Bir dert, bir üzüntü, bir bela bir hüzün, bir olay. Tümüne bize bizden yakın olanla bulunan şifa.

Tevekkül şifadır derken, kendimden, yaşadıklarımdan, başkalarından, kitaplardan yaşanmışlardan bilerek, görerek, okuyarak söylüyorum.  Rabbine her anlamda sığınmak O'na inanmak, güvenmek. Tevekkül etmek.

Amerika'nın en büyük beyin cerrahlarından olan Prof White insanın Yüce Allah'a güvenip,  tevekkül etmesinin önemini, bir ameliyatında yaşadıklarıyla nasıl güzel anlatıyor. 

Ameliyat için getirilen çocuk, altı yaşında sevimli bir kızdı. Çok güzel canlı ve neşeli idi. Fakar muayene sonunda beyninde bir ur olduğunu gördük. Bu tümör ile beyninde bağlantılı bulunan kist onu çok genişletmişti. Ben içi su ile dolu olan parçadan ameliyata başladım. Fakat felaket! Yarım küre şeklinde olan kisti tümör, birdenbire küçülüverdi ve yapışık olduğu yüzeyde bulunan geniş  damarlar yırtıldı. 

Oluk gibi akan durdurmak için arkadaşlarımızla birlikte elimizden geleni yapıyorduk, fakat bir türlü kanamayı durduramıyorduk. Çocuk elimizin altında ölüyordu. Üzerimize büyük bir hüzün çökmüştü. 

Ben patlayan damarlar üzerine pamuk parçaları koyarak, kanamayı durdurmaya çalışıyordum. 

Kanama durur gibi olsa da elimi kaldıramıyordum. Çünkü elimi kaldırsam, kanamanın tekrar başlayacağını ve bu sefer artık bir şey yapma imkanı kalmayacağını biliyordum. 

Çocuğa kan verilmeye başlandı. Benim parmaklarım hala pamukların üzerindeydi. Bu dakikada kendimi ne kadar aciz, ne kadar kudretsiz hissetim. 

Benim gibi zavallı bir insan nasıl olur da kendinde bir küçük kızın beyninde meydana gelen tümçrü kesip çıkartma cesaretini bulabilirdi? Nasıl olur da böyle muazzam bir işin mesuliyetinin üzerine alabilirdi? 

Adına beyin dediğimiz ve en muazzam işleri gören, insana şahsiyetini veren, ona zeka hatıra, heyecan, his, zevk, düşünce ve hayal gibi türlü türlü kudretler bahşeden, ancak Yüce Rabbimizin yaratabileceği bu muazzam esere, bir zavallı insan dokunabilirdi? Biz bu küçük cisme (dimağ) adını veriyorduk. Ama hakikatte bu, önümüzde yatan zavallı çocuğun ta kendisi idi. 

Aradan yarım saat geçti. Ameliyat odasında tam bir sessizlik vardı. Hepimizin tansiyonu son derece yükselmişti. Herkes ve ve ben elimi kaldıracak olsam yeniden oluk gibi kan akmaya başlayacağını biliyorduk. 

İşte o zaman Allah'a dua etmeye başladım. Onun yardımına sığındım. Allah'ım parmaklarıma gereken kuvveti ver de, ben bu kan akmasını önleyebileyim diye yalvardım. O zaman içimi büyük bir ferahlık kapladı. Çünkü artık Rabbime tevekkül etmiştim. 

Şimdi sükûnetle parmaklarımı kaldırabileceğime ve kanın akmayacağına inanıyordum. Allahû tealenın mevcudiyetini bütün ruhumda hissediyordum. Yavaş yavaş parmaklarımı kaldırdığımda kan durmuştu. Bundan sonra ameliyatı yapmak kolaydı. Ameliyat tam 4.5 saat sürdü. Bir hafta çocuğun yanından ayrılmadım. Çocuğun yavaş yavaş iyileştiğini gördükçe ne kadar seviniyordum!

Bugün çocuk on yaşında ve tamamen sıhhatli, neşeli ve mesut bir yavrucak olmuştur. 

Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız: Allah ise Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Hamid (övülmeye layık) tır. (Fatır Suresi,15) 

Peygamber efendimiz (sav) bir hadisinde:

Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için bir araya gelseler, buna da muktedir olamazlar, buyurmuşlardır.

Peygamber efendimizin (sav) hadisinden de anlaşılacağı üzere, kainattaki her şey ama her şey, sadece Allah'ın dilemesiyle olur. Bir doktor'un hastayı iyileştirmesi sadece Yüce Allah'ın dilemesiyle olur. 

Bir doktor'un hastayı iyileştirmesi sadece Yüce Allah'ın vesile etmesidir. Ancak Allah isterse hasta iyileşebilir, Allah istemezse ne kadar doktor, doktor gezerse gezsin insan şifa bulamaz. 

Burada özellikle üzerinde durulması gereken nokta, diğer acizliklerde olduğu gibi, insanın hastalığı karşısında da ne kadar aciz olduğunu fark edip, Rabbimize şükretmesidir. 

Çünkü hastalıklar da Allah'ın bizlere imtihan olarak sunduğu nimettir. 

Sonuç olarak: Mümin her olayda imtihan olduğunu bilerek, Allah'a tevekkül etmeli. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.