Yazınca ruhumdaki yaralara merhem basıyorum

Av. Mehmet Şah Çelik’in röportajı için tıklayınız...

06 Mart 2021 Cumartesi 16:20
91 Okunma
Yazınca ruhumdaki yaralara merhem basıyorum

RÖPORTAJ: AV. MEHMET ŞAH ÇELİK

Dünyayı sarsan salgı nedeniyle son bir yıldır tüm alışkanlıklarımızı değiştirdik. Kimileri yeni hobiler edinirken, kimileri açık cezaevine dönen hayatlarımıza güzel katkılar sunmaya çalıştı. Genç ve umut dolu yazılarıyla ileride adından çokça söz ettireceğini düşündüğüm SİNAN DEMİR ile yazarlık sürecini ve ileride yazmak isteyen tüm arkadaşlara da ilham olması temennisiyle kendisine köşemde yer verdim. 

Merhaba Sinan Bey kendinizden ilk önce biraz bahsedebilir misiniz?
Ben 1992 Van doğumluyum ilk ve ortaokul eğitimimi Van’da tamamladım akabinde üniversite lisans eğitimi İstanbul Üniversitesinde halen devam ediyorum. Çalışma alanım biraz geniş çünkü hem yaratıcı Drama eğitmeniyim hem yazar ve hem de tiyatro prodüktörlüğünü yapıyorum. Şimdi de e-Dergi çıkartıyorum. Çalışmayı ve mütemadiyen kendimi geliştirmeyi çok seviyorum. Bol bol yazıyorum ve keza kitap okuyorum. Bunların yanında klasik ve caz müzik dinlemeyi çok seviyorum bilhassa Beethoven ve Mozart’ın çok iyi hayranıyım. Zira iyi bir müzik kulağım var diyebilirim.


Yazmaya ne zaman? Ve nasıl başladınız?

Yazmaya ilk altıncı sınıfta başladım zira 2002 yılı idi. İlk olarak küçücük anekdotlar, Şiirler ve Kompozisyonlar yazmaya başladım, keza yıllar geçtikçe edebiyat ve sanat dalında geniş yelpazede eserler yazmaya başladım barizce şunu anlatsam yeridir, halen ilk gün ki gibi aşkla yazıyorum.



Yazmak sizin için ne ifade ediyor?

Aşk ve kutsallık ifade ediyor

Yazmak benim için keşfedilmemiş bir diyarı 

Keşfedilmemiş bir kaleyi 

Keşfedilmemiş bir dili ifade ediyor. 

Yazmak benim için bir bireyin bütününü ifade ediyor. Uzun lafın kısası yazmak benim için dünyadaki en büyük aşktır, olmazsa olmazım. İyi ki yazarım ve iyi ki de yazıyorum.



Yazmak anladığım kadarıyla sizin için bir tutku, peki hiç yazmamayı denediniz mi?

Denedim. 

Evet 7 yıl önce bir süre yazamadım. Ailemin ekonomik sıkıntıları vardı ben de inşaatta çalışmaya gittim, yazmıyordum o aralar çünkü 12 saat durmadan çalışıyorduk akşam eve vardığımda hemen yatıyordum bazen yorgunluktan gözüm açılmıyordu. Ve keza aç yatabiliyordum. Çetin bir süreçti benim için ancak ileri ki süreçte iyi şeyler heybemde birikti çok yazdım iyi duygularımla. Aslında iyi şeyler yazmak için kötü şeyler de bazen yaşamak lazım.

Yazmamak hikayem barizce Sait Faik Abasıyanık’a benziyor merhum Sait Faik yazmamak hikayesini şöyle anlatıyor: 

"Söz vermiştim kendime: Yazı bile yazamayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

Benim de ona emsal bir hikayeydi.  4 aya yakın yazmamaya karar verdim hatta bir daha asla ama asla yazmayacaktım fakat deliye dönüyordum.

En son dayanamadım ve gittim hemen en yakın kırtasiyeden bir ajanda ve bir tükenmez kalem aldım akşam iş bitiminde eve varır varmaz açtım ajandayı hemen yazmaya başladım. Yeni anımsadım nasıl da mutluymuşum.


Yazarken, genellikle nelere dikkat edersiniz?

Kurallar silsilesine, tematiğine ve kuramcılığına.

Bir eseri yazmak çok heybetli bir iştir, onun heybetli olduğu ve kıldığı kadar da yazının bütünü bir ahenkte olması kafi olması gerekir zannımca.Yazar, yazı konusunda geniş yelpazeye sahip olacak, buna kelime haznesi olsun, kuramcılığı ve tematiği olsun bunlar bir yazar için kırmızı noktalar. Yazar, yazdığı konunun zenginliği kadar dilinin de zengin olması gerekir.


