Yazarlık öğrendiklerini paylaşma yeteneğidir

Aziz Karataş’ın röportajı için tıklayınız.

Yazarlık öğrendