Kazakistan Halk Asamblesi 29. Kurultayı

Habere ulaşmak için tıklayınız...

23 Nisan 2021 Cuma 16:34
158 Okunma
Kazakistan Halk Asamblesi 29. Kurultayı

KAZAKİSTAN HALK ASAMBLESİ VE NAZARBAYEV’İN ULUSAL UYUM POLİTİKASI

28 Nisan’da kardeş Kazakistan’ın Başkenti Nur-Sultan’da ülkenin çeşitli illerinden üyelerin katılımıyla Kazakistan Halk Asamblesi’nin 29. Kurultayı yapılacaktır. Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı-Elbaşı Nursultan Nazarbayev'in başkanlığında gerçekleşecek Kurultay’a, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Jomart Tokayev, Kazakistan Başbakanı Askar Mamin, Hükümet ve Kazakistan Halk Asamblesi üyeleri toplam 500’den fazla davetlinin iştirak etmesi öngörülüyor.

VATAN HABER AJANSI / NUR-SULTAN

Sovyet döneminde Kazakistan toprakları rejim tarafından tehdit olarak kabul edilen halkların sürgün yeri olarak kullanıldığı için Kazakistan bağımsızlığını ilan ettiği 1990’lı yılların başında ülkedeki etnik yapı çok karmaşıktı. 1989 nüfus sayımına göre, Kazaklar anavatanlarında azınlık durumdaydı. Bundan dolayı bazı Batılı uzmanlar Kazakistan’ın devlet olarak ayakta kalamayacağını öngörmekteydiler. Ancak o uzmanların bilmediği iki faktör vardı. Birincisi, Kazak halkının hoşgörü kültürüne dayalı engin kültürü ve ikincisi de ülkenin başında bulunan ileri görüşlü bilge lider Nursultan Nazarbayev idi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Jomart Tokayev

Avrasya’nın merkezindeki uçsuz bucaksız büyük bozkırların sakinleri olan Kazaklar; kendilerinden önce bu topraklarda yaşamış Sakalar, Hunlar, Göktürkler ve Altın Orda’nın, insanları dinine ve ırkına göre dışlamayan hoşgörü kültürünü devam ettirmektedirler. Bu kültür Kazakların günlük hayatından devlet yönetimine kadar hissedilmektedir. Bu kültürü Kazakistan’ın resmi politikası haline getiren hiç kuşkusuz ülkenin Kurucu Cumhurbaşkanı Elbaşı Nursultan Nazarbayev’dir.

Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı-Elbaşı Nursultan Nazarbayev

“ETNİK DEĞİL SİVİL MİLLİYETÇİLİK”

Devlet başkanı olarak Kazakistan’daki çeşitli etnik grupların uyum sorununu ele alan Nazarbayev, bu konuda etnik milliyetçiliği değil sivil milliyetçiliği ileri sürmüştür. Nazarbayev, ülkedeki azınlıkların asimile olma korkularını yatıştırmak amacıyla ülkedeki bütün etnik ve dini grupları kucaklaştıran “Kazakistanlı” kimliğini geliştirmeyi amaçlamıştır. 

Bu kimlik, genel olarak Kazakistan’daki bütün etnik ve dini grupların, bir arada barış içinde yaşaması anlayışına dayanmaktadır. Nazarbayev sorunu şöyle tespit etmektedir: Biz şu gerçeğin farkına varmalıyız ki; bir taraftan içerideki bölünmüşlük öbür taraftan dışarıdaki kültürel faktörler Kazakistan’ı etkilemektedir ve dolayısıyla Kazak ulusunun kültürel birliği idealden çok uzaktır. Eğer biz aktif olmazsak Kazakistan’ın içerisindeki ‘kültür adaları’ doğal olarak farklı çekim merkezlerine doğru kayar ve Kazakistan parçalanmış olur.”

Nazarbayev, 1990lı yıllardan itibaren ülkedeki barış ve istikrarın korunmasının öncelik olduğunu belirterek, bu doğrultuda adımlarını atmaya başlamıştır. Onun için ülkede yaşayan hiçbir vatandaşın etnik veya dini kimliğinden dolayı dışlanmayacağına dair güvencenin verilmesi ve onların Kazakistan’ı vatan olarak kabul etmeleri sağlanması gerekmekteydi. 1996 yılında yayınladığı  “Tarihin Akışında” kitabında Nursultan Nazarbayev bu politikasını şöyle ifade etmektedir: Herkes için eşit haklara ve fırsatlara sahip çok etnikli bir devlet inşa ediyoruz. Anayasanın garantörü olarak ülkenin Cumhurbaşkanı; tüm Kazakistan halkından, 130 millet ve etnik gruptan sorumludur.” 

Bu politikanın yansıması olarak Kazakistan Anayasası girişinde şu cümlelere yer verilmektedir: Biz, ortak tarihi kaderle birleşmiş Kazakistan halkı, kadim Kazak toprakları üzerinde devleti kurmaktayız.” Anayasanın 14 Maddesi’nde Köken, sosyal durum, görev ve mali durum, cinsiyet, ırk, milliyet, dini inanç, görüş, oturma yeri veya her hangi bir özellik nedeniyle kimseye ayrım yapılamazdiye buyururken, Cumhuriyet’in faaliyetinin temel ilkelerinden biri olarak, toplumsal barış ve siyasal istikrar ilan edilmiştir.

KAZAKİSTAN HALK ASAMBLESİ

Uygulamada ülkedeki etnik gruplar arasındaki uyumu koordine etmesi amacıyla 1995 yılında Nazarbayev’in önerisiyle “Kazakistan Halk Asamblesi” kurulmuştu. Asamblede ülkedeki tüm etnik ve dini gruplar temsil edilmektedir. Asamblenin temel görevi Kazakistan’da yaşayan halkların arasındaki uyumu pekiştirmektir.

