Fatih Özkan: Her oyuncu seyircisini şaşırtmayı sever

Gizem Yıldız’ın röportajı için tıklayınız...

17 Ağustos 2020 Pazartesi 16:32
164 Okunma
Fatih Özkan: Her oyuncu seyircisini şaşırtmayı sever

Merhaba Fatih, sosyoloji ve psikoloji okumuşsun. Oyunculuk aklında olmayan bir şey miydi?

O zamanlarda vardı, ama cesaret edemiyordum. Anne, babama bir diploma verme kaygım vardı. Aynı zamanda sevdiğim bir bölümü okudum. Şimdi geriye dönüp baktığımda iyi ki okumuşum.

İki buçuk yıl ilaç sektöründe çalıştın. O dönem bir arayış dönemi miydi?

Aynen öyle. Aslında İstanbul’a gelebilmek için ilaç sektörüne girdim. Askerden döndükten sonra birçok işe başvurdum. Bir ilaç şirketi kabul etti. Eskişehir’den hemen İstanbul’a geldim. İki sene çok iyi çalıştım, memnundum da, ama sevemedim. Son dönemlerde başka bir işe arayış başladı. İlaç firmasından ayrıldıktan sonra oyunculuk eğitimlerine başladım. Akademi 35.5 gittim. 2011-2012 yılları arasında sosyal medyadan “Oldu teşekkürler” adında skeçler çekmeye başladım. Onlar çok ilgi gördü. Aynı yıllarda tiyatroya da başladım. Bu sayede moralim yerine gelmeye başladı. “Oldu teşekkürler” çok severek yaptığım bir işti. 

Skeçlerin, oynadığın roller hep seni güldürürken izledik. Çocukken de böyle bir yeteneğin var mıydı?

Evet. Bizim aile ekstra komik karakterlerden oluşuyor. Hep onlardan bir şeyler aldım. Hem ailemi, hem okuldaki arkadaşlarımı güldürürdüm. 

İlk kamera karşısına geçtiğinde, olmak istediğim yerdeyim dedin mi?

Sadece çok heyecanlı olduğumu hatırlıyorum. 

Olmazsa korkusu var mıydı?

Tabi ki vardı. Her zaman oluyor. Aslında o olmalı da, ama seni ele geçirmemeli. İçimizde olumlu duygular da var, olumsuz duygular da var. O olumsuz duyguları kabul edip “Korkuyorum, ama başaracağım” demeli. Kaygılandığım zamanlar “olduracağım bu işi” diyerek o cümleyi düzeltiyorum. 

Psikoloji yan dal ve Sosyoloji okumanın oyunculuğuna, bugünkü bakış açına faydaları oldu mu?

Sosyoloji ve psikoloji bana o kadar güzel çerçeveler verdi ki, bakış açım tamamen değişti. Oyunculukta bir karakteri oynamadan önce o kadar kolay analiz ediyorum ki. Oynayacağım karakteri sorgulayarak çözebiliyorum. O gözlük matrix ekranı gibi önüme çıkartıyor bütün özellikleri. 

“Deliha” gibi bir projenin içinde de yer aldın, ama en uzun işin “Her Yerde Sen” dizisi oldu. Değil mi?

Evet, Görümce filminde konuk oyuncuydum. Deliha 2’de daha yoğun vardım. Her Yerde Sen dizi olarak en keyif aldığım, en uzun işim oldu. O kadar tatlı bir ekiptik ki, hem kamera arkası hem de kamera önü çok eğlenceli geçiyordu. Hepsi çok çalışkan, işini çok iyi yapan ve aynı zamanda iyi insanlardı. Hala da görüşüyoruz. İş bitse bile bizim arkadaşlığımız bitmedi. 

Güldürdüğün kadar güler misin?

Açık konuşmak gerekirse güldürdüğüm kadar gülmüyorum. Ben kimseye gülmem gibi bir yerden söylemiyorum, ama kolay gülmem. O yüzden beni güldürebilen insanları hayatıma almak isterim. Arkadaş olarak alabiliyorsam alırım, ama eğer oyuncu olarak seviyorsam bütün işlerini izlerim. 

Ben seni hep eğlenceli rollerde izledim. Hep o rollerde izlediğim için seni farklı bir işin içinde canlandıramadım. Peki, sen kendini canlandırabiliyor musun?

