“Fakirlik değil, “sadelik” önermeliyiz, tüketici canavarlara”

Karakterin yoğunluğu artıkça boy ölçünüz rasyonel ve reeldir.

Eğer karakter yoğunluğunuz düşük ise;

Yer çekimine veya yaşamın omurgalı duruşuna karşı koyamazsınız.

Ve ayağınız yerden kesilir.

Boyunuz yüksek görülür.

Aslında “cüce sindir” 

Fikir cücesi.

Ahlak cücesi.

Edep cücesi.

Hedefleri “biçimsel güzellik”

Zaten biçimsel güzelliğe hizmet ettikleri için,

“Edep yoksunu” davranış içerisine girerler.

“Fakirlik değil, “sadelik” önermeliyiz, tüketici canavarlara”

Peki, biz bunları nasıl tanıyacağız;

Kanımca ilk aklıma gelen;

“Her şeyi bilen”

“Durumdan vazife çıkaranlar.”

“Para ile pulla işim yok diyenler.”

Dikkat!

Dikkat!

“Bunlar içinde sakladıkları canavarın tülleridir.”

Ayağı yerden kesilenler aslında boyu uzun değil,

Yaşanmışlıklarda ki öldürdükleri duygularının yok oluşu ile ilgili olarak, hafifleyen karakterin “ayağını” yerden kesmesidir.

Gerçek boy sahibi olan insanlar;

“Karakterlerinin ağırlığı” ile davranış gücü ve yakaladığı insanda ki; Dönüşümü başlatandır.

“Fakirlik değil, “sadelik” önermeliyiz, tüketici canavarlara”

Biçimsel zengin bir birey ile toplum dönüştürebilirsiniz.

Bu düşünce insana eziyet değil huzur ve mutluluk verir.

Etik.

Edep.

Kültür.

Ve insana bakış açısını yeniler.

Kendi kafanda ki devinimi dönüştüremedikten sonra,

Kültürel ağırlığınız değişmez.

Ve ayağınız yerden kesilir.

Boyunuz uzun gözükür.

Ama “cücesinizdir”

“Fakirlik değil, “sadelik” önermeliyiz, tüketici canavarlara”

Kültürel dönüşüm önce bireyin yoksulluğu değil,

SADELİĞİ” tercihi ile başlar ki;

Paylaşımlar oluşsun.

Sadeliği tercih edenler;

“Gülünce milyonlarla güler milyonlarla ağlar.”

Ve ayakları yere basan ve gerçek boy sahipleridir.

“Fakirlik değil, “sadelik” önermeliyiz, tüketici canavarlara”

Sistem ayaklarının altından kaydıktan sonra,

Kendi çığlıklarını duyamaz,

Kördürler

Ve kendi gerçeklerini göremez.

“Özgül ağırlığın temeli edeptir,” 

Edep yoksunları hiçbir zaman sadeliği yakalayamaz.

“Mış” gibi yapar durur.

Kendi kendini sessizce yiyen,

“kalan karakter kırıntısı” ile idare eder.

Sonuç; “karaktersiz” tanımını doğurur..

Sadelik;

yüreğimizi kardeşliğe.

Barışa.

Adalete.

Merhamete.

Hazırlayan vücudun eğitim kurumudur.

Saygıyla…

Ve sadelikle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.