İlyas adlı yaralı çocuk nefes nefese koştu.

"Beni Şamil Basayev'e götürün" diye ültimatom tarzında bir direktifle karşılaşan nöbetçi, önemli bir haber olduğunu anlamıştı.

Çocuğu alıp Kafkas Kartalı'na götürdü.

Kartal mahzun ve kederli...

Toprağı, eline aldığı ufak çubuk yardımıyla duygularına tercüman kılıyordu.

Çocuğa baktı ve soruyu sormadan cevabını aldı.

"Ruslar evini, köyünü, her yeri bombaladılar. Eşin ve çocukların dahil 11 akraban öldü".

Ve Şamil yıkıldı...

Koca Kafkas Kartalı bir serçeye dönüştü kederin girdabında...

Hüzünlendi...

Omuzları düştü...

Dizleri üzerine çöktü ve yarım saat kadar hüngür hüngür ağladı...

Ağladıkça dağlandı yüreği ve arttı kederi...

Çünkü ağlamamalı, aksina sevinmeliydi...

Aslında yenilgisi O'na layık olamamaktı...

Allah azze ve celle...

Dünya tüm ağırlığıyla Basayev'in omuzlarında...

Dünya'nın bütün dağları başına devrilmiş sanki...

Izdırabın tarifi kalem ve kelamla anlatılmaz.

Yüzü avuçlarının arasında...

İmtihanların belki de en çetini...

Zorlu bir yaşamı, çetin bir davası vardı onun ve onun gibilerin. 1965 yılında doğmuş, hava kuvvetleri okulunu bitirmiş, önemli başarılara imza atmış ve birçok önemli rütbe almıştı...

Şimdi de kader onu şehadetin kutlu yolculuğunda sınıyordu.

Durdu, doğruldu...

Elinin tersiyle sildi gözyaşlarını...

Sevinmeliydi fakat yeniliyordu, ağlıyordu...

Ağladıkça yenilendi. Dirildi... Doğruldu...

İçinden "Ey Şamil" diye geçirdi. Sen kim oluyorsun? Senin ailen de kim oluyor? İslam'a ilk kurbanı veren sen misin? Hz. Sümeyye'yi düşün. İskenceler altında bu davaya can veren nicelerini düşün...

Onlar Rab'lerine kavuşurken böyle üzgün müydü?

Hz. Zekeriyya, Maşite Sultan, Hz. Asiye, ve daha nicelerini düşündü...

Hepsinin hikâyesi bir film şeridi misali geçti gözlerinin önünden...

Şükretti...

Üzülmemeli, bilakis Allah'a şükretmeliydi...

Böylesine ulvi bir makam için teşekküre, tefekküre daldı...

Unutmamalı ki şehadetin, bir mümin için sevinilmeyecek hiçbir yanı olamaz...

Sen üzülüyorsan, imanının bu olaydan haz almayacak kadar kavileşmediğine üzül, diye geçirdi içinden...

Çeçenya'da binlerce insan şehit olurken sen olamadın diye üzül...

Tevbe ve istiğfar...

Bir komutan olarak sabır ve metanet örneği olmalısın diye hayıflandı...

Herkes bilmeli ki büyük davalar, büyük çilelerle kaimdir. Belaların en çetini yüce davayı omuzlamış insanlara isabet etmiştir. Musibetin kadar derecen, çilen kadar Allah katında şerefin olduğunu bil! 

Dua ve rahmetle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.