(BUNLAR SADECE BİYOLOJİK OLARAK O UNSURU TAŞIYAN CANİLER)

 

Bir insan sizden yaşça çok büyük diye her yaptığını olumlamaya çalışamazsınız, böyle bir dünya yok, kanun yok, saygı yok. Ne bir yaşındaki ne de yirmi yaşındaki bir bireyi dayakla istediğiniz insana çeviremezsiniz. Kızım, oğlum ses etme;  "büyüktür yapar o, büyüktür o döver de sever de, büyükler en iyisini bilir senin iyiliğin için yapıyor, tecrübelidir" diye diye düşünemeyen nesiller yetişmesine neden olan neudiği belirsiz ebeveyn. Haberlerde izlediğiniz, sokakta denk geldiğiniz o tacizciler, sapıklar, ailesinde gördüğü her şeyi normal karşılayan ve bunu kendi kurduğu yuvada da devam ettiren, haldur huldur sürekli küfür vari homurdanıp duran asabi tipler, oğlu olunca "neslim devam edecek" diye gözleri fal taşı gibi parlayan tek dişi kalmış canavar, türünün son örnekleri, cahiliye devrinden tek farkı kızları gerçek anlamda diri diri toprağa gömmeyen akıl yoksunu tipler de, o tipler de "yetişkin" ve o tipler de maalesef ki baba.

Ülkemde balık hafızalı olmayan bir ben kaldım zannımca. Benim de lanet olsun içimdeki insan sevgisi temalı şu polyannacılığı bırakmama az kaldı! Şu haber!

Babasının yemek yemediği için dövdüğü Elif, kurtarılamadı!

DHA’nın haberine göre;
Babası Mehmet Yılmaz’ın (30) yemek yemediği için yumruk attığı 1,5 yaşındaki Elif Hazal Yılmaz, tedavi gördüğü hastanede 4 günlük yaşam mücadelesini kaybetti.  

Anne Duygu Yılmaz, "Ben yeni doğum yapmıştım, bebeğim şu an kuvözde, 3 saatte bir emzirdiğim için hastaneye gidiyordum. Çocuğumu evde döve döve ölümüne sebep olmuş. Böyle olacağını bilsem yavrumu evde bırakmazdım.  

Ağlayınca sus demiş susmayınca, almış çocuğumu dövmüş ve yere atmış çocuğumu yere atmasıyla kafası hasar görünce çocuğum acıdan bayılmış, o şekilde yatağa koymuş, ölmesini beklemiş." dedi.

Olay, 19 Ekim günü Güneykent Mahallesi'nde meydana geldi. Bir ay önce doğum yapan Duygu Yılmaz (27) hastanede tedavi gören bebeğini ziyarete gitti, eşi Mehmet Yılmaz ise kızı Elif Hazal ile evde kaldı. Mehmet Yılmaz, karnının acıktığını düşündüğü kızı Elif'e yemek yedirmek istedi.  

Ancak Elif yemedi. Sinirlenen Mehmet Yılmaz, kızına yumruk attı. Yere yığılan Elif Hazal hareketsiz kalınca Mehmet Yılmaz sağlık ekiplerini arayarak kızının düştüğünü söyledi.

İhbarın ardından eve giden sağlık ekipleri küçük kızı ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elif Hazal Yılmaz, bugün sabaha karşı doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.

'YEMEK YEMEDİĞİ İÇİN VURDUM'

Olayla ilgili soruşturma başlatan polis ekipleri, Mehmet Yılmaz’ı gözaltına aldı. Emniyetteki sorgusunda kızına yumruk attığını itiraf eden Yılmaz’ın, “Kızıma yemek yedirmek için sofra açtım. Fakat kızım yemek yemeyip ekmeği yere attı. Ben de vurdum" dediği belirtildi.  
 
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Mehmet Yılmaz, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
ANNESİ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU

Elif Hazal’ın cenazesi, Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından toprağa verilmek üzere yakınlarına teslim edildi. Duygu Yılmaz, kızının cenazesi teslim edildiği sırada gözyaşlarına boğuldu.
GÖZYAŞLARIYLA TOPRAĞA VERİLDİ

Gaziantep'te babası Mehmet Yılmaz (30) yemek yemediği için yumruk atarak ölümüne neden olduğu 1,5 yaşındaki Elif Hazal Yılmaz’ın cenazesi Gaziantep Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsinin ardından Nurdağı ilçesine getirildi. Küçük Elif Hazal, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları içerisinde toprağa verildi.
'MÜEBBET HAPİS İSTİYORUM'

Kızının mezarı başında gözyaşları döken ve çocuğunu öldüren kocasının müebbet hapse çarptırılmasını isteyen Anne Duygu Yılmaz, "Ben yeni doğum yapmıştım, bebeğim şu an kuvözde, 3 saatte bir emzirdiğim için hastaneye gidiyordum. Çocuğumu evde döve döve ölümüne sebep olmuş.  

