Teknoloji son yıllarda o kadar hızlı ilerledi ki, üç beş yıl öncesinin son moda ürünlerini, bugünlerde biraz da sadakatle kullanacak olsanız, özellikle de gençler arasında adınızın dinozora çıkmayacağının garantisi yok. 

Duman, güvercin, telgrafın telleri, telsiz telefon falan derken geldiğimiz noktaya bakın. Hani, "Geldiğimiz noktaya bakın" derken dahi tedirginim. Sanki son noktayı vurgularken bile, "az önce" modası geçen bir şeyi "son teknoloji 'imiş gibi yazacakmışım hissine kapılıyorum. 

Ev telefonları varken öyle bir endişemiz yoktu. En büyük lüksümüz evimizde bir telefon olmasıydı. Üstelik modası da geçmezdi. 

Bildiğim, konuştuğum ilk telefon bordo renkli, bir çark üzerindeki tuşlarını parmağımızla tek tek çevirdiğimiz aletti. 

Annem anlatır: eskiden eve telefon bağlatmak uzun soluklu meşakkatli bir işmiş. Telefon bağlatabilmek için ilkin kayıt yaptırılır, bedel ödenir, hatta telefon makinesi için depozito yatırılırmış. 

Uzun bir süreden sonra eve telefon bağlanırdı. Tabii o sokakta bu şansı bir iki ev yakaladığından komşulardan "ahbap sayısı artardı"

Komşum, bir telefon edebilir miyim? Gibi talepler artınca, telefona minik kilidiyle kara bir para kutusu eklenmiş. 

Ev telefonu. 

Eskisi kadar rağbet görmüyor. Hatta yok denecek az sayıda var.

Zaman internet zamanı. Mobil hat vazgeçilmezimiz.

Hepsinde şart var. Şu kadar zaman kalmayı taahhüt ederse, indirim yapacaklar. 

O arada ayrılmak istersek.

İşimiz zora girse.

Faturaları ödeyemeyecek duruma düşsek ve desek ki, biz artık ödeyemiyoruz. Kontörlü hatta geçeceğiz. Biz artık ödeyemiyoruz. Kontörlü hatta geçeceğiz. 

Ne kadar paramız varsa o kadar konuşacağız.

Kabul etmiyorlar. Olmaz!

Cayma bedeli alıyorlar.

Taahhüttünüz biterse, hemen bindirmeye başlıyorlar.

Neymiş efendim, serbest tarife. Kaptırabildiğin kadar.

Hattı iptal etmeye kalksan, yıl sonuna kadar vergi.

Yahu kullanılmayan hattın vergisi mi olur?

Neymiş? Şirket yılbaşında peşin ödemiş miş.

Yahu kardeşim, yıl sonuna kadar sözleşme yapmadığın kişi adına nasıl vergi ödersin.

Hikâye. Derdini kime anlatacaksın?

Çağrı merkezinde bu milletin işe ihtiyacı olan gençlerine iş vermişler.

Eze eze çalıştırıyorlar. Ellerine hazır metin vermişler. Yazan ne ise o.

İşin garibi: bizim insanlarımız tüm hıncını onlardan çıkarıyorlar: 

Onların tek suçu günahı, o işe ihtiyaçları olması. Orada çalışıyor olmak.

Velhasıl. Ölsek taahhüdümüz varsa o parayı zorla ödeyeceğiz. 

Geride kalanlara telefon faturası miras bırakacağız.

Yetmedi, vergisini miras bırakacağız.

Kur garantisi yok.

ÖTV, KDV, ÖİV.

Alfabetik tüm vergiler mevcut. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.