MÜZİSYEN&SES MÜHENDİSİ HASAN AZZE (AYEKİN)

BAŞARININ SIRRI ÇOK ÇALIŞMAK VE DÜRÜST OLMAK

29 Haziran 2021 Salı 18:46
84 Okunma
MÜZİSYEN&SES MÜHENDİSİ HASAN AZZE (AYEKİN)

ASLI M. SARI

Bu hafta röportaj konuğum duruşunu ve ses tınısını çok sevdiğim Müzisyen Hasan Azze (AYEKİN).  Farklı duruşu ve bakış açıları olan insanlara ilgim çok başka bilirsiniz. Sıradanlığa başkaldıran yürek insanları her zaman sayfalarımın başköşesinde oldu ve olacaktır.

Muğla Üniversitesi Edebiyat fakültesi Felsefe bölümünden mezun olan Hasan Azze, SAE Institute İstanbul’ da Ses Mühendisliği eğitimi görmüş. Ardından Bahçeşehir Üniversitesinde Ses Teknolojileri bölümünde yüksek lisans yapan Hasan Azze, yıllardır müzik piyasasının içinde yer almış, Türkiye’de bir çok şehirde konserler vermiş ve organizasyonlarda yer almış.

2015 ile beraber alternatif bir tarz yaratma yoluna girmiş ve ‘’Hasan Azze’’ projesini başlatmış. 2020 yılında Antalya’ya taşınıp Art N Craft isimli şirketini kurmuş. Üretmeyi hiç bir zaman bırakmayan Hasan Azze, felsefe eğitiminin getirdiği düşünceler üzerine yoğunlaşarak mistik, oryantalist bir müzik anlayışı geliştirmiş. Düşünce geliştirmenin müzik ile can bulduğu, edebiyatın ve felsefenin müzik ile harmanlandığı bir müzik anlayışı içerisinde ilerlemeye devam eden Hasan Azze ile röportajımız sizlerle.

Sizi tanıyarak başlamak isterim. Kimdir Hasan Azze, bir günü nasıl geçer?

Hasan AZZE, asıl adıyla Hasan AYEKİN. 22 Ocak 1991 Antalya doğumluyum. Lisansta Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Felsefe Bölümü ve yüksek lisansta ise Bahçeşehir Üniversitesi Ses ve Kayıt Teknolojileri mezunuyum. 2005 yılından bu yana müzikle içli dışlıyım. O yıllardan bu yana üretmeye ve geliştirmeye çalışıyorum. Şu günlerde Antalya’da içinde müzik stüdyosu barındıran bir şirket kurduk. Gün içerisinde genelde orda müşterilerle ilgileniyor fırsat buldukça da kendi projelerim üzerinde çalışıyorum. Bir günün büyük bir kısmını bu şekilde dolduruyorum. Arta kalan zamanlarda spor yapıyor ve kitap okuyorum. Güzel havalarda ise ormanlık alanlarda ve sahil bölgelerinde kamp yapıyorum. 

Şarkı repertuvarınızı seçerken dikkat ettiğiniz ne gibi hususlar var? Tarzınız nedir? 

Aslında ben daha çok kendi şarkılarımı söylemeyi seviyorum ve tercih ediyorum. Ancak sahnelerde yapılan repertuvarlara tabi ki hepimizin bildiği ve sevdiği cover şarkılar/türkülerden de eklemeler yapıyorum. O tercihi yaparken genelde beni etkileyen, sesime ve müziğime yakışacağını düşündüklerimi seçiyorum. Bazı şarkılar oluyor ki beni çok fazla etkiliyor ve çok tanınmasa da o şarkıyı repertuvarıma ekleyebiliyorum. Tarzıma gelecek olursak aslında benim müzik geçmişimin başlangıcı 2005 yılında Hip-Hop/Rap müzik. O yüzden o müzik türüyle hala kopmayan bir bağım var. Melodik bir yönüm de olduğu için belli bir süre sonra Hasan Azze projesini oluştururken bu iki tarafa da dokunmasını istedim. Yeni nesil Indie dediğimiz alternatif bir müzik yapmaya çalışıyorum. Ama farklı olarak içinde bazen hip-hop esintileri de bulunuyor. Bu şekilde kendime has bir tarz oluşturabildiğime inanıyorum.

Eserlerinizi hangi platformlarda yayınlıyorsunuz? 

Eserlerimiz Youtube başta olmak üzere aslında Spotify, Apple Müzik gibi tüm dijital platformlarda yer alıyor. Hatta ilk albümüm Kürar fiziksel cd satışıyla D&R ve birçok müzik dükkânında da satıldı. 

Yakışıklılık ve güzel bir sese sahip olmak, müzik dünyasında yer edinebilmek için yeterli bir kıstas mı?

Bu soruyla alakalı sanırım olumlu ve olumsuz her iki taraftan da örnekler ülkemizde mevcut. Burada aslında müzisyenin beklentisinin ne olduğu ve neyi ön plana çıkarmak istediği önemli. Bazen şirketlerin de zorunda bıraktığı ekstra durumlar olabiliyor satış ve pazarlama konusunda. Mesela yakışıklı bir müzisyeni dizi, film, reklam endüstrisine yerleştirme gibi projeler olabiliyor. Sanırım ufak da olsa ülkemiz için haklılık payı var. Çünkü ülkemizde ne yazık ki müzik ihtiyaç değil lüks halde. İnsanlar bir müzisyeni keşfetme zahmetinde bulunmuyor artık. Bir şeylerin vesilesi ile tanıyor. Örneğin bir dizide müziği çalıyor ya da bir TV programına çıkıyor. Müziği görsel ya da işitsel medyalarla ya da başka pazarlarla birleştiriyorlar. Bu şekilde hem bilinirlik hem de maddi kazancı arttırmış oluyorlar. 

Şu an ki müzik kalitesi bakımından nasıl buluyorsunuz ülkemizi? 

Ülkemiz benim gözümde zorlukların ve sıkıntıların bitmediği bir üçüncü dünya ülkesi. O yüzden acı ve sıkıntıdan besleniyor. Bu arabesk ruhun da yıllardır müzik dünyasına etkisini aslında görüyor ve duyuyoruz. Bunun her ne kadar güzel ve kaliteli örnekleri olsa da bir karmaşa görüyorum. Popüler olanın peşinden gidiliyor ya da bir müzik türünü Türk müziğine kötü bir şekilde entegre ediliyor. Burada maddiyatın da etkisi büyük ama benim en üzüldüğüm nokta bireyler sanattan ve estetik zevkten yoksun. Bazen de birçok müzisyen yanlış kişilerle çalışıyor, para tuzaklarına düşüyor.  Bunların sonucunda da müzikal kalite ülkemizde yerlerde geziyor.

Müziğe olan ilginizi ne zaman fark ettiniz? Müzikle tanışmanız nasıl oldu?

Müzikle tanışmam aslında çok küçük yıllara dayanıyor. Kültürel olarak da hep düğün ve eğlencelere meyilli bir millet olduğumuz için küçüklüğüm bu tarz organizasyonlarda geçti. İlkokul ve ortaokul yıllarımda kablolu yayınlardaki yabancı müzik kanallarındaki müzikleri dinlemeye başladım. Ardından ablamın kasetlerini ondan gizli dinleyerek devam ettim. Liseye geçtiğim zaman ise kelimeleri bir şekilde bir araya getirmeye ve üretmeye başladım. Bilgisayarla aram hep iyiydi ve üretimim o yüzden dijital ortamda başladı. Bu ilginin arttığını ve bana keyif verdiğini fark edince enstruman ve armoni eğitimi almaya karar verdim. 

Birçok müzisyenin yarışma macerası var. Müzik yarışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Birçok müzisyen farklı platform ve ortamlarda kendi sesini duyurmak için birçok maceraya katılıyor. Bu konuda sosyal çevrem ve ailemin bana da çok telkinleri oluyor aslında. Ancak ben kendi müziğime ve kariyerime müzik yarışmalarının bir şey katmayacağını ve yakışmayacağını düşünüyorum. O yarışmalarda kendim olamayacağıma inanıyorum. Yarışmaların birçoğunun da reyting ve izlenme amaçlı olduğunu düşünürsek dürüst ve gerçekçi olmadıklarına inanıyorum. O yüzden hiç katılmayı da düşünmedim. 

