RUHLA BEYİN ARASINDAKİ BAĞLANTIYI SAĞLAYAN: ÜÇÜNCÜ GÖZ 

Filiz Bahçıvan'ın röportajı için tıklayınız...

04 Eylül 2020 Cuma 14:11
1491 Okunma
RUHLA BEYİN ARASINDAKİ BAĞLANTIYI SAĞLAYAN: ÜÇÜNCÜ GÖZ 

RÖPORTAJ: FİLİZ BAHÇIVAN


Beynin ortasındaki karanlık noktada minicik bir bezelye tanesi.

Nasıl mucizeler yaratabilir ki?   

Sümerler'den Mısırlılar'a, Mevlâna'dan yakın diyebileceğimiz dönemde yıllardır üzerinde çalışan bilim insanlarına kadar birçoğunun odağında: Epifiz bezi, üçüncü göz.

Mucizevi bir düzen içinde çalışan ve sınırları tam olarak bilinmeyen insan vücudunda öyle bir nokta var ki gizemi yüzyıllardır tam olarak çözülemedi. Modern felsefenin kurucularından Fransız filozof Rene Descartes tarafından 'Ruhun oturduğu koltuk' olarak tanımlanan epifiz bezi, insan bedeni ile ruhu arasındaki uyumu sağlarken kişinin evrenle olan bağlantısına da hayat vermektedir.  

Uyurken odanıza birinin girdiğini nasıl fark ettiğinizi hiç merak ettiniz mi? Beynimizin nerdeyse merkezinde bulunan ve sadece bezelye tanesi büyüklüğünde olan epifiz bezi sayesinde zifiri karanlıkta, hatta uyurken bile dış dünyayı algılayabiliyoruz. 

Alnın ortasında üçüncü bir göz. 

Epifiz bezi çam kozalağına benzediği için Hristiyanlıkta genel olarak 'Kutsal Kozalak 'ismiyle tanımlanıyormuş.

Firavunların yılanlı başlığı,

Paraların asasındaki çam kozalağı,

Buda'nın saçları,

Hintlilerin iki gözü arasına çizdiği şekil. 

Peki, bu mucize organ gerçekten var ve ruh ile bağlantılı mı yoksa tüm bunlar birer söylentiden mi ibaret? Gelin epifiz bezini uzmanından dinleyelim. 

-- Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1970 Manisa doğumluyum. İlköğretimimi Galatasaray Lisesi’nde tamamladım. Ardından İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Ve Sanat Tarihi ‘nde okudum. Üniversite eğitimi sırasında kaydımı dondurup 1 yıl Almanya’ya dil öğrenimine gittim. Üniversite’ye devam ederken Turizm Bakanlığı’nın açtığı sınav ve kurslara katılıp Profesyonel Turist Rehberliği Kokartımı aldım. O yıllardan itibaren Fransız ve Alman turistlerle ülkemizde kültürel turlar yapmaya başladım. Bu çok sevdiğim mesleğimi bazı dönemlerde ara vermeme rağmen yaklaşık 30 yıl icra ettim. Bir dönem 4 yıl boyunca İstanbul’da çok büyük bir Kitabevi ( Nişantaşı – Rumeli Kitabevi ) tecrübem oldu. Ülkemizde yeterli düzeyde kitap okunmadığını bu vesile ile daha iyi görmüş oldum. Tüm iyi niyetime rağmen bu işletmeyi kapatmak zorunda kaldım. 2010 yılından itibaren daha fazla ülkeyi tanımak ve tanıtmak amacıyla ülkemiz insanına bu kez yurtdışında rehberli yaptım. Bu vesileyle 50 ‘ye yakın ülkeyi gezdim, gördüm ve tarihini anlatacak, o ülkeleri tanıtacak kadar bilgi sahibi oldum. Son dönemde 30 yıllık turizm ve tarih bilgime güvenerek A sınıfı turizm acentesi sahibi oldum. Bu süreç içeresinde 3 yıl önce hobi olarak bilgi ve tecrübelerimi insanlara anlatabilmek amacıyla YouTube’da bir kanal açtım. Hobi olarak başladığım bu yolculuk şimdilerde profesyonel bir iş haline gelmeye başladı. 80 binin üzerinde abone sayısının olması giderek beni daha fazla motive etti. Fransızca, Almanca ve İngilizce biliyorum. 

---  Epifiz bezi, bir başka deyişle Üçüncü göz nedir?

