Sarp Ertekin İle İç Sesimizi Açalım

Uluslararası bir şirkette üst düzey yöneticiliğin yani sıra profesyonel koçluk yapan Sarp Ertekin, Türkiye’de yayımlanmış kişisel gelişim kitapları arasında önemli bir fark yaratarak roman türünde kaleme aldığı ilk kişisel gelişim kitabini okuyucuyla buluşturdu. Çağdaş Türk yazarları arasında ilk kitabi ‘’ İç Sesini Aç’’ ile yerini alan Sarp Ertekin, üzerinde titizlikle durduğu kitabin sadece içeriğiyle değil, adıyla ve kapak tasarımıyla da okuyucuya önemli mesajlar veriyor. Bizler de bu güzel kitap ile karşımıza çıkan Sarp Ertekin ile bir araya geldik. Şimdi sizlerleyiz….

13 Ocak 2020 Pazartesi 16:49
235 Okunma
Sarp Ertekin İle İç Sesimizi Açalım

Sarp bey merhaba nasılsınız?

Çok teşekkür ederim. Gayet iyiyim. Sizler nasılsınız Elif Hanım. 

Roman türünde kişisel gelişim kitabi olan "İç Sesini Aç" ile karşımıza çıktınız. Nasıl bir kitap öğrenebilir miyim?

“İç Sesini Aç” aslında sizin de dediğiniz gibi bir roman. Kadın veya erkek, her yaştan okuyucunun kendisinden bir şeyler bulacağı kitap, bir çoğumuzun yaptığı gibi farklı nedenlerden dolayı hayatı sürekli erteleyen, istediği hayatı yaşayamayan bir karakterin iç sesiyle olan hikâyesini anlatıyor.

“İşte Kitap;

 İş, aşk, arkadaşlık, akrabalık ilkileri gibi hayatın her alanında birçok öneriyi sıkmadan akıcı bir dille anlatırken, gündelik hayatın içinde karşılaştığı sorunları kolaylıkla çözebilmek için kendini geliştirmek isteyen herkese ayna tutuyor”

İç sesimizi açmak öncelikle nefes almaktan geçiyor olmalı. Nefes almanın hayatımızdaki önemi kuşkusuz ki her şeyden değerli. Peki her aldığımız nefes doğru ya da sağlıklı mı?

Her birimizin nefesi parmak izi gibi birbirinden farklıdır. Nefes yaşam kaynağımız, bunu hepimiz biliyoruz. İlk nefesimizi aldığımız andan, son nefesimizi verene kadar bu yaşamda nefes alıp vermeye devam edeceğiz. Ama maalesef birçok kişi kapalı ya da limitli nefes alışkanlığına bağlı olarak nefes kapasitesinin çok ufak bir kısmını kullanıyor. İçinde bulunduğumuz şartlar, ekonomik ve sosyal koşullarımız, ailemiz, çevremiz ve toplum zaman içinde bizi duygusal ve ruhsal açıdan etkileyerek nefesimizi tutmaya ya da oflayarak puflayarak bırakmamıza sebep oluyor. O da uzun vadede bizlerin nefes alışkanlıklarımızı değiştirmemizi, kısıtlı ve sığ nefesler almaya başlamamızı sağlıyor. Önemli olan sizin de dediğiniz gibi yiyecek ve içeceklerde doğal ürünlere gösterdiğimiz özeni nefes alışverişimizde göstermek ve tam, doğru ve doğal nefese dönebilmek.

Kitaptaki gerçek yaşamımıza alacağımız en önemli örnek hangisi desem neyi söylersiniz?

İnsan, her ne kadar başkalarının fikirlerine önem verse de karşılaştığı tüm sorunların cevaplarının özünde kendisinde olduğunu bilir. Ben, yaşamla ilgili sırların, bütünlüğün, mükemmelliğin ve tüm bilginin kişinin ruhunda olduğuna inanıyorum. Herkesin huzuru ve mutluluğu dış dünyada aramayı bırakıp bir an önce özüne, kendi içine dönmesi gerekiyor. Çünkü dışarıda bir şey yok. İnsan her ne arıyorsa cevabı kendisinde, iç sesinde. Yaşamı boyunca, bazen dinledikleri bazen bastırdıkları ve kimi zaman da duymazlıktan geldikleri o iç sesi biraz daha iyi tanımak isteyen, yaşadığından daha mutlu, huzurlu ve daha keyifli bir hayatın peşinde olan herkes bu kitabı okumalı. Gerçek yaşamımıza bunu alabilirsek birçok sorunu ve huzursuzluğu da ortadan kaldırmış olacağız. 

