ÜÇ İMZALI BİLGE GAZETECİ

UZMAN GAZETECİ ÖRNEĞİ

ÜÇ İMZALI BİLGE GAZETECİ

UZMAN GAZETECİ ÖRNEĞİ

24 Ağustos 2018 Cuma 14:56
216 Okunma
ÜÇ İMZALI BİLGE GAZETECİ

M. KEMAL SALLI

ayatının her döneminde çalışkan bir öğrenci gibiydi; ülkemizin en ünlü şirketlerinde, kuruluşlarında çalışırken de, üniversitelerde ders verirken de sürekli not tutardı. Toplumun her kesimiyle merhabası vardı. “Ayşe Teyze” ve “Ali Rıza Amca” toplumla olan sımsıcak bağının simgeleridir. 

Ekonominin en çetrefilli konularını eğitim düzeyi bir Ayşe Teyze’nin ve Ali Rıza Amca’nın anlayabileceği şekilde anlatmak, o kadar kolay değildir. Ülkeyi yönetenlerin aldıkları bir kararın ya da ekonomiyle ilgili herhangi bir gelişmenin Ali Rıza Amca’nın cebine ya da Ayşe Teyze’nin mutfağına nasıl yansıyacağını anlatabilmek için, bilgi ve becerinin yanı sıra, bir bilgelik aydınlanmışlığı gerektirir. 

Gazetelerin en az okunan sayfaları ekonomi sayfalarıdır. Bugün gazetelerde ekonomiye sayfalar ayrılıyorsa, televizyonlarda sabah-akşam ekonomi programları yapılıyorsa, bunu, duayen gazetecilerden Necati Zincirkıran’a borçluyuz. Zincirkıran öncesinde gazetelerde ekonomi haberleri için özel sayfalar yoktu. Yazılarını bilgilenerek okuduk, yıllarca.. 

Necati Zincirkıran Üstadımız ekonomi gazeteciliğini başlattı, sağolsun, ama Batı medyasının güzel bir geleneği olan “obituary” yazı geleneği, bizde nedense henüz tam anlamıyla başlatılamadı. Yalçın Bayer’in de altını çizdiği gibi, kamuya malolmuş, ülkesine unutulmaz hizmetler vermiş birilerinin ardından biyografik yazı yayınlama geleneğimizin olmaması, nedenlerini irdelememiz gereken büyük bir eksikliktir. 

EKONOMİ GAZETECİLİĞİ DENİNCE..

Ekonomi gazeteciliği deyince aklımıza ilk gelen isim Güngör Uras’tır. Son nefesine kadar o başdöndüren çalışma temposunu koruyabilmiş bir bilge aydınımız, üç imzasıyla da ün kazanmış bir örnek gazetecimizdi. Hayata veda ettiği hastaneye gelen ziyaretçilerine son kitabı olan “İndir Faizi, Bindir Faizi” adlı kitabını imzalayıp verecek kadar da hayata bağlıydı. 

Hayatının her döneminde çalışkan bir öğrenci gibiydi; ülkemizin en ünlü şirketlerinde, kuruluşlarında çalışırken de, üniversitelerde ders verirken de sürekli not tutardı. Toplumun her kesimiyle merhabası vardı. “Ayşe Teyze” ve “Ali Rıza Amca” toplumla olan sımsıcak bağının simgeleridir. 

Ekonominin en çetrefilli konularını eğitim düzeyi bir Ayşe Teyze’nin ve Ali Rıza Amca’nın anlayabileceği şekilde anlatmak, o kadar kolay değildir. Ülkeyi yönetenlerin aldıkları bir kararın ya da ekonomiyle ilgili herhangi bir gelişmenin Ali Rıza Amca’nın cebine ya da Ayşe Teyze’nin mutfağına nasıl yansıyacağını anlatabilmek için, bilgi ve becerinin yanı sıra, bir bilgelik aydınlanmışlığı gerektirir. 

Şöyle diyordu Uras Hoca: 

"Önemli olan yazılanın okunması, anlaşılmasıdır. Ben roman, hikaye değil, ekonomi yazıyorum. Yazdıklarımın anlaşılır olması gerekiyor. Konuya yabancı olanların yazıyı sıkılmadan okuyabilmelerini temin etmek, konuya ilgi duymalarını sağlamak gerekiyor. Arada sırada olayları hafife almak, okuyucunun tanıdığı kişileri, yazının içine oturtmak ilgi çekiyor. Nasıl ki ‘Saf ve Bakir Anadolu Çocuğu’ olarak kendi üzerimden, başkalarının sorunlarını anlatıyorsam, aynı şekilde halkımızın çoğunluğunun temsilcisi olan Ayşe Hanım Teyzem, Ali Rıza Bey Amcam ve İşçi Memed üzerinden de halkın sorunlarını tartışmaya açıyor, halka bilgi veriyorum."

