GİRİŞ:
MİLLÎ DİL ŞUURU
Bir toplumun millet olabilmesini sağlayan ve onu kalıcı kılan unsurların en önemlilerinden biri kültürdür. Milletten millete değişiklik gösteren, toplumun sosyal yapısına yön veren ve topluma kişilik kazandıran kültür denilen değerler bütünü, ancak dil sayesinde nesiller arasında akışkanlık kazanabilir.
Dilin bu kültür akışını sağlayabilmesi, o dili kullanan fertlerin onun kurallarını bilmelerine ve dili bu kurallara uygun şekilde kullanmalarına bağlıdır. 
Türkçeyi bir kültür dili olarak yaşatmak ancak gençlerimize millî dil bilincini vermekle mümkün olacaktır. Dilini seven, onu düzgün ve doğru kullanan, koruyan ve bu dile sahip olmakla gurur duyan kültürlü bir gençlik yetiştirmek isteniyorsa yeni kuşaklara bu bilinci kazandırmak gerekir. Ancak bu sayede birbirini anlayan, seven, birlik ve beraberlik duyguları gelişmiş, geleceğinden emin, geçmişine bağlı nesillerin yetişmesi sağlanmış olacaktır.
(Yrd. Doç. Dr. BURHAN PAÇACIOĞLU: TÜRK DİLİ VE KOMPOZİSYON isimli kitabından)  

TARİHİMİZDEKİ MUHTEŞEM MEKTUPLAR
Tarihin her döneminde devlet yöneticileri, ilişkide olduğu devletlerin yöneticilerine mektuplar yazmışlardır. Bu mektuplarda, mektubu yazanın devlet ve yönetim anlayışı, dünya meselelerine bakış açışı, hak ve adalet kavramına verdiği değer, millî ve insanî değerler hakkındaki görüşlerini belirlemek mümkündür. Bu belirlemelerden yararlanacak olanlar önce devletin zirvedeki yöneticileri ile bu göreve gelmeyi planlayanlar ve tarih meraklıları ile milletin bütün fertleridir. Geçmişin câhili olanlar, geleceğin körüdürler. Geçmişini bilmeyenler, geleceği planlayamazlar. 
Türk milleti söz konusu olduğunda, mesele daha da önemli boyutlara ulaşır. Çünkü tarihimizdeki muhteşem mektuplar hakkında bilgi sâhibi olanlar, geçmişten güç alarak, geleceğe güvenle bakmak imkânını elde ederler. 
Bu gerçekleri bilen emekli askerî hâkim ve Avukat Necdet Bayraktaroğlu, Milattan Önceki tarihlerden Atatürk dönemine kadar geçen 2032 yıl içerisinde devlet başkanları tarafından yazılmış mektupları inceleyerek, uzun ve yorucu bir çalışmanın ürünü olan 472 sayfalık ‘Tarihimizdeki Muhteşem Mektuplar’ isimli muhteşem eserini kültür hayatımıza kazandırdı. 
Kitapta; Hun İmparatoru Mete Han’ın Çin İmparatoruna, Selçuklu Sultanı Tuğrul Beğ’in Abbasi Halifesi Kaim bi-Emrillah’a, Sultan Birinci Murad Hüdavendigâr’ın, oğlu Yıldırım Beyazıd’a, Yıldırım Beyazıd’ın Emir Timur’a, ve Timur’un Yıldırım Beyazıd’a, Sultan İkinci Beyazıd Han’ın kardeşi Cem Sultan’a ve oğlu (sonradan ‘Yavuz’ unvanı ile anılacak olan) Şehzâde Selim’e, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Fransa Kralı Fransuva’ya, oğlu Şehzâde Beyazıd’a İran Şahı Tahmasp ile  Açe Sultanı’na, Sultan İkinci Selim Han’ın Rus Çarı ve Kırım Hanı Devlet Giray’a, Sultan İkinci Abdülhâmid Han’ın Gazi Osman Paşa’ya, Yarbay Mustafa Kemal’in Enver Paşa’ya, Sultan Vahdettin Han’ın Mustafa Kemal Paşa’ya, Mustafa Kemal Paşa’nın Türk Ordusu’na yazdığı mektuplar ve  diğerleri ile 100’ü aşkın, zevkle, gururla okunacak mektuplar yer alıyor. Birçok mektuba verilen cevapları okumak da mümkün. Kitap sâdece mektup metinlerinden ibâret değil. İlgili dönemin tarihi ve ülkenin konumu hakkında; doğru, kısa ve öz bilgiler veriliyor.  
Mektuplar yazıldığı dönemin insanî ilişkileri konusunda önemli vesikalardır. Aynı zamanda ifâde sanatının da belgeleridir. Özellikle Osmanlı Sultan ve şehzâdelerinin mektuplarında engin ve derin bir edebiyat zevkine şâhit olunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet Han’ın oğlu Cem Sultan, babasının vefatından sonra ağabeyi Sultan İkinci Beyazıd Han’a yazdığı mektuplar ve verilen cevaplar, dönemin sanat zevkini hüzünle harmanlayarak günümüze taşımaktadır: 
Cem Sultan’ın ağabeyine yazdığı manzum mektup:
Sen pister-gülde yatasun şevk ile handan
Ben kül döşemem külhan-ı mihnetde, sebep ne?

