GECE YİYEN KADIN YAZAR SONGÜL GÜNEY

İŞTAHIM OLMASA ÖLÜRDÜM YALNIZLIKTAN

30 Haziran 2020 Salı 16:02
6866 Okunma
GECE YİYEN KADIN YAZAR SONGÜL GÜNEY

ASLI MERCAN SARI

Bu hafta röportaj konuğum “Gece Yiyen Kadın” kitabı ile Sevgili, Saygılı bir isim Yazar Songül Güney. Tam kadınları tarif eden bir kitap. Hangi kadın geceleri yemek yemekten muzdarip değildir ki? İşte Songül Hanım serzenişleri, güzel, eğlenceli  ve anlaşılır bir dille kaleme almış. Hanımlığını sevdiğim güzel insanlardan. Röportajlarımda herkese yer vermek istemediğimi birçok makalem de belirtmişimdir. Bin bir süzgeçten geçerek buraya kadar gelip bu sayfada yer alabildiği için de kendisini ayrıca tebrik ediyorum.

Yazar Songül Güney: Ailesine düşkün, Trabzonspor delisi. Aslı Hanım, gece yiyen kadın olarak tanımlıyorum kendimi diyor. İçimdekileri çok fazla dile getirebilen bir insan değilim. Sözle iletişim konusunda çok yetersizim. Eğlencesine yazdığım kitabımı insanların 'Evet işte bende aynen böyle hissetmiştim’ cümlesini içinde tuttuğu duyguları iyi bari yalnız değilmişim hissiyatı ile zamanla herkesin bildiği, tanıdığı, kendi gibi gördüğü biriyim. Hani acaba sadece kadınlara yönelik bir kitap mıdır dedim bu soruyu kendisine özellikle sormak istedim. Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz Songül Hanım? Aslı Hanım; Böyle bir kısıtlandırmayı kendime yapmadığım için okuyucularıma da yapmak istemem. Okuyucu her türe şans vermeli. Yazdığım eserde kişi kendinden bir parça hissedebiliyorsa ve beni anlayabiliyorsa o kişilere hitap edebilmişimdir. Hissiyatımla, yalnızlığımla, acılarımla tedavi edebileceğim şeyin yemek olduğunu düşündüğüm için kendimi gece yiyen kadın olarak nitelendirdim. Yemek yiyebilecek iştahım varsa halen daha yalnız değilim diyebilirim. Tek tutanağım yemek ve gecelerin derinliği.

Ve beni tamamlayan cümlemde “iştahım da olmasa ölürdüm yalnızlıktan.”

Sevgili Yazar Songül Güney ile röportajımız sizlerle.

 

Söyleşimize sizi tanıyarak başlayabilir miyiz kimdir Songül Güney? Bir günü nasıl geçer?

Merhabalar öncelikle sizinle röportaj yapmaktan çok mutlu olduğumu belirtip teşekkür etmek istiyorum.

Ailesine düşkün, Trabzonspor delisi geceyiyen kadın olarak tanımlıyorum kendimi. İçimdekileri çok fazla dile getirebilen bir insan değilim. Sözle iletişim konusunda çok yetersizim. Eğlencesine yazdığım kitabımı insanların 'Evet işte bende aynen böyle hissetmiştim’ cümlesini içinde tuttuğu duyguları iyi bari yalnız değilmişim hissiyatı ile zamanla herkesin bildiği, tanıdığı, kendi gibi gördüğü biriyim.

İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz?

Yerel gazetede haftalık yazıyordum. Yazar olmak gibi bir iddiam hiçbir zaman olmadı. Halen de yok. Kitabın kalıcılığı beni cezbetmesi ile 1 ayda yazmıştım. Güzel bir deneyim oldu.

Yazmayı, anlatmayı yaşadığım tecrübeleri paylaşmak istedim sadece. Derdim kitap çıkarmak ya da edebiyat eseri ortaya koymak değildi. Kuralsız, plansız, programsız ve kurgu olmadan yaşadıklarımı anlatmaktı.

İŞTAHIM DA OLMASA ÖLÜRDÜM YALNIZLIKTAN

Meraklılarına isim neden "Gece Yiyen Kadın"?

