Doğu Türkistan, kan ağlıyor!

Filiz Bahçıvan’ın röportajı için tıklayınız...

Doğu Türkistan, kan ağlıyor!

Filiz Bahçıvan’ın röportajı için tıklayınız...

13 Aralık 2019 Cuma 00:00
506 Okunma
Doğu Türkistan, kan ağlıyor!

RÖPORTAJ: FİLİZ BAHÇIVAN

Şimdi verirken son nefesimi,

bu son seslenişim size

Ya tutun ellerimizden,

ya da Gardaş demeyin bize.

Doğu Türkistan, kan ağlıyor!

Bakanı yok. Burada Müslüman Türkler zulme uğruyor. Hem de en ağır şekilde. 

Çin'in vicdanlara sığmayan uygulamalarının ve hukuk ihlallerinin ardı arkası kesilmezken insanlık susmaya devam ediyor.  Çin yönetimine karşı dünyadan hiç bir tepki yok. Kardeşlerimizin yıllardır yurtlarından göçe zorlandıklarını, kurşuna dizildiklerini, zindanlara atıldıklarını, işkence gördüklerini, ibadet etmelerinin yasaklandığını bütün dünya biliyor. Söz konusu Türk ve Müslümanlar olduğunda insan hakları savunucuları ortalarda görünmüyor. 

Peki ya biz!

Biz neredeyiz? 

Aslına bakarsanız biz varla yok arasında bir yerdeyiz. Sesimiz çıkıyor ama kısık. Yeterince gür çıkmıyor!

Peki Doğu Türkistan'da neler oluyor? Orada bulunan kardeşlerimiz neden zulüm altındalar ve ne tür işkencelere maruz kalıyorlar? 

Merak edilen tüm bu soruları Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi Başkanı Dr. Abdüsselam Teklimakan'a sorduk. Ayrıca Doğu Türkistan'da yaşadığı bir takım zorulukları bizimle paylaşan bir konuğumuz daha var. Lafı daha fazla uzatmadan sözü onlara bırakıyorum. 

Merhaba, Abdüsselam bey- sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Ben Abdüsselam Teklimakan, Doğu Türkistan’da doğdum. Şu anda Marmara Üniversitesinde ilahiyat alanında doktora yapıyorum. Aynı zamanda Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi başkanlığını yürütüyorum.

Kaç yıldır Türkiye'desiniz?

11 yıldır Türkiye’deyim.

Doğduğunuz topraklardan, sevdiklerinizden, anılarınızdan, dostlarınızdan ayırarak sizi mecburi bir göçe zorlayan neden neydi?

Bizi vatanımız ve ailemizden ayrılmaya mecbur bırakan yegane şey 70 yıldır kominist Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirmeye devam ettiği baskı ve işkencedir.

Kısaca Doğu turkıstan'ın tarıhınden bahseder mısınız. Doğu Türkistan nereden, nereye geldi?

Doğu Türkistan tarihi Türk tarihiyle birlikte başlar, Hun devleti, Göktürk devleti, Uygur Devleti, Karahanlı devleti gibi Türk devletlerinin kurucu ve yöneticilerinin arasında Doğu Türkistanlıların ecdadı da bulunur. 

1758 yılından Mançurlar tasarından işgal edilen Doğu Türkistan’da 1864 yılında Kaşgariye adında bir hanlık kurulmuş ve Osmanlı devletine biat etmiştir. Ancak Rusya ve Çin’in işbirliği neticesinde 1877 yılında yeniden işgal edilmiş ve 1884 yılında Sincan Eyaletine olarak Çin devletine ilhak edilmiştir. Sincan kelimesinin anlamı ise; yeni elde edile toprak demektir. 1884 yılında sonra Doğu Türkistan’daki mücadele devam etmiş ve 1933 yılında Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti, 1944 yılında ise, Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edilmiştir. 1949 yılında kominist Çin tarafından işgal edilmiş ve 1955 yılında Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Günümüze kadar sözde özerklik devam etmektedir.