Ve yine manzum cevabı:

Çün rûz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet
Takdire rızâ vermeyesün böyle sebep ne?
Haccü’l-Haremeynüm deyûben dâvi kılursun
Bir saltanat-ı dünyeviye bunca talep ne? 

Kanunî’nin şehzadelerinden olan ve 1525-1559 yılları arasında yaşayıp henüz 24 yaşında, ömrünün baharında iken ebedî âleme göç eden Beyazıd da güçlü bir şâir idi. Beyazıd, Kütahya valisi iken saltanat hırsı ile babasına isyan etmişti. Sonra cezalandırılacağını anlayınca İran’a kaçtı. Oradan babasına bir şiir - mektup göndererek af diledi:
Ey serâser âleme Sultan Süleyman’ım baba,                                                                                                                Tende canım, cânımın içinde cânım baba!
Bayezid’ine kıyar mısın benim cânım baba?
Bigünahım Hak bilir, devletli Sultan Baba!
Haktealâ kim cihanın şahı itmiştir seni,
Öldürüp ben kulunu, güldürme şahım düşmeni
Gözlerim nuru oğullarımdan ayırma beni
Bigünahım Hak bilir, devletlü Sııltân’ım baba!

Kanunî Sultan Süleyman Han, oğlu Beyazıt’a aynı vezin ve kafiyeli şiirle cevap verir:
Ey demâdem mazhar-ı tuğyan-ı isyânım oğul!
Takmayan boynuna hergiz tavk-ı fermânım oğul!
Ben kıyar mıyım sana ey Bayezid Hân’ım oğul
‘Bigünâhım’ dime bâri, tevbe kıl cânım oğul.

Tutalım ki elin baştanbaşa kanda ola
Sen ki istiğfar edersin, biz de affetsek n’ola?
Bayezid’im, suçunu bağışlarım gelsen yola
‘Bigünâhım’ dime bâri, tevbe kıl cânım oğul!

Kitaptaki mektuplar; Ötüken’den Viyana’ya uzanan Türklerin asâletini, zerâfetini gözler önüne seriyor. Nasıl olduğumuz, nasıl olmamız gerektiği konusunda bize deniz feneri görevi yapıyor. 
Okuyup titreyerek kendimize gelmemiz, aslımıza dönmemiz için…
HAYAT YAYIN GRUBU: Nişancı mahallesi Davutağa Caddesi Nu: 26/1 Eyüpsultan, 34050 İstanbul.
Telefon: 0.212-613 11 00
Belgegeçer: 0.212-613 11 55
www.hayatyayingrubu.com
e-posta: [email protected]  
NECDET BAYRAKTAROĞLU:
1952 yılında Sivas’ın Gemerek kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gemerek’te tamamladı. Ankara Kurtuluş Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Ankara Hukuk Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Askerlik görevini ifa ettikten sonra girdiği Askerî hâkimlik imtihanını kazanıp muvazzaf askerî hukukçu oldu, Türk Ordusu’nun değişik birim ve bölgelerinde hâkimlik ve savcılık yaptı.  
1996 yılında emekli olarak serbest avukatlık hizmetine başladı. Geçirdiği kalp rahatsızlığı sebebiyle avukatlık hizmetlerini de bıraktı. Uzun zamandır üzerinde çalıştığı Türk tarihini araştırma ve derleme çalışmalarına hız verdi.
Birçok vakıf, cemiyet ve derneklerde görevler alıp aktif hizmetler sundu. Yöre ve ülke konulu konferans, seminer ve faaliyetler düzenledi.
KUŞBAKIŞI:
İRFAN VE İNSAN:
Bu eserde, şöhretini ve kalemini lüks bir hayat yaşamak için değil de, milletinin huzurlu ve gelişmiş bir istikbali için kullanan ve bu uğurda varını yoğunu ortaya döken bir ideal adamının, Ahmet Kabaklı’nın şimdiki ve gelecek kuşaklarca örnek alınacak gayret ve çırpınışları yankılanıyor.
‘Ben asla taviz vermedim. Bilerek taviz vermedim. Yazılarım 1960’tan bu yana ortadadır. Bunlara ben alnı ak olarak bakar ve güvenirim. Bir kimse kalkıp da bana ‘Hoca, sen evvelce şöyle derdin, şimdi nasıl böyle konuşuyorsun?’ diyemez. Evet, yanılmış olabilirim. Bilmeyerek yaptığım yanlış olabilir. Ama bilerek veya çıkarım için yaptığımı kimse iddia ve ispat edemez. 
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları’nın İslam Dizisi’nde yar alan kitap, 14 X 22 santim ölçülerinde, 168 sayfadır, Temmuz 2013’te basılmıştır. 
TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI: Divanyolu Caddesi Nu: 14 Sultanahmet, Fatih, İstanbul.
Telefon: 0.212-527 50 32
Belgegeçer: 0.212-513 27 49
www.turkedebiyati.com.tr
e-posta: [email protected]  