Hissiyatımla, yalnızlığımla, acılarımla tedavi edebileceğim şeyin yemek olduğunu düşündüğüm için kendimi gece yiyen kadın olarak nitelendirdim. Yemek yiyebilecek iştahım varsa halen daha yalnız değilim diyebilirim. Tek tutanağım yemek ve gecelerin derinliği.

Ve beni tamamlayan cümlemde “iştahım da olmasa ölürdüm yalnızlıktan.”

Konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi tesadüfimi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsunuz?

Yaşadığım ve geçmişte iz bırakan anılarımı kalbime gelip konu olarak kaleme alıyorum. Hayatta tesadüf olduğuna inanmam. Kadere inanırım. Yaşadıklarımdan etkilenip yazıyorum.

Yazın yolculuğunda ruh dünyası karakteristik mi olmalı?

Karakteristik ve özgün olmalı. Ruh dünyanız değil, duygularınız, düşünceleriniz ve kaleminiz farklı olmalı ki, okuyucuya farklı bakış açılarını aksettirile bilinsin. Kitabım da tamamen beni yansıtan bir karakter var. Çünkü birebir yaşadığım şeyleri kaleme aldım. Ama illa ki, bu durum konular da değişiklik gösterir, görecelidir.

Melankolik biri misiniz?

Evet, bir miktar içimde melankoli taşıyorum. Mesela, bir durumun parçası olmasam da, gördüğünüz her acıdan, her üzüntüden, her fenalıktan vs. mutlaka bir iz taşırım.

Yaşadığınız coğrafyanın yazın yolculuğunuza etkisi var mıdır?

Tabii ki de. Sosyal, kültürel yaşanan bütün olaylar satırlarıma ulaşıyor. Çok hareketli ve yoğun olay örgüsü gelişiyor. Yaşadıklarım belli olmayan hava durumları gibi diyebilirim.

 

 

 

Son zamanlarda çok fazla gözler önünde olan, reklam uğruna, satış uğruna özellikle kitap çıkaran yazarlar var. Başarılıda oluyorlar bu bir gerçek. Bu husus hakkında düşünceleriniz?

Başarı ne hususta olursa olsun emeği kendileri verdiklerinde takdir ve tebrik edilecek niteliktedir. Samimi ve samimi olmayan ayrımı insanlarda yapabilmeye başladı. Reklam; yazdığımız emeğin son vurgusudur. Okuyucuya haber verme yoludur.

Sevgili Songül Hanım sizin yazma tarzınızdan bahseder misiniz? Mesela nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyorsunuz?

İlk olarak sessizlik, sakinlik ruhumda olmalı. Düşüncelerim hayat karmaşasından çıkarak kendimi bularak yazıyorum. Yalnızlığımın bana eşlik etmesini de es geçemem.

Kitabınızda kendinizden soyutlanmış karakterlerimi yoksa sizi yansıtan karakterlerimi anlatmak daha güzel geliyor? Yani eserlerinizin sizi yansıtması hoşunuza gider mi?

Kitabımı sadece kendi yaşadıklarımla ve çıkarımlarımla ilişkilendirerek anlatıyorum. Mesela sevdiğim bir sanatçının şarkısı ile hislerimi anlatmaya çalışıyorsam mutlaka eklerim. Yazdıklarımda Songül Güney var. Çünkü yazdıklarımı ben yaşıyorum.

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?

Nasıl başlayabilirim diye ana taslağı kafamda belirlerim. Yazmaya başlarım ve geliştikçe eklemeler çıkartmalar doğaçlama oluyor.

Bazı sorular vardır bu sorumda evet artık bırakıyorum Aslı Hanım diyen kalemdaşımıza çok rastladım. Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

Ben kendimi iyi hissetmek için yazıyorum. Yaşadığım serüveni kalemim devam ettikçe hep yazmaya devam edeceğim.

Edebiyat dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

 Maalesef ülkemde yazarlara değer verilmemektedir. Kişilerin yazdıklarından çok popülaritesine önem verilmesi. Yeni yazılan kalemleri de dikkate alınıp okumaya değer verilmeli ve yeni yazarları teşvik etmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Son zamanlarda iyice meşhur olan ama içeriğe sahiden önem verilmeyen Edebiyat Dergileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Daha önce kendini ispatlamış ise bazı yerlerde kişiye saygıdan dolayı görmezden gelinebilinir. Yazarın kendini daha iyi hissedip okuyucunun beklentisini düşünüp yorumlarla daha iyi hitap etmesine vesile olunur.

