Ayşe Çınar'la 'Deniz Gibi Sev'dik

Yıllardır üzerinde çalıştığı “Deniz Gibi Sev” albümü ile karşımıza çıkan Ayşe Çınar, bu albümde tesadüf eseri karşılaştığı dünyaca ünlü Monica Molina'nın "A Paso Lento" şarkısını "Kalbimin Çaresi" adıyla Türkçe seslendirdi.  “Yeni Türkü” grubunun üyesi Erkin Hadımoğlu'nun eşi olan Ayşe Çınar, albümündeki bir şarkısının eşinden kendisine hediye olduğunu iletti.  Naif ses tonuyla Latin ve Akdeniz müziğini albümüne taşıyan Ayşe Çınar ile bizler de bir araya geldik. Ayşe Çınar şimdi sizlerle…

Ayşe Çınar'la 'Deniz Gibi Sev'dik

Yıllardır üzerinde çalıştığı “Deniz Gibi Sev” albümü ile karşımıza çıkan Ayşe Çınar, bu albümde tesadüf eseri karşılaştığı dünyaca ünlü Monica Molina'nın "A Paso Lento" şarkısını "Kalbimin Çaresi" adıyla Türkçe seslendirdi.  “Yeni Türkü” grubunun üyesi Erkin Hadımoğlu'nun eşi olan Ayşe Çınar, albümündeki bir şarkısının eşinden kendisine hediye olduğunu iletti.  Naif ses tonuyla Latin ve Akdeniz müziğini albümüne taşıyan Ayşe Çınar ile bizler de bir araya geldik. Ayşe Çınar şimdi sizlerle…

08 Nisan 2017 Cumartesi 14:44
1512 Okunma
Ayşe Çınar'la 'Deniz Gibi Sev'dik

Merhaba Ayşe Hanım hoş geldiniz nasılsınız? 

Heyecanlı, yoğun bir tempo içerisindeyim Elifciğim. Çok iyiyim.

10 şarkılık bir albümle karşımıza çıktınız. Albümün adı, neden “Deniz Gibi Sev”?

“Deniz Gibi Sev” eşimin bana yaptığı bir hediye aslında. Doğrusu ilk tanıştığımızda beni etkilemek için yapmış, sonradan öğrendim. Ama başarılıda oldu tam 12’den vurdu. Sözlerini de Ender Gündüzlü bizim için yazdı.  Aslında benim için en net “kendinizi tanıtır mısınız” sorusunun cevabı oldu, ”Deniz gibi”. O nedenle benim için paha biçilemez bir değeri var.

Albümle ilgili detaylar verir misiniz? 

Aslında dinleyicilerim albümü dinledikçe, beni tanıdıkça; 80’li 90’lı yıllardaki unutulan tınıları tekrardan hatırladıklarını o dönemlere duydukları özlemi hatırladıklarını dile getiriyorlar. Akdeniz ve Latin rüzgarlarının hissedildiği bir albümde diyebiliriz Başta Yeni Türkü grubu olmak üzere Mustafa Süder, Serhan Yadsıman, Erdem Sökmen, İsmail Soyberk, Dinçer Sivri, Türker Çolak, Hakan Kaya, Gündem Yaylı Grubu, Noel Molina ve Tolis Ketseledis ve Metin Yavuz ile çalıştık. Sözlerimizi Ender Gündüzlü, Zafer Rengin Baykal ve Metin Arslan yazdı.Aranjeleri Erkin Hadimoğlu ve Can Sanıbelli, Mixlerimizi Mathew Erdem ve Sezer Alemdar , Masteringi ise Barış Büyük yaptı. Albümde Monica Molina’nın ve Peny Xenaki’nin şarkılarına cover yapıldı.Kapak kostümümü çocukluk arkadaşım değerli dostum Siren Ertan tasarladı ki inanılmaz bir keyif onca yıllın ardından birlikte hayalinize ortak oluyorsunuz. Çok değerli müzisyenler ile çalışma imkanım olduğu için de inanılmaz mutluyum. Çok kişinin uzun süreli ciddi bir emeği var, ne kadar teşekkür etsem az…

Albümün adı olan hem de çıkış parçanız olan “Deniz Gibi Sev”e bir klip de çekmiştiniz ne söylersiniz bu şarkıyla ilgili olarak?  

