2020 İzmir Depremi 

10 Kasım 2020 Salı 13:24
69 Okunma
2020 İzmir Depremi 

SADECE ALLAH’A SIĞINDIK… HER YER MAHŞER YERİ GİBİYDİ 

2020 İZMİR DEPREMİ 

ASLA UNUTMAYACAĞIZ AMA TOPARLAYACAĞIZ, İYİLEŞECEĞİZ GÜZEL İZMİR’İM 

HEP BERABER SARACAĞIZ YARALARI 

Röportaj: Aynur Ulutaş & Aslı M. Sarı 

Bu hafta bu yolculukta ilk defa farklı tarz röportaj olacak. Bu sefer soru sorulan bendim. Reklam kokan hareketler olmaması adına birçok röportaj taleplerini red ettim. Duyar kasmanın zirvesine bürünen birçok kaleme güvenemedim. Zaten o kafada hiç değildim. Her anımız yaşanılanlara karşı gözyaşı ve elem içinde geçen zaman dilimlerinden ibaretti. Röportaj talep edenlerin içinde biri vardı ki bütün samimiyeti ile yaşadı bizimle İzmir depremini. Basındaşım Gazeteci Aynur Ulutaş. Yüreğini mücadelesini tanımanızı isterim.  Kendisi ile İzmir depremine dair bütün yaşanılanları en ince ayrıntısına kadar konuştuk. Ben anlattım o sordu. Can kulağı ile dinledi. Tarihte bu röportajında burada kalmasını istedim. Rabbim hiç kimseye bu felaketi yaşatmasın inşallah.  

Kalem Gazeteci Yazar Aynur Ulutaş’ta:  

30 Ekim 2020 Cuma günü İzmir’in Seferihisar ilçesinde meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem süresinin uzunluğu ile de dikkat çekmişti. 15 kentte ve İstanbul, Bursa, Denizli, Çanakkale gibi illerde de hissedilen şiddetli depremde 15 saniye gibi bir sürede onlarca insan yaralanırken birçok canımızı da kaybetmenin üzüntüsünü bütün ülke tek yürek olarak yaşadık. 

91 saatin sonunda çıkarılan Ayda bebekten umudu, yaşama sarılmanın ne demek olduğunu öğrendik. İdil, Elif, Ahmet çıkarıldıkça sevinç gözyaşları döktük. Arama kurtarma çalışmaları sonlandırıldığında can kaybının 114 olarak kaydedildiğine şahit olup kahrolduk. Onlarca binanın hasarlı olduğu ve acilen yıkılması belirtilirken bu kara kışta bu insanlar ne yapacak diye hayıflandık. Bir anda yüzlerce insanın evsiz kalmasıyla ekran başlarında bizimde yüreğimiz üşümüş, canımız yanmıştı. Afet bölgesinde deprem sonrası yaşanan insanlık sınavına ve dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin değerlendirmeleri İzmir’de bulunup depremi yaşayan, ilk andan beri sosyal medya hesaplarından ve yazdığı mecralardan detaylı olarak gece-gündüz gözlem yapan, analizlerini paylaşan çeşitli gerçek teyit edilmiş yardım ve yönlendirmelerde bulunan Gazeteci – Yazar Aslı Mercan Sarı ile deprem bölgesinden konuştuk. Aslı Hanım gibi gerçekten gönül insanlarını tanımamız gerektiğini düşünüyorum. Deprem süresi boyunca gece-gündüz hiç aralıksız doğruları bizzat kendisinin teyit ettiği ihtiyaç gidermeye yönelik yönlendirmeleri yakından takip ettim. Bu gibi durumlarda saha deneyimleri çok önemli. Aslı Hanım’ın aktardıklarını mutlaka okumalısınız. 

Aslı Mercan Sarı kimdir? Hayata bakış açısı, yaşam felsefesini neye göre belirler? 

