Damla Yüksel felsefe branşının atamalarını anlatıyor...

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

Damla Yüksel felsefe branşının atamalarını anlatıyor...

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

28 Ekim 2019 Pazartesi 00:00
56 Okunma
Damla Yüksel felsefe branşının atamalarını anlatıyor...

RÖPORTAJ: AYŞENUR MAMA

Bu hafta Felsefe öğretmeni Damla Yüksel ile Felsefe Grubunun atamalarına ve Felsefe dersinin önemine dair konuştuk. Keyifli sohbetimiz sizlerle…

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Damla Yüksel kimdir?

Merhabalar… İsmim Damla Yüksel. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunuyum.2019 yılı KPSS puanım 82.02503, branş sıralamam ise 443 olmak üzere ben de atama bekleyen yüzlerce Felsefe öğretmeninden sadece bir tanesiyim.

Felsefe Grubu’nun son yıllardaki atama sayısı nedir? Sayısal veriler ile ilgili bilgi verir misiniz?

Felsefe Grubuna son yıllarda verilen kontenjan sayısı iyice düşmüş durumda olup, iki haneli rakamlara kadar gerilemiştir. Son 10 yılda yapılan toplam felsefe öğretmeni atama sayısı 1808. Oysaki son 10 yılda yaklaşık 400 bin öğretmen atandı. Bu durum içler acısıdır. Her yıl yaklaşık 40 bin öğretmen alındığını düşünürsek felsefe için durum üzücüdür. Özellikle 2016 yılı KPSS sınavından sonraki üç atamada verilen sayılar sırası ile 31 kişi, 38 kişi ve 39 kişidir. Bu rakamlar branşımızı ve öğretmenlerimizi mağdur etmektedir. Diğer branşlara verilen sayıların bize de verilmesini talep ediyor ve adil bir kontenjan istiyoruz.

2019 yılı ile kadrolu olarak alınan Felsefe öğretmenlerinin sayısı kaçtır? Bu sayıya göre her lisede Felsefe bölümü mezunu olan ve kadrolu olarak alınan Felsefe Grubu öğretmeni bulunmakta mıdır?

Felsefe alanında, kadrolu statüde 24.01.2019 itibari ile görev yapan öğretmen sayısı 3749’dur. Türkiye’de lise sayısı 11 bine yaklaşmış iken kadrolu Felsefe öğretmeni sayısı sadece 3749. Buna göre, binlerce lisede felsefe öğretmeni bulunmuyor.

Peki, Felsefe branşına bu kadar az kontenjan verilmesinin sebepleri neler olabilir?

Evet… Bizi de en çok üzen bu sorunun cevabı zorunlu ders sayımızın az ve düşük saatte olmasında saklı. Aslında ortaokullarda okutulan Düşünme Eğitimi dersi, Talim Terbiye Kurulu’nun yayınladığı çizelgede felsefe grubundadır; fakat ortaokullara atamamızın yapılmaması konusu bizi olumsuz etkiliyor. Liselerde geçen yıla kadar zorunlu olarak haftada sadece iki saat felsefe dersi okutulmaktaydı. Yapılan son değişiklik ile zorunlu ders saatimiz dörde çıktı. Felsefe Grubuna ait diğer dersler olan Sosyoloji, Psikoloji gibi dersler; şuan seçmeli olarak okutulmakta, bu da kontenjanı etkileyen önemli bir ayrıntı. 2020-2021 döneminde geçilecek yeni sistemde ders saatimizin ve zorunlu ders sayımızın artırılacağı umudunu koruyoruz.

Felsefe kontenjanının artması için talebiniz veya düşünceleriniz nelerdir?