“Deniz Gibi Sev” gerçek bir aşığın kendini duygularını anlatmak için yapmış olduğu gerçek hisleri anlatan bir şarkı. Aslında Elif, “deniz” bir tutkudur, hem masum hem tehlikeli hem hırçın hem dingin, hayat veren, rengarenk doğanın muhteşem bir parçasıdır. Aşkta böyle bir şey değil mi zaten…

Klip çekimi nasıl oldu? 

Klibi sanatçı arkadaşım Gökçe ile birlikte çektik. Gökçe ile dostluğumuz arkadaşlığımız öncelere dayanıyor ilk klibimde onunla birlikte olmak epey rahatlattı beni. Yönetmenliğini İdil Dizdar ile birlikte yaptılar. Görüntü yönetmenliğini de Said Dağdeviren yaptı. Samimi sıcak bir klip oldu. İstanbul’da çekimlerini yaptık ve şunu söylemeden edemeyeceği çok eğlendik.

Albümün büyük beğenisini İspanyol şarkıcı Monica Molina’nın şarkısını “Kalbimin Çaresi” gördü. Çok beğenildi neler söyleyeceksiniz?

Mutluğumu ve teşekkürlerimi ifade edebilecek söz bulamıyorum. Çünkü bu şarkı, “bir gece vakti kalkıp televizyonda görüp hayal kurduğum bir şarkı ve sanatçı” idi. 

Peki, Monica Molina ile tanışma hikayeniz nasıl oldu ve nasıl ?

Film gibi biraz. Bir gece sabaha karşı uykum kaçmıştı televizyonu açtım ve karşıma bayan bir şarkıcı çıktı. Çok güzel bir ses, çok güzel bir şarkıydı. Kim olduğu da yazmıyordu. O kadar etkilendim ki, hayran hayran seyrederken kendimi ekranda gördüğün şarkıcı ile dost olduğumu şarkıyı söylediğimi vs hayal ederken buldum, inanılmaz mutlu olmuştum ve o mutlulukla hemen yattım. Sanki o saatte onun için kalkmıştım uykudan. Bir kaç gün sonra şans eseri katıldığım bir seminer arasında o geceki şarkıyı duydum ve hemen gidip kim olduğunu öğrendim. Monica Molina’ydı. Sonrasında yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılıydı, İstanbul’daki bir konserinde tanışma imkanım oldu ve böylece hikayemizin ve hayalimin 2.perdesi başladı  

Albüm yapmaya karar verdiğimizde zaten çok uzun zaman önce Monica’yı ilk dinlediğimde bu şarkıyı söylemeyi o kadar istemiş ve hayal etmiştim ki... Sevgili Sinan Ufuk Nergis (o dönemde ve halen bağlı olduğu menejerlik şirketinin sahibi) eşimin arkadaşıydı bende o cesaretle heyecanla damdan düşer gibi şarkıyı istedim. Aslında bu talebin hiç bir profesyonel şekli yoktu ama düşünün ki karşınızda heyecan dolu, deli gibi istekli biri var düşündükçe hem duygulanıyorum hem de gülüyorum, halime çünkü Sinan’ın koluna öyle bir yapışmıştım ki heyecandan kopartacaktım nerdeyse. Sonrasında şarkıya Türkçe sözleriyle bir demo hazırlayıp İspanya’ya gönderdik. Monica da çok heyecanlanmış ve şarkıyı albümümde okumam için destek verdiler. Ve böylelikle “Kalbimin Çaresi” çıktı.

Bu kadar enerjiniz tuttu ki aynı projede çalışmalar yaptınız değil mi?