Asamblenin ilk oturumunda Nazarbayev, ülkede barış ve istikrarın öneminin altını çizmişti. Ülkede yaşayan farklı etnik gruplardan delegelerin dikkatini Sovyet sonrası alanda yaşanan kanlı etnik çatışmalara çekerek şöyle demişti: Maalesef kırılgan ve istikrarsız bir dünyada yaşıyoruz. Bu basit gerçekten dolayı, ülkemizde çatışmaların çıkmasına izin vermemeliyiz. Aksi takdirde dışarıdan gelecek herhangi bir yardım yardımcı olamaz. Bu nedenle, benzer çelişkilerin üstesinden gelme mekanizmalarını kendimiz bulmalıyız.”

Çözüm mekanizmasıyla ilgili Nazarbayev üç önerinin tartışılabileceğini ileri sürmektedir. Birincisi, devletin bu konuda inisiyatif alarak kaba güç kullanması, bütün etnik grupları bastırması ve onların taleplerini yok saymasıdır. İkinci, bu konunun göz ardı edilmesi ve kendiliğinden çözülmesinin beklenmesidir. Üçüncü seçenek ise etnik gruplar arasındaki görüş farklılıkların giderilmesi ve onların ortak bir noktada buluşturulmasıdır.

“SORULARI ASKERİ GÜÇ KULLANARAK ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK, 

ATEŞE KÖRÜKLE GİTMEK GİBİDİR”

Bu üç seçenekten birincisi, 19. yüzyılda Avrupa imparatorlukları ve 20. yüzyılda ulus devletler tarafından uygulanmıştı. Bugün gelinen noktada askeri güç yöntemiyle sorunu çözmeye çalışmak aslında “ateşe körükle gitmekle” aynı şeydir, denilebilir. Zira askeri tedbirlere başvurulması her ne kadar sorunu kısa vadede çözse de bu kriz, ilerleyen süreçte yeniden ortaya çıkmakta ve daha büyük çatışmalara yol açmaktadır. 

İkinci seçenekte yöneticiler ülkede etnik sorunun olduğunu kabul etmez, sorunla ilgilenmez ve nihayetinde sorunun kendiliğinden çözülmesini bekler. Hâlbuki milliyetçiliğin tarih sahnesine çıkmasından bu yana bütün etnik gruplar kendi kimliklerini korumaya çalışmaktadırlar. Bu kimliklerin korunması için merkezi yönetim tarafından herhangi bir adım atılmazsa, söz konusu etnik grup kendi kimliğini korumanın en iyi yolunun, bağımsız devlet kurmak olduğu sonucuna varır. İlk aşamada ülkede etnik sorun yaşanmıyor görünse de esasında haksızlığa uğradığını düşünen etnik gruplar içten içe merkezi yönetime karşı hazırlık yapmaya başlarlar. Çünkü onlar için sorunların aşılması yönünde hiçbir süreç bulunmamaktadır.

Nazarbayev’in benimsediği üçüncü seçenekte her şeyden önce ülkede farklı etnik grupların varlığı kabul edilir ve sorunların müzakere yöntemiyle çözülmesi öngörülür. Konuyla ilgili Nazarbayev Bizim ana çizgimiz, uzlaşma arayışı ve birleştirici yönlerin güçlendirilmesi yoluyla tüm etnik grupların gelişmesine dayanmalıdır diye kaydetmiştir.

Bütün Kazakistan halkının güven ve uyum içinde yaşayabilmesini sağlamak adına kurulan Kazakistan Halk Asamblesi kendi görevini başarıyla gerçekleştirmektedir. Kurumun etkisini arttırmak amacıyla 2007 yılında yapılan Anayasa değişikliklerine göre, Asamble’nin dokuz üyesi Kazakistan Parlamentosu’na milletvekili olarak atanmaya hak kazanmıştır. Böylece Asamble’nin resmî kurumlarla olan entegrasyonu sağlanmıştır.

KAZAKİSTAN’IN ULUSAL UYUMU 

UZLAŞI KÜLTÜRÜ ÜZERİNE KURULMUŞTUR

Görüldüğü üzere Kazakistan’ın ulusal uyumu “uzlaşı kültürü” üzerine kurulmuştur. Burada Elbaşı Nazarbayev’in büyük rol oynadığının altını çizmemiz gerekmektedir. 1990lı yıllardaki Kazakistan’ın durumunun kırılganlığı göz önüne alındığında, cumhuriyetin istikrarlı olarak gelişmesi Nazarbayev’in vizyoner politikası sayesinde mümkün olmuştur.  Gelinen aşamada Kazakistan, uluslararası arenada “barış ve huzur ülkesi” olarak gelişmektedir. 

Sonuç olarak, Nazarbayev’in bağımsızlık sonrası ülke gelişimini geçmişe dönük değil, geleceğe dönük oluşturmaya çalıştığı görülmektedir. Nazarbayev, ülke politikasını geçmiş tarihi kötüleyerek değil, geçmişle barışık kalarak ve hatta geçmişin olumlu yönlerinden istifade ederek yürütmeye çalışmıştır. Kazakistan’ın resmi ulusal tarih metinleri, Çarlık Rusya İmparatorluğu ile Sovyet dönemlerin olumlu ve olumsuz yanlarını ulusal tarihin bir parçası olarak görmektedir.

1996 yılında yapılan düzenlemelerle 1 Mayıs Kazakistan Halkının Birlik Günü olarak değiştirilmiştir ve Kazakistan’da yaşayan çeşitli etnik ve dini gruplar ortak değerlerle birleşmiş bir ulus olarak “Birlik Günü”nü kutlamaktadır. 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 24.04.2021 04:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.