“SAF VE BAKİR ANADOLU ÇOCUĞU”

Kendinden sözederken, “saf ve bakir Anadolu çocuğu” derdi; kendini, hayatının her döneminde bu topluma borçlu hissetmişti. İşter fabrikatör olsun, isterse bir işçi, her bireyin topluma olan borcunu ödemesi, bunun için de, işini doğru yapması ve çok çalışması gerektiğine inanırdı. Onun görüşüne göre her birey ekonominin bir dişlisi gibiydi; bir tekinin işini doğru yapmaması bile ekonominin işleyişini olumsuz etkileyebilirdi. O nedenle, emeğe, üretime ve toplumun her kesimindeki insana verdiği değer hiç unutulmayacaktır. Gittiği bir lokantada yemekler lezzetliyse, çalışanlar görevlerini güler yüzle yapmışsa, isimlerini not eder, yazılarında onlardan sözederek onurlandırırdı. 

Bilgi ve birikimlerini, ürettiği fikirleri paylaşabilmek için sürekli yazardı. Güngör Uras da, Ali Rıza Kardüz de Tevfik Güngör de aynı kişiydi. Kitaplarında onu Prof. Dr. Güngör Uras olarak tanıdık; nemalandık, bilgilendik. Sabancı şirketlerinde yöneticilik yaparken gerçek kimliğini Ali Rıza Kardüz’ün arkasına gizlemek zorunda kaldı; Dünya gazetesinde, 37 yıl aralıksız yazdığı yazıları ise, Tevfik Güngör imzası altında okuduk. 

ECEVİT’İ DÜŞÜRENLERDEN MİYDİ?

1979’da Ecevit Hükümeti’ni TÜSİADın verdiği ilanların düşürdüğü konuşulur. O dönemde Güngör Uras TÜSİAD’ın Genel Sekreteri olduğundan, bu olayla anılmaktan, bu işte parmağı olduğunun ima edilmesinden hep rahatsızlık duymuştu. Bu rahatsızlığını yıllar sonra, 21 Ocak 2015’te Milliyet’te yazdığı bir yazıda açıklık getirme gereği duymuştu: 

“Ecevit’i TÜSİAD’ın düşürdüğü bir şehir efsanesidir. Ecevit Hükümeti’ni TÜSİAD değil, terör düşürdü.”

76 yaşındayken, bir resmi ziyaret dolayısıyla, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Suudi Arabistan’a gittiğinde, bir fırsatını bulup umre yapacak kadar inançlı,  Elif Uras’ın açtığı resim sergisi nedeniyle çıkan yazılarda, “Güngör Uras, giderek, ‘Elif Uras’ın babası’ diye anılır olacak” satırlarını okuduğunda mutluluktan hüngür hüngür ağlayacak kadar duygusal bir insandı. 

GENÇ GAZETECİLERE

Genç gazetecilere yeri gelmişken bir tüyo vereyim. Güngör Uras Hocama, zaman zaman, Tophane’den Galatasaray’a uzanan yokuşlarda rastlardım. Üç imzayla yazdıklarından anlardık, yedi tepeli İstanbul’un başka yokuşlarını da tırmanıyordu Uras Hoca, birşeyler arıyordu.. Boğaz’da oturup çay yudumlamak varken, akpak olmuş saçlarıyla İstanbul’un yokuşlarını arşınlayan Uras Hoca, Davinci’nin Şifresi’ni değil, elimizden kayıp giden İstanbul’un, küreselleşme rüzgarlarıyla savrulan toplumun yitirdiği kültürel zenginliğimizden arta kalanları arıyordu. 

Güngör Uras Hocamızın yazdıkları, yalnız ekonomi yazarları için değil, her alanda başarılı bir gazeteci olmak isteyenler için en değerli kaynaklardır. “İdir Faizi, Bindir Faizi”den başlayarak, ulaşabildiğiniz bütün kitaplarını okuyun bu üç imzalı bilgenin kitaplarını. Mutlaka yaşantınıza yön verecek fenerler bulacaksınız. 

