümü törenlerine Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropulu, Başbakan Kiryakos Miçotakis, muhalefet parti liderleri ve diğer davetlilerin yanı sıra, Yunanistan'ın bağımsızlık hareketine destek sağlayan ne kadar Türk düşmanı varsa, hemen hepsi katılmışlardı. İngiltere Veliaht Prensi Charles’ın Cornwall Düşesi Camilla eşiyle birlikte katıldığı törene, Fransa Savunma Bakanı Florance Parly, Rusya Başbakanı Mihail Mişustin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Anastasiadis katıldılar. Törenin gizli destekçisi ABD Başkanı “Bidenopulos” katılmamış fakat ABD’nin F-16'leri Atna semalarında gösteri uçuşları yaparak Yunanistan’a “yanınızdayız” mesajı vermişlerdi.

 ABD Başkanı Joe Biden, tören dolayısıyla gönderdiği video mesajında, "ABD'liler olarak modern Yunanistan'ın kurulmasını kutlayan Yunan'la birlikteyiz" derken, Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, "Sizin bağımsızlığınız bizim bağımsızlığımız" diyor, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise, "Birleşik Krallık, Yunanistan'ın kurulmasında oynadığı rolden gurur duyduklarını” belirtiyordu. Rusya lideri Putin de, Başbakanı Mihail Mişustin’in katıldığı törene bir kutlama mesajı göndermişti. 

BU TABLOLARI NASIL OKUMALIYIZ?

25 Mart’ta Atina’daki Sindagma Meydanı’nda yapılan Osmanlı’ya isyanın 200. yılı töreninden ve 20 Nisan’da Mora’daki Andravida Hava Üssü’nde 6 ülkeye ait 100’den fazla savaş uçağının katılımıyla gerçekleştirilen ortak tatbikattan yansıyan fotoğrafları, oluşan tabloları verilmek istenen mesajları nasıl okumalıyız? 

Yunanistan’da 1 ay ara ile gerçekleştirilen iki önemli gösterinin de ortak hedefinin Türkiye olduğu görülüyor. 

20 Nisan’da, Mora’daki Andravida Hava Üssü’nde gerçekleştirilen tatbikatta karşımızda hangi ülkeler var: Yunanistan’ın yanı sıra ABD, Fransa, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Kanada ve Kıbrıs Rum Yönetimi.. 

Karşımızda NATO yok, ama çok güçlü bir ittifak var. Orkestra şefi de, kolayca tahmin edileceği gibi, Çin ile, küreselcilerle Yeni İpekyolu merkezli bir savaşa tutuşmuş olan ABD.. Dikkatinizi çekmiş olmalı, AB ülkelerinden yalnızca Fransa var; İngiltere ve Almanya gibi ağır toplar bu gösteride rol almamayı tercih etmişler. ABD ise, BREXİT ile dinamitlediği Avrupa Birliği’nin üye ülkelerini yanına çekme çabası içinde. ABD, Çin’in, daha doğrusu “Çin” kamuflajı küreselcilerin hayata geçirmeye çalıştıkları Yeni İpekyolu’nun önünü kesebilmek ve kontrolü altına alabilmek ve de kendi düşlediği bir dünya düzenini kurabilmek için, Avrupa’yı, hatta Rusya’yı yanına almak zorunda. 

YENİ İPEKYOLU’NUN ÖNÜNÜ KESEBİLMEK İÇİN TÜRKİYE’Yİ YANLARINA ALMAYA 

ABD’nin korkulu rüyasına dönüşen Yeni İpekyolu’nu Avrupa coğrafyasıyla buluşturan coğrafya neresi? Kolayca tahmin edileceği gibi, Türkiye-Azerbaycan coğrafyası. Bu coğrafya, tarihte olduğu gibi, bugün de tarihin akışı yönünü belirlemekte. Bu coğrafyayı kontrol eden dünyaya egemen olacaktır. Küresel güçler arasında yaşanmakta olan mücadelede başlıca hedefin Türkiye olmasının nedeni budur.  

Batılı tarihçilerin kurgusu olarak, Batı uygarlığın beşiği olarak gösterilen Yunanistan, kendisine gösterilen ilginin gerçek nedenini göremiyor ya da görmek istemiyor. ABD, kendi önderliğinde oluşturulan bir güç ile baskı kurarak, Türkiye’yi, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyor. Türkiye, “Tarihimin ve kültür coğrafyamın bana kazandırdığı haklarımdan vazgeçmem mümkün değil” diyerek direndikçe de baskılar artıyor. 

ABD, Yunanistan’ı hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanmak istiyor. Yunanistan’daki bilim adamları da bu gerçeği görüyorlar. Fakat siyasetçiler, başarısızlıklarını gölgeleyebilmek için, hamaset nutuklarıyla yaptıkları algı operasyonlarıyla halkı yanıltma çabası içindeler. 

TUZAKLARI BOŞA ÇIKARMAK ZORUNDAYIZ

Ege’nin iki kıyısında, yüzyıllar boyunca birlikte yaşamış olan insanların birbirlerine düşman olmaları için bir neden yok. Fakat, Ege’nin iki kıyısındaki insanların barış içinde yaşamaları, küresel güçlerin işlerine gelmiyor. Bu duygusal insanları kışkırtıp kapıştırarak hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. 

Binlerce kilometre uzaklardan gelerek Ortadoğu’nun, Doğu Akdeniz’in, Afrika’nın zenginliklerini yağmalama çabası içinde olanların Yunanlıları ya da Türkleri mutlu etmek gibi bir kaygıları yok. Onların tek dertleri, dün olduğu gibi bugün de, iki komşu ülkeyi çarpıştırmak ve kendi çıkarlarına uygun bir dünya düzeni oluşturmaktır. Tarihte yüzyıllar boyu yanyana yaşamış insanlar olarak, bu tarihi ve ekonomik gerçekleri görmeli ve kurulmak istenen tuzakları boşa çıkarmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.