Her şeyin başında sevgi çok önemli. Bu zamana kadar hiçbir şeye sevgisiz bakmadım bakamadım, hissetmediğim hiç bir yerde ortamda vs bulunmadım. Hep kalbimle yürüdüm doğru veya yanlış… Hesap kitap yapmadan yaşadım. İnanmak, çalışmak ve sabretmek çok önemli bir üçlü benim için. Sanatın hangi dalını icra ediyorsanız zaten duysal bir kişisinizdir ve insanların enerjileri sizleri yönlendirir. Sevgili Monica Molinanın sevgi dolu o büyük yüreğinin güzelliğini anlatmam mümkün değil keşke herkesin hayatına girebilse… Dünya Starı olup sanatın en üst çizgisinde büyük bir özen ve titizlikle sanatını icra ederken egodan kibirden uzak olması da önemli bir erdem.

Monica’nın açık hava konserinde beraber bir düetiniz oldu, nasıl geçti o gün? 

O günü inanın hayal gibi hatırlıyorum sanki başka bir boyuttaydım. Hiç unutmuyorum  1 yıl önce Yeni Türkü’nün Harbiye Açık Hava’da konseri vardı bende sound-check’e Erkin ile birlikte gittim ve prova sonrası toparlanırlarken sahnede mikrofonu elime aldım gözlerimi kapattım hayal ediyorum 4000 kişi gelmiş sahnedeyim şarkı söylüyorum vs… Erkinde arkadan hayali küçük Ali ne yapıyorsun diye gülüyordu ☺ Bende ona sus sus 4000 kişiye şarkı söylüyorum diyordum. O da gülüyordu. İşte tam 1 sene sonra hayal ettiğim 3 şeyde olmuştu o sahnede; dostluk, o şarkı ve 4000 kişi harbiye sahnesi…

Bu sizin ilk albümünüz. Albüm tanıtım süreci nasıl gidiyor? 

Çok yoğun ve meşakkatli diyebilirim. Şehir şehir geziyorum ve tanıtım yapıyorum. Ama aldığımız geri dönüşler bu çabaya değiyor. 

Rüzgar şarkısına bir klip geliyor sanırım. Ne söylersiniz?

Ajda Pekkan hayatımda bambaşka yeri ve çok ciddi boyutta hayranlığımın olduğu bir sanatçıdır. “Rüzgar” Albüm çalışmalarını Erkin’in yürüttüğü önemli bir grubun kendi albümü için yaptığı bir şarkı idi, bestesi de sevgili dostumuz Metin Yavuz’a aittir. Stüdyo çalışmaları esnasında gidip geliyoruz ama benim içim gidiyor şarkıyı duydukça sanki şarkı benim için yapılmış ve ben bu şarkıyı Ajda Pekkan ile birlikte söylüyorum gibi kareler canlanıyor gözümde. Her seferinde insan bunu hissedip kalbi acır mı şarkıya ☺) Neyse sonunda nazarım değdi ve o albüm çıkmadı. Şarkı da yıllar sonra bana kısmet oldu şükürler olsun…

Geri dönüşlerden memnun musunuz?

Çok mutluyum, çocukluğumdan beri istediğim hayalini kurduğum bir şeyi gerçekleştirdim.  Daha öncede söylediğim gibi albümü dinledikçe, beni tanıdıkça, 80’li 90’lı yıllardaki unutulan tınıları tekrardan hatırlayarak o dönemlere duydukları özlemi hatırladıklarını dile getiriyorlar. Genel kanı; albümün çok kaliteli olduğu yönünde. Bu yorumdan mutluluk duymakla beraber birçok kişi de şu piyasa şartlarında fazla emek harcadığımızı söylüyor. Ama bunun sonucunda eskilerde olduğu gibi “Deniz Gibi Sev” albümünü dinlemeye başlayınca bir kaç şarkı değil albümün tamamını dinliyoruz diyorlar. Ayrıca sosyal medya aracılığıyla yurt dışından birçok ülkeden beklemediğimiz kadar çok, güzel tepkiler alıyorum. 

