Adem-11.04.2019.01.39

Beyefendi,zaman âhir zaman,dolayısiyle bu zamanda emanet’ lerin ehline verilmemesi normal.İfade buyurduğunuz gibi muhtelif  câmia ve cemaat’lerin başına naehil kimselerin getirilmesinde yadırganacak bir durum yok.

Aziz Kardeşim,Sosyal Medya’ da ,İnternet vasatında tedavüle sokulan her şeye inanmamak lazımdır.Ma’ alesef,İnternette dolaştırılan pek çok bilgi ve belge’ nin gerçek dışı olduğu tespit edilmiştir.Tespitlerimize göre, bahse konu bir muhavere işaret buyurduğunuz zatlar arasında hiçbir zaman geçmemiştir.Akıl sahibi hiç bir kimse Şer’i şerife tamamen mugayir,haşa nübüvveti hafife alan böylesine bir mevzu’u dile getirmek bile büyük bir hatadır.

Defe’aatle ifade ettim.Hazreti Üstazımıza herhangi bir şey izafe edilirse hemen Kur’ân-ı Kerime ve hadis-i Peygamberiye vurunuz. Eğer mutabık ise kabul,değilse hemen reddediniz.Zirâ,muâsırı muarız’larının bile ittifakla kabul ettikleri en bârız vasfı,”müteşerrî” olmasıdır.

Müteşerrî bir Mürşid-i Kâmil’in müntesiplerine ve evlâdı’na  hâşâ! Şeri Şerîfe mutabık olmayan herhangi bir şey izafe etmek aslâ  yakışmaz.

Aziz Kardeşlerim. Zaman zaman şu bölge’ den veya bu bölge den, vâKİ serseniş’ lerden anlıyoruz,ki:Şahsiyyeti gelişmemiş,İslâmi ve şer’i ilimler’ de formel eğitim almamış,tekâmül okumamış,bunc yıldır,bir ipe sap olmamış kimseler nevzuhur,Hazreti

Üstazımızın ta’ biriyle “ olaçıkagelmiş,” ba’ zılarının   sohbet’ tlerinde  Şer’ i Şerife,Sünnete ve Zikr-Hafi,Tarikat-i Nakşibendiyye-i Âliyye’ nin        Esâsâtına uymayan,yer yer,İsrâiliyyât’ a varan  şeyler söyledikleri ifade ediliyor.

Kardeşlerim.Merhum Büyüğümüz,Kemal Ağabeyimiz,bu kişilere,”Tevâkuş’ lar,” derdi.

Bunlar,devrin zâhiri idarecilerinin azad   kabul etmez  dalkavuklarıdır.Bunların söylediklerinin,Şer’ i Şerife uygunluğu bunlar için hiç önemli değildir.Yeterki dalkavukluğunu yaptığı kimse veya kimseleri sınırsız övmek ve   onda olmayanları her vesiyle   ona izafe etmektir.

Devrin hükümdarlarından birisinin bir dalkavuğu varmış,hükümdar’rın patlıcan       yemeklerinin   her çeşidine za’ afı varmış,dalkavuk,patlıcan yemeklerinin hertürlüsüne

Medhiyeler düzermiş,hükümdar,patlıcan yemeklerinin her çeşidinden tiskinti duymaya başlayınca, dalkavuk bu kerre   patlıcan yemeklerinin  ne kadar kötü ve iğrenç olduğuniu sayıp dökmeye başlayınca,hükümdar,”Bire  mendebur!Hani,habire patlıcan

Yemeklerinin faziletindenbahsederken ne oldu da şimdi zemmediyorsun?..

Dalkavuk:Hünkarım,” Ben patlıcan’ ın değil,sizin dalkavunuzum, demişti.Hazindir,ki, tarih boyunca şu mertebe’ de bu mertebe’ de,şu kademe’ de bu kademe bütün idarecilerin meddah’ ları  ve dalkavukları olagelmiştir.

İnsanoğlun’ un söylenen vasıflar kendisinde bulunmasa bile medhiyelere karşı bir za’ afı  vardır.Dalkavuk kendisinde bulunmayan vasıflarla kendisini medh’ etmeye başladığında,”Dur efendi Sen ne söyliyorsun,bu söylediklerinin hiçbirisi bende yok, deyiverse,dalkavuklara da dalkavukluklara da bir zemin kalmaz.

Vefa-14.04.2019.19,28

BA’ZI BEYANDA SİHİR,BA’ZI ŞİİR’DE HİKMET VARDIR1...(2)

Kalemine sağlık SAYIN Hocam!Teveccüh ve iltifatınıza teşekkür ederim.Ancak bu zemine daha fazla katkı vermenizi de beklerim.Efendim.

  YORUMCU’LARA CEVAPLAR VE MUTALA’ ALAR!...(5/27)          

Mahmûdî- 15.04.2019.13,51)

Sayın Hocam! Rabıta konusunda uygulamalarda,Ka’be-i Muazzama’da  ve MEDİNE-i Münevvere’ de bulunurken dahî yapılması hususunda görüşünüz nedir?