Epifiz bezi bilimsel olarak mevcudiyeti kanıtlanmış minik bir organdır. 5 duyu organımız vardır. Bunların haricinde bizim aslında 6.his dediğimiz bir duyumuz olduğu kabul edilir. Bu durumda epifiz bezimiz ya aslında bu 6. hissimiz ya da 7. hissimiz olabilir. Epifiz bezi Yapısı itibari ile göz yuvarlağına çok benzediği için aynı zamanda “Üçüncü Göz” yada “Akıl Gözü” denilmektedir. İç yapısı retina ile benzerlik arz etmektedir.. Beyinde her bölüm simetrik yapıdadır. Bu nedenle beyindeki tüm bölümlerden beyin içinde iki tane vardır, yani her şey çifttir. Epifiz bezi ise bir istisna teşkil eder. Beyin içinde başka bir benzeri, yani ikizi yoktur tektir. Bu nedenle de beyin içerisinde bağımsız çalışan bir organdır. Beynin parçası değildir. Epifiz bezi, yuvarlaktır ve bir tarafı açıktır ve bu açıklığın içinde ışığın odaklanmasına yarayan bir mercek vardır. İçi boştur ve içinde renk alıcıları vardır. Öncelikli görüş alanı – ki bu daha bilimsel olarak ispat edilmemiştir – yukarı, göklere doğrudur. Tıpkı gözlerimizin baktıkları yönden 90 derece yanlara doğru görebildikleri gibi, epifiz bez de belirlenmiş pozisyonundan 90 derece yanlara ‘bakabilir’. Tıpkı gözlerimizle başımızın arkasından bakamadığımız gibi, epifiz bez de yere, dünyaya doğru bakamaz.

--- Üçüncü göz nerede bulunur ve ne işe yarar?

En kısa açıklamasıyla beynimizde bulunan 4 bölümden biri olan ön lobun içinde yer alan mercimek büyüklüğünde bir organdır. Çam kozalağına benzer, bu yüzden ingilizcede Pineal Gland, yani çam kozalağı adı verilir. Bu organ boyutuna oranla çok önemli bir görev üstlenmektedir. Bazi araştırmalara göre bu minnacık organ dış dünyayla hatta evrenle bağlantımızı kuran ana merkezdir.

--- Herkes üçüncü göz çakrasına sahip olabilir mi?

Evet tüm omurgalılar ve insanların doğuştan itibaren bu organıda diğer organları gibi vardır. Ve doğum anından ilk çocukluk dönemine kadar bu organ işlevini çok iyi bir halde yerine getirir. Bu işlev diğer çakralarımız gibidir. 

--- Epifiz bezi ne Salgilar?

Epifiz bezinden geceleri karanlıkta salgılanan melatonin hormonu, biyolojik saatin düzenlenmesinde rol oynar. Bu hormonun salgılanma miktarı, gecenin uzunluğuna bağlıdır. Vücutta belirli aralıklarla tekrarlanan olaylar, biyolojik saatle kontrol edilir. Melatonin haricinde Serotonin ve DMT hormonlarınıda salgıladığı ispatlanmıştır. Ayrıca melatonin hormonu mutluluk hormonu olarak da bilinir.

--- Epifiz bezi çalışmazsa ne olur?

Bazı bilim adamlarınca “Bu bezi tam kapasite ile kullanmayı başaranların önsezileriyle her şeyi görebileceği, hatta astral seyahat yapabilecekleri” iddia edilmiştir. Uyurken , oda karanlıkken eğer biri içeriye sessizce girerse onu bir şekilde hissedip uyanırız. Bu neyle olur sizce? İşte epifiz bezi bu karanlık ortamda 3.bir göz gibi çalışır ve olayı görerek derhal sinyali beynin ana merkezine iletir ve beyin diğer organları harekete geçirir. Bu en basit örnektir. Eski zamanlarda inisiye kişiler Epifiz bezini etkin bir şekilde, uzmanlık derecesinde kullanabildikleri için farklı boyutlarla ilişki kurabildikleri gibi, evreni de çok doğru bir şekilde anlayabiliyor ve algılayabiliyordu. Bu bez çalışmazsa hayatımız devam eder ve 5 duyumuzla algılamalarımızda elbette devam eder. Fakat bu şekilde organik ama robot gbi oluruz. Çok önemli şeylerden biri olan insani hissiyatımız kaybolmaya başlar.