Açıkçası bizler Türk toplumu olarak ne kadar çok kitap okumasak ta kişisel gelişim kitaplarının ki özellikle kadınlar tarafından çok okunduğunu biliyoruz. Kadınların böyle bir gelişime ihtiyacı daha çok diyebilir miyiz? Ya da kadınlar bu tür değişik tespitleri mi seviyor? 

Evet bu çok doğru bir tespit. Ülkemizde biz erkekler genelde pek duygularımızı ifade edemiyoruz. Aslında derin olarak kendi içimizde duygularımızı yaşasak da bunu dışarı yansıtmanın zayıflık olduğunu öğrendiğimiz için dışardan daha katı gözükebiliyor ve hayatta daha stabil kalabiliyoruz. Hatta bazı durumlarda duruşumuzu ve hayata bakışımızı bozmamak için, bazen de geri atmamak için değişime karşı direnç gösterebiliyoruz. Özellikle bu spritüel konularda olursa direncin boyutu daha fazla oluyor. Kadınlarsa duygusal anlamda daha hassas, daha açık ve farkındalıklara açık olabiliyorlar. Bir araya geldiklerinde bu tarz paylaşımları birbiriyle daha sık yaptıkları için çevrelerinde diğer kadınları etkileyerek merak uyandırabiliyorlar. Tabi ben genel durumdan bahsediyorum bu kapsama girmeyen erkekler de var.   

Benim gördüğüm kadarıyla genelde kişisel gelişim kitapları tek bir konu üzerinde yoğunlaşır. Sizin kitabiniz her kişin okuyacağı ve önerilerden oluşan bir kitap olmuş. Bu kitabı okuyan kişi neyi öğrenmiş olacak?

Bu kitabı okuyan kişi, öncelikle iç ses konusunda büyük bir farkındalık kazanacak. Bugüne kadar kendisine neler yaptığını, hayatın hangi alanlarında nasıl tıkandığını ve nasıl limitlediğini görecek, neden huzursuz olduğunun, nelerin yaşam enerjisi ve sevincini azalttığının farkına varacak. Kitap bittiğinde kendi potansiyelinin bilincine varıp, iç sesini dinlemeye başladığında aslında ruhunun bu dünyada ne aradığını da görmüş olacak.

Kitabınızın bol satışı olsun. Nasıl gidiyor satışlar? aynı zamanda online satışı da olduğunu biliyorum. Online olması daha çok kişiye ulaşmayı sağlamış olmalı öyle değil mi?

Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için. Satışlar çok iyi gidiyor. Tabi ilk önce sağ olsunlar eş, dost yakın akraba kitabı satın aldılar. Daha sonra iş arkadaşlarım, sektörel olarak tanıyanlar ve eğitimlere katılan danışanlar kitaba ilgi gösterdiler. Onların tavsiyeleri ve yönlendirmeleri ile de her gün yeni okuyuculara ulaşıyor olduğunu görmek beni mutlu oluyor. Hem sözlü hem de yazılı olarak gelen geribildirimler de çok olumlu. Kitabın özellikle akıcı sade bir dili olduğunu ve çok kısa sürede kitabı merakla okumayı tamamladıklarını söylüyorlar. Bu da benim için çok gurur verici oluyor.  

Toplumda sağlıklı, iyi düşünebilen, gelir düzeyini ferahlatabilmiş, kendinden emin bir kişi oluna bilinmesi için bir kişi neler yapmıştır? bu kişinin kendine attığı ne tür bir kişisel gelişim metodu olmuştur?

