“Hocam yardımsever bir insan olarak bilinirim. Herkes bana hep teşekkür eder. İyi insan olmayı çok önemsiyorum; insanları kıramıyorum, kendimi ihmal ediyorum ancak bazen kendimi tükenmiş yorgun hissettiğim zamanlarda  etrafımdaki insanlar bana “’sen değiştin eski sen değilsin’ diye suçlayabiliyorlar hatta beni soğuk ve itici bulmaya başlıyorlar

 Ancak gözlemlediğim bir şey var ki bazı insanlar ise ben onlara ‘kendilerini ağırdan satanlar’ diyeyim,  benim yaptığım fedakarlığın çok çok azını yapmalarına rağmen onlar oldukça değerli, saygın önemli kişi durumunda olabiliyorlar. Bunun nedeni nedir, beni neden değersiz görüyorlar, neden saygın bir kişi durumuna gelemiyorum?”

Tahmin ediyorum ki bu sözler bir oranda çoğumuz için geçerlidir.

Fedakarlığın dozu önemlidir

Fedakar olmak iyilik yapmak önemlidir ancak dozunu ayarlamak daha önemlidir. İstenmeden yapılan fedakarlık değersizleşir ve vazifemiz olarak algılanır.

İnsanlar sana sormadan teklifsiz istediğini yaptırabileceği kanaatini taşıması senden kaynaklanır. Sana istemediğin ağır şakalar yapması, dalga geçmesi ve sana sormadan programlarına dahil etmesi karşısında sessiz kalmış olman en temel nedendir. Dikkate alınmayan insan olman çekingenliğindendir, sessizliğindendir.

Kim ne kadar alınırsa alınsın sana sorulmadan seninle ilgili hiç kimse teklifsiz davranma cesaretini bulamamalıdır. Diğerleri ile aramızda gerektiği yerde doğru sınırla çizebilmek önemlidir

Nasıl davranılmalıdır?

Seni rahatsız eden, kötü his yaşatan tüm davranışları uygun zamanda, uygun kişiye ve uygun şekilde dile getirmek oldukça önemlidir.

Kritik olanı kendine saygı duyman sevmen değer vermendir. Sen kendine saygı duyarsan bu duruşuna sözlerine davranışlarına yansır ve herkes sana saygı duyar değer verir, kendi eşiti olarak algılar seni aşağılama hafife alma davranışı sergilemez.

Bir kişi kendisini küçümsüyor aşağılık başarısız çirkin aptal görüyorsa bu olumsuz duygu ve düşünceleri diğerleri tarafından tam olarak sezilmesi kaçınılmazdır. Beden dilimiz mimik ve jestlerimiz sözlerimiz, gözlerimiz ve duruşumuz bizi ele verir.

Onayını almadan yapamıyorsak, ona teslim oluruz.

Onayını almadan yapamadıklarınız sizin hayatınızın her alanına girmesine sizi kullanmasına ve değersizleştirmesine neden olursunuz.

Uyum içinde olmak-Kendimiz olmak dengesini kurmak önemlidir  

İnsanlar toplulukla uyum içinde yaşamak zorundadır. Hem uyum içinde olmak kuralları sınır ve sorumluluklarımızı tanırken hem de kendimiz olmak durumundayız. “Topluma uyum sağlayacağım dışlanmayacağım, eleştirilmeyeceğim herkese iyi görüneceğim” dersek kendimizi ıskalamış oluruz, oyun hamuru gibi duruma göre şekil değiştiren ve her istenileni yapan kişi çok da saygı duyulan kişi değildir.

Biz statümüzün gerektirdiği rollerin standartlarının farkındaysak rolümüzü iyi oynuyorsak onun ötesinde kötü görüneceğiz eleştirileceğiz diye kendimizi sıfırlamamalıyız. Saygın ve değerli insan kendisi olabilen insandır.

Sorun yaşamak kaçınılmazdır.

Yaşadığı sorunlar karşısında haklı olmasına rağmen hep özür dileyen, alttan alan ve ses çıkartmayan kişilerin değersizleşmesi kaçınılmazdır. Bu anlamda çatışma yönetimi, iletişim becerileri ve farkındalık içinde olmamız önemlidir. Çatışmaları haklı-suçlu eksenine sürüklemeden sohbet içinde kalarak probleme odaklanmayı önemsemek önemlidir. Ego tatmini için ezmeye çalışmadan ve alttan alarak ezilmeden soruna değil, çözüme odaklanmak önemlidir

Bizim birileri için var olduğumuz kadar birileri de bizim için vardırlar.

Bizim iç dünyamız ruhumuz kişiliğimiz evimiz gibi ise evimiz bize ait olan eşyalarımız özenle korunmalıdır. Evinize gelenler yıllarca koruduğunuz en önemli eşyalarınıza özen göstermek zorundadırlar.

Yüzgöz olduklarımız eşyalarımızı teklifsiz kullanırken hiçbir özelimize saygı duymayacaklardır. Herkes sınır ve sorunluluklarının bilincinde olacak rollerini kendine yakışır şekilde oynayacaklardır.     

 Diğer insanlarla uzaklık yakınlık dengesini doğru kurabilmeliyiz. Kibirli kendini beğenmiş ile her türlü özel alanına teklifsiz girilen olmamayı öğrenmek önemlidir.

Yalnız kalmak korkusunu yenmek önemlidir.

Yalnızlık korkusu bizi diğer kişilerin kullanımına açık hale getirirken değersizleşmemiz de kaçınılmazdır. Hayatımızın içine birisini almak zorunda değiliz; bize sıkıntı veren, bizi tüketen kişilerle birlikte olmaktansa yalnız kalmak çok daha kıymetlidir. Üreten, çalışan okuyan araştıran kişiler için en kıymetli olan şey, kendisine zaman kazandırmaktır, yalnız kalmaktır. Yalnızlık Allaha mahsustur ancak bazen de ihtiyacımız olan yalnızlığı kaliteli hale getirmeyi de öğrenmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hakkı Güeç 2019-05-24 03:00:23

Bu yazıda sehven yazdığım, "probleme odaklanmak" yerine "çözüme odaklanmak" olacaktı...Daha farklı ifade ile, "probleme ve geçmişe değil, çözüme ve geleceğe odaklanmak" olabilirdi...Hakkı Güleç