İHTİLALLERDE TÜRK BASINI: 
Türk siyasî hayatında 27 Mayıs 1960’ta yapılan askerî darbe ile girilen süreçte 12 Mart 1971 ve son olarak 12 Eylül 1980 askerî darbeleri yapılarak demokrasi süreci on yılda bir kesintiye uğratılmıştır. Türk toplum yapısının siyasî, ekonomik ve sosyal anlamda çok ciddî değişimlere uğradığı elli yıllık süreç çok sancılı geçmiştir. Bu süreç içerisinde devlet kurumları, başta anayasa olmak üzere iki defa değiştirilmiştir. 
 İnsanların, bilgilenme kaynağı olarak kullandığı basın, kişilerin günlük olayları ve geleceği değerlendirme araçları olarak toplum içinde çok önemli bir yere sahiptir. Darbeler sürecinde, Türk basını itidalli yayın politikaları tâkip etmek yerine kısır politik tartışmaların merkezinde yer almış hatta zaman zaman Türk ordusuna darbe telkininde bulunmaktan kaçınmamıştır. 
Volkan Beyaz’ın kaleme aldığı kitapta Türk basının darbeler sürecindeki yayınları incelenmiş ve basında demokratik eğilimlerin istikrarlı bir şekilde sürdürülmediği belirlenmiştir.
Bilgeoğuz Yayınlarının ‘araştırma’ dizisinden  Aralık 2013’te yayınlanan kitap, 13,5 X 21 santim ölçülerinde 255 sayfadır. 
BİLGEOĞUZ YAYINLARI: Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul.
Telefon: 0.212-527 33 65
Belgegeçer: 0.212-527 33 64
e-posta: [email protected]
www.bilgeoguz.com.tr  
İKBAL, YIKIM VE İŞGAL İstanbullu Bir Genç Kızın Anıları (1900-1921)
İş Bankası Kültür Yayınları arasında, ‘Hatıra’ dizisinden çıkan kitabın yazarı Mefharet Çetinkaya’dır. 
İstanbul’da Ali Naim Paşa’nın ikinci çocuğu olarak doğan, üç yaşında babasının görev yeri olan Cidde’ye ailesiyle göç eden küçük bir kız… Taif, Cidde ve Mekke’de dadılar, halayıklar ve emir erleri arasında, şerif aileleriyle ahbaplıklarla süren müreffeh bir hayat… Ve İstanbul’a dönüşten sonra başlayan talihsizlikler zinciri: Paşa’nın görevinden ayrılmasıyla başlayan maddi zorluklar, aile içi çatışmalar, hastalıklar, ölümler, yangın, İstanbul’un işgali, eşinin sürgüne gönderilişi...
Mefharet Hanım’ın, bütün bu zorluklara karşı tek başına ayakta durmasının hikâyesini, tuttuğu hatıra defterinden okuyabilirsiniz. 
13 X 20 santim ölçülerinde, 216 Sayfalık kitap, Aralık 2013’de yayınlandı. 
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI: İstiklal Caddesi Meşelik Sokağı Nu: 2 Kat: 4 Beyoğlu, İstanbul (T. İş Bankası Parmakkapı Şubesi üzeri) 
Telefon: 0-212 252 39 91
Belgegeçer: 0.212-252 39 95
www.iskultur.com.tr  
e-posta: [email protected]  
EVLİYA ÇELEBİ KERKÜK’TE:
Bendenizi ziyadesiyle mahzun ü me’yus eyleyen müderrisin bu sözleri dil-i rakikimi nâ-şâd kılmışdır. Türkman taifesinin Kerkük nam belde-i kadîmesi hakkında kitapta bana ta‘alluk eyleyen sitemkârane sözler, rahat ü huzurumu bozub be-gayet müteessir oldım. Dimek kim, seyahatnamemde bir nakısa bulunmuşdır.
Ol sebebden diyar-ı Türkman olan kasaba-i Kerkük’i ziyaret itmek mukarrer oldı. Evvela dostumuz Kâtip Çelebi’nin gönlünü yapmak gerekdür, dedüm. Saniyen içimde ziyadesiyle büyük bir ‘ukde olan bu meseleyi hal yoluna komayı arzu eyledim.
Bu ziyaretle Kerkük’e dayir ma‘lumat-ı vafireyi kendü kitabımuza derc eyleyüb Kerkükî müderris efendiyi de şadüman kılam, dedüm. Hemen kaftanümi giyüb, Cebrail aleyhisselamın huzuruna teveccüh eyleyüb, can ü gönülden meded taleb ü arz eyledüm: 
Allah-ü te‘âla izin virürse, varub bilâd-ı Irak’a seyahat itmeye niyetlendüm. ‘rak’da tavattun eylemiş Türkman diyarını gezüb, ba‘dehü bi-iznillah anları tastîr eylemek muradımdır.
Yüksek Mimar, Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin yazdığı kitap, Ötüken Neşriyat’ın ‘mizah’ serisinden,  20 X 22 santim ölçülerinde 108 sayfa olarak Ekim 2013’te okuyucuya sunuldu. 
ÖTÜKEN NEŞRİYAT: İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul.
Telefon: 0.212-251 03 50
Belgegeçer: 0.212-251 00 12
www.otuken.com.tr
e-posta: [email protected]  