İnsan bu hayatta iki türlü öğreniyor. Ya deneme yanılma yöntemi ile ya da başkalarının tecrübeleri ile. En meşakkatli ve sancılı öğrenme yöntemi ise deneme yanılma yöntemi. Çünkü hem zaman kaybettiriyor hem de maddi manevi yıpratıcı olabiliyor. Bu nedenle başkalarının tecrübelerinden faydalananlar bu yolu daha kısa sürede kat edip, başarı merdivenlerini daha hızlı tırmanabiliyorlar. Bunu yaparken çevrenizde negatif enerjisiyle ve kaygılarıyla sizi hayallerinizden vazgeçirmeye çalışacak insanları da başarıyla yönetebiliyor ve kararlılığınızı koruyabiliyorsanız, bu süreci layıkıyla tamamlamış oluyorsunuz.

“Her gün kendime 5 iş belirliyorum”

Tavsiye ettiğim metotların hepsini kendim denemiş oluyorum. Benim hoşuma giden, içime sinen, performansımı artıran pratik ipuçlarını ve yöntemleri mutlaka mümkün olduğunca insanlara ulaştırmaya çalışıyorum. Örnek olarak, her akşam ertesi gün yapılması gereken 5 tane iş belirliyorum ve gün tamamlandığında eğer eksik kalan varsa, onu bir sonraki güne devrederek aksiyonu tamamlamaya çalışıyorum. Böylece yapılması gereken bir şey, en fazla iki gün içinde tamamlanmış oluyor. Bunun yanında sprituel anlamda da düzenli olarak meditasyon ve nefes çalışması yapmaya devam ediyorum.  

Siz ne zamandan beri kişisel gelişim üzerine çalışmalar yapıyorsunuz? 

Kişisel gelişim yolculuğum ilk olarak üniversite yıllarında okuyucu başladı. O dönemlerde sürekli yabancı kaynaklardan kişisel gelişim kitapları temin edip okumaya çalışıyordum. Daha sonra üniversite bitince 4 yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayıp MBA eğitimimi tamamladım. Bu süre zarfında liderlik yöneticilik ve kişisel gelişim üzerine eğitimlere katıldım ve kişisel gelişim konusu daha çok ilgimi çekti. 5 yıl önce çalıştığım şirket bünyesinde Londra’ da profesyonel olarak koçluk eğitimlerine katıldım ve sertifikasyonları tamamladım. Son iki senedir de nefes koçluğu ile ilgileniyorum. 

Aynı zamanda yaşam koçusunuz. Birçok yerde eğitim ve seminerler verdiğinizi biliyorum. Genel toplumumuza baktığınız zaman insanların eksiklikleri nelerdir? seminerlerinizde en sık ne tür eksiklik ile karşılaşıyorsunuz?

Bizim toplum olarak en sıkıntı yaşadığımız sorunların başında erteleme hastalığı geliyor. Yoksa biz ne yapmamız gerektiğini, yaparsak ne kazanacağımızı, yapmazsak ne kaybedeceğimizi çok net biliyoruz. Bununla birlikte harekete geçmekte ve adım atmakta üşengeç davranıp hayallerimizi ve isteklerimizi erteliyoruz. Aslında farkında olmadan yaşamı erteliyoruz. Bu nedenle de en sık bu sorunla karşılaşıyorum. Özellikle yapacağımız şey kendimizle ilgili ise kendimizi artık ikinci plana değil, üçüncü dördüncü plana atıp aylarca yıllarca öteleyebiliyoruz. Bunu yaparken de iç sesimizi bastırıp susturmaya veya duymamazlıktan gelmeye devam ediyoruz. Bu da bizi huzursuz ediyor.

Çağımızın en gözde mesleklerinden biri yaşam koçluğu, kişisel gelişim uzmanlığı oldu diyebiliriz. Ve hemen hemen her hafta bir eğitim, bir ritüel ile programlanmış kişiler var. Bu kadar fazla kişisel gelişim eğitimi almak doğru mudur? ve her kişisel eğitim sağlıklı midir? Bu konuda öneriniz nedir?

Evet çok haklısınız. Bu biraz daha artan talepten kaynaklanıyor. Günümüzün koşuşturmalı, hengameli dünyasında her tarafa yetişmeyen çalışan insan, bu kargaşada kendini ve yaşam amacını unutabiliyor. Zamanla insanın yaşam enerjisini ve yaşam neşesini azaltabiliyor. Dolayısıyla bu ihtiyacı gören kişiler de alana yönetiliyor. Burada koçluk alacak kişinin üç noktaya dikkat etmesini öneriyorum. 