Aslı Mercan Sarı; Halkın derdini kendine görev bilmiş bir birey. Çok fazla ben buyum ben şuyum diye anlatmayı da sevmiyorum. “Sen övünme işin övünsün” derler. İnsanlığı seviyorum. Düşene el, kol olmak benim en büyük yaşamsal felsefem. Bunlarla besleniyorum. İçten ve gizliden yapılan dua beni tam anlamıyla ruhsal ve bedenen güçlü kılıyor. Birçok platformda yazmaktayım. Adanalıyım lâkin ruhum hep Egeli diyerek 2 yıl önce TRT Spiker- sunucu eğitimlerim dolayısıyla radikal bir kararla çekirdek ailemle İzmir'e yerleştim. Sanki ezelden beri İzmir'de yaşıyorum. Gönlümün şehri. Gazeteci -Yazarım. Önce Vatan Gazetesi, Milliyet Blog, Ant Media, Adana Gazette Gazetesi, Milliyet Molatik ve birçok mecrada aktif olarak makale yazıyorum. Ünlü isimlerle, kültür sanat, sosyal sorumluluk konulu röportajlarım mevcuttur. Birçok ünlü isim ve STK'larla yürüttüğüm iyilik, güzellik adına sosyal sorumluk çalışmalarım vardır. İstismar, çocuk istismarı, kadın cinayetleri konulu gönüllü bi çok çalışmam mevcut. Spiker sunucuyum. Yürek insanıyım. 

Aslı hanım İzmir depremini yaşayan biri olarak ilk sarsıntıları hissettiğinizde neler yaşadınız, o anda ne düşündünüz? 

İnanın sadece Allah'a sığındık. Bir şey düşünemiyorsunuz. Bin dua ile apartmandan aşağı canımızı atmaya çalıştık. Evin kapısını açtığımda evdekileri dışarı çıkarmak için, üst katlardan inenler kapımın önüne düşüp bayılıyordu. Bir yandan onları toparlıyor bir yandan dua ediyordum. Bu yaşıma kadar bu denli bir travma geçirdiğimi hatırlamıyorum. O gün şanstan olsa gerek evde izinliydim. Adana'dan misafirim gelmişti. Şanstan dememin sebebi normalde pandemiden sebep kızım online ders izlemesi için evde bırakıyorum. Eşim öğretmen depremin olduğu gün görevliydi. Ben de evde olmasaydım kızım yalnız kalacaktı. Düşünemiyorum o psikolojiyi aklımı yitirebilirdim.  

Gerçekten evde olmanız hem sizin hem de kızınız için büyük şans olmuş. Hemen anında enkazların olduğu, acıların yaşandığı bölgeye intikal ettiniz nelerle karşılaştınız, ilk karşılaşmada neler gördünüz? 

ONLARCA HİKÂYE, ONLARCA UMUT KOSKOCA ENKAZLARIN ARASINDA YOK OLUP GİDİYOR 

Evet, hemen kendimi toparlamalıydım diye düşündüm ve ilk şoku atlattıktan sonra deprem bölgesine gittim. Çünkü bende Bayraklı'da oturuyorum. Enkaz alanları benim eve 5 dakika uzaklıkta. Biz iyiydik, evimizde herhangi bir hasar yoktu. Eşimle kızımla olayın ilk gününden bu yana enkaz alanlarındayız. İnceleme yapıp haber metinleri yazıyorum. İçler acısıydı. Her yer mahşer yeri gibiydi. Düşünsene bir baba ile konuşuyorsun 3 yaşındaki çocuğu içerde. O gözyaşları kan olup akıyor sanki gözlerinden. Onlarca hikâye, onlarca umut koskoca enkazların arasında yok olup gidiyor. İlk gün abartısız herkes şok halindeydi. 

Afet zamanlarında karşılaşılabilecek bilgi kirliliği ağırlıklı olarak hangi konularda paylaşılıyor? 

Çok fazla meraklı izleyici vardı enkaz alanlarında. Eline telefonu alan süreklimilletin acısını falan umursamadancanlı yayın yapıyordu.Sırf takipçi yükseltme derdinde olmaları gerçekten insanlık dışıydı. Birisine şahit oldum mesela canlı yayında veryansın ediyordu “enkaz alanına kürek getirin, kazma getirin, su getirin yetersiz “diye. Şu bilgi kirliliğine bakar mısınız? Halbuki orada bütün ekipler müthiş bir mücadele veriyordu. Eksiksiz. Canıyla başıyla. Daha sonra önüne gelen sosyal medyalarında doğruluğu teyit edilmemiş bilgiler paylaşıyordu. Ücretsiz nakliye, ücretsiz ev, depremzedelere şu ücretsiz bu ücretsiz şeklinde. Erinmedim depremin 3. günü tek tek not aldım ve aradım o kadar çok sahtekarlık dönüyordu ki. İlgili her yere bildirdim. Gerekli ikazlarda bulundum. Bu şekilde bilgi kirliliği ile depremzedeler hem tekrar mağdur ediliyor ve üzülüyordu. Asıl bunu bile bile reklam derdine düşerek yapabilenleri aklım almadı, almayacak. İnsan olmak bu kadar zor olmamalı.  

Arama Kurtarma çalışmaları sırasında canlı veya vefat eden insanlar çıkarıldıkça bölgede neler yaşanıyordu? 

ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA SADECE 9 KİŞİ KURTARILABİLDİ 114 ÖLÜ 

Aynur Hanım çok acı ama gerçek bir detay var arama kurtarma çalışmalarında sadece 9 kişi kurtarılabildi. 114 ölü. Cesetler çıktıkça kahrolduk. Derin bir sessizlik ve hıçkırık sesleri tüm alanı kaplıyordu. Anneler, kardeşler, babalar feryat figandı. Kurtarılanlarda ise sizlerde şahit olmuşsunuzdur. Mesela umudumuz Elif Bebek size röportajın başında bahsettiğim 3 yaşında enkaz altında kalan çocuğumuz tarifi yoktu alandaki mutluluğun. Tanıyan tanımayan herkes sevinç naraları atıyordu. Gözlerden yaşlar sevinçten akıyordu. Bin dua bin şükür deyip ellerimizi havaya kaldırıyorduk. 

Bu gibi afet durumlarını fırsata çevirenlerle ilgili nelere dikkat edilmeli, ne düşünüyorsunuz? 

Fırsata çeviren çok fazlaydı. Gözlerimle çok şahit oldum. Öncelikle Rabbim ıslah eylesin diyerek satırlarıma yön vermek istiyorum. Adam, kadın doldurmuş torbalarını koşa koşa evine gidiyor. Haramı sevmek haramı kendine helâl saymak ne kadar mide bulandırıcı bir vaziyet. Allah katında affı yok! İzahı hiç yok! Birde evlerimizi tahsis ediyoruz başlığı adı altında boy boy afiş yapıp insanları hele bir de bunlar yaralı depremzedelerse alenen yerleştirip devletten gelen kira desteğine göz diken fırsatçılara ne demeli? Gerçekten insanlıktan utandıran görüntülere de çokça şahit olduk. Üzüldük ama iyi insanlar da çok fazla olduğu için bu iyilerle umudumuzu gelecek adına, insanlık adına hep koruduk. 

Gönderilen yardım depolarında da gözlem yaptınız. Yardımlar gerek devlet gerek yardımsever halk, gerek STK’lar tarafından zamanında ulaştı mı ve bu yardımlar neye göre nasıl dağıtılıyordu? 

Çok fazla yardım var. Tıka basa. İlk günlerde çok fazla düzensizdi. Ama sonrasında baya yoluna koyulmuş, düzene girmiş olarak gözlemledim. Sürekli soruyorlardı insanlara kalacak yeriniz var mı? Hotele yerleştirelim mi? diye. Ben ikinci gün Kızılay tarafından bana sorulunca şahit oldum. Gazeteciyim ben deprem bölgesini incelememden sebep orada olduğumu söyledim. Sürekli etrafta dolanıp çay, çorba, meyve suyu dağıtıyorlardı. Hem devletten hem de halktan gelen yardımları yönetebilmek kolay değil zor. Halktan gelen, gönüllülük esas olan yardımlar daha da zor çünkü af buyurun bir çok fenomen bozuntusu yardımı hayli reklama çeviriyor. Kime nasıl nereye gittiği ile ilgilenmiyor. Fotoğraflamak derdindeler. Tabi çoğunluk buna dahil değil. Çok ciddi şekilde yürüten gönüllülerde vardı deprem bölgesinde. 

Bu gibi bölgelerde aslında insanlar olarak insanlık sınavımızı veriyoruz diyebilir miyiz gördükleriniz, şahit olduklarınız karşısında?  

Kesinlikle diyebiliriz. Bu insanlık sınavını ya o bölgede geçip yara saracağız ya da ömrümüzün sonuna kadar orada yaptığımız insanlık dışı davranışlarla yaşayacağımız vicdan rahatsızlığıyla insanlıktan yoksun, acı çekerek yaşayacağız. O gün orada çıkar amaçlı davranışı yapanların ömür boyu huzur, refah içinde vicdanen rahatsız olmadan yaşayabileceklerini düşünmüyorum. 

Bölgede hangi yardım kuruluşları vardı? 

AFAD, JAK, UMKE, KIZILAY, LİONS, GÖZTEPE, İHH, HİM, STK'lar ve birçok illerden gelen belediye ekipleri vardı. 

Gerek enkaz kaldırma, gerek arama kurtarma çalışmalarına zamanında başlandı mı? 

Evet, hem de soluksuz bir şekilde sabaha kadar. Durmadan haydi bir umut diyerekten. Hepsinden Allah razı olsun. 

Gerçekten de dediğiniz gibi büyük bir özveri ile çalışıldı Allah hepsinden razı olsun. Gözlemlerinize dayanarak sizce depremden hemen sonra yapılması gereken en önemli şeyler nelerdir? 

DEPREM ANINDA YAŞAM ÜÇGENİ ÇOK ÖNEMLİ 

Deprem anında evet yaşam üçgeni çok önemli. Bunu o an ki psikoloji ile yaratabilmek güç. Bazı apartmanlar deprem anında bazıları ise deprem biter bitmez yıkılmış. Yaşam üçgeni yaratabilenler kurtuldu zaten. Tabi ki Allah'ın da takdiri. Dolap, buzdolabı, çamaşır makinası vs. gibi eşyaların yanında durmak veya cenin pozisyonu alabilmek hayat kurtarıyor. Deprem sonrasında soğukkanlı olabilmek çok önemli. İzmir depreminde artçıları çok hissettik hiç durmadı diyebilirim. Birkaç gün evde mümkün mertebe durulmamalı, arabada oturmalı ya da güvenli olabileceğini düşündüğünüz ev dışında her yer olabilir. Hep söylüyoruz ama bir türlü beceremediğimiz deprem çantası gerçekten çok mühim. 

Çok uzun süreler sonra canlı olarak çıkarılan çocuklarımız tüm Türkiye'ye umut oldu. O dakikalarda bölgede neler oldu, nasıl bir duygu hakimdi?  

Bayram havası hakimdi Aynur Hanım. Hani bir kadın olarak örnek verecek olursam sanki dünyaya yeni bir nefes yeni bir can getiren annenin doğumunu hatırlayın öyle bir mutluluktu tarifsiz... 

  

Deprem bölgesinde arama kurtarma ekiplerinin işlerini sekteye uğratan en önemli noktalar nelerdi? 

ENKAZ İZLEME TİMİ 

Meraklı kalabalık. Hiç şüphesiz ben onlara enkaz izleme timi diyorum. Sürekli sessiz olunması gereken bir ortamda çok fazla ses oluyor. Sesimi duyan var mı? Diye seslenen kurtarma ekiplerinin ses duyurma ve duymaları imkânsız oluyor. Bu da işleri çok zorlaştırıyor. Bunlar çok önemli konular. Bu konuda bu gibi afet durumlarında duyarlı olmak, dikkat etmek zorundayız zira zaman ile yarışıyorlar.  