Ama bunu okuyucu her şeyi okuyor diye düşünen kişi kendisine olan saygısını bitirmiş kişi olur. O kişiye zaten önem veren insanlar tanıdıkları için anlarlar.

Yazın yolculuğunda gelecek ile ilgili projelerinizden bahseder misiniz?

Şu an üzerinde durduğum denemelerim var birleştirip bütünlük sağlayarak okuyucuya sunmak için hazırlanıyorum.

 

Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

 OKUYUCU HER TÜRE ŞANS VERMELİ

Böyle bir kısıtlandırmayı kendime yapmadığım için okuyucularıma da yapmak istemem. Okuyucu her türe şans vermeli. Yazdığım eserde kişi kendinden bir parça hissedebiliyorsa ve beni anlayabiliyorsa o kişilere hitap edebilmişimdir.

Yeni bir projeniz var mı? Var ise kitap ne zaman çıkıyor ve okuru bu yeni kitapta ne gibi sürprizler bekliyor?

Evet, var. 2. kitabı da yarıladım. Yaşadıklarımın devamı şeklinde sunmayı hedefliyorum. Kesin bir şey söyleyemiyorum yazmaya devam ediyorum.

"Gece Yiyen Kadın" ile birlikte güzel bir okur kitlesi yakaladınız bunu yakınen takipteyim. Kitap ile sizce ilgili dönütler nasıldı?

İlk kitabım ile belli bir okuyucuya ulaştım. Çok şükür. Ben yazarken çok eğlendim, umarım okuyanlar da eğlenir, şimdiye kadar bana kitapla ilgili dönüşler çok güzel. Okuyucum bana değer verdi devamını merak ettiklerini ve bir an önce devamının da neler olacağını merak ediyorlar.

Bende bu yazın meziyetin sonradan kazanıldığına inananlardan değilim.  Sizi yazmaya özendiren şeyler neydi?

Duygularım ve düşüncelerimi konuşarak ifade edemediğimi düşündüğümden beri yazmaya başladım.

Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

Tabii ki de. Benim en büyük okuyucu kitlem ailem.

Yaptığım birçok yazar söyleşilerinde Türkiye de ki yayın evleri ile yazara değer verilmediği hususunda ilgili çok şikâyet alıyorum. Sizin konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Kesinlikle katılıyorum profesyonel yayınevleri yeni yazarlara şans vermiyor. Her şeyin çözümü olarak maddiyatı ön plana alıyorlar. 

Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bu yolculuğa adım atacak lakin hiç bilmiyorum ne yapacağımı diyen genç kalemdaşlarımız için bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?

OKURA ULAŞMADIĞI SÜRECE HAVADA KALIYOR

Bence hiç zor değil. Yayınlamak kolay. Genellikle maddiyatı verince anında kitap çıkartılabiliyor. Bu süreçte yayınevi çok önemli. Bir yayınevi üzerine düşeni eksiksiz yaparsa, kitabınız iyi dağıtılır, reklamı da yapılır. Bunun tersi durumunda, siz ne kadar iyi yazarsanız yazın, okura ulaşmadığı sürece havada kalıyor.

Okumayı sevmeyen bir milletiz. Günümüzde gençlerin sosyal mecralarda çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Kitap okumak telefonunuzun pil ömrünü uzatır.” Sloganımla cevaplandırayım.

Eskiden yazarlar görünmezdi şimdi ki yazarlar şöhretli olma baskısı mı hissediyor?

Eskiden okuyucuya direkt ulaşa biliniyordu. Çünkü merak ediliyordu, değerliydi. Şu an sosyal medyada veyahut reklam yapamazsan okuyucunun senden haberi olmuyor. Yaptığın emek okuyucuyla buluşamadığı için yetersiz kalıyor.

"Gece Yiyen Kadın" isimli ilk Biyografik kitabınız piyasada satışta. Genel tema ve içerikden biraz bahsedebilir misiniz?

Yaşadığım imtihanlarla dolu kitabım. Yaşadığım komik olayları yazdım. Hayatımın değişik zaman dilimlerinden oluşturduğum bugünümle dünümü harmanladığım, yaşadığım şeyleri olduğu gibi lanse ettiğim çok samimi ve içten bir kitap oldu.

‘İştahım olmasa ölürdüm yalnızlıktan’ diyerek içerik hakkında tüyo verilmiş sayılırım.

