HAYATI YAŞAYARAK ÖĞRENDİM

BENİM KİTABIM HAYAT ÖĞRETİR. NEDEN, İNSAN ANLATILANI DEĞİL YAŞANILANI UNUTMAZ DİYORUZ, HAYATIN YAŞATARAK ÖĞRETTİĞİNİ SAVUNUYORUM BEN… GÜZEL İNSAN ELİF ÜÇYILDIZ İLE KİTABI HAYAT ÖĞRETİR’İ KONUŞTUK.

HAYATI YAŞAYARAK ÖĞRENDİM

BENİM KİTABIM HAYAT ÖĞRETİR. NEDEN, İNSAN ANLATILANI DEĞİL YAŞANILANI UNUTMAZ DİYORUZ, HAYATIN YAŞATARAK ÖĞRETTİĞİNİ SAVUNUYORUM BEN… GÜZEL İNSAN ELİF ÜÇYILDIZ İLE KİTABI HAYAT ÖĞRETİR’İ KONUŞTUK.

05 Mart 2019 Salı 18:06
291 Okunma
HAYATI YAŞAYARAK ÖĞRENDİM

YAZAR ELİF ÜÇYILDIZ

 “HAYAT ÖĞRETİR”

Kültür Sanat röportajlarımda birbirinden değerli azarlarımızda bugün sevgili Elif Üçyıldız var. Ben kendisini ÇOCUKLAR İÇİN sosyal sorumluluk duygularıyla tutuştuğum bir dönemde tanıdım ve ne kadar özel bir yüreğe sahip olduğunu biliyorum. Hiç tereddüt etmeden inadına iyilik inadına güzellik için elini taşın altına koyan nadir insanlardan. İstedim ki bu özel ve güzel insanı sizde tanıyın. Kendisi Ankara da doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini İstanbul’ da tamamladı. Şimdilerde ise özel bir şirkette çalışıp öğrenimine uzaktan devam ediyor. Aslı Hanım; Yıllardır yazıyorum, şiirlerim ve sözlerimi kendime saklamayı bırakıp sosyal medyada paylaşmaya başladığımda anladım ki artık birikimi bir kitapta toplamalıydım. Okumayı seven insanlara, kitabınız var mı diye soranlara artık cevabım olurdu kendim için de unutulmaz bir deneyim. Paylaştıkça çoğalan bir mutluluk üstelik devamlılığı olan… Hissi yakaladığım her an kalem elimde, teknoloji ne kadar gelişse de ben kâğıda el değdirmeği seviyorum. O kâğıda dokunacak ellerim, yazacağım sileceğim tekrar yazacağım.

Elif Hanım’ın en çokta şu soruya olan cevabı beni benden aldı. Son zamanlarda iyice meşhur olan ama içeriğe sahiden önem verilmeyen Edebiyat Dergileri hakkında ne düşünüyorsunuz dedim?

Aslı Hanım; Meşhur olmak adına, yazılacak hiçbir kelimeye ait olmadığım için onları maalesef sadece ticaret olarak görüyorum. Yazının ne anlattığı değil, kimin yazdığı önemli. Onlar için fenomen olmaları yeterli. Hislerin, değerlerin gerçekliğini görmeksizin sadece yapılan iş olarak görüyorum diyebilirim. İfadelerini kullanan Sevgili Elif Üçyıldız ile o güzel yazın yolculuğu, naif bakış açıları konuştuk.

Söyleşimize sizi tanıyarak başlayabiliriz miyiz kimdir Elif Üçyıldız? Bir günü nasıl geçer?

17 EKİM 1988 Yılında Ankara da doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini İstanbul’ da tamamladı. Şimdilerde ise özel bir şirkette çalışıp öğrenimine uzaktan devam ediyor.

İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz?

Yıllardır yazıyorum, şiirlerim ve sözlerimi kendime saklamayı bırakıp sosyal medyada paylaşmaya başladığımda anladım ki artık birikimi bir kitapta toplamalıydım.

Okumayı seven insanlara, kitabınız var mı diye soranlara artık cevabım olurdu kendim için de unutulmaz bir deneyim. Paylaştıkça çoğalan bir mutluluk üstelik devamlılığı olan…

Neden Hayat Öğretir?

Çünkü Hayata başka yerden bakmayı öğrendim. Öfkemi, kırgınlıklarımı geride bırakmayı, zaman geçmeye devam ederken beni ilerletmeyen acıların yerine sırası gelince sandıktan çıkartılması gerektiğini ve sadece naftalin kokusunu içine çekip hatırları yâd etmeyi öğrendim. Kederle yaşarken hiçe saydığım hayatı boşuna ziyan etmemeyi, öncekilere üzülürken öğrendim. Anıların sürekli yaşaması gerekmediğini, çıkardığım dersin öncülüğüyle adımlarımda öğrendim. Her yaşın olgunluğunu, hayatı izlerken değil içinden geçerken düşe kalka öğrettikleriyle var ettim kelimelerimi. Acıya tatlıyı, kedere sevinci öğreten, kötü yüzüme değse de yüreğimden geçirmeyince öğrendim. Kötümserliğime, asabiliğime iyimserliği öğretirken, hayatta bulduğum iyilikleri seçtim. İnsanlar kötüyse bende çiçeğe, böceğe döndüm. Yeri geldi kitaplara gömdüm. Ama başardım yorgun düşen keşkelerimle, pişmanlıklarım oldu, avuntusu da tekrarlamayınca yüreğimde huzur buldu. Hayat bana öğrettikleriyle, kitap oldu…


Yaratıcı yazarlık kursları ile ilgili bir tecrübeniz var mı? Bu kursları faydalı bulur musunuz yazar olmak isteyenler için, yoksa yazmak daha çok yetenek midir size göre?

Bir tecrübem yok ama yazmak daha çok yetenek midir sorunuza cevap verecek olursak benim için yazmak hissetmektir. Kursların sadece geliştirici olabileceğini düşünüyorum.

Konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsunuz?

Konularımı seçerken bazen deneyimlediğim bazen gözlemlediğim hislerimden yola çıkıyorum. Bir başkasının isyanı bana şükrü, sevinci hüznü, hüznü sevinci hatırlatıyor.

Harmanladığım duyguların sonucu sözcüklerime yansıyor. Rabbimin bana verdiği bu yetenek için kendimi şanslı sayıyorum. Yürekten geçen her his gerçektir.

Yazın yolculuğunda ruh dünyası karakteristik mi olmalı?

Karakteristiktir. Çünkü herkesin bakıp ta gördüğü nokta farklıdır. Yazın yolculuğu da bunun gibi ayırıcı olmalıdır.

Son zamanlarda çok fazla gözler önünde olan, reklam uğruna, satış uğruna özellikle kitap çıkaran yazarlar var. Başarılıda oluyorlar bu bir gerçek. Bu husus hakkında düşünceleriniz?

 Ben onların ticaret olarak baktıklarını düşünüyorum. Genelde ilkten görüyoruz sonra ortalık da olmuyorlar. Akılda kalmadıktan, kalbe değmedikten sonra bir önemi yok bence…

Sevgili Elif Hanım sizin yazma tarzınızdan bahseder misiniz? Mesela nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyor sunuz?

Hissi yakaladığım her an kalem elimde, teknoloji ne kadar gelişse de ben kâğıda el değdirmeği seviyorum. O kâğıda dokunacak ellerim, yazacağım sileceğim tekrar yazacağım.

Kitabınızda kendinizden soyutlanmış karakterlerimi yoksa sizi yansıtan karakterlerimi anlatmak daha güzel geliyor? Yani eserlerinizin sizi yansıtması hoşunuza gider mi?

Ben yazılarımda kendimi anlatmaktan kesinlikle hoşlanmıyorum. Girdiğim duygulardaki karakterleri yansıtıyorum.

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?

Ben genelde hisse girdiğimde kalemi elime almayı tercih ediyorum. Yer ve zaman gözetmeksizin. Sadece yazmak için kalemi elime almak tercihim değil.

Bazı sorular vardır bu sorumda evet artık bırakıyorum Aslı Hanım diyen kalemdaşımıza çok rastladım. Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

Ben kendimi bildim bileli yazıyorum ve yazmaya da devam ediyorum. Bu benim ben olma biçimim. Ben yaşamaya devam ettiğim sürece.

Edebiyat dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

Herkesin kendini yazar sanması bence. Ne yazık ki günümüzde her şeyin çabuk harcandığı gibi edebiyatı da ziyan ediyorlar. Emek ve gerçek değer vermeyi öğrenmek.

Son zamanlarda iyice meşhur olan ama içeriğe sahiden önem verilmeyen Edebiyat Dergileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Meşhur olmak adına, yazılacak hiçbir kelimeye ait olmadığım için onları maalesef sadece ticaret olarak görüyorum. Yazının ne anlattığı değil, kimin yazdığı önemli. Onlar için fenomen olmaları yeterli. Hislerin, değerlerin gerçekliğini görmeksizin sadece yapılan iş olarak görüyorum.

Yazın yolculuğunda gelecek ile ilgili projelerinizden bahseder misiniz?

Daha yeni başladığımı saydığım için, yeni çıktım bu yola daha uzun zaman kalem elimde olacak biliyorum. Çünkü içimde biriktirdiğim yazmayı bekleyen silerim var. Bir aşk romanım olmalı. Ben terazi kadınıyım. Yani aşk kadını bir aşk romanım olmalı. Biriken deneme yazılarım bekliyor kitap olmak için. Her an hislendiğim için uzun benim yolum.

Yeni bir projeniz var mı? Var ise kitap ne zaman çıkıyor ve okuru bu yeni kitapta ne gibi sürprizler bekliyor?

Daha zamanı var. Deneme ve şiirin iç içe olacağı Hayat öğretir in devamlılığı gelecek öncelikle, sonrasında bir aşk romanı yazma isteğim var. Ama o hislere gelince....

Kitap yazarken konuları nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi spontene mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız olaylardan etkilenip mi yazıyor sunuz?

Zaman zaman değişebiliyor. Etkilendiklerim olurken birden alakasız bir hissi yaşarken de bulabiliyorum kendimi…

Hoş bir auranız var kederden uzak. Merakımı maruz görün, mutlu insan yazamaz diyenlerdenim ben. Derin yaşanmışlıkları olacak yazan insanın. Sizin görüşleriniz nedir? Hem fikir miyiz acaba? Gülüşlerinizin ardında mı, yürekte mi o derin acılar?

Benim kitabim hayat öğretir. Neden, insan anlatılanı değil yaşanılanı unutmaz diyoruz, hayatın yaşatarak öğrettiğini savunuyorum ben…

Benim sık kullandığım ifadedir. "Tenim Adanalı ama ruhum hep Egeli" Peki, sizin ruh dünyanız tam olarak nereye ait?

Mavinin ve yeşilin olduğu her yer huzur bana…

Hayat Öğretir ile birlikte güzel bir okur kitlesi yakaladınız bunu yakinen takipteyim. Kitap ile sizce ilgili dönütler nasıldı?

En çok hoşuma giden her hüzünden bir mutluluk çıkarıla bilineceğini görmeleriydi. Hayata küsmeyi bırakıp, farklı yerden bakmayı denemeleriydi. Aynı duyguda buluşabilmekti… Ortak duygularda buluşmak güzeldi.

Okuduğunuz ve bu işte benim ruh dünyamı yansıtıyor dediğiniz, beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Ruh dünyamı yansıtıyor diyemem, saygı duyuyorum birçoğunu severek okurum ama benim hayranlığım geçmiş yazarlarımıza bugün halen unutulmayan eserler günümüzde, severek okumaya devam ediyoruz.

Bende bu yazın meziyetin sonradan kazanıldığına inananlardan değilim. Sizi yazmaya özendiren şeyler neydi?

Ben yazmaya yıllar önce başladım. Yazmak keyifle yaptığım bir şey annem de yazardı şiir kitaplarını hatırlıyorum şimdi kardeşim de yazıyor. Sanırım biz ailecek seviyoruz. Hislerimin çokluğunu insanları bunaltmak yerine kâğıtlara dökmeyi, yeri geldiğinde paylaşmayı. Yeri geldiğinde anlattıklarımı anlamayanlara susmayı seviyorum. Her zaman da unutulmaz anı olarak kalıyor.

Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

Yazardım. Okuyucuya ulaşmadığım çok uzun süre önceydi kalemi elime alışım. Önce kendimi iyi hissetmek için yazıyordum. Okuyucuyla buluşur diye başlamadım. Dediğim gibi her şeyden önce mutluluk benim için karşılığı parayla olmayan…

Yaptığım bir çok yazar söyleşilerinde Türkiye de ki yayın evleri ile yazara değer verilmediği hususunda ilgili çok şikâyet alıyorum. Sizin konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Maalesef günümüzde hiçbir şeyin kıymeti bilinmiyor ve en önemlisi para kazancı sağlamak için değer verilmediğine inanıyorum. Herkes çıkarına bakıyor. Kişilikler araç amaç uğruna şekilleniyor.

Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bu yolculuğa adım atacak lakin hiç bilmiyorum ne yapacağımı diyen genç kalemdaşlarımız için bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?

Artık maalesef çok kolay. Önemli olan değerlerini hiçe saydırmamaları sahip çıkmaları yoksa herkes kitap basabiliyor. Bu işe gerçekten önem verenleri seçmeliler. Tabi kendi istekleri de önemli para için mi mutluluk için mi kitabı çıksın istiyor. Doğru karar vermeliler.

Sizinle nasıl ve hangi vesile ile tanıştığımızı çok iyi hatırlıyorum. Sosyal sorumluluk ve yardımlaşmayı seven ender bulunan o güzel yüreklerdensiniz. Bu hususla ilgili ileriye dönük yapmayı hedeflediğiniz projeleriniz var mı?

Siz de bu işin içinde olanlardansınız bildiğiniz üzere bu durum hem mutluluk verici hem yetmek korkusunda telaşlandırıcı. Şimdilik böyle elimden geldiğince yetmeye çalışıyorum. Etrafımı da alışkanlık haline getiriyorum. Tek başımayken şimdi herkes bir şeyler yapıyor. Çoğalıyoruz iyilik büyüyor. Daha çok insana ulaşabiliyoruz bu sayede böyle böyle fazlalaşmak dileğiyle.

Okumayı sevmeyen bir milletiz. Günümüzde gençlerin sosyal mecralarda çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyor sunuz?

Teknolojiye ayak uydurduklarını düşünüyorum. Paylaşımlar azaldığı için görülen yapılıyor gençlerimiz teşvik edici, yönlendirici olmak lazım… İyi örneklerle karşılamalıyız, daha çok edebiyat, daha çok sanat diyorum.

Eskiden yazarlar görünmezdi şimdi ki yazarlar şöhretli olma baskısı mı hissediyor?

Günümüzde ne yazık ki gerçek değerler hak ettiğini bulmuyor, insanlarda zamana ayak uyduruyor sanırım.

‘Hayat Öğretir’ isimli ilk deneme kitabınız piyasada satışta. Genel tema ve içerikten biraz bahsedebilir misiniz?

Hayat Öğretir, hayatın içinden bir kitap. Hüznü sevince, sevinci hüzne harmanladığımız her şey de vardır bir hayır demeyi öğreten keşke yerine iyi kiler edindiren bir kitap..

Neden şuan rövanşta olan şiir ve roman değil de deneme yazarlığı?

Belirttiğim gibi ben hislerime göre hareket ediyorum. İçimden geçen bu olduğu için sadece…

Peki, bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebildiniz? Ya da kendinizi ‘yazar’ olarak tanımlıyor musunuz? Sizde Estağfurullah Aslı Hanım gönül işçisiyim diyenlerden misiniz?

Bir esere sahip olduğum için yazar sıfatındayım. Sadece, yüreğimden geçenlerle yüreğine denk gelenlerle karşılaşıyorum hepsi bu…

Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

Ben hayatın içinden geçen cümleler kuruyorum. Kelimelerimi herkesin anlayabileceği yalın bir dil kullanıyorum. Bir keserinde bir genç kızın şiirimi seslendirdiğinde vurgularını hiç unutmuyorum mesela…

Son olarak siz gibi genç yazarlara tavsiyeler desem ve gündemde ısrarla kalmaya devam eden bir türlü bitmek bilmeyen çocuk istismarları, kadın cinayetleri ve hayvana şiddet hususunda neler söylemek istersiniz?

O kadar kötü bir zamanda yaşıyoruz ki maalesef elimizde kökten bir çözüm gelmiyor. Ama ben kaç kişiye dokunabilirsek o kadar iyi diye düşünüyorum. Sözlerimde de özellikle kötüyü iyiye çevirmeye çirkini güzeli göstermeye çalışıyorum ve bu yüzden etrafımdaki herkese söylüyorum inadına iyilik inadına güzellik bulaştırıcı olsun belki bir gün sadece biz iyi yürekler kaplar evreni.

Kimsenin kimseye zararı dokunmaz canlı cansız saygı gösteriliyor olsun. Sevgi sonsuzluğunda yaşamayı herkes öğrenir diyorum. Bu kötü şeylerin başı sevgisizlik, karaktersizliktir.

Elif Hanım'ın yolu açık başarıları daim olması dileğimizle...

Röportaj: Aslı M. Sarı

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.