Gökyüzünü bulut kapladığında gözlerimi yukarı çevirir, kaybolan çocuğunu arayan annenin figanı gibi bağırasım gelir. Her duygunun, bir annesi-babası olmalı mutlu olmak için. Oysa bizde ki sevgi- aşk gibi duyguların; bir babası ve bir çok annesi veya bir annesi bir çok babası oluyor

Her duygunun, bir annesi-babası olmalı mutlu olmak için bundan dolayı susarım, keskin bıçağın kınından çıkıp hasmın kaburgalarını kıtırdayarak geçip gidip yüreğine saplanması gibi, canını dişine takıp yaşamak için savaşan bir sevgilinin, gözlerine saklanır benim duygum. 

Ben hep buralarda saklanırım. Ancak sığındığım yerler bu keşmekeş dünyada. Bu hüzün odasıdır.

Sizi bilmem ama bir çoğumuz karamsar piç duygulara sahibiz. Duygularımızın  annesi veya babasını biz  olduğnu biliyoruz. 

Yalnızım. Suçluyum. Korkağım. Aşığım. Hiçim. Bunların hepsi oldu ya tek tek ya geceleri ya gündüzleri ya çığlık çığlığa. Ya rüyada ya da gerçekte. Bildiğim duygumuzun ebeveyni tek olduğu. “Yani bir piç duyguları yaşıyor olmamız” çünkü duygular iki taraflı yaşanır. Aynı sorumlulukta ve aynı samimiyetle yaşanır.

Bir duygu tek başına oluşmaz. Tek başına oluşan duygumuzun maksimumu kendimizi sevmemiz, kendinize üzülmemizdir. 

Peki her duygu yaşandığında yarı uyanık halde iradenizle yaptıklarınızdan babası veya annesini unuttuğumuz duygularımızdan sorumlu muyuz? Bilmiyorum…

Bence cevabı; ancak mükafatınız olan, dudaklardaki dişlerinizin yaratığı o “kanatıp kanatmamakta kararsız kalan duygunuzun” verdiği hazla gözünüzü kapatıp kendinizi sorguya çekerek, eğer yüreğinize münevver çökmüşse, bilin ki duygunuzun annesi ve babası bellidir. 

Ve “piç bir duygunuz yoktur”   

Sadece yanmak değil mesele, yanarken kendini adilane çarmıha germen ve günah çıkarmayı ret etmen, gönüllü bir zebaniyi beklemeden ateşin koynunda buza kesmiş yüreğinle, gülümseyerek dalmandır. 

Sevdiğini hiçe sayamayarak. Çünkü senin duygunun annesi ve babası bellidir. Cennetliksin.

Herkes senin için bir  müzik besteleyecek çünkü aşkları en güzel şarkılar  anlatır. 

Yaşadığımız her an bizim sonumuz. Ve başlangıcımız olur. Onun için bir ölür bir dirilir duygularımız. 

Sevda mumuz hafifçe bir rüzgârda sallanır. Bu onun narinliğini gösterir. 

Tufanda ise hiç sönmez. Bu da onun “piç bir duyguya” sahip olmadığını gösterir.

Siz olun duygularınızın annesi ve babası bir kişi olsun...

Günahkâr.  Cesur. Aşk insanı olmak istiyorsanız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.