"Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım!" hayaline ulaşmak için hayatını feda eden bir kadın. Afife Jale. 

Afife Jale'yi az çok herkes tanıyor: ilkler önemlidir zira. İlk Müslüman kadın tiyatrocu oluşu onun hakkında çoğunluk tarafından bilinen tek bilgi. 

Afife Jale: kadının adının bile olmadığı dönemde sahneye çıkan ilk Müslüman kadın olarak devrim yarattı. 

Tiyatro onun çocukluk tutkusuydu, dedesiyle beraber oyunlar oynar, sahnede olduğunu hayal ederdi dedesinin ölümü onun için büyük yıkım olmuştu, artık küçük afife değildi büyümenin dayanılmaz ağırlığını belki de o gün tatmıştı. 

Babasından gizli Darülbedayi'nin açtığı tiyatro sınavına kayıt yaptırdı. 

Darülbedayi ye alınan 5 kadından biri olan Afife Jale'nin arkadaşlarından üçü sahneye çıkamayacakları gerekçesiyle kursu bıraktı. Afife pes etmedi, sahnede olmak onun için en büyük huzurdu ve bu uğurda ilk kaybı da onu reddeden babasıyla yaşadı. 

1919 yılının 13 Nisan gecesi Kadıköy'deki Apollon Sineması'nda ilk gösterimi yapılacak olan, Hüseyin Suat'ın Yamalar adlı oyununda, Emel rolünü oynayan Eliza Binemeciyan'ın Paris'e gidişi üzerine onun yerine "jale" takma adı ile sahneye çıktı.  Böylece sahneye çıkan ilk Türk kadını olarak tarihe geçti. 

Afife Jale, ertesi hafta Tatlı Sır oyunu ile sahneye çıktı ve o gece polis tarafından tutuklanmak istendi.  Kınar Hanım ın yardımıyla kaçtı. Üçüncü piyesi olan Odalık oynanırken tiyatro polis tarafından basıldı ve tutuklanmamak için kaçmak zorunda kaldı. 

Dahiliye nezaretinin Müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkamayacaklarına dair bildirisi Darülbedayi Yönetim Kurulu'na ulaştırılınca işten çıkarıldı.  

Sanatçı, yaşadığı sıkıntılar nedeniyle şiddetli baş ağrıları çekmeye başladı, doktorunun morfinle tedavi yoluna gitmesi üzerine ise madde bağımlısı oldu. 

Afife Jale, birkaç yıl sonra Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile Anadolu turnesine çıktı, ardından Fikre Sadi'nin Milli Sahne'siyle çeşitli kentlerde temsiller verdi. Cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkmasıyla önündeki yasal engeller kalktı ancak madde bağımlılığı nedeniyle sağlığı bozulan Jale, tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı. 

1928 yılında bir Hafız Burhan konserinde ona tamburuyla eşlik eden Selahattin Pınar ile tanıştı. Pınar'la 1029 'da evlendi. Besteci, udi ve tanburi Pınar'ın eserleri arasında yer alan "Nereden Sevdim O zalim Kadını" "Anladım Sevmeyeceksin Beni Sen Nazlı Çiçek" ve "Huysuz ve Tatlı Kadın" gibi birçok şarkıyı onun için bestelediği düşünülür.  

Yaşadığı sağlık problemleri ve tiyatroya olan özlemi Afife için dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı. Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordur ve tiyatronun boşluğunu daha önce tedavi amaçlı kullanmaya başladığı uyuşturucularla doldurmaya başladı. Selahattin Pınar, eşinin bağımlılığını fark etse de elinden bir şey gelmez. Afife boşanmak ister, üzülerek evliliği bitirirler. 

Artık ikisi için de en kötü yıllar başlamıştır. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aş evlerinde karnını doyururken ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağlar. 

Dostlarının yardımıyla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırılır. Ve bugün adına ödül törenleri düzenlenen Afife Jale, 24 Temmuz 1941'de henüz 39 yaşında hayata gözlerini yumdu. 

Cenazesine sadece dört kişi katıldı, gazetelerde haber değeri bile olmadı. Selahattin Pınar, Afife'nin ardından iyice içine kapandı, bestelerini hep hüzün kapladı. 

...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.