Bilen, her yıl martın ikinci haftasında Dünya Böbrek Günü'nün kutlandığını ve yaygın olan böbrek hastalıklarıyla ilgili farkındalık oluşturmak için çalışmalar yapıldığını söyledi.

Böbrek tümörünün genellikle 50-60 yaş sonrasında gelişen genetik aktarımlı formları da olan bir tümör olduğunu vurgulayan Bilen, "Çocukluğundan itibaren böbrek tümörü geliştiren insanlar var ancak bu nadir bir durum. Böbrek tümörü genellikle 60'lı yaşlardan sonra gelişen, ölümcül bir hastalık. Böbrek tümörü, prostat kanseri gibi yavaş ilerleyen bir hastalık değil. Örneğin prostat kanserinde bir hücrenin iki olması neredeyse iki yıl alırken bu süre böbrek tümörü için sadece 30 gün. Yani çok hızlı büyüyen, çok ölümcül bir hastalıktan bahsediyoruz." diye konuştu.

Aşırı kilolu bireyler için en fazla faydayı akşam egzersizi sağlıyor Aşırı kilolu bireyler için en fazla faydayı akşam egzersizi sağlıyor

Böbrek tümörünün farklı tiplerinin olduğunu anlatan Bilen, hastalığın ilaçla tedavisinin neredeyse mümkün olmadığını, kemoterapiye ve radyoterapiye dirençli bir yapısı bulunduğunu kaydetti.

"Böbrek tümörü çok dirençli bir kanser"

Son 5 yıla kadar böbrek tümörü tedavisinde ameliyat dışında hiçbir şeyin kullanılamadığını anlatan Bilen, şöyle devam etti:

"Böbrek tümörü çok dirençli bir kanser. Geçmişte insan vücuduna yayıldığında yapmanız gereken şey gittiği her yerden onu çıkartmaktı. Böyle bir tümörden bahsediyoruz. İnsan vücuduna yayıldığında ortalama yaşam süresi 1 yıldı. Bugün bu süre neredeyse 3-4 yıla kadar uzadı. Çünkü modern ilaç tedavileri, akıllı ilaçlar ortaya çıktı, cerrahi alanda da çok önemli gelişmeler sağladık. Ayrıca yayılmış böbrek tümöründe de çok büyük başarılara sahibiz."

Bilen, hastalığın tipik belirtileri bulunduğunu, kitle etkisiyle ağrı ve idrarda kanamanın en önemli bulgular olduğunu dile getirdi.

Ağrı olmasının, kitlenin çok büyüdüğü anlamına geldiğini kaydeden Bilen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böbrek tümörü büyüdükçe evre atlar. Bu da yaşam şansınızı azaltır. İdrarda kanama oluyorsa tümör büyüdü, böbrekteki idrar kanallarının içine girdi ve oradan kanıyor demektir. Bu da ileri bir evre. Ancak yine de bu durumdaki hastaların bile yarısından fazlasının hayatını kurtarabiliyoruz. Asıl düzenli doktor kontrolüne giden insanların hayatlarını kurtarıyoruz. Düzenli doktor kontrolüne giderseniz ve rastlantı eseri tümör tanısı konulduysa bilin ki hayatınız kurtulacak. Çünkü muhtemelen çok küçük 4-5 santimetrelik bir tümördür. Belki daha küçüktür. Ve hiçbir bulgu yaratmaksızın tanısı konulmuştur. Erken evrede tanı konulduğunda bir ameliyatla böbreğiniz korunarak yüzde 95-98 olasılıkla hayatınıza geri dönebilirsiniz. O yüzden yavaş yavaş hastalık yaşınız geliştiğinde düzenli olarak doktora gidip kontrollerinizi yaptırmanız gerekiyor."

Hem ameliyat hem iyileşme süreci kolaylaştı

Böbrek tümörü tedavisinin başarısında, böbrek koruyucu yöntemlerin önemli rol oynadığına dikkati çeken Bilen, böbreğin korunarak sadece tümörlü kısmının alındığını, robotik cerrahinin de bu noktada büyük kolaylık sağladığını anlattı.

Robotik cerrahinin, zorlu ameliyatlarda veya çok küçük alanlara müdahaleyi kolaylaştırdığını belirten Bilen, "Ameliyatları robotla yapabiliyor olmak, hastaların iyileşmesini de kolaylaştırdı. Tümörleri, böbreği koruyarak çıkarmamız, geri kalan böbreği çok güvenli şekilde onarmamız ve hastaları kısa sürede evlerine yollamamız artık mümkün. Aslında en önemli dokunuş, ilaçlardan geldi. Vücuda böbrek tümörü yayıldığında insanların çok daha uzun zaman sağlıklı yaşamalarını sağlayan ilaçlar son beş yılda kullanımımıza girdi." ifadelerini kullandı.