Zaman, kişiye göre, içinde bulunulan duruma göre değişen göreceli bir kavramdır. Bazen dakikalar geçmek bilmez, bazen günler aylar su gibi akıp gider. Yaş aldıkça vakit daha çabuk geçer derler ama, bu da herkese göre farklıdır.

Pandemi, maske, mesafe, pahalılık, zamlar, dolar, akaryakıt, patlıcan şu kadar olmuş, marketlerde yağ bulunmuyormuş falan derken Ramazan’ın sonuna gelmişiz.

Son iki yıldır korona derdinden Ramazan’ın tadına varamamıştık. Bu yıl artık salgın hafifliyor diye düşünürken, gündem o kadar yoğun geçti ki, Ramazan’ın da tadına sanki tam olarak varamadık.

Aslında artık eski Ramazanların tadı yok diyeceğim ama, çok klasik bir söylem olur diye vazgeçtim. Yeni nesil eskileri bilmediği için, belki de hiç böyle düşünmüyordur.

Gerçi yeni neslin Ramazan’la ne kadar ilgilendiği de tartışılır ya…

Çocukluğumuzda en azından akşamları pide almak bizim görevimizdi. Hele oruç da tuttuysak iftar saatine yakın fırınların önünde pide kuyruğuna girmenin tadı bir başka olurdu. 

Sıcacık pidenin kokusu etrafı sararken, gözlerimiz minarelerin şerefesindeki kandillerin yanmasını beklerdi.

Şimdi pide kuyruklarında pek çocuk görünmüyor. Fırınların önünde bir araç trafiği var ki, sormayın gitsin. Artık işten dönen insanlar pidelerini arabalarıyla gelip alıyorlar. İftar için minarelere bakan da yok tabii. Herkesin evinde bir televizyon, yetmedi herkesin elinde cep telefonu var.

**** 

Oruç tutanlar mı azaldı, tutmayanlar mı çoğaldı istatistikini yapmak pek mümkün değil. Ancak aleni yiyenlerin sayısında öyle artış var ki, adımız “Müslüman bir ülke” olmasına rağmen sokaklarda Ramazan olduğunu fark etmek mümkün değil.

Şeklen ve söylem olarak dindar görünüp, bunu davranışlarına yansıtamayanlar yüzünden, dine de dindara da saygı azaldı. Oruçlu insanın yanında bir şey yemeyi saygı gereği doğru bulmayan anlayışlı kimseler kalmadı artık.

Küreselleşme ve globalleşme, toplumsal hayatı bireyselliğe dönüştürdü. İnsanlar daha bencil, daha  ferdiyetçi bir yapıya sahip oldular. Kimse kendi davranışlarıyla ilgili başkasından bir söz duymak istemiyor Herkes her şeyi kendince en iyi bildiği iddiasında.

Din karşıtı olanlar kadar dindarlar da bilgiyi nereden almış olurlarsa olsunlar, en iyi dini kendi bildiklerini, kendi anladıklarını sanıyorlar. Neredeyse her hoca efendi kendi cemaatini kurmuş durumda. Sorsanız herkesin kendi anlayışına göre bir din algısı var.

Halbuki azıcık düşünse insan, Müslüman tek bir Allah’a, onun son peygamberi Hz. Muhammed’e ve ona vahyedilen Kur’ân’a inanan kişiyse eğer, nasıl oluyor da her hoca efendi birbiriyle uyumsuz, hatta bazen zıt fikirler bile öne sürebiliyor?

Eğer bu söylenenler kişilerin anlayışları ve kendi yorumlarıysa, ben sadece benim bildiklerimin doğru, benim dışımda herkesin inancının eksik veya yanlış olduğunu nasıl iddia edebilirim?

İnananlar bu iki soruyu sorabilse, belki gerçeği bulmaları daha kolaylaşacak, en azından başkalarına kızmak, küçümsemek, dışlamak, alay etmek gibi gereksiz şeyleri yapmaktan vazgeçecekler. Bunu bile beceremiyorlar.

Tuhaf olan gerçek şu ki, inanmayanlar, şüphe duyanlar bu soruları soruyorlar ve ne yazık ki yeterli dini bilgisi olmayan kimselerden tatmin edici cevap da alamayınca deist, ateist ya da agnostik olmayı tercih ediyorlar.