Ayrıca sosyal medyada olabildiğince kendim ve doğal şekilde takipçilerimin artmasını istiyorum. Takipçi veya tıklanma vs. satın almıyorum. Her şeyin bu sanal ortamda gerçek olmasına ayrı bir önem veriyorum.

Evlisiniz ve eşiniz de Yeni Türkü grubunun çok sevdiğimiz üyesi. Tanışmanız nasıl oldu?

O dönemlerde bir şirkette yönetici olarak çalışıyordum. Her yıl 3gün süre ile düzenlenen şirket toplantısı olurdu ve 3 günün sonunda bir gala düzenlenir, Candan Erçetin Nilüfer vs gibi önemli isimler sahnede olurdu. Biz de o dönemin Genel Müdürü sevgili Hasan Güler ile birlikte o geceye bir renk bir bir sürpriz, hoşluk katmak adına şirket içi çalışanlardan oluşan bir müzik grubu kurduk. Grubumuza destek ve yardımcı olması için 2 profesyonel müzisyen ile anlaştık. Bu arada şirket toplantısına 6 ay var. Fakat piyanoya gelen herkesin mi şansı bahtı kısmeti açılır… Yurtdışından müzik bursu bile kazanan oldu. 6 ay böyle sürekli değişerek geçti. 1 hafta kala yine piyanoyu çalan arkadaş çok ciddi bir projeden teklif alınca bizi bıraktı. Arkadaşlardan biri dedi ki “benim bir abim var kurtarırsa bir tek o kurtarır” aman dedik hemen konuşalım… O da kim? Erkin Hadimoğlu çıkıp geldi ve hikaye başladı.

 İlk görüşte aşk mıydı? 

Değil aslında ilk birbirimiz sevmedik epey de didiştik ama sonradan Erkin’nin bana söylediği beni ilk gördüğünde kafasına zınk diye bir şey çarpmış ve “ben bu kızla “Evlenicem” demiş. Çalışmalarımız esnasında sevgili dostumuz grup üyelerinden Sezer Alemdar’a söylemiş “ hiçbir şey bilmiyorum tanımıyorum ama eyvah eyvah ben bu kızla evleneceğim galiba” demiş ☺

 Peki evliliğin temeli nedir? 

Önce aşk olmalı ki sevgi güçlü gelsin ama saygı ve birbirini değiştirmemeye çalışmak çok önemli. İnsan eşiyle arkadaşta olmalı sohbette edebilmeli gülüp ağlayabilmeli kendini rahat hissetmeli.

Yeni Türkü’nün en sevdiğiniz 5 şarkısı nedir desem?

“Destina”, “Süper Baba”, “Resim”, “Başka Türlü Bir şey”, “Aşk Yeniden”.

Nasıl bir çocuktunuz?

Şöyle deyim rahmetli anneme arkadaşları “Nesrin hanımcım çocuklar gelmese olur mu?” denecek kadar yaramaz. Hele bir can dostum var çocukluğumun en güzel anılarının başrolü Berna Doğançay Yeşilyurt. Ne çekti benden. Ele avuca sığmayan bir çocuktum. Aklıma bir şey koydum mu mümkün değil, yapmadan duramazdım. Çok konuşurmuşum ve enteresan bir şekilde üniversite yıllarımı anlatırmışım. Bazen annem korkarmış benden ☺

Daha önce müzik hayatını seçmeliydim diyor musunuz?

Hiçbir zaman geriye dönüp keşke ah vah vss demem, zaman kaybı hayat bir paket ve içinden sürekli bizim için iyi veya kötü hediyeler çıkıyor ve biz donanıyoruz. Hayatta her şeyin bir yeri ve zamanı var. O zaman gelmedikçe siz ne yapsanız yapın olmuyor. Onun için hayata dört elle sarılıp neden niye diye üzülüp sorgulayıp veya takılı kalmanın hiçbir faydası yok Elif.  Hep önümüz umutla tutkuyla bakmamız lazım. Böyle düşündüğüm içinde hiç böyle düşünmedim.

