Düzce Akçakoca Müftüsü Şaban Soytekinoğlu cuma vaazında Selanik göçmenleri için "Yüzde 90'ı Sabetayist. Aslında Müslüman değil" dedi. Ardından Gezi olaylarıyla bağlantı kuran müftünün sözleri tepki çekmişti.( Sabetayist? Müslümanlığa girmiş gözüken Yahudiler.)

Selanik Milattan Önce 315 yılında Cassender tarafından kurulmuş olup, Makedonya Krallığına bağlı özerk bir bölgeydi. 168 yılında Roma yönetimi altına girip 1204 tarihinde ise Latin devleti tarafından işgal edilmiştir. 1246 yılında Bizans İmparatorluğu boyunduruğu altına tekrar girmiştir. 2.Murat tarafından 1430 tarihinde fethedilmiş ve bu tarihten itibaren de bölgede çok sayıda Türk yaşamaya başlamıştır.


 Selanik şehrinde hâlâ Osmanlı’nın izlerini görebilmek mümkündür çünkü Selanik 500 yıl boyunca bir Osmanlı şehri olarak yer almıştır. 

Selanik Büyük ticaret merkezlerinden biri olarak bilinirdi. Selanik’in Türkler açısından önemi ise Atatürk’ten gelmektedir. Selanik, Atatürk’ün doğduğu ve evinin olduğu şehirdir. Selanik’te yer alan Atatürk’ün evi müze olarak kullanılma ve ziyaretçilere kapısını açmaktadır. Selanik turu yaparken bu noktayı da ziyaret etmek muhakkak yapılması gerekenler arasında yer almaktadır.

Selanik ATATÜRK'ÜN doğduğu şehirdir.

ATATÜRK 1881 yılında Selanik te  dünyaya gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altındaki Selanik kentinin “Yukarı Şehir” bölgesinde, Islahhane mahallesinde bulunan üç katlı ev …

Selanik, Osmanlı'nın Avrupa'ya açılan kapısı konumundaydı.Çünkü konumu dahil her şeyi uygun olan bir şehirdi.

Selanik birçok millete vatan olmuş bir şehirdir.Çünkü Osmanlı " Çok uluslu " bir devletti ve ülkede birçok gayrimüslim ve Müslüman yaşardı.

Selanik ilk olarak Osmanlı Devleti tarafından 1387 baharında Çandarlı Hayreddin Paşa ve Gazi Evrenos kumandasındaki birlikler tarafından uzun süren bir abluka neticesinde ele geçirildi. Yıldırım Bayezid, Selânik karşısındaki bir tepeye Türk garnizonunun varlığını belirten bir kale yaptırdı. 1402 Ankara bozgunundan sonra Bizans İmparatoru II. Manuil, Selânik’i alıp kaleyi de yıktırdı. Emîr Süleyman Çelebi ile Bizanslılar arasında Gelibolu’da yapılan antlaşma uyarınca Selânik 1403’te resmen Bizans idaresine geçti ve Çelebi Mehmed dönemi boyunca bu şekilde kaldı.

II. Murad tahta geçince Selânik’i abluka altına aldı. Bizanslılar da koruyamadıkları Selânik’i 1423’te Venedik’e sattı. Osmanlılar buna itiraz etti ve Venedik’e karşı savaş açtı. Konstantin Jireček ya da Apostolos Bakalopoulos gibi tarihçiler, Venedik idaresini şehrin tarihinde görülen en kederli dönem diye nitelemiştir. Venedikliler büyük bir donanma göndermemiş, yeterli miktarda asker yollamamış ve şehir halkına karşı zorbaca davranmıştır. Bir zamanların canlı, zengin ve nüfusu kalabalık tüccar şehrinde bu dönemde açlık ve sefalet hüküm sürdü; halkın çoğu şehri terketti. II. Murad savaşmadan teslim olmaları halinde şehir halkına imtiyazlı bir statü sağlamayı teklif etti, Rum halk bu teklife olumlu yaklaştıysa da Venedik yönetimi II. Murad’ın teklifini reddetti. 29 Mart 1430’da bir ay süren şiddetli bir kuşatmanın ardından bizzat II. Murad önderliğindeki Osmanlı birlikleri surları aştı. Johannes Anagnostos’un anlatımına göre kanlı bir çatışma vuku buldu ve halktan birçok kişi esir edildi. Ancak daha sonra II. Murad fidye karşılığı esirleri serbest bıraktı. II. Murad, Venedikliler döneminde şehri terk edenlere geri dönmeleri çağrısında bulundu ve bunlara önceden edindikleri mal ve mülklerini iade etti. Aynı zamanda civardaki Osmanlı merkezi olan Yenice-i Vardar’dan 1000 kadar Türk’ü Selânik’e yerleştirdi.

Osmanlı Devleti'nin İstanbul'dan sonra 2. büyük kenti olan Selanik, Balkan Savaşları sırasında, 8 Kasım 1912'de merkezden destek alamayan ve panik içinde dağılan Osmanlı Ordusu'nun direnişinin mümkün olmayacağını düşünen garnizon komutanı Tahsin Paşa bir tek mermi ve top patlatmadan Yunan Ordusu'na n şehri teslim etmiştir.