***** 

Ramazan’ın en önemli özelliği, bildiğiniz gibi Kur’ân-ı Kerim’in indirildiği Kadir gecesinin bu ayda olması.  Tam olarak tarihi belirli olmayan ve muhtemelen son 10 gün içinde olduğu sanılan bu mübarek gece, geleneksel olarak Ramazan’ın 27. Gecesinde kutlanıyor.

Belirsizliğin asıl sebebi,  elbette her gecenin “Kadir” kıymetiyle değerlendirilmesinin sağlanması. Ama bizim gibi tembeller için 27. Gece diye belirlenmesi işimize geliyor. Gece bin aydan hayırlı ya, İnternette tavsiye edilen birkaç duayı, bir iki âyeti okuyarak, bütün ömrümüzü sanki ibadetle geçirmiş gibi olacağız ve hayat boyu yaptığımız yanlışlar, kötülükler silinip gidecek, yaptıklarımız yanımıza kâr kalacak sanıyoruz.

Sizce olabilir mi, bunun mantıklı bir yanı var mı?

Olabilir de tabii… Kişinin iç dünyasını bilen yalnızca yaratıcımız olan Allah’tır. O sadece yaptıklarımız, ettiklerimizi bilmekle kalmıyor, aklımızdan geçenleri, daha doğrusu bütün niyetlerimizi de biliyor. Çünkü bizi düşündüren güç de zaten O.   

Bu sebepledir ki, İslâm’da ameller niyetlere tâbidir. Siz iyi niyetle bir iş yaparsanız, sonucu kötü bile olsa sevabını kazanırsınız. Kötü niyetle yaptığınız bir hareket, tesadüfen iyi sonuç doğursa bile cezasını yine çekersiniz.

Müslümanlık aslında bu haliyle yaratıcıya teslim olma sanatıdır. Her şeyi yoktan var eden ve kâinattaki her zerrenin hareketini takip eden o yüce kudret için zorluk da yoktur, bilinmezlik de yoktur.

Allah insana akıl ve irade gücü vererek kendi kendini kontrol etmesini sağlamıştır. Bunun farkına varmadan insan da olunmaz Müslüman da olunmaz. Oruç tutmaya niyetlendiğimiz zaman, kimseye görünmeden yiyip içebiliyor muyuz? Hayır. Neden? Çünkü biz söz verdik, teslim olduk. Bizi gören ve denetleyen bir tanrımız var.

Peki sadece oruç tutarken mi izleniyoruz? Niye başka zamanlarda yaratıcımızın her şeyi bildiği, gördüğü, işittiği gerçeğini unutuyoruz? 

Demek ki kendimizi şu veya bu şekilde anlatmamıza gerek yok. O her şeyi en ince teferruatına kadar biliyor. Rahmetinin ve mağfiretinin genişliğinde de şüphe yok. O affedicidir, affetmeyi de sever. Yeter ki biz affedilmeye lâyık bir kul olalım.

***** 

Ramazan’ın sonu bayrama çıkar biliyorsunuz. Bu bayramın Ramazan’a bağlı bir yanı varsa -ki mutlaka vardır, çünkü adı üstünde Ramazan Bayramı’dır- eğer doğru dürüst değerlendiremediysek, bayram yapmayı hak edip etmediğimizi de düşünmemiz ve sorgulamamız gerekir.

Biliyorsunuz, dinî bir sorumluluk yüklenebilmemiz için önce aklı başında bir insan olmamız gerekiyor. Aklı olmayanlar dini uygulamakla mükellef değiller. Akıl dediğimiz nimet de kâinattaki bütün mahlûkat arasında sadece insana verilmiş. Zaman zaman belki kendimize, etrafımıza, dostlarımıza “insan” olduğumuzu hatırlatmak gerekiyor.

Bütün okuyucularıma ve Basın camiasına, bu duygularla, insan olduğumuzu unutmadan, sağlık ve huzur dolu bir ortamda, insana yakışır bir hayat sürebileceğimiz nice kandil geceleri, nice bayramlar diliyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.