Okyay Tahir Taşkın

Gökyüzü Antolojisi‘nin muhteviyatında soyut bir dünya var

28 Şubat 2021 Pazar 12:06
50 Okunma
Okyay Tahir Taşkın

Okyay Tahir Taşkın: Gökyüzü Antolojisi‘nin muhteviyatında soyut bir dünya var

Başarılı yazar Okyay Tahir Taşkın ile yazın hayatına ve “Gökyüzü Antolojisi” adlı kitabına dair konuştuk. Keyifli sohbetimiz sizlerle…

RÖPORTAJ: AYŞENUR MAMA

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Okyay Tahir Taşkın kimdir?

12.09.1991 tarihinde Erzurum’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Erzurum ve Antalya’da; lisans eğitimimi ise Ankara’da, Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi bölümünde tamamlayarak mezun oldum. Son olarak da lisansüstü eğitimimi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Din Musikisi Devlet Konservatuar’ında tamamlayıp mezun oldum. Kıssadan hisse anlatmış olduğum bu yarı biyografik tahsil hayatımda gördüğünüz gibi edebiyat ve musiki, hayatımın rotası konumunda oldu. Halen de edebiyat ve musiki ile iç içeyim ve ömrümü bu şekilde tamamlamak istiyorum.

Yazın hayatınız nasıl başladı?

Yazın hayatımın başlangıcında bundan 12 yıl öncesine, yani 31 Mayıs 2008 tarihine gitmek gerekir. Zira bu dönem lise tahsilimi yaparken rahmetli Muzaffer İzgü’nün “Lütfen Kızımla Evlenir misiniz?” isimli tiyatro oyununda oynamıştım ve bu tiyatro oyunu ile o dönem Antalya’da düzenlenen ve halen de düzenlenmeye devam eden Liselerarası Tiyatro Şenliği’ne katılmıştım. Oynadığım bu tiyatro oyunu, bendeki yazma arzusunu ortaya çıkardı ve bu oyun sonrası ben de 4 tiyatro oyunu yazdım. (Bu oyunların üçü 2 perdelik; kalan bir tanesi de tek perdelik tiyatro oyunlarından oluşmaktadır.) Tabii yazmış olduğum bu 4 tiyatro oyunu; sadece el yazısıyla yazdığım karalama defterimde kaldı, o dönem yayınlatamadım. Bu bakımdan söz konusu yazım aşamasında deyim yerindeyse orijin kabul edeceğim isim Muzaffer İzgü olmuştur. Aynı dönem birtakım şiirlerle ve müzikle uğraştığım için şarkı sözleri de kaleme aldım ve en nihayetinde yazı mevzusunu daha ciddi ve kalıcı bir kalıba dökmek adına da “Gökyüzü Antolojisi” vücut bulmuş oldu.

Yazarken nelerden esinlenirsiniz?

Esin kaynağı dediğimiz konu, genel anlamıyla bana göre hem bir mucizedir hem de bu mucizeyi hissetmektir. Bunu yazıya dökme evresi ise bu mucizenin yazıyla resmedilmiş halidir. Esin kaynağı olarak benim için en önemli şey, okuduğum herhangi bir şeyde yaşamak isteyeceğim kayboluştur. Öyle ki ben; güzel, akıcı bir eser için kullanılan “sürükleyici” ifadesinin yerine “kayboluş” ifadesini kullanıyorum; çünkü ben, bu kayboluş sayesinde metinlerdeki esin kaynağına ve mucizelere ulaşabiliyorum ve bu hissi de en natürel haliyle kalemime yansıtmaya çalışıyorum. Bu açıdan özetle şunu söyleyebilirim ki; şahsımın esin kaynağı, bir yazı için yazılacak hissi ararken hissettiğim en güzel mucizelerdeki derin kayboluşlardır.

Geçtiğimiz aralık ayında okurlarla buluşan “Gökyüzü Antolojisi” adlı kitabınızdan bahseder misiniz? Bu kitabı neden yazdınız?

“Gökyüzü Antolojisi” aslında benim şimdiye kadar tür fark etmeden yazdıklarımın içinde ayrı bir yere sahip oldu. Öyle ki yazdıklarımın içinde bir kitap halinde ilk o vücut buldu ve ben, bu sayede şiir türünde bambaşka bir boyut hissettim. Bu da doğal olarak yazma konusunda bana mucizevi bir enerji ve esin kaynağı oldu. Bu bakımdan “Gökyüzü Antolojisi” adlı çalışmamda “gökyüzü” teması üzerine ve bu temanın metafor ve metafiziğin başka boyutları üzerine bir his dünyası oluşturmaya ve bunu yansıtmaya çalıştım. Çalışmamın muhteviyatında 70 şiir bulunmakta ve kitaba adını veren “Gökyüzü Antolojisi” şiiri de bu kitabın özeti niteliğinde.

