İran'da Selçuklu ve Safevi gibi devletlere başkentlik yapan ve tarihi dokusu, mimari yapıları ve sanatsal mirasıyla öne çıkan İsfahan kentinde, Mescid-i Cuma ve Mescid-i Şah gibi Dünya Mirası Listesi'ndeki tarihi binalar kuraklık ve kötü su yönetiminden kaynaklanan zemin çökmesi nedeniyle zarar görmüş durumda.

Tarihe yön vermiş büyük devletlere başkentlik eden İsfahan, yüzlerce yıllık birçok tarihi esere ev sahipliği yapıyor.

Zengin bir tarihe sahip olan İsfahan, bir zamanlar İran'da uluslararası ticaret ve diplomasinin kavşak noktası iken, bugün tarihi dokusu, mimari yapıları ve sanatsal mirası sebebiyle yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği İran kentlerinin başında geliyor.

Dünyanın en büyük meydanlarından biri olan Nakş-ı Cihan Meydanı, Mescid-i Şah, Mescid-i Cuma, Ali Kapu Sarayı, Si o Se Pol, Şeyh Lütfullah Camisi, Çehel Sütun gibi ülkede İslam dönemi mimarisini yansıtan şaheserlere ev sahipliği yapan İsfahan'daki tarihi mekanlar son yıllarda kuraklıktan kaynaklanan ve kenti besleyen Zayende Nehri'nde yeterli su olmaması nedeniyle zemin çökmesi tehdidiyle karşı karşıya.

Aslında İsfahan'da uzun yıllardır devam eden zemin çökmesi sorunu, son yıllarda tekrarlayan kuraklıklar ve yeraltı suyu ve nehirlerinin tarım ve sanayi tarafından kullanılmasıyla daha da kötüleşti.

Şehre özgün bir güzellik katan ve "hayat veren nehir" anlamına gelen Zayende Nehri'nin Çeharmahal Bahtiyari eyaletindeki Zagros Dağları'ndan gelen suları yılın büyük bir bölümünde su yetersizliği nedeniyle başka bölgelere yönlendiriliyor.

Uzmanlara göre, kuraklıktan ve kötü su yönetiminden kaynaklanan bu durum nedeniyle kenti besleyen nehrin kuru kalması ve yer altı sularının azalması kentte zemin çökmesine yol açıyor.

AA ekibi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi mekanlardaki hasarları görüntüledi.

Yüzlerce yıllık tarihi mekanlar dahil olmak üzere İsfahan'ın pek çok tarihi eserinde şehrin yüzeyinin hafif çökmesi nedeniyle yıkım tehlikesinin işaretleri görülüyor.

İkonik mavi çini ve mozaikleri, göz alıcı işlemeleri ve devasa yapısıyla adeta ihtişamlı bir anıt görüntüsü oluşturan 17. yüzyılda inşa edilen Mescid-i Şah'ta bazı noktalarda derin çatlakların yanı sıra, caminin yüksek kubbelerini destekleyen taş sütunların bozulmakta olduğu da dikkatleri çekiyor.

Büyük Selçuklu Devleti'nin başkenti İsfahan’da inşa ettiği Cuma Cami olarak da bilinen Ulu Cami'de de benzer çatlakların oluştuğu göze çarpıyor.

İran'da Asya İşbirliği Diyalog Forumu düzenlendi İran'da Asya İşbirliği Diyalog Forumu düzenlendi

Uluslararası tedbir alınmazsa zemin çökmesi sorunu tüm bölgeyi kapsayabilir

Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İran Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı Tarihi Binalar, Dokular ve Alanların Korunması ve Restorasyonu Dairesi Genel Müdürü Fatma Daveri, sorunun temel kaynağının dünya genelinde hakim olan iklim değişikliği olduğunu ve su yönetiminin de bunda etkili olduğunu söyledi.

Sorunun küresel olduğuna işaret eden Daveri, "Bu mesele, kapsamının genişliği nedeniyle bölgesel tedbirler yerine uluslararası toplumun el ele verip çözmesi gereken bir meseledir. dedi.

Zemin çökmesi sorununun yalnızca İran'da olmadığını ve bölge genelinde de görüldüğünü aktaran Daveri, "Zemin çökmesi daha fazla şiddetlenmeden temelden bu sorunun çözülmesi gerekir. Mevcut şartlar göz önünde bulundurulduğunda bölgesel düzeyde bu şekilde devam etmemiz halinde zemin çökmesi sorunu tüm bölgeyi kapsayacak şekilde genişleyecektir." diye konuştu.

Zemin çökmesine karşı tarihi mekanların dayanıklılığının artırılması gerektiğini belirten Fatma Daveri, bu konuda hükümetin hem güçlendirme hem de restorasyon çalışmaları hazırladığını dile getirdi.

Sorunun kaynağı kötü yönetim

Konuyu İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) değerlendiren Coğrafya Araştırmacısı Prof. Dr. İran Gazi ise meselenin temelinin kuraklık değil, kenti besleyen su kaynaklarının kötü yönetilmesinden kaynaklandığını belirtti.

Sürekli olarak yağış istatistiklerini gözlemlediğini aktaran Gazi, "Zayende Nehri'nin kaynağı olan İsfahan'ın batısındaki dağları biliyorum. Dolayısıyla su sıkıntısı olmuyor ve sorun kötüye kullanım oluyor." ifadelerini kullandı.

Tarihsel olarak, İsfahan'ın kimliğinin Zayende Nehri ile yakından ilişkili olduğuna ve nehri kurutmanın etkisinin İsfahan halkının halet-i ruhiyesine yansıdığını söyleyen Gazi, "Nehre biraz su ve malzeme girdiğinde insanların ruh halinin ne kadar değiştiğini fark etmişsinizdir. Birçoğu apartman adı verilen kafeslerde yaşayan bu insanlar, birkaç gün bu kafeslerden çıkıp suya sığınıyorlar." diye konuştu.

Yaklaşık on yıl önceki gözlemlerini anlatan Gazi, Pol-i-Kale'den baraj alanına doğru yürüdüğünü ve sulama amacıyla yüksek rakımlara su çeken 600'den fazla büyük pompaya tanık olduğunu anlattı.

Prof. Dr. İran Gazi, "Suyun nereye gittiğini sorduğumda yüksek arazide yeni kurulan bahçelerin sulanmasında kullanıldığı söylendi. Çevreye, insanlara, nehir aşağısındaki sulak alana ne olacağını sorguladım ancak hiçbir cevap alamadım." dedi.

Tarihi yeraltı su seviyeleri hakkında bilgi veren Gazi, kurak bölgelerden birindeki yeraltı suyunun eskiden 20 metre yükseklikte erişilebilir olduğunu şu anda ise suyun ancak 300 metre derinlikte erişilebildiğine dikkati çekti.

Kaynak: AA