"Neden ilişkilerimde hep sorun yaşıyorum? ‘’ Ve… "Neden hep sorunlu insanları hayatıma çekiyorum?’’

Bu sorgulamayı kendimize yaptıysak eğer, kendimizi tanıma yolunda adım atmaya başlamışız demektir.

Hiç kendinize kendinizi itiraf ettiniz mi? Ya da farkında olmadığınız korkularınızla yaşamayı mı seçiyorsunuz? Ya da neden bu kaçış? Fark edemediğiniz kendi gücünüzden mi? Yoksa başarısızlık, yetersizlik diye itiraf etmekte zorlandığınız korkularınızdan mı?
Hangisi olursa olsun, bunlarla yüzleşmek elbette ki kolay ve basit bir durum değildir. 

Hepimizin hayatında bir konforlu yanı vardır. Hiç risk almadan bu konforlu yanımızdan kopmadan yaşamın devam etmesini isteriz.

Korkulu rüyamız, tek sığınağımız, ana kucağımız.

Sevgili Konfor Alanımız.

Üzerine çokça kitap yazılan, çokça seminer verilen derin kuyumuz. İçinden bir çıksak huzura ereceğimize inandırıldığımız, dışarıda bizi bekleyen şahaneliklere ulaşma yolunda çekeceğimiz acılara razı edildiğimiz bu görülmez ancak bilinir çember.

Fakat bazen o konforlu alanımıza o kadar alışıyoruz ki, sanki elinden gelen her şeyi yapmış gibi hisseder ve kendi gerçekliğimizle yüzleşmek istemeyiz. Böyle durumlara şöyle bir düşünce ortaya çıkar. Aslında ‘’istesem yaparım’’, ‘’istesem başarırım’’, ‘’istesem gidebilirim’’ der. Ve kendi eksiklerimizle yüzleşmeyiz.

İnsanın kendi eksiklikleri ve kendisiyle yüzleşmesi o kadar önemli ki…

“Yüzleşme cesaret ister. Cesur insanların yaptığı şey, kendini ilmek ilmek dokumaktır. “

Peki kaçımız bu cesareti gösterebiliyoruz…

İnsanın kendisiyle bu yüzleşmeyi yaşaması ilk etapta beklemediği sarsıntılar, travmatik birtakım acılar hissettirebilir, ancak her ne yaşarsa yaşasın sonuç itibariyle bu kişinin kendisi olmasına giden bir değişim sürecinde yaşaması gereken, kişiyi özgürleştiren bir durumdur.

Aslında bu biraz kendi benliğimizde yatıyor. Kendimizi ne yönde keşfettiysek, bulunduğumuz çemberde de ilişkilerimiz o derece değişiyor.

Çoğu zaman içimizdeki (zihnimizdeki) şemayı devam ettirecek kişiyi seçeriz. 

Mesela: Ben değersiz olduğumu düşünüyor isem, bu düşünceyi sürdürecek ve bunu sürekli hissettirecek kişiyi seçerim. Bu literatürde şemanın kendini devam ettirmesi olarak adlandırılır. Yani kendimize nasıl sesleniyorsak, bize öyle seslenen birini seçiyoruz.

Bize uymayan ama savaşmalı ve heyecanlı olduğu için bize çekici gelen bu ilişkiler, birer travma içerir. Ne olursa olsun o heyecan yerine, gerekirse daha az heyecanlı ama güvenli ilişkileri seçmeliyiz.

Kendini keşfetmemiş, kendini tanımayan insanın çevresinde kendi gibi insanlar vardır. Kendini bilen, keşfetmiş biri denk geldiğinde karşısına şaşırır ve “nasıl biri bu?” diye çözemez ve haliyle o kişiden uzaklaşır.

Orada biraz duyguların arkasına geçmek lazım. Zaten sorumluluğu kendin aldığında farklı bakmaya başlıyorsun. Dışarıdakinden suçu çekip, aslında suçlu olmadığını yaşananların bir deneyim olduğunu anladığında yani ipi kendine aldığında; “bir dakika ben şu anda konumumu yaşamımı beğenmiyorum.  Sürekli böyle şeyler yaşıyorum. Hayatıma sürekli böyle kişileri sokuyorum.  Neden başımı böyle işlerin içine sokuyorum? “Diye soruyorsun. İşte o zaman ipucun ne biliyor musun? 

Hislerin… “Ne hissediyorsun?  Bu kişi sana ne hissettiriyor? Bu olaydan ne hissediyorsun?” Hislerini tanıman ipucun. Tüm ipuçları hislerde toplanıyor ve dibine girdiğinde de gerçeği buluyorsun.  Çünkü aslında oradaki ipucu, ipin ucu histe toplanıyor. Dibine girdiğinde de gerçeği bulursun.

Mesela kendinize şunu sorabilirsiniz;

-Nasıl hissediyorsun?  Kötü hissediyorum.

-Niye kötü hissediyorsun?  Çünkü o bana değer vermiyor.

-Bunu gördüğünde ne hissediyorsun?  Değersiz hissediyorum.

İşte sorular ve cevaplar seni çözüme götürüyor. Bu soruların cevabı böyle olduğunda şunu anlıyoruz, aslında çalıştığın şey: ‘’Değer.’

Değerli olduğunu anladığın anda, kendi değerinin farkına varıp, kendini yücelttiğinde o deneyime artık dönmeyeceksin. Danışmanlığını yaptığım onlarca, kişiyle çalışmış bir insan olarak söyleyeyim; o deneyimi kırdığında artık farklı insanlar ve farklı olaylar giriyor hayatına.

Kolombiyalı, tüm Latin Amerika'da Gabo olarak bilinen ünlü yazarın beni çok etkileyen bir sözüyle yazımı noktalamak istiyorum.

‘’Bir insanın en büyük hatası başkalarına gereğinden fazla değer vermek değil, kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir.’’ (Gabriel Garcia Marquez)

Sevgiyle, hak ettiğiniz değerle var olun… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.