“Gökyüzü Antolojisi” okurlara hangi mesajları vermeyi amaçlıyor?

Gökyüzü Antolojisi’nin muhteviyatında soyut bir dünya var. Bu açıdan bu çalışmayı okuyan her okurumuzun bu soyut dünyada kendine göre bir anlam ve mesaj çıkaracağına inanıyorum. Özetle “Gökyüzü Antolojisi” her okuyucunun kendi belleğiyle, zihniyle mesajlar, çıkarımlar yapacağı özgür ve soyut bir dünya.

Kitabın ismi, nereden geliyor?

Çalışmama hem hayat kaynağı olan hem de adının belirleyicisi olan isim, kıymetli şairlerimizden rahmetli Cahit Zarifoğlu’dur. Onun; “Gökyüzüne bakmayanların kalbi, daha çabuk kirlenir!” şeklindeki muazzam metafora ait gökyüzü ifadesi, naçizane çalışmamın hayat kaynağı olmuştur. Zaten hem bu çalışmayı hem de bu çalışmaya adını veren “Gökyüzü Antolojisi” adlı şiirimi Cahit Zarifoğlu’na ithaf ederek yazmaya gayret ettim.

Sizce kitap, beklenen başarıya ulaşacak mı?

Başarı hususunda bir yazarın beklentisi, elbette okuyucuyu etkilemek üzerinedir. Bu bakımdan ben de bu çalışmanın özgür dünyasıyla okuyucuya özgür bir hissiyat oluşturmasını amaçlamaya çalıştım. Umarım Gökyüzü Antolojisi’nin dünyası, değerli okuyucularımız için hissi olarak güzel bir istirahat dergâhı olur.

Kitabınızı bir okur gözünden nasıl değerlendirirsiniz?

Gökyüzü Antolojisi’ni değerli yayınevimiz Karina Yayınevi tarafından şahsıma verilen kitaplarından birini açarak bir okuyucu edasında da okudum. Bu açıdan hissettiğim şu olmuştur ki; naçizane bu soyut ve özgür dünyada kendimi bambaşka bir hissi boyutta gördüm. Yani diyebilirim ki ben, Gökyüzü Antolojisi’ni okurken gökyüzü kavramının gerçek anlamı dışındaki şiirsel, soyut ve özgür tabiatını sonuna kadar görüp, yaşadım. 

Yazarken örnek aldığınız, izinden gitmeyi hedeflediğiniz yazarlar var mı?

Elbette var ki zaten bir yazarın yazı yazma konusundaki ilham dünyasına ve kalemine etki eden en önemli faktör, herhangi bir eserini okurken etkilendiği ve yazı yazma hususunda kendisine rol-model aldığı yazardır. Benim bu hususta en başta etkilendiğim ve rol-model aldığım isim, kıymetli yazarlarımızdan ve şairlerimizden Sayın Sunay Akın hocamdır. Onun hem muazzam düzyazıları hem de naif şiirleri Gökyüzü Antolojisi’ne ilham kaynağı olmuştur. Bunun dışında Gökyüzü Antolojisi’nde edebiyatımızın kıymetli şairlerinden birkaçına ithaf ettiğim şiirler mevcuttur ki o şiirler de ithaf etmiş olduğum kıymetli şairlerimizin şiirlerinden birtakımı da kalemime esin kaynağı olmuştur. Bu açıdan Gökyüzü Antolojisi’ndeki şiirlerde yer alan başta Cahit Zarifoğlu olmak üzere Orhan Veli Kanık, Murathan Mungan, Ziya Osman Saba, Cahit Sıtkı Tarancı, Yahya Kemal Beyatlı, Cemal Süreya ve kitabın en sonundaki “Antolojik Mimari” adlı şiirimde de isimlerini zikrettiğim daha nice şair, izinden gitmeyi hedeflediğim ve naçizane kendime örnek aldığım kıymetli şairlerimizdir.

Hazırlık aşamasında olan farklı bir eseriniz var mı?

Şu an üç tane çalışma hazırlıyorum. Bunlardan ikisi müzik yazılarımdan oluşan, deyim yerindeyse müzik konulu deneme şeklindeki deneme türü çalışmalarım, kalan son çalışmam ise yine şiir türündeki bir çalışma olacaktır. Hazırlama aşamasındaki üç çalışmamdan birini tamamladım. Kalan iki çalışmamın da yakın zamanda tamamlanacağı kanaatindeyim.

Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersiniz?

Öncelikle bu güzel röportaj için size ve gazetenize çok teşekkür ediyorum. Kıymetli okurlarımıza da Gökyüzü Antolojisi’nin “Sonsöz” bölümünde ifade ettiğim gibi; “Her daim şiir dolu bir hayat diliyor ve hayatınızı şiir gibi güzel ve huzurlu bir şekilde yaşamanızı temenni ediyorum.”

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.