Doğu Türkistan’da şu anda olup biteni birkaç başlık altında ele almak mümkün;

1- Toplama Kampları, Çin devleti 2017 yılında itibaren topla kampları tesis etmiş ve 3 milyon civarında Doğu Türkistanlıyı kamplarda tutmaktadır.

2. Aileleri kamplarda olan çocuklar başta olmak üzere çocukların tutulduğu çocuk kampları da bulunmakta olup, o kamplarda asimilasyon uygulanmaktadır.

3- kardeş aile projesi adı altında evlerimize Çinlileri yerleştirmektedir.

4- kamplarda tutulan Doğu Türkistanlıların organlarını çalarak, Organ ticareti ile meşgul olmaktadır. Çin organ ticaretinde dünyadaki ilk sıradadır.

Çinlilerin sizinle alıp veremediği nedir? Sizden tam olarak ne istiyorlar? 

Çin bizden müslümanlık ve Türklük kimliğimizden vazgeçmemizi ya da yok olmamızı istiyor.

Doğu Türkistan halkı 135 yıldır zulüm altında. Yani; 1884 yılından beri. İslamıyetı istedıgınız gıbı yaşayabiliyor musunuz?

İslamiyeti hiçbir şekilde yaşayamıyoruz. Camiye giriş kartı olmadan camilere giremiyoruz. Oruç tutmamız zaten imkansız gibi. Hacca gitmek gibi bir lüksümüz maalesef ki yok. İslamı öğrenebileceğiniz kurumlarımız yasaklanmış vaziyette.

Çinli yetkililerin Eğitim merkezi dediği Toplama Kamplarından bahseder misiniz?

Çin tarafından Yeniden Eğitim merkezi olarak adlandırılan Toplama kamplar 217 yılında beri devam etmekte ve 3 milyon civarında Doğu Türkistanlı orada işkence görmektedir.

Toplama Kampı için İşkencehane diyebilir miyiz?

Toplama Kampları tam anlamıyla işkence yerleridir.

Daha çok kimler, hangi mazeretle alınıyor toplama kapmlarına?

Toplama kamplarına âlimler, aydınlar, iş adamları, sanatçılar, sporcular ve toplumda değeri olan her kesimden insan bulunmaktadır.

Kamplarda ne tür işkenceler uygulanıyor?

Kamplarda beyin yıkama, psikoloji baskı ve bedensel işkencelerin yanı sıra, ilaç deneyleri, tecavüzler ve çeşitli vahşet yaşanmaktadır.

Sizinle konuşurken aklım bir an orada ki çocuklara gitti. Alacağım cevaptan korkuyorum ama, yine de sormak istiyorum.  Çocuklar için de bu tarz yerler "toplama kampları vs" var mı, ya da  onlar için farklı cezalar mı uygulanıyor?

Çocuklar için hazırlanma çocuk kamplarında beyin yıkama ve asimilasyon politikaları uygulanmaktadır.

“Her eve bir Çinli erkek” uygulamasını duyduk. Ve içimiz yandı. Doğu Türkistan'da her eve bir Çinli erkeğin yerleştirimesini ve bunun adına da "Kardeş aile projesi" denilmesini düşünmek bile insanı çileden çıkartmak için yeterli. Nedir bu Çinli erkek meselesi? bununla aslında ne yapılmaya çalışılıyor?

“Her eve bir Çinli erkek yerleştirme uygulaması da 2017 Nisan ayında itibaren devam etmektedir. Erkekleri Kamplarda olan evlere erkek Çinliler yerleştirilmektir. Amaç gayet açık. Namus üzerinden sindirme politikası uygulanıyor. 

Bir de dil meselesi var. Nedir dil meselesinin geleceği, bugün uygurca eğitim ne düzeyde?

 2006 yılına kadar temel eğitim sistemi tamamıyla Uygurca ilken, şu günlerde Uygurca eğitim bir hayal oldu.

Size göre bugün Uygurların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikeler nelerdir?