Kariyerinizin dönüm noktası nedir?

Kariyerimin dönüm noktası sanırım üniversitenin ilk yılında annemin bana ekipman almam için gönderdiği paraydı. Muğla’ya okumak için gittiğimde ne bir stüdyo ne de bir müzik ortamı vardı. Ben de bu yüzden müziği bırakmayı düşünüyordum ve bir anne eli uzandı. O eli omzumda her sahneye çıktığımda her şarkı kaydettiğimde hissederim. Bazı şeyler hayatta tam vazgeçtiğin anda gelir. O an da benim dönüm noktamdı. 

Azimli, istikrarlı, mücadeleci bir beyefendi görüyorum karşımda. Sizi bu yolculuğa özendiren, sürükleyen neydi?

Gerçekten böyle bir beyefendi göründüysem sizlere ne mutlu beni onore ettiniz. Aslında ben önce üretmeyi ve şarkı söylemeyi seviyorum. Yani işimi seviyorum. Hayatta insanların görmediği durum ve duyguları ya da gözden kaçan anları betimlemeyi seviyorum. Aynı duygu ve durumu farklı bir perspektiften anlatmayı seviyorum. Vazgeçmeyen ve çalışkan bir yapım vardır. Elimi attığım işlerin hepsinde de mükemmeliyetçiyimdir. Savsaklama işini hayatın hiç bir alanında sevmiyorum. Ya elimden gelenin en iyisini yapmalıyım ya da hiç yapmamalıyım diye düşünüyorum.

Bu yolculukta en büyük desteği kimlerden aldınız?

Bu yolculukta en çok desteği önce annemden ardından babam ve ablamdan yani ailemden aldım ve almaya devam ediyorum. Babamın ve ablamın bana güvenmesi biraz daha zaman aldı tabi. Malum bu yolculuğa erken başladığım için ilk başlarda bu işi devam ettireceğim kimsenin aklına gelmemişti. Yolculuğum devam ettikçe etrafımdaki insanların bana inancı arttı ve destek olmaya başladılar. Başardıkça arkamdaki insanlar çoğaldı ve çoğalmaya devam ediyor. 

Son zamanlarda albüm çıkaran sanatçı yok denecek kadar az. Sizce sanatçılar son zamanlarda albüm çıkarmaya neden olumsuz bakıyorlar? Tek sebep pandemi mi? 

Bir şarkı çıkarmak çok güzel çok keyifli ve uzun bir süreç. Yazımından yapımına hatta yayımlamasına kadar bir sürü prosedürü ve aşaması var. Hal böyle olunca insanlar buna hem zaman hem de para ayırmak zorunda kalıyor. Bir şarkı için günler aylar uğraşılıyor. Bu süreci bir de albüm için düşününce daha uzun bir zaman ve emek işin içine giriyor. Çıkan albüm bir de dinlenmeyince bu sanatçı ya da grup için kötü bir geri dönüş oluyor. Hem maddi açıdan hem de manevi açıdan. İnsanlar bir uzun süredir zaten albümdeki tüm şarkıları dinlese de içlerinden bir ya da iki tanesini seçip hep onları dinliyor. 10 şarkılık albümde 2 şarkı dinleniyor olması üzücü. Her biri ayrı emek ayrı hikâyeler sonuçta. Dünya pazarında da durum böyle olunca ülkemizde de artık pazarlama kısmında sanatçılar daha çok single bir diğer adıyla tekli çıkarma şeklide ilerlemeyi uygun gördü. Kimisi de 4-5 ayrı single çıkartıp sonra onları birleştirip içerisine bir kaç tane yeni şarkı ekleyerek onu albüme bile dönüştürüyor. Albüm içinde yüzüne bile bakılmayan şarkı tek tek yayınlandığında göz bebeği olabiliyor dinleyici için. Yani kısacası bu albüm çıkarmama olayı pandemiden de öncesine dayanıyor. 

Özellikle hitap ettiğiniz kitle? 

