Bir varmış, bir yokmuş demeyeceğim bugün.

Dün vardı, bugün yok diyeceğim. 

Bir çocuk vardı, daha düne kadar. 13 yaşındaydı. Çok gençti. Hayattan çok umutlu. Gözlerinin içi parlıyordu insanlara bakarken ve hep dudağının kenarından taşıyordu bir yudum tebessümü.

Hayattan çok fazla bir şey isteyecek yaşta değildi. Yine de hayalleri vardı yarına dair. Belki de okumak istiyordu, bir Polis,Hakim, avukat, ne bileyim, beki de bir öğretmen olabilmek için. Ama olmadı. Oldurmadılar. 13 yaşındaki Ferhat "kan davası"na kurban gitti. 

Bu üzücü haberi kısaca aktarmak istiyorum. 

Şırnak'ın Silopi ilçesinde 13 yaşındaki çocuk okul yolunda bıçaklanarak öldürüldü. Yenişehir Ortaokuluna gitmek için çıkan Ferhat Şengil, okul yolunda boğazından ve vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklanarak öldürüldü. 

Olayla ilgili soruşturmada, cinayetin kan davası nedeniyle işlendiği ihtimali üzerinde durulduğu öğrenildi.

Silopi'de 22 Mart'ta aralarında husumet bulunan Şengil ve İsaoğlu aileleri arasında tartışma çıkmıştı. Tartışmanın bıçaklı kavgaya dönüşmesi sonucu aynı aileden iki kişi yaralanmıştı. Gözaltına alınan 27 yaşındaki Cemal İsaoğlu, 25 Mart'ta emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolü amacıyla Silopi Devlet Hastanesi'ne götürülmüştü. Hastane önüne gelen karşı taraftan beş kişinin, ailelerinden iki kişiyi yaraladığı gerekçesiyle bıçaklı saldırı sonucu İsaoğlu, ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Çıkan arbedede bir polis memuru da yaralanmıştı. 

Olaya neresinden bakarsak bakalım, içler acısı bir durum. Giden de yanıyor, kalan da. Akıtılan her kan'da kinler biraz daha bileniyor. Ne  öfkenin hızı kesiliyor, ne de edilen intikam yeminlerinin ardı arkası kesiliyor. 

Ülkemiz de yıllar yılı bu çağ dışı "gelenek" yüzünden büyük acılar yaşandı. Yaşanmaya da devam ediyor. Şimdilerde çok daha büyük olaylar nedeniyle gazete sayfalarında yer bulamasa da 3. sayfalarda yer alan cinayet haberlerinin önemli bir kısmı kan davalarının sonucudur. 

Kan davası nedir malum herkes biliyor. Ama kan davasının mantığını kabullenmek ayrı bir durum.

Kan kanla temizlenir mi? Bu mantığa göre evet. Aslında biriken kine karşı oluşan bir reaksyondur. Savaşlarda da aynı durum söz konusu, bir taraftan birisi öldürüldü mü diğer tarafta karşı taraftan bir kişiyi öldürür. Kendi kendini bitiren sistemler vardı. Kan davası da buna benziyor. Bitmeyen bir kavga gibi herkes sırasını bekliyor, diğerini öldürmek için. Yıllarca bir sürü insanın ölümüyle sonuçlanan kan davaları resmen savaş gibi. 

Kan insanı öyle kör eder ki kana karşılık olarak küçük çocuklar dahi feda ediliyor. Yeter ki töre yaşasın. Yerin dibine batsın töreniz. Gencecik insanlar katil olup cezaevlerinde çürüyor. Öldürülen de mezarda çürüyor. Kaç çocuk bu sebeplerden dolayı anasız ve babasız kaldı. Kaç anne göz yaşlarından kör oldu. 

Kan davası sadece köy yerlerinde değil, büyük şehirlerde de benzer şekilde devam ediyor. Özellikle gruplara ayrılmış gençler arasında her gün onlarca genç kan davasının kurbanı oluyor.  

Bu durum bize her ne kadar serserilik gibi görünse  de, gençler bunun adına kan davası diyorlar. Hazır yeri gelmişken bu konuya da kısaca değinmek istiyorum. 

Ülkemiz de, hemen hemen her sokağın farklı gruplara ayrılmış gençleri vardır.  Ve bu gruplar arasında mutlaka bir husumet vardır. İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz? aralarındaki düşmanlık konusu incir çekirdeğini doldurmayacak cinsten. 

Kavga konuları ise hiç değişmez. Ya kız davasıdır, ya da köşe kapma davası, ne baktın oğlum davası vb Çocukça kavgalar. Ancak gelin görün ki, o çocukça dediğimiz kavgalar daha on sekiz yaşına bile girmemiş gençleri'in canına mal oluyor. 

Önce toplu halde karşılıklı bir meydan muharebesi, ki öyle düşündüğünüz gibi yumruklu, tokatlı falan da değil. Silahlı, bıçaklı kavgalar. Ve her kavganın sonunda gurplardan bir veya iki kişi yaralanır hatta bazen hayatını kaybeder. Ve böylelikle  kan davası başlar. 

Uzun bir süre polisten kaçtıkları için ortalarda görünmezler. Bu kardeşim dedikleri arkadaşlarının kanını yerde bırakacakları anlamına gelmez. Bir müddet bekledikten sonra, silahlarını kuşanıp, arkadaşlarını öldüren gruba saldırı düzenlerler. Ve karşı gruptan da bir kişiyi öldürmeden orayı terk etmezler. 

Bir film sahnesi değil bu. Maalesef günümüz gerçeği. 

Yazımı sonlandırmadan, içinde kin biriktiren insanlara minik bir öğüt vermek geçiyor içimden.  Ama beni kimse dinlemez ki. Zaten sakalım da yok. Ama sakalı olan Cami hocalarımız, imamlarımız var. Benim anlatamadıklarımı, duyuramadıklarımı düşman aileleri bir araya toplayarak Sevgiyi, hoş görüyü, düşmanlığın, kinin zarardan başka bir işe yaramadığını anlata bilirler. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ramazan Yılmaz-Yazar 2019-12-19 23:02:35

Sen Allah'ın bir lütfusun bu millete.

İstanbul Fatura Basımı

avukat kartvizit

evden eve nakliyat

ofis taşımacılığı