Felsefe dersi başlangıç olarak ilköğretime ve ortaöğretime inerse bu sorunumuzu aşmış olacağız; çünkü felsefe eğitimi lisede başlamakta, bu da felsefe için çok geç bir başlangıç. Eğitim seviyeleri gelişmiş ülkelere bakarsak oradaki çocuklar çok daha erken yaşlarda felsefe ile tanışmaktadır. İlk defa lisede verilmeye başlanan felsefeyi ülkemizde aşamalı olarak önce ortaokul, sonra ilköğretim düzeyine sistemli bir şekilde indirebilirsek felsefenin önemini küçük yaşlardaki çocuklarımıza daha net öğretebiliriz. Tüm bunların yanında, üniversite hayatımızı ve sonrasını etkileyen lise müfredatında felsefeye daha fazla önem verilebilir. Ders saati sayısı artırılıp seçmeli dersler daha da ön plana çıkarılabilir. Yeni sistemde ana dersler arasında olan Bilgi Kuramı dersinin Talim Terbiye Kurulumuzun yayınladığı cetvelde Felsefe Grubuna ait olması felsefe adına sevindiricidir.

Türkiye de Felsefe öğretmenleri olarak atamalarınızın artmasına dair umut taşıyor musunuz?

Evet… Sayın bakanımızın 2023’e giderken hayata geçirdiği eğitim vizyon değişikliklerinde yeni bir ders gelmiş oldu; Bilgi Kuramı dersi. Talim Terbiye Kurulu da bu dersi felsefecilerin okutacağını ortaya koyuyor. Liselerde okutulacak bu yeni dersimiz ile hem öğrencilerimizin bilgiye daha kolay ulaşacağı hem de ilerleyen zamanlarda atama sayılarımıza iyileştirmeler olacağı umudunu taşıyor olacağız. Bu, bizler için çok önemli.

Son yıllarda üniversiteye yerleştirme verilerine bakıldığında felsefeye olan ilginin azaldığını görüyorum. Sizce sebebi ne olabilir?

Evet… Özellikle son üç yılda Felsefe bölümlerinde yüzde 50’nin üzerinde ciddi azalmalar olmakla beraber, ikinci öğretim alan üniversitelerimizde bu oran daha da yüksektir. Milli Eğitim Bakanlığımızın açıkladığı atama verilerine bakarsak son yıllarda felsefeye verilen sayılar iki haneli rakamlarda kalmıştır (31-38-39). Öğrenci adaylarımız felsefe okumaktan çekindiği için felsefe okumaya sıcak bakmadığını düşünüyorum.

Üniversite sınavlarında felsefe, hangi testlerde ve kaç soru olarak çıkıyor?

Bildiğiniz üzere; üniversite sınavları “Temel Yeterlilik” ve “Alan Yeterlilik” testi olmak üzere iki oturumda gerçekleşmektedir. Temel yeterlilik testinin sosyal bilimler kısmında sorulan 20 sorudan 5 tanesi felsefeye aittir. Alan yeterlilik testinin sosyal bilimler 2 kısmında sorulan 40 sorudan 12 tanesi felsefeye aittir.

Peki, okullarımızda Felsefe dersleri neden önemli ve gerekli?

Eğitim sistemimiz öğrenci gelişimini bütüncül olarak ele alan bir sistemdir. Bütüncülden kastımız; bilişşel, psikomotor ve duyuşsal. Bir öğrencimiz için beden dersleri psikomotor gelişiminde; müzik dersleri ise duyuşsal gelişiminde ne kadar önemli ise felsefe de düşünmenin bilişsel yönünü ifade etmektedir.

Pisa raporlarına göre Türk eğitim sisteminin geride kalmasının nedeni, felsefe ile nasıl bağdaşabilir sizce?