Günümüzde Uygurların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike; toplama kampları, Kardeş aile projesi, çocuk kampı, dil yasağı ve din yasağıdır.

Neden Dünya sesinizi yeterince duymuyor?

Dünya, Doğu Türkistan'da yaşanan drama karşı  üç maymunu oynuyor. Başta Müslüman ülkeler olmak üzere, dünya devletleri Çin ile ticari ilişkileri nedeniyle sessiz kalmayı tercih ediyor. 

Müslümanlara kırgın mısınız?

Müslümanlara kırgınız elbette, çünkü bazı Müslüman ülkeler kardeşlik görevini yerine getirmek yerine Çin’in yanında yer aldı.Bunun açılımı da şudur. Acinin dini, rengi, ırkı vardır. Acılar menfaatlere göre şekillendiriyor. Varsa bir çıkarınız o acı gözünüzün önünde de yaşansa görmezsiniz. 

Müslümanların suskunluğunun bu konudaki samimiyetsizliğinin Çin'i cesaretlendirdiğini düşünüyor musunuz?

Müslümanların Doğu Türkistan hususundaki suskunluğu elbetteki Çini cesaretlendiriyor. Onca özgüven boşuna değil. 

Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi Başkanı olarak, İslam alemine ne söylemek istersiniz?

Son olarak bir Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi Başkanı olarak İslam alemine şunları söylemek isterim:

Doğu Türkistan halkının müslüman olduğu unutmayın ve Kardeşlerinize sahip çıkın. Çin’in söylediklerine inanmayın. Hiçbir şey yapamıyorsanız; Doğu Türkistan’da olup biteni anlatınız ve oradaki kardeşlerinize dua ediniz. 

Bizi kırmayıp zaman ayırdığınız için Önce Vatan Gazetesi adına ve kendi adıma size teşekkür ediyorum. 

Ben de Doğu Türkistan halkı adına ve kendi adıma, size ve Önce Vatan Gazetesine gösterdiğiniz duyarlılık için teşekkür ederim..

“KADINLAR PLANLI BiR ŞEKiLDE

KORUMASIZ BIRAKILIYORLAR”

Merhaba. Hoş geldiniz. 

Kimdir Subhinur Ömercan, kısaca kendinizden bahseder misiniz? 

Ben Subhinur ÖMERCAN, Doğu Türkistan'ın Hoten ilinde doğup büyüdüm. Şu an Kastamonu Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Beş senedir Türkiye'deyim.

Bir de size sormak istiyorum. Doğu Türkistan'da neler oluyor? 

Şu an Doğu Türkistan'da olup bitenleri anlatsam asla bitmez. Kısacası şunu söyleyebilirim şu an Doğu Türkistan'da tarihin en vahşetli soykırımı gerçekleşiyor.  Doğu Türkistan coğrafi konumdan Çin'in dünyaya açılan penceresi. Bütün yer altı zenginlikleri senelerdir Çinin bu kadar büyüyebilmesini sağladı. Bütün bunlara Uygurlar olmadan, o toprağın sahipleri olmadan daha rahat bir şekilde sahip çıkabilmek için bizi yok etmeye çalışıyorlar.

Doğu Türkistan'da ne gibi zorluklar yaşadınız? 

Ben Çin'in Pekin şehrinde üniversite okurken başım kapalı olduğu için üniversite hocalarım tarafından sürekli başıma açmaya zorlandım. Yurt odasında namaz kılıyordum, odadaki beş Çinli beni bölüme şikayet etti Rektörün önüne siyasi problemli öğrenci olarak sorguya çakilmeye gittim. O seneler annem ve babam Türkiyedey di, onlar bana telefon edince Çin Devlet Güvenliği İdaresinden polisler benim yurt dışındaki ilişkimi sorgulamaya geldiler. Manevi olarak çok sıkıntılı üç sene geçirdim ve sonunda okulu bırakıp Türkiye'ye geldim.

Kayıplarınız var mı orada? 