Böyle olacağını bilsem yavrumu evde bırakmazdım. Ağlayınca sus demiş susmayınca, almış çocuğumu dövmüş ve yere atmış çocuğumu yere atmasıyla kafası hasar görünce çocuğum acıdan bayılmış, o şekilde yatağa koymuş, ölmesini beklemiş. Evde kızım Elif Hazal ile 2,5 yaşında oğlum vardı onu da döverek darbetmiş.  
Kızım nefessiz kalınca sağlıkçıları aramış, sağlık ekipleri hastaneye götürmüş. Kendisi garsonluk yapıyordu. 2 gün çalışıyor 3- 4 gün evde oturuyordu. Durmadan iş değiştiriyordu. O cezaevinden çıkmasın, müebbet istiyorum" dedi.  Bu satırları yazarken bile kanım donuyor!
Çocuklar ölmemeli hiçbir yerde. Dayak yememeli. Ne olursa olsun sebep ne olursa olsun o masum evlatlar yaşamalı, oynamalı, sevmeli, gülmeli. Ağlayan bir çocuk bile görsem dayanamam ben, uykularım kaçar evladım gelir gözümün önüne. Ama her gün mutlaka böyle onlarca haberler alıyoruz artık. Daha ben şeker toplamaya çıkıp dönemeyen Kayserili 3 çocuğu, akabinde Leyla ve Eylülü unutamamışken, şimdide Mert yüreğimi dağladı. Her geçen gün artarak gidiyor böyle.  Nereye kadar? Ne zamana kadar?
Kötü ebeveynliğinin acısını yine çocuğundan çıkaran baba. Adı Üstünde onun o bir ÇOÇUK. Çocuğu şımarıktır, doğru dursun adam akıllı olsun diye döver güya kendi adam. Çocuğu dikkatsizdir, suyu döktü diye döver. Bardağı çocuğun kolayca çarpıp devirebileceği yere kendisi bizzat koymuştur. Çocuğu inatçıdır, söz dinlemiyor diye döver. Çocuğunu karşısına alıp da adam gibi hiç konuşmamıştır. Kendi yanlışlarını, çocuğu döverek düzeltebileceğini sanacak kadar hiç af buyurmayın sahiden aptaldır. Çocuklarınız sizin malınız değil, size emanet olan bir can sadece. Öğreteceğini öğretir, senin kontrolün dâhilinde yaşamına izin verirsin. Şunu sormalı insan kendine: bu sorumluluğu kaldırabilecek donanıma sahip miyim?" Yaşadığım dünyayı sorguluyorum hep, ama bunları görünce yaşanabilir bir dünya olmadığına inanmıyorum tekrar tekrar. Sayacağım hakaretlerle sinkaf dolu cümleler yetmez boşuna parmaklarımı yormayayım. Olan ölen o minicik yavruya olmuş, hak etmeyen bir aileye evlat olarak gelmiş bu dünyaya. O yavruyu doğurtabilmek için yıllarca mücadele eden ne aileler var.  
Son satırımı yazmak gelmiyor içimden çünkü bu elim ve vahim psikolojik dengesiz aile profilleri her yerde. Yeniden şiddetin ne demek olduğunu tarif etmek ihtiyacı duyuyorum. Şiddet; güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan hareketlerin tümüdür. Kaldı ki bu şiddetin kendini savunamayacak durumda olan bir çocuğa karşı uygulanması akıl alır gibi değil. Her yerde bas bas bağırıyorum biraz araştırsanız biraz okusanız Türk Ceza Kanununda, bu tür suçlar vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar olarak nitelendiğini göreceksiniz. Unutmamak gerekir ki şiddet her ne şekilde olursa olsun suçtur. Aile bireylerinden biri olsa dahi diğerine asla şiddet uygulayamaz. Anayasamızda da, bireylerin yaşama hakkı en temel değer olarak kabul edilmiştir. Kanunda, bir başka kişiye karşı kasıtlı olarak zarar veren, onun sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişinin cezalandırılacağı net bir şekilde ifade edilmektedir. Babalık bir kadını çocuk doğurtmakla olmaz. babalık sorumluluk isteyen ailenin temel taşıdır. Ailenin en çok açı çekeni en çok aç kalanı en çok çalışanı en çok mücadele edenidir baba. Bunlar sadece biyolojik olarak o unsuru taşıyan caniler. Ne babası bildiğin cani oğlu cani. Küçük yavruya Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet zaten…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.