Tarzınız pop fakat ilerleyen dönemlerde sanat müziği, türkü ya da arabesk şarkılarla bizi şaşırtır mısınız?

Şarkı söylemeye müziği aşık olan bir insanım neden olmasın ☺) Neden olmasın diyorum ama tabi ki kendi yorumumla haddimi bilerek.  

Herhangi bir ünlüyle aklınıza gelen ilk hikayeniz nedir desem neyi benimle paylaşırsınız?

Ajda Pekkan! Tabii ki çok hikayem var ama en büyük cezayı aldığımı paylaşayım sizinle, hatta resmini de☺

Ajda Pekkan, Ali Bars ile evli olduğu yıllarda Çeşme Festivali olurdu ve Çeşme Kalesi’nde konserler düzenlenirdi. Bir sabah kalktım ve gazetede sevgili Ajda Pekkan’nın festival için Çeşme’ye geldiğini okudum. Ahh kim tutabilir beni? Apar topar Çeşme’de kuzenlerimin yanına uçtum. Evden çıkarken annem evde yoktu ona da not bırakmıştım. Kadın çıldırmıştı tabiii. O zamanlar ortaokul yıllarım.

Neyse Çeşmeye geldim sevgili kuzenlerim Yeşim ablam ve Kaan akşam biz festival alanındayız. Eve geliş saatimizde belli en geç saat 24:00. O zamanlar cep telefonları falan yok. Bu arada her yerden araştırıyorum Ajda nerde? Son gelen bilgi Kalede konsere gelmişler. Tamam dedik, Yeşim ablam “valla ben bekleyemem sizi” dedi arkadaşları ile ayrıldı biz de kuzenim Kaan’la kalenin girişinde bekliyoruz, saatler geçiyor, umutlar bitiyor derken çok yorulduk “ben dayanamayacağım Kaan gel bir arabanın üstüne oturalım buradan görürüz kapıyı” dedim. Bir süre sonra kalabalık bir güruhun bize doğru koştuğunu gördük anlamdık bakıyoruz. AAAAAA bir baktım ki Ajda ve Ali Bars geliyor.. Şans onların arabasının üzerine oturmuşum. Bu arada sevgili Ajda arabaya girdi ama ben bırakır mıyım resimde resimm ☺) Neyse bana dedi ki “ Turban Otelde kalıyorum 101 numara”, sanıyorum saat sabah 4 e geliyordu ve otel girişinde Ajda’yı gördüğüm an şu an gibi☺ Şaşırdı tabi konuştuk fotoğraf çekildik… Mutluluktan boyut atlamış gibiydim. Bu arada küçük amcam polisler ve annemlerde dahil olmak üzere seferber olmuşlardı. 1 hafta kapı dışarı çıkamamıştım.

Yakın gelecekte ne tür projeler var?

Orkestra şefimiz Üstüner Büyükgönenç ile 70 yıllar repertuarı yaptık sürprizlerle birlikte çalışmalarımız bitmek üzere. Ayrıca Kasım ayı içerisinde de çok önemli yabancı bir Kadın Yazar ile sürpriz bir projemiz var.

Konserler de yavaş yavaş başlar sanırım. Planlara başladınız mı?

Nisan sonu gibi konuşuyoruz ama tanıtım için şehir şehir dolaştığımızdan tarihler aksıyor.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Kalbinizden ve ruhunuzdan sevgi eksik olmasın. Herkesi müzik ailemize bekliyorum…

Doğum Tarihi: 26 Mayıs 1972

Burcu: İkizler

En sevdiği huyu:  Eğlenceli olmam ve hiç küs kalamam

En sevmediği huyu: Çok titizim

Uğurlu sayısı: 5

Uğurlu günü: Çarşamba

Sevdiği renk: Sarı ve Mor

En sevdiği çizgi film: Vikingler

En sevdiği söz: Sevgiyle Kalın

Röportaj: Elif Günay

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.