Canlandırıyorum, hatta canlandırmak da istiyorum (gülerek). Komedi benim için çok özel. Hep öyle denk geldi ve ben de severek oynadım, ama dram kesinlikle yapmak istediğim bir iş. Zeynep Günay Tan’ın Workshop eğitimine gittim. Ondan sonra hayatımda o kadar çok pencere açıldı ki. Çok iyi bir oyuncu koçu, benim için bu workshop çok verimli geçti. Hep benzer işlerde oynamak çok riskli. Her oyuncu seyircisini şaşırtmayı ister. Ben de öyle olmasını istiyorum. 

Şimdi oyuncu oldun, ama bundan çok daha öncesinde, oyunculuk aklında bile yokken yeteneğin olduğunu nasıl keşfettin?

Gupse Özay benim çok yakın arkadaşımdır. Ben ilk kurumsal iş hayatımdan ayrıldığımda, o da işinden ayrılmıştı. Beni motive eden kişi Gupse’dir. Taklitler, komik hikayeler, espriler yapıyordum. Gupse bunları gördükçe beni çok etkiledi. “Sen çok iyi bir oyuncusun, çok iyi bir oyuncu gözün var, algın var” diyerek beni baya baya zorladı. 

“Mizah zekaya, drama duygulara hitap eder” derler. Sence de güldürmek ağlatmaktan daha mı zor?

Daha zor değil, ama biz kendi ülkemizi düşünürsek güldürmek daha zor. O kadar değişik bir coğrafyayız ki, biz bir şekilde tarihsel süreçte daha ağlamaya yakın bir topluluk olmuşuz. Biz ağmayı seviyoruz ve kolay ağlayabiliyoruz. Toplum olarak gülmek ve güldürmek çok daha zor… Mizah zihnin bambaşka bir bölmesini çalıştırıyor. Dram, duyguları ön plana çıkartıyor. İkisi de bambaşka sistemler. 

Sen daha çok ne izlemeyi seversin? Ağlatan işlerden mi yoksa güldüren işlerden mi beslenirsin?

Ben her şey izlerim. Ben kolay gülmem, ama kolay ağlayabilirim. Tek başıma bir film izlemeyi çok severim. Güldürüyorsa güleyim, ağlatıyorsa ağlayayım, özgürce davranmak isterim. Ben bir film izliyorsam odaklanmalıyım. 

Sokakta gezen, dolaşan, oyuncu olmayan Fatih Özkan’ın hayatı nasıl geçer?

Çok erken kalkamam (gülerek). Gece daha verimli geçiyor. Kalktığımda hemen kahvemi içerim. Sabah kalkar kalkmaz kahvaltı eden biri değilim. O gün hiçbir işim yoksa o boşluğun tadını çıkartırım. Bir şeyler izledikten sonra yürüyüş yapmak için evden çıkarım. Yürürken insanları gözlemlerim. 

Gözlem gücün yüksek midir?

Evet, istem dışı çok yüksek. Sosyoloji ve psikoloji okuyan insanlarda bu çok yüksek oluyor. Yanımdan geçen insanların hepsini bilgileriyle okuyorum. Nasıl bir hayat yaşıyorlarsa, karakterlerini hemen alıp alıp geçiyorum. 

Kolay mutlu olur musun?

Ben küçük şeylerle mutlu olurum. Hayat beni böyle bir noktaya getirdi. Ben de böyle değildim. Çok şikayet eden, pesimist düşünen biriydim. Son birkaç yıldır bulunduğum anın tadını çıkarmaya çalışan biri oldum. Geçmişe çok takılmıyorum. Geçmişi bitmiş bir şey olarak, geleceği de bir illüzyon olarak görüyorum. Sadece o anı yaşıyorum. 

O zaman büyük en’lerin yok…

Aslında en’lerim de var. Ben komedi ve mizah da çok abartmayı sevdiğim için o en’leri mesleğimde yapmayı seviyorum. Normal Fatih’te çok küçük şeylerden mutlu olan ve hassas bir insan oluyorum. Dışarıdan öyle görünmüyor, ama kendi içimde çok hassasımdır. O hassasiyetin verdikleriyle işimi bu kadar iyi yapabiliyorum. Çünkü hassasiyet bir güçtür. Eskiden zayıflık olarak görüyordum.

Hayat bir oyun yeri olsa. Sen de bu oyunun bir oyuncususun. Üzerine düşen bir rol var. Hangi karakteri giyinmek isterdin?

Ben yine mesleği oyuncu olan biri olmak isterdim. Oyunculukta birçok insan olabiliyorsun. Birçok karaktere girebiliyorsun, birçok hayat yaşabiliyorsun. İyi ki bu mesleği yapıyorum. 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 17.08.2020 16:34
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.