--- Epifiz bezinin insanı ruhsal açıdan farklı bir dünyaya bağlayan üçüncü göz olduğu söylentisi doğru mudur?

Evet bu doğrudur. Hatta o yüzden büyük Fransız düşünür Descartes, epifiz bezinin vücut ile zihnin bağlantı noktası olduğuna, insan ruhunun vücutla birleştiği mistik bir organ olduğuna inanır.

Epifiz bezini açmak için DMT kullanımını ayahuaşka çayı ile sağlayanların naklettiklerine göre gözün açılmasıyla bambaşka bir dünyaya açılınılıyor ve gerçeklik olgusu değişip , ilk defa gerçekliği gördüklerini söylüyorlar. Renkler , kokular daha önce hiç görmedikleri , hissetmedikleri kadar gerçek ve farklı oluyormuş.

Kalbi duran ve bir süre ex halde kaldıktan sonra yaşama tekrar dönen hastaların deneyimleriyle büyük benzerlikler gösteren DMT deneyiminin, sanatsal yaratıcılığı, pozitif düşünceyi ve sezgileri de güçlendirdiği düşünülüyor. Belki de bu yüzden DMT maddesini içeren üzerlik tohumu yüzlerce yıldır Anadolu’da “kötü gözleri ve nazarı” kovan bir tütsü olarak kullanılıyor

--- Çocuk yaşta aktif çalışan epifiz bezi zaman içerisinde neden kireçlenir? Bu durum bizi nasıl etkiler?

Bu organcık yaşlandıkça, özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor. Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve tabii ki sularımızdaki kireç. Ama bir numara florür ya da florid. Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor. Bunu söylerken temkinli olmak durumundayız fakat bilinmeyen bazı güçlerin bilerek isteyerek bu yetimizin körelmesi için ellerinden geleni yaptığını söyleyebiliriz. Bu bizi nasıl etkiler derseniz , cevabı acı ama gerçek , koyun sürülerine döneriz.

---Kireçlenmiş epifiz bezi nasıl temizlenir?

Temizlik için kullanılması gereken bazı gıdalar vardır. Bunların haricinde florür içeren şebeke suları ve florürlü diş macunlarından uzak durulması gerekir. Alkol ve cafeinden arınılmalıdır.

--- Epifiz bezi ve gece yatmak arasında ne tür bir ilişki olabilir?

Epifiz bezi gündüz çalışmaz, fakat enerjisini iki gözün retinasına ve alnın ortasındaki 6. çakramıza bağlı sinir uçları vasıtasıyla ışıktan alır ve ışığı direk görmemesine rağmen ışığa karşı fazla duyarlıdır. Hatta bu bezin kapasitesini artırmak için, güneşin doğuşu ve batışı esnasında, güneşe bakılabilir hale gelindiğinde 15 dakika süreyle güneşe bakılması tavsiye edilir.

Epifiz bezi geceleyin karanlıkta aktif olur ve yararlı hormonları karanlıkta, özellikle uyku esnasında salgılar. En yoğun salgılama zamanı doğum anı, ölüm anı ve gece saat 03:00 sıralarıdır.

Karanlık ayrıca çok önemli. Çünkü epifizin en önemli salgısı olan Melatonin sadece karanlıkta salgılanıyor. Gece 21’de salgılanmaya başlar. Gece 02-04 arası en yüksek düzeyine ulaşır. Sabah 7’de üretimi durur. Çoğu dinde sabaha karşı ya da gece ibadetinin önemi bu yüzden. Hormonun salgılanımı ne kadar yüksekse ruhsal âlemlerle bağ o kadar güçleniyor. Ve ibadet için bu yüzden gecenin en karanlık ve salgının en çok olduğu an seçiliyor.

Işığın melatonin üretimine engel olduğu bilimsel bir gerçektir. Düzenli ve yeterli bir melatonin salınımı için, karanlık ortamda uyumak gerekmektedir. Melatonin en büyük faydası ise kanserden koruması. Körlerde kanser olma oranı sıfıra yakındır.. Çünkü sürekli karanlık içinde oldukları için Melatonin üretimleri çok fazla. Bir bilimsel araştırma da göstermiş ki gece vardiyasında çalışanların kansere yakalanma oranı diğerlerine göre daha fazla, çünkü bütün gece ışık altında oluyorlar. Lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın.

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.