1.koçun yetkinliğine ve eğitimlerini nereden aldığına baksınlar

2. koçun hayatında neleri başardığına dikkat etsinler

3. koçtan daha önceden danışmanlık alan kişilerin yorumlarına ve koçun referanslarına önem versinler

Sizi ülkemizin her yerinde görüyoruz, bu çok güzel demek ki doğru ve verimli sonuç alıyor insanlar. Peki genelde ne üzerine olan seminerleriniz daha yoğun? İnsanları ne tür kişisel gelişimde eksikliği var ve neyi yakalamak istiyor?

Özellikle ilişki koçluğuna ve kariyer koçluğuna odaklanıyorum. İnsanın özel hayatında bir sorun varsa veya iş yaşamında tam olarak tatmin olmuyorsa bir türlü hayatında taşlar tam olarak yerine oturmuyor ve huzursuzluk yaşıyor. İlişkilerdeki ve iş yaşamındaki sorunları gidermek, kişinin kendi değerleri ve istekleri ile uyumlu bir yaşam sürmesi için çok önemli hale geliyor. Bu yüzden bu iki konuda insanların hayatına dokunmaktan çok büyük keyif alıyorum.

Size ulaşmak ve sizden kişisel gelişim üzerine eğitim almak isteyenler size nasıl ulaşabilirler? Aynı zamanda devam eden etkinlik takviminizden bahseder misiniz?

Günümüzde en kolay ulaşım yolu sosyal medya oldu. instagram ve facebook hesaplarımı aktif olarak kullanmaya çalışıyorum. Etkinlikleri de tarih ve lokasyonlar netleşir netleşmez bu mecralardan paylaşıyorum. Bana ulaşmak isteyenler de bu platformlar üzerinden kolayca ulaşabilirler. “İç Sesini Aç” adlı seminerle kitapta paylaştığım pratik bilgileri uygulamalı olarak katılımcılara aktarmaya çalışıyorum. Böylece danışanların dünya düzleminde performanslarını artırmaya ve hedeflerine ulaşmalarına destek olmayı amaçlıyorum.  

Çok da fazla imza gününüz oldu. Genel olarak imza günler nasıl gidiyor?

Evet mümkün olduğu kadar farklı illerde kitap fuarlarına ve imza günlerine katılmaya çalışıyorum. İmza günleri benim de yeni yeni deneyimlediğim bir mutluluk. Benim tahmin ettiğimden keyifli oluyormuş. Özellikle kitabı okuyarak gelen kişilerin yorumlarını ve sorularını almak, fikir alışverişinde bulunmak inanılmaz bir his. Hele de bir de kitabı okuduktan sonra hayatlarında neleri değiştirdiklerini paylaşıyorlarsa çok mutlu oluyorum. 

Yeni bir kitap ile karşımıza ne zaman çıkacaksınız?

İkinci kitabın yazımına başladım. O da kişisel gelişim tarzından bir roman olacak. Bir aksilik olmazsa 2021 yılında okuyucu ile buluşturmayı planlıyorum.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

İç ses ruhtan gelen naif, ince ve zarif bir sestir, yükselmez sırasını bekler arada bir kendini hatırlatır. Çoğunlukla başkalarının ne diyeceğini önemseyen kişiler kendi ruhlarına uygun bir hayat yaşamayı zamanla unuturlar.  İç seslerini hatırladıkça huzursuz olurlar, kendilerini mutsuz hissederler. Oysa huzur ve mutluluğun kaynağı insanın ruhuna uyumlu bir hayat yaşamasıdır.  Bunun tek yolu da iç sesimizin farkında olup onu ertelemeden ötelemeden gerçekleştirmektir.

Doğum tarihi: 05 10 1976

Burcu: Terazi

En sevdiği huyu: Sakinliği

Sevmediği huyu: Sevmediğim huylarımın hepsini değiştirdim

Uğurlu sayısı: 4

Uğurlu günü: Cumartesi

En sevdiği renk: Lacivert

En sevdiği söz: Her seçiş bir vazgeçiştir

Röportaj: Elif Hayvalı

Fotoğraf: Edanur Külahçı Hayvalı

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İstanbul Fatura Basımı

avukat kartvizit



ofis taşımacılığı