Nasıl bir kitap okurusunuz?

Çok iyi bir kitap okuruyum. Çünkü artık sistemini dizginleştirdim. Yanımda ve çantamda sürekli kitabım var. Listemde okuyacak kitabımı asla yanımda noksan etmem. Çünkü kitap okuyunca çok mutlu oluyorum. Kitap okumak bana heyecan ve mutluluk veriyor. Tabir-İ caizse Borges’in deyimiyle “Kitap okumak seyahat etmekten ve aşık olmaktan aşağı yanı yok”

Her yılbaşı yıllık kitap okuma hedefi belirliyorum kendime ve ona göre kendime kitap alıyorum. Aşkla kitap okuyorum. İnanın kitap konusunda çok şanslıyım çünkü dünya edebiyatının çoğu klasik ve çağdaş eserlerini okudum. Alman edebiyatı Goethe ve Nietzsche Fransa edebiyatında Sartre, Montaigne ve Hugo Rus edebiyatında Gogol, Turgenyev, Puşkin, Lev Tolstoy, Dostoyevski, Çehov, Gorki, Çerniyevski ve SinemadaTarkovski latin edebiyatında Kafka ve Jack London, İngiliz edebiyatında İbsen ve Shakespeare, İtalyan edebiyatında Calvino ve Eco, Yunan Tragedyasında Euripides, Sophokles, Aristophanes ve Ayskilos Fars edebiyatında Furuğ Ferruhzad ve Şirazi okuma fırsatım oldu. Halende bazen bazı eserleri tekrar tekrar okuyorum. Her okuduğunda yeni şeyler öğrenirsin.



Gelelim yeni projelerinize ilk önce kitap projenizde biraz bahsedebilir misiniz? 

Kitabımız “Soğuk Düş” şuan raflarda. Soğuk Düş kitabımız 11 anekdottan oluşuyor. İçinde mizansen anekdotlar, kahramanlar, yer ve mekan var ama 11 anekdotunda ana teması 1980’li yıllarda geçiyor.

Edebi türü, Post Modern olan bir eserdir. 7 yıldır büyük bir titizlikle üzerinde çalıştığım bir eserdir. Nitekim, Kitap okuyuculardan da “Soğuk Düş” ile ilgili olumlu mesajlar aldıkça çok mutlu oluyorum. Çünkü emeklerimin karşılığını alıyor oluyorum.



Tiyatro projenizde biraz bahsedebilir misiniz?
Oyunumuzun adı “Şiir Tadında” tiyatro türü melodram ve tek perdeden oluşuyor.

Konusuna gelince, Şair Ahmed Arif’in hayatını anlatıyorum işte gençlik yılları, İlk şiir okuyuşu ve yazılış yılları, Leyla Erbil aşkı, Cemal Süreyya dostluğu ve Ankara’daki son yılları.

“Şiir Tadında” Tiyatro oyunuzda Ahmed Arif’i anlatıyorsunuz, Ahmed Arif’i yazarken hiç zorlandınız mı?
Evet kesinlikle çok zorlandım ve duygusallaştım da. Hatta Ahmed Arif’in hayatını araştırırken bazen ağladım da çünkü çok haksızlığa uğramış, çok işkence görmüş bir şairimizdir. Çok duygulanıyorum bir Ahmed Arif ismini duyunca.


Yakın zamanda kurucusu olduğunuz ve genel yayın yönetmenliğini üstlendiğiniz e-Derginiz: “Tolstoy’un Bisikleti” çıkartıyorsunuz. e-Derginizde biraz bahsedebilir misiniz?

Online bir dergi olacak, Kültür-Sanat ve Edebiyat dalında yazılar olacak ileri ki aylarda Vlog halinde derginin internet sitesinde edebiyat ve tiyatro ilgili videolar yükleyeceğiz. Derginin YouTube kanalı üzerinde programlar yapacağız. Şu an e-dergimizin alt yapısını oluşturuyoruz Mart 20 gibi yayın akışına başlayacak dergimiz.

Çok güzel bir söyleşi oldu. Son olarak eklemek istediğiniz var mı?

Dünyada artık sağlık olsun ve virüs bitsin eski hayatımıza dönelim ve şu maskelerde bir an evvel kurtulalım. Eski hayatımıza yeter ki dönelim. Son sözüm bu.

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.