Evet maalesef. Yakın çevremden olan bir çok insandan ne yazık ki, uzun bir süredir haber alınamıyor. Büyük olasılıkla öldürülmüşlerdir. 

Bir Müslüman için en ağır işkence dininden zorla uzaklaştırılıyor olmasıdır. Bu durum gerçekten çok can yakıcı.

Sizi dinden uzak tutmak adına neler yapılıyor, ne gibi engeller çıkartıyorlar karşınıza?

Doğu Türkistan, bir Müslümanın camiye girmesi için hükümetten belge alıp girdiği bir yer (bu belge de herkese verilmiyor). Böyle bir yerde sizce İslami istediğimiz gibi yaşayabilir miyiz?

Yeni doğan çocuklara isim vermekten tutun(Abdullah, Ayşe gibi isimler yasak), erkek çocukları sünnet ettirmek, imam nikahı kıymak, cenazeyi bile İslam geleneklerine göre kaldırmaya kadar bütün yaşam boyunca önümüze engeller konuluyor.

Toplama kampları hakkında siz neler söyleyeceksiniz?

Çin bu kamplara her ne kadar Eğitim kampı adı vererek cinayetini gizlemeye çalışsa da orada kadınların zorla kısırlaştırılması, tecavüze uğraması, aç bırakılması, oradan çıktıktan sonra kısa sürede ölüp gitmesi gibi akıl almaz işkencelerin yaşandığını bire bir yaşayan şahitlerden öğrendik. 

Kamplar da yerler  dar bir şekilde dizayn edilmiş. İnsan sayısı çok fazla. Hal böyle olunca  sırayla iki üç saat uyuyabiliyorlar, her gün aç bırakılıyorlar, yapılan işkence ve uğradıkları tecavüze dayanamayıp ölen hatta aklını kaybeden kardeşlerimiz de var.  Oranın 2. Dünya savaşındaki nazilerden bir farkı yoktur.

Yapılan eziyet ve zulümden  çocuklar da nasibini  alıyor tabii. 

Anne-babası kampa götürülen çocuklar,  akrabalarına vermeyip çocuk kampında topluyorlar. Orada ana dilini, dinini öğrenme şansı asla yok. Küçük yaştan başlayarak tamamen beyni yıkanmış bir şekilde yetiştirmeye çalışıyorlar.

Evet. Yapılmak istenen çok açık.

Uygur erkeklerinin çoğu ya hapiste ya da kampta tutuklu. Evdeki işlere yardım etsin diye her eve Çinli erkek yerleştirmişler. Bunun hepsi bir oyun. Onların tek istediği bizim namusumuzu çiğnemek, Müslüman Uygurların da Çinlilerle aynı sofrada oturup domuz eti yemesini görmek, akraba deyip evimizin içine kadar girmek....

Son olarak İslam alemine ne söylemek istersiniz? 

Ben Doğu Türkistan Yeni Nesil Hareketi Teşkilatinin bir üyesi olarak islam alemenine şunu söylemek istiyorum: doğru, Çin güçlü bir ülke ama unutmayın ki onları yaratan da bizim Rabbimiz, O ol der ve olur. Elbet bir gün dualarımız kabul olacaktır, Allah hep mazlumlarla birliktedir. Siz de zalimin yanında saf tutmayın.

Dünyanın her yerinde kullanabileceğimiz sosyal medyaları Doğu Türkistan'da kullanamıyoruz, yasak çünkü. Böylelikle dünya ile olan irtibatımız tamamen kesik. Tüm Türk kardeşlerime rica ediyorum. Hiç bir şey yapamıyorsanız, sosyal medya üzerinden'de olsa  sesimizi tüm dünya'ya duyurun. Ve lütfen dualarınızı eksik etmeyin. 

Doğu Türkistan halkının sesine ses olan, Önce Vatan Gazetesi'ne ve size çok teşekkür ediyorum. 

Vakit ayırdığınız için biz teşekkür ederiz. Dualarımız, yüreğimiz sizinle. 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 13.12.2019 08:38
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.