KIRIM KIRIMI:  
Kırım, 900’lü yılından bu yana, batı Türklerine yurt olmuş, vatan olmuş bir bölge iken, nasıl bir kahpe kadere sürüklendiğini, nasıl bir kanlı kıskacın sinsi hesaplarında yıldan yıla kıstırılıp, yok edildiğini kör gözlerin bile rahatça okuyabileceği iri harflerde yazılmış bir hazin belge olarak gönül acımızdır. 
Sadece bizim değil, eğer bir parçacık utanması var ise, hümanizm adına mangalda kül bırakmayan yazar-çizerlerin, Milletlerarası Af Örgütlerine kapılanmış profesörlerin, Rozenbergler’den Allendeler’e ağıt yakan filmcilerin, tiyatrocuların, beynelmilel komünizme satılmış veya satılmamış bütün insanların yürek ve gönül acısı olması gerekirken, ola ola bir yüz karası olmuştur. 
Neden?. 
Bu sorunun cevabını; Sovyet Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekreteri İliçev veriyor: 
‘Komünizm uğruna açılan savaşta, tam bir hürriyete sahibiz. Komünizme karşı açılan savaşta, hürriyet diye bir şey hiçbir zaman olamaz!’
Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun eseri Kırım’ın dramını anlatıyor. 
İRFAN YAYINCILIK: Divanyolu Caddesi, Klodfarer Caddesi Nu: 40 Sümer Apartmanı Daire: 7  Eminönü, Fatih, İstanbul.
Telefon: 0.212-518 38 66
Belgegeçer: 516 32 54
www.irfanyayinevi.com
e-posta: [email protected]  
KISA KISA / KISA KISA…
1-1071 MALAZGİRT / ZAFERE GİDEN YOL: Muharrem Kesik. Timaş Yayınları: Timaş Yayınları. Alayköşkü Caddesi Nu: 11 Cağaloğlu, İstanbul.
Telefon: 0.212-511 24 24
Belgegeçer: 0.212-512 40 00
www.timas.com.tr  
e-posta: [email protected]  
2- SÖYLEŞİLER VE KONUŞMALAR: Halil İnalcık. Profil Yayıncılık: Çatalçeşme Sokağı Nu: 15 Meriçli Apartmanı Kat: 3 Cağaloğlu, İstanbul.
Telefon: 0.212-514 45 11
Belgegeçer: 0.212-514 45 12
www.profilkitap.com  
e-posta: [email protected]
 
3- OSMANLI TARİHİ: Editör: Tufan Gündüz. Grafiker Yayınları. Birinci Cadde, 1396. Sokak Balgat, Ankara.
Telefon: 0.312-284 16 39
Belgegeçer: 0.312-284 37 27
e-posta: [email protected]
www.grafiker.com.tr 
4- MODERN EZBERLERİN SONU: Mustafa Akyol. Etkileşim Yayınları. Sanayi Caddesi, Bilge Sokağı N2: 2 Yenibosna, İstanbul.
Telefon: 0.212-551 32 25
Belgegeçer: 0.212-551 26 59  
www.etkilesimyayinlari.com
e-mail: [email protected]  
5- İSLAMCILIK ÖLDÜ MÜ? 30 Yazarın 100 Makalesi. Ufuk Yayınları: Rasimpaşa Mahallesi, Rıhtım Caddesi Derya İş Merkezi Nu: 28/39-48 Kadıköy, İstanbul.
Telefon: 0.216-449 49 09
Belgegeçer: 0.216-449 49 11
www.ufukyayincilik.com.  
e-posta: [email protected]  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.