  

Bu gibi afet bölgelerinde işi olmayan vatandaşlar nelere dikkat ederek sürece yardımcı olabilirler?  

Enkaz alanlarına yakınlarını bulamayan insanların dışında kimse yaklaşmamalı. Yakınları enkaz altında olanlardan kurtarma ekipleri sürekli bilgiler almaya çalışıyorlar. Gereksiz kalabalıkta kim yakını, kim meraklı izleyici samanlıkta iğne arar gibi arıyorlar. Bu konuya çok fazla hassasiyet gösterilmeli. 

  

Afet bölgesinde kurulan çadırları da gezdiniz. Bir anda evsiz kalıp çadırlarda yaşayan insanlar neler yaşıyordu? 

Çok zor durumdalar. Rabbim hiç kimseye yaşatmasın. Beyefendinin biri ile sohbet ettik derinden üzüntülüydü. Trilyonlar harcamışlardı o evleri alabilmek için ve bütün birikimi toprak altında kalmış. Sıfıra düşmüşsün, üzerine giyecek bir montun bile yok. Can kaybımız yok Aslı Hanım bin şükür dedi beyefendi ama bundan sonrası için ne yapacağımız konusunda çok ıstıraptayım dedi. İzmir'de evler çok pahalı. Özellikle hasar gören muhit Bayraklı, Manavkuyu'daki evler çok fazla pahalı. 

Afet zamanlarında bölgede ki saha deneyimlerinize dayanarak ilk gönderilecek ihtiyaç listesinde neler olmalı? 

Yatak, bebek bezleri, tuvalet kağıtları, pedler, kişisel bakım malzemeleri, ayakkabı, uyku tulumu, çadır, battaniye, sıcak su torbaları, soba, dezenfektan, mendil diye devam eder. Yok yok aslında her şey acil ihtiyaç oluyor böyle durumlarda. 

Yardım gönderirken nelere dikkat edilmeli? 

Pandemi sürecinde kesinlikle ikinci ele dair bir şey gönderilmemeli ve buna çok dikkat edilmeli. 

Sosyal medyada bu süreçte dolaşan ve çoğunlukla asılsız olan hatta arama kurtarma ekiplerinin işlerini kendi paylaşımları ve çekimleri için sekteye uğratan kişilerle ilgili neler söylemek istersiniz? 

Onlar iyice şaşırmışlar. Hayatları fenomen olmak olsun da ne olursak olalım felsefesine bürünmüşler. Biri kuyuya taş atıyor sonra dönüp kendileri de inanıyor. Bunun adını da iyilik hareketi koymuşlar. Allah ıslah eylesin. Böylelerini alanlara bile sokmayacaksın. 

Son olarak önemli olduğunu düşünüp eklemek istediğiniz konular var mı? 

İnsanlara yardımlar yağıyor bu ciddi bir şekilde yönetilebilirse ve koordine edilebilirse daha faydalı olacağını düşünüyorum. İnsanların gece sabaha kadar aç kaldığı ile ilgili birçok asparagas haberler yayıyorlar. Adım başı yeme içme alanları, çadırları mevcut. Canım ülkemin yardımsever insanları sabaha kadar nöbetleşerek süreci yönetiyor. Aç kalan yok. Dileğim bir an önce insanların çadırdan alınıp daha korunaklı evlere yerleştirilmesi. Kış geldi daha çetin soğuklar kapıda. Allah evsiz kalan bütün kardeşlerimizin yardımcısı olsun.  

Bu yorgunluk ve duygu yoğunluğuna rağmen doğru bilgilendirme adına saha deneyiminizi almak istediğimde hiç tereddüt etmeden kabul edip zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Emeğinize, yüreğinize sağlık. 

Ben hassasiyetiniz için teşekkür ediyorum Aynur Hanım. Sizin de emeklerinize sağlık. Konu ile ilgili bir nebze de olsa faydam dokunabildiyse ne ala. Toparlayacağız yüreğimin şehrini. Hep beraber saracağız yaraları. Bu da geçecek... 

Sevgi, selam ve sağlıkla... 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 10.11.2020 13:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.