GÜNGÖR URAS’I DA, ALİ RIZA KARDÜZ’Ü DE, TEVFİK GÜNGÖR’Ü DE ÇOK ARAYACAĞIZ

Güngör Uras, engin bilgi birikimiyle, ülke yöneticilerine, işadamlarına olduğu kadar, Ayşe Teyze ile Ali Rıza Amca’ya da yararlı olmaya çalıştı. Ekonomi gerçeklerini, toplumun her kesimine,  anlayabilecekleri dille anlatma konusunda çok başarılıydı.

 Ayşe Teyze de, Ali Rıza Amca da karanlıkta kaldılar..

Güngör Uras’ı da, Ali Rıza Kardüz’ü de, Tevfik Güngör’ü de çok arayacağız. 

Allah rahmet eylesin, mekanları Cennet olsun..

……………………

GÜNGÖR URAS KİMDİR?

Prof. Dr. Tevfik Güngör Uras  (d. 22 Temmuz 1933)  Türk gazeteci ve yazardır. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da TED Yenişehir Koleji’nde tamamlayan Güngör Uras; 1955 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ‘Mali Şube’sinden mezun olmuş, 1988’de Boğaziçi Üniversitesi’nde doçentliğe hak kazanmış, 1994’te Marmara Üniversitesi’nde Profesör olmuştur.

Çalışma hayatına Halk Bankası Genel Müdürlüğü ile başlayan Uras, daha sonra Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, İktisadi Planlama Dairesi Uzmanı olarak görev yaptı. 1974 – 1980 yılları arasında TÜSİAD Genel Sekreterliği görevinde bulundu. Aksigorta İdare Meclisi Başkanlığı yapan Güngör Uras, 1993 yılına kadar İ.Ü. İktisat Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi, 2001 yılına kadar da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 1968 yılında Türkiye İktisat Gazetesi`nde köşe yazarlığına başlayan Uras, sırasıyla Rapor, Tercüman, Güneş, Sabah, Yeni Yüzyıl, Dünya ve Milliyet gazetelerinde köşe yazarlığını sürdürdü. Uras en son Dünya ve Milliyet gazetelerinde yazıyordu. Evli ve bir çocuk babasıydı.

Güngör Uras, 1980 yılından itibaren Prof. Dr. T. Güngör Uras, T. Güngör Uras, Güngör Uras, Tevfik Güngör, Ali Rıza Kardüz imzaları ile 10.000 civarında makale yazdı.

YAYINLARI

Halk Kredisi ve Türkiye'de Tatbiki, Ege Matbaası, Ankara 1955

Küçük Sanayiciler İçin Kooperatif, Ajans Türk Matbaası, Ankara 1965,

Gelişmekte Olan Ülkelerde Tarım Kooperatifleri, ( Margeret Digby'den tercüme), Doğuş Matbaası, Ankara 1966

Tarım Kooperatifleri ile Devlet Arasındaki İlişki, Doğuş Matbaası, Ankara 1966

İkinci Beş Yıllık Plan Özel Sektör İçin Neler Getiriyor? Odalar Birliği Basımevi, Ankara 1967

What will the Second Five car Development Plan Bring to the Private Sector, Odalar Birliği Basımevi, Ankara 1967

Sanayiciler İçin Teşvik Tedbirleri, Kağıt ve Basım İşleri A.Ş., İstanbul 1968

Devalüasyon Öncesi ve Sonrası Ekonomik Gelişme Politikası, Odalar Birliği Basımevi, Ankara 1971

Recent Economic Policies in Turkey, Odalar Birliği Basımevi, Ankara 1971

Tarım Satış Kooperatifleri Sistemi Yoluyla Tarım Ürünleri Fiyat Destekleme Politikasının Finansmanı Sorunu, Şark Matbaası, Ankara 1971

Türkiye'de Sermaye Piyasası, Şark Matbaası, Ankara 1973

Türkiye'de Yabancı Sermaye Yatırımları, Formül Matbaası, İstanbul 1979

Borsa, Sabah Yayını 1990

Turkey, From Ten Thausand Years of Civilization to the Present ( Yılmaz Karakoyunlu ile ortak yayın) Creative Yayıncılık 1991

Ekonomide Özal’lı Yıllar (1980 – 1990) Afa Yayını 1993

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.