İran Genelkurmay Başkanı, Türkiye sınırlarına patriotun dünya savaşına sebep olabileceğini söyledi. Ağustos ayında aynı zat, İsrail ile savaş çıktığı takdirde Malatya’daki üssü vuracaklarını açıklamıştı. Büyük tepkilere yol açan bu beyanatın İran’ın resmi politikası olmadığı diplomatik yollarla belirtilmişti. Buna karşın bu seviyedeki bir görevlinin ulu orta konuşamayacağı, Türkiye’nin İran tarafından bir şekilde ikaz edilmesinin alt kademelerce sağlandığı açıktır. Son açıklamada ise aynı komutan dünya savaşını zikretmektedir, fakat bunun öncü taraflarının kimler olacağını belirtmemektedir. Ancak, Türkiye’nin izlediği politika sonucu bu savaşta öncü rol oynayacağına işaret edilmektedir. Zaten böyle bir savaşa, patriotların bölyegeye yerleşmesinin yol açacağı açıkça belirtilmektedir.
İranlı komutanın bu açıklaması birkaç gün içinde bir siyasi veya diplomatik görevli aracılığıyla yumuşatılabilir. Buna karşın Türkiye’yi, ateş bataklığı haline getirilen Suriye’ye bulaştırmak isteyen çevre zemin kazanmaktadır. Ankara’nın bu gelişmelere karşı diplomasi ve ittifak kuralları çerçevesinde alması gereken tedbirler vardır.
NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Amiral James Stavridis, Rum asıllı olup dedesi Türkiye’den göç etmiş bir ABD vatandışıdır. Stavridis bu derece üst düzey komuta kademesinde bulunmasına karşın görevli olduğu bir müttefik ülke aleyhine açıkça düşmanlık yapmaya devam edip bunu da kitaplaştırmıştır. Daha 2007’de yayınlattığı kitabında kurtuluş savaşını Rumlara karşı soykırım olarak vasıflandırıyor.
Uluslararası Hukuk’ta “persona non grata” (istenmeyen adam) uygulaması bulunmaktadır. Diplomatlar için geçerli uygulamaya göre, bir devlet diğer devletin kendi ülkesindeki temsilcisini “persona non grata” ilan edebilir. Daha diplomatik görevli gelmeden önce gönderen ülke kabul edecek ülkenin olurunu alır. Bu kabul görevlinin seviyesine göre agreman, exequatur benzeri belge ile gerçekleşir. Böylece gönderilecek görevlinin “persona grata” yani istenilen kişi olduğu kabul edilir. Başlangıçta agreman verilen sonradan istenmeyen kişi ilan edilebilir.
Uluslararası örgütler, devletlerden sonra uluslararası ilişkilerin temel aktörleri kabul edilir. Bu örgütlerin görevlileri de birçok bakımdan diplomatların sahip olduğu haklara sahiptir. Buradan hareketle görev yaptığı/yapacağı/görev kapsamındaki ülkenin kabulüne mazhar olması, yani oradan agreaman benzeri “olur” alması gerekmektedir. Uluslararası örgüt görevlileri ile devletlerin bu örgütteki temsilcileri, diplomatların sahip olduğu haklara sahip oldukları halde bunlara karşı devletlerin sahip olduğu “persona non grata” ilan etme hakkı açık değildir.
NATO’nun Avrupa’daki komutanının aynı zamanda bu ittifak üyesi Türkiye üzerinde de yetkileri bulunmaktadır. Böyle bir komutanın atanması esnasında Türkiye’nin de oluru alınması lazım ki zamanında bunun alındığını varsayıyoruz. Buna karşın son dönemde yaşananlar, Türkiye’nin çıkış yapmasını gerektirecek niteliktedir.
Stavridis’in yayınladığı kitap dışında birçok sabıkası bulunmaktadır. Geçen yıl İsrail ile ilişkilerimizin en kritik döneminde bu ülkeyi ziyaret ederek askeri işbirliği yolunda önemli adımlar atmıştır. Stavridis, ABD’li bir komutan olarak ilişkilerin düzelmesi konusunda aracı olabilir, ancak NATO görevlisi olarak bunu yapamaz. Türkiye’nin İsrail-NATO ilişkisini veto ettiği bir dönemde İsrailli yetkililerle Stavridis’in boy boy fotoğraflarını kişisel sitesisinde yayınlanmasının anlamı büyüktür. Aynı zamanda patriotların tetiğini elinde bulunduracak olan Rum asıllı ABD’li komutan kendi sitesinden Suriye’nin Türk sınırına yakın yere Scud füzesi gönderdiğini duyurdu. Bay Stavridis’in böyle bir istihbaratı varsa bunu NATO’daki Türk yetkililerle paylaşması, ihtiyaç halinde basın toplantısı ile duyurması gerekmektedir. Ancak Türkiye ile ilgili her hareketi öncelikle Türkiye’nin izni ve onayı çerçevesinde gerçekleşmelidir. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi yönünde kamuoyu oluşturacak bu tür bilgileri Stavridis’in kendi sitesinden dünyaya duyurması hınzırlık veya maskaralık değilse diplomatik skandaldır.
Ülkemizde bazı marjinal çevreler, Stavridis’in temel misyonunun Türkiye-Suriye-İran savaşı olduğunu haykırmaktadırlar. Bu çevrelerin komplo teorilerine inanmayabiliriz. Ancak Türkiye’yi de kapsayan alanın komutanı durumundaki kişinin açıklamaları, kişisel siteleri üzerinden beyanatları ve yazıları yenilir yutulur cinsten olmayıp, ittifak sınırlarını aşmıştır. Bu safhada Ankara’nın talep ve uyarıları muhtemel komploları etkisiz hale getirecektir.
İran Genelkurmay başkanının üçüncü dünya savaşı açıklamasından sonra İran cumhurbaşkanının Konya ziyaretini iptal etmesi son derece anlamlıdır. Halbuki Ahmedinecat birkaç saatliğine Şeb-i Aruz merasimine katılıp geri dönecekti. Bu vesileyle başbakanımızla görüşme yapması planlanmıştı. Bu durum en basit tanımla kriz tırmanması demektir. Ne Türkiye ne de İran, Suriye veya İsrail üzerinden bir savaşı kesinlikle istemediği gibi böyle bir oyuna gelmeme konusunda oldukça temkinli davranmaktadır. Buna karşın Ankara’nın patriotlar konusunda “sağır duymazsa uydurur”dan bir hafta sonra resmen talep etme durumuna gelmesi/getirilmesi ve bunun tetiğinin açıkça Türk düşmanı bir Ruma verilmesini bir kere daha gözden geçirmesi gerekmektedir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.