Hasan AZZE müziğini oluştururken özellikle okumayı ve araştırmayı seven, sorgulayıcı insanlara ulaşmak istedim. Tabi bu durum her zaman teorideki gibi olmayabiliyor. Müziğimi her kesimden her yaştan insan dinliyor. Önemli olan aynı duyguları paylaşabiliyor olmak. Birilerine dokunabilmek. 

Önümüzdeki günlerde sürpriz single var mı Hasan Bey?

‘NE FAYDA’

Yakın zamanda ‘Ne Fayda’ isminde bir tekli çıkarmayı düşünüyorum ve eğer istediğim gibi olursa ardından bir albüm yayınlamayı düşünüyorum. Bu kapanma sürecinde çalışmalara başladım ve hızla devam ediyor. 

Pandemi dönemi birçok sektörü etkilediği gibi müzik sektörünü de nasıl etkilediğini biliyoruz. Sizce bu dönemi en az zararla atlatmak için ne yapılmalı? Ne gibi çözüm önerileri sunulabilir? Pandemi nedeniyle işiniz nasıl etkilendi, sorunlarınız neler?

Bir müzisyen olarak her sektörde de olduğu gibi bizde de durum içler acısı. Birçok müzisyen ve sahne görevlisi meslektaşım ciddi kayıplara uğradı. Bu maddi kaybın devlet tarafından giderilmesi beklendi ancak sonuç hüsran oldu. Aylardır sahneye çıkamayan müzisyene 1000 TL gibi bir yardım yapıldı ama bu yardımı ben dahil bir çok arkadaşım alamadık. Sebebini biz de herkes gibi merak ediyoruz. Şimdi yeni bir yardımdan söz ediliyor ama onu da alabilecek miyiz şüpheli. Pandemi sürecinde herkesin de bildiği gibi bir sürü müzik mekanı, konser salonu, bar, pub kapandı. Bir sürü insan işinden oldu hatta 102 tane müzisyenin intihar ettiği biliniyor. Bir kısmı sürecin ilk başında enstrumanlarını sattı hayatta kalabilmek için. Sevdiği işi bırakıp başka işlerde çalışmaya başlayanlardan olmamak için direniyorum kendi açımdan. Yıllarca bir sürü çaba harcadığım, dirsek çürüttüğüm, kafa patlatarak elde ettiğim şeyi bir çırpıda hiç etmek istemiyorum. Bu zamana kadar bir şekilde yaptığım birikimler tükendiği için çektiğim kredilerle hayatta kalabildim ancak bu süreç daha da uzarsa ne olacak inanın bilmiyorum. Açtığımız stüdyoda pandemi sürecinden bu yana heralde 10 tane iş anca yaptım diyebilirim. Aylardır stüdyo kapalı kimse gelemiyor. Umarım yetkililer buna bir çözüm bulabilir ve bu illetten sonsuza kadar kurtulabiliriz.

Ses mühendisliği ile ilgili bir takım güzel projelerden konuştuk? Neler yapıyorsunuz bu pandemi süreçte ilgili çalışmalarınız nelerdir? 

Pandemi sürecinde yapılabilecek tek şey inzivaya çekilmek olunca aslında benim hayatımda pek bir değişiklik olmadı. Benim için yeni bir üretim süreci oluştu. Maddi ve sosyal sıkıntıları saymazsak aslında bana yaradı bile diyebilirim. Stüdyonun işlerinden kendi üretimime zaman bulamazken bu süreçte bol bol ürettim ve üretmeye devam ediyorum. Çünkü ancak sevdiğim işi yaparak akıl sağlığımı koruyabiliyorum. 

Sanat hayatınızın sonuna geldiğinizde neleri gerçekleştirmiş olmak istersiniz? İleriye dönük kariyer hedefi planlarınız nelerdir?

MÜZİKAL KARİYERİMİ DE ULUSLARARASI PLATFORMLARA TAŞIMAYI ÇOK İSTİYORUM

Aslında yapılacak o kadar çok şey var ki içimde saymakla bitiremem. Ama en çok istediğim gerçekten ardımda güzel eserler bırakıp en azından birileri tarafından güzel hatırlanmak. Müzikal kariyerimi de uluslararası platformlara taşımayı çok istiyorum. Başka ülkelerde konserler vermeyi ve dünyaca ünlü müzisyenlerle ortak projelerde yer almayı istiyorum. 