8.Kasım 1912 de Selanik direnmeden Yunana teslim edildiğinde..
Molla Mesatan.....

kadim şehir
artık bize uzaksın yunana yakın
ikinci murad hanın emaneti
koruyamadık aziz kenti
bu ne gaflet ya rabbi
bir silah patlatmadan teslim ettik cananı
affet bizi selanik şimdi hüzün zamanı
böyle gafil mi avlanmalıydı millet evlatları
hasan tahsin paşa
ihanetini unutturmayacak öz vatanın insanları
şimdi matem vakti
ağla gözüm ağla
tarihler
sekiz kasım bindokuzyüzoniki
siyaha boyandı kanuninin görkemli hisarı
ah eman vah eman
kimlere kaldı vatan
ya da
genç vehimler sattı vatan

Evliya 1668 yılında seyahatinde Selanik için şöyle yazmaktadır:"Evvelâ Akdeniz'in Rumeli kıyısında uzunluğu 100 mil bir körfezin batı tarafı nihayetinde bulunup o körfezin bir kumsal pâk limanı kenarında,iç kalesi bir topraklı ve kayalı yüksek tepe üzerinde üçgen şekilli,şeddadi beyaz taş sağlam bir hisar,dayanıklı bir surdur.Halkı şanlı eski bir kaledir ki öyle bir mamur şehrin Akdeniz kıyısında benzeri yoktur".

1492’de İspanya’dan kovulan Yahudilerin bir bölümü başta Selanik olmak üzere Osmanlı topraklarına yerleştirildi. İspanya’dan kovulan yahudiler Selânik’in sur içi kısmına yerleştirilmişti. Burada küçük çaplı dokuma sanayi kuruldu. Yahudiler, yerleştikten pek az bir zaman sonra kayda değer bir bilimsel etkinlik içerisine girerek hukuk ve İbrânî bilgini Rabbi Samuel de Medina’nın liderliğinde zengin kütüphanesi olan bir bilim akademisi oluşturdular. 16. yüzyılın başında Selânik’te kitap basımını tanıttılar. Selanik bu dönemdenitibaren çeşit çeşit Hristiyan, Yahudi ve Müslüman toplumların hep birlikte uyum içinde yaşadığı önemli bir kültür ve ekonomi merkezi haline geldi.

Yunanistanın 2. Büyük kenti dir SELANİK

Selanik kültür bakımından çok zengindi. Çünkü hem birçok milletin bir arada yaşaması,hemde geçmişten kalma gelenekleri o şehre hoş bir hava katıyordu.

İnsanlar bir arada uyum içinde yaşadıkları için farklı kültürlere de saygı duyuyorlardı.

Selanik bir liman kentiydi ve böyle olması ekonomilerini geliştirmişti.

Çünkü limanları sayesinde deniz ticareti yapılabiliyordu.Ayrıca Avrupa'ya açılan bir kapı konumunda olduğu için de rahatça gelişebiliyorlardı.

Rumeli'de 1826 itibarıyla farklı bir teşkilatlanmaya gidildi. Bu tarihte Selanik'in bağlı olduğu Rumeli Eyaleti lağvedilip onun sınırları içerisinde, Manastır, Selanik, Yanya Eyaletleri kurulmuştur. 1839’da Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra Selanik, ticaret ve kültür alanında büyük bir gelişme gösterdiği gibi Batı’daki Rönesans ve Fransız İhtilali’nden sonra gelişen fikir akımlarından da en yoğun etkilenen şehirlerden biri oldu. 1850 yılında bir kız lisesi açıldı. Yahudilerin okullarının yanı sıra Türklere ait modern okulların sayısı da oldukça fazla idi. Mithat Paşa tarafından yaptırılan bir sanat okulu Selanik Askeri Rüştiyesi ve 1879’da açılan Selanik Askeri İdadisi de bunlar arasında idi. 1863 yılından itibaren atlı tramvay işletilmeye başlanmıştır. Sultan Abdülaziz döneminde Rumeli Demiryolları projesi kapsamında 1871’de Selanik’ten Vardar Vadisi boyunca demiryolu döşenmeye başlandı ve bu hat Üsküp’e bağlandı. Bu hat 1890’da Manastır’a kadar uzatıldı. 1896’da ise İstanbul’a bağlandı. 1897-1903 yılları arasında yeni liman tesisleri yapıldı. Selanik Sultan II. Abdülhamid devrinde ülkedeki diğer şehirlere göre her konuda büyük gelişme göstermiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Selânik’teki hızlı nüfus artışı, dış dünya ile yapılan yoğun ticaret ve büyük ölçüde Rumeli demir yollarının yapımıyla ilgilidir

.Selanik modern ulaşım olanaklarına sahip Osmanlı kentlerinin başında gelmekte idi. II: MEŞRUTİYET YILLARI  (1907’de) elektrikli tramvay şehre geldiğinde İstanbul’da bile elektrikli tramvay yoktu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.