Aziz Kardeşim,sorduğunuz sualin cevabı çok zor.Zira,hal,tam bir keyfiyyet halidir.Rabıta,kulun dâima İlâhi murakabe altında bulunması halidir.Kul buna muvaffak olamadığında,dâimi murakabe altında bulunan bir zatı kendisine vesiyle kılar,onun eteğinden yapışır, onun vasıtasıyla kendisini dâimi murakabe altında olduğunu hisseder.Haremeyn,mü’minlerin kendilerini dâimi    İlâhi murakabe altında olduklarını en ziyade hissettikleri zamanlardır.Elbette MEDİNE-İ Münevvere’de ve Mekke-i Mükerreme’de  rabıta yapılmasında bir mahzur yoktur. Ancak,Huzur-u ResûLULLAH’ a varıldığında,istiğrak halinde bulunulduğu için te’eddüben    yapılmaması uygun olur. Diğer taraftan,tavaf mekanında bulunurken,tavaf ve namazların haricindeki vakitlerde,Ka’ be-i Muazzama’ya bakmak ibadettir.Allah’ın evinde Allah’ın misafiri iken her halde başka şeylerle meşgul olmak uygun olmaz.

 YORUMCU’LARA CEVAPLAR VE MUTALA’ ALAR!....(5/28)

Aczimin  Giryesi-22.04.2019.01,01.Esta’ğfirullah hocam!Duâ buyurunuz.Selâm ve hürmetler.Aziz Kardeşim.Bilmukabele selâm eder,du’â’larınızı beklerim.Mübârek Ramazan-ı Şerif ayının nice hayırlara vesiyle olmasını niyaz ederim.

      YORUMCU’LARA CEVAPLAR VE MUTALA’ALAR!...(5/28)

Adem Gencer-26.04.2019.03,23

Hocam Selamün aleyküm.Tarihçi Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı’ da faiz başlığı ile youtu.be’de,kat’i haram olan faizden bir çıkış yolu gösteriyor.anlayamadım,Faiz mevzu’unda  fetva veren şeyhulislâm var mıdır?Bu hususta bizi bilgilendirir misiniz?

      Aziz Kardeşim.Dikkatlice izledim,dinledim.Hiçbir veçhile Allah’ın kat’î olarak haram kıldığı faiz için bir mahreç-çıkış yolu yoktur.Tefeci’den bir malı değerinin üç-beş katına

Vadeli alıp,zararına peşin olarak satmak da dolaylı olarak bir faiz muamelesidir.doğrudur,ticarette asgarî bir kâr marjı bulumamakla birlikte fahiş fiyatla mal satmak da haramdır.

     Sevgili Peygamber’imiz,”Ticarette ne aldatınız,ne de aldanınız,” buyurmuşlardır.Faizden  kaçarken,insanlarımızı fahiş fiyatla alım-satıma,ya da ihtikâra sevk etmenin hiçbir ma’nası yoktur.Yatırım Bankası-faizsiz Banka diye yutturulan Bankacılık sistemleri aslında  faize kâr payı kılıfı uydurmaktadırlar.Ticarette rizk vardır.Zarar kâr’ın kardeşidir.Fakat bu sistem’de hiç zarar gösterilmez.Aksihalde hiçbir mûdî Sisteme para yatırmaz.Yatırım Bankaları topladıkları fon’ları       gıda ve ihtiyaç  madde’lerine yatırıp   stoklamaktalar,mal kıtlığı zuhur ettiğinde,fahiş fiyatlarla piyasa

Sürmekteler,ihtikâr’a sebep olmaktalar.

      YORUMCU’LARA CEVAPLAR VE MUTALA’ALAR!...  (5/20)

Furkan Öz-26.04.2019.14,26

“mevlâna Halid  Hazret’leri asrın müceddidi idi.Bunda ittifak vardır.Pek az insana nasip olmuştur.Süleyman Efendi Hazret’leri ise,gayretli bir alim ve mücahid’dir.”

      Furkan Kardeşim.Müktesebâtınız,Kültürünüz anlayabildiğim kadariyle bu mes’eleyi tartışmaya müsaid değildir.Halid-i Bağdadî’ nin,asrın müceddidi olduğunda ittifak   vardır,buyurmuşsunuz.Doğrudur,masonların,Ömer Feyzi Mardinî  gibi,Küçük Hüseyin Efendi gibi,Küçük Hüseyin Efendi’nin kabri başında katledilen Uzeyr Garih gibi yahudî’lerin  ve bilumum tasavvuf kalpazanlarının ittifakı olabilir.Fakat hakiki ehl-i Tasavvuf bu iddialara gülüp geçerler.

Beyefendi.Okur yazar iseniz,Süleyman Efendi Hazret’lerinin kim olduğunu,Halid-i Bağdâdî’nin kim olduğunu öğrenebilmeniz için,asgarî Türkiye Diyanet Vakfı,İslâm Ansiklopedi’si Tunahan  Maddesi ve Halid-i Bağdâdî  Maddesini okumanızı tavsiye ederim.Ayrıca,bu zeminde yıllar içinde Halid-i Bağdâdî ile alakalı onlarca yazı yazdım.

Vaktiniz varsa onları da bir inceleyin,biraz ma’lûmat sahibi olduktan sonra bu mes’eleyi tartışalım.Aziz Kardeşim...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.