Başarıya giden yolda engeller de başarısızlıklar da kaçınılmaz. Böyle anlarda kendinizi nasıl motive ediyorsunuz? Nasıl tekrar tekrar ayağa kalkıyorsunuz?

Hayatın genel seyrinde engeller olmadan bir yol düşünmek neredeyse imkansız ve kaldı ki bir müzisyen olarak genelde bu engeller ve sorunlardan besleniyorum. Her ne kadar bazen motivasyonumu kaybetsem de üzerimde emeği olan insanları düşünüp şükredip tekrar ayağa kalkıyorum. 

Sizce başarının sırrı nedir? Emek mi? Şans mı? 

Başarının sırrı çok çalışmak ve dürüst olmak. Hayatta güzel insanlar biriktirmek ve kendini kapatmamak. Ama şans faktörünü de düşününce az da olsa ona da ihtiyaç var. Bazen ne kadar çabalasan da doğru zaman olmayabiliyor ve ben herkesin bir zamanı olduğuna inanıyorum. Elbet herkesin zamanı gelecek. 

Şöhret sevdasına kapılan birçok meslektaşınız var. Şöhret sizin nazarınızda nasıl bir şey? Şöhreti taşıyabilmek mühim bir meziyet mi? 

BENCE ŞÖHRET DIŞARDAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ ÇOK GÜZEL BİR ŞEY DEĞİL

Bence şöhret dışardan göründüğü gibi çok güzel bir şey değil. Sorumluluğu ve gerekliliği çok fazla. Herkesin de bunların altından kalkması mümkün değil. Hepimizin doğası ve beklentileri farklı, sınırlarımız ve eşiklerimiz bambaşka. O yüzden şöhret için önce sabır sonra çok enerji ve dayanıklılık gerekiyor. Hem fiziksel hem de psikolojik açıdan buna hazır olmak gerekiyor. Bazı şeylerden vazgeçmeyi gerektiriyor. Ben prensiplere sahip biriyim. O yüzden şöhret konusunda bazı parametreleri yerine getirebilir miyim diye düşünüyorum. Ben farklı bir sınıf olmak değil hayatın doğal akışında organik kalmak isteyen tarafım. İstediğim zaman istediğim şekilde istediğim gibi yani. Doğam neyse o olmayı istiyorum. Sırf aklıma mantığıma yatmayan bazı gereklilikleri yapmak zorunda kalmak istemiyorum. 

Müzikle ilgilenmek isteyen gençlere, genç yeteneklere neler tavsiye edersiniz?

‘HİÇ BİR ŞEY DIŞARDAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL’

Genç müzisyen dostlarıma söyleyecek ilk şey  ‘hiç bir şey dışardan göründüğü gibi değil’ olacaktır. Müzisyen olmak, üretmek, söylemek dışardan çok kolay ve güzel bir iş gibi algılanıyor. O yaparsa ben de yaparım gibi düşünülüyor. Ancak içine girince bir çoğu telef oluyor. Bu iş çok çalışma ve sabır işi. Artık bir işi iyi yapmak yetmiyor.  

Okuyucularımıza ve sizi sevenlere son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir  Hasan Bey? Sizinle nerelerden iletişim kurabilirler? 

Bu güzel sorular için öncelikle size ve dinleyicilerimizle aramızdaki köprüye emek veren hizmet eden herkes sonsuz teşekkürler. Siz var oldukça dinleyicilerimize ulaşmak daha kolay ve daha keyifli oluyor. Dinleyicilerimin bana ulaşması konusuna gelince tüm sosyal sosyal medya kanallarından Hasan Azze ismiyle bana ulaşabilirler. Gerek Instagram gerek Youtube her türlü platformda olabildiğince aktifim. Videolarımızın altında iletişim için mail adresim de mevcut. Son olarak bu zor günlerde herkese önce fiziksel sağlık sonra da akıl sağlığı diliyorum. Sabrımız ve neşemiz bol olsun. Kusurum olduysa affola. Sevgi ve saygılarımla.

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.