Bu konu aslında dikkati en çok çektiğimiz konu. Öncelikle Pisa sonuçlarına göre Türkiye 72 ülke arasında 50. oldu. Japonya, Finlandiya gibi ülkeler ise listenin başında. Pisa, Türkiye sorumlusu. Türkiye’nin eğitimdeki bu vahim durumunun ezber eğitimden ileri geldiğine dikkat çekti. Salt bilgiye artık Google’da rahatça ulaşılan günümüz eğitim sisteminde araştıran, sorgulayan, yaratıcı ve problem çözme becerisi kazandırılan öğrenciler yetiştirmek gerektiğine değindi. İşte bu noktada biz devreye giriyoruz. Felsefi düşünme, sorgulama, üretme, yaratıcı düşünme bizim alanımızdır. Okuduğunu anlama Türkçe bilgisi ile değil; bireyin ufkunun genişliği ile ilgilidir, düşünce dünyasının üretimi ve geliştirilmesi ile alakalıdır. Daha önce de belirttiğim gibi; Japonya, Finlandiya gibi ülkelerde öğrenciler felsefe ile ve eleştirel düşünme ile daha çocuk yaşta tanışıyor. Bu konuda da bize fırsat yaratılması gerektiği, en büyük umudumuz.

Felsefe’nin gerekliliğini ve öğrencilerimizin felsefe ile daha erken ve daha sık yüz yüze getirilmesini savunuyorsunuz. Bunu biraz daha gerekçelendirir misiniz?

Şimdi bu soruya insanın maddi yönü ve manevi yönü olmak üzere iki taraftan bakalım: 

Maddi yönü, biliyorsunuz ki teknolojik gelişmelere, bilim ve sanatsal etkinliklere olan katkısı. Avrupa ülkeleri, özgür düşünce sayesinde bu konularda dünyada öncü rol oynuyor. Manevi yönü ise toplumsal sorunlardaki rolü. Şiddetler, kadın cinayetleri, sapkınlıklar ve bunlar gibi toplumu dinamitleyen birçok konunun en büyük kaynağı toplumda ahlak ve erdemin yozlaşmasının göstergesidir. Felsefe; kendine en çok da ahlak ve erdemi konu alan vicdan olgusu, birey olma ve bireye saygı, etik alanlarını dert edinen bireylere çocuk yaşlarda verilen toplum ve birey bilinci, ahlak, vicdan ve erdem olguları ile toplumun manevi yönüne ışık tutacaktır ve toplumun temel taşlarını oluşturacaktır.

Son olarak üzerinde durmak istediğiniz bir konu var mı?

Öncelikle Felsefe öğretmenleri olarak çaresizliklerimizden ve mücadelemizden çok kısa örnekler vermek istiyorum. Temel öğretmenlik branşları içinde ataması en az yapılan ve en yüksek taban puanlarla kapatan bölüm olmamız, kanayan yaramızdır. KPSS sınavı; çok uzun süren, bir yıl ders süresi olan ve bu bir yılı atama beklentisi içinde geçiren, bu uzun yolda 83 puan alıp depresyonlara giren (80 üstü puan almak ciddi emeklere karşılık gelir), bir yıl ders çalışabilmek adına üç yıl en ağır işlerde çalışıp para biriktiren, 8 yıl üst üste sınava giren ve atamayı hep 0.1 puanlarla kaçıran, 84 alıp o yıl 85 ile kapatılan, 86 alıp o yıl 87 ile kapatılan Türkiye’de 1000 kişilik alımlarla mesleğe başlayan arkadaşlarımızın yanında ilk 30 kişinin arasına girmeye çalışan, 85 puan alıp atanamayan ve 68 puan ile atanan arkadaşını ziyaret eden, 2 çocukla 89 puan alan (bu ciddi bir emek) meslektaşlarımla dolu ve bunlar sadece bildiklerim. Tek derdimiz; mesleğimize başlamak, en verimli yaşlarımızı öğrencilerimize faydalı olarak geçirmek. Bu yıl 84 ile kapatan tek branşız ve biz Felsefe, Sosyolojı ve Felsefe Grubu olmak üzere 3 bölümün mezunlarının ortak atandığı bir branşız. Bunu da göz önünde bulundurmak istiyorum.

Bize yer verdiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum.

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 28.10.2019 02:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.