İnsanların çoğu ‘hayatımı yazsam roman olur’ der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?

Konuşmak da meziyettir, yazmak da meziyettir. Herkesin yaşadıkları kendine ağır olduğu için bunu konu ederek duyguyu düşünceyi bilgiyi kaleme alabiliyorsa herkes bunu ifade edebilecek yetenekte ise herkes yazabilir diye düşünüyorum.

Neden şuan rövanşta olan şiir, roman ve deneme değil de biyografi yazarlığı?

Herkesin yaşamı tecrübesi kendine özgündür. Kendilerini en özgür rahat hissedebilecekleri ve eleştirel olarak daha az yoruma açık bir tür olduğunu düşünüyorum.

Peki, bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebildiniz?  Ya da kendinizi ‘yazar’ olarak tanımlıyor musunuz? Sizde Estağfurullah Aslı Hanım gönül işcisiyim diyenlerden misiniz?

ASLA BEN YAZARIM DEMEM

 

Ben kendimi iyi hissetmek için başladığım yolculuk diyebilirim. Asla yazarım ben demem. Kendimi geliştirmek için bir tür yol olarak da görüyorum. Kitap okumayı, değişik bakış açılarını kültürleri görmeyi, hissetmeyi seviyorum ve bunu kendim de başarabileceğimi düşünüyorum. Kendime ne katabilirim deme şeklimde olabilir.

Pandemik süreci nasıl geçirdiniz merak ederiz?

Şu an eminim bu soruyu okuyan herkesin gözünün önünden son üç ay bir film şeridi gibi hızlıca geçiyordur. Maalesef pandemik sürecinde çalışanlardandım. Yaşadığımız zor günler hepimiz için büyük bir sınav ve sınav halen de bitmiş değil.

Fırsat yakaladıkça kitap okudum ve gündemi takip ettim. Film izlemeye ve yeni tatlara açık olduğum için yemek yapmaya kendi bakış açımını katarak yeni tat denemeleri yapabildim.  

Okumaktan hoşlandığınız Dünya ve Türk edebiyatı yazarları kimler?

Birbirlerinden değerli ustalar var:

Sabahattin Ali, Oğuzhan Atay, Fyodor Dostoyevski, Stefan Zweing, Jane Austen …

Biraz uçlarda bu soru bu. Yazı yazmak sizce sizin tek mesleğiniz olabilir mi? Örneğin Orhan Pamuk gibi zamanınızın tamamını yazmak için kullanabilme imkânınız olsa ne kadar verimli olabileceğiniz kanısındasınız? Başka bir deyişle, tek uğraşınızın yazmak olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Tek uğraşım kitap yazmak olarak düşünemem. Çünkü yaşamımın bakış açımın tamamı yaşadıklarımdan, acılarımdan, hüznümden, mutluğumdan bulan kişiyim.

Adını yakın tarihte duymaya başladığımız yazarlar arasından severek okuduklarınız kimler?

İsim veremem. Herkesin eline, emeğine, kalemine sağlık.

Bende yazmak istiyorum diyen genç yazarlara tavsiyeler desem? Günümüzün gençliğine üç tavsiye verecek olsanız bunlar ne olurdu?

  1. Her duyguya, düşünceye saygıyı duy. Asla küçümseme.
  2. Devamlı oku, gez, gör, değişik bakış açılarına, kültürlere, yorumlara açık ol.
  3. Denemekten vazgeçme, ektiklerinle var olursun.

 Son Olarak gündemde ısrarla kalmaya devam eden bir türlü bitmek bilmeyen çocuk istismarları, kadın cinayetleri ve hayvana şiddet hususunda neler söylemek istersiniz?

Yüksek sesle bıkmayarak dur demeye devam etmeliyiz. Bu tür davranışlarda bulunan insanlar için ağır yaptırımlar yapılmasını isterim. Tolere edildikçe artan kadın cinayetleri, çocuk istismarları, hayvana insana şiddetlere sessiz kalmayalım tepkimizi belirtelim:

‘HER ŞİDDETTE HAYIR’

Songül GÜNEY – Geceyiyen Kadın

Yolunuz Açık, yürek sesiniz daim, kaleminiz kavi olsun Sevgili Songül Hanım.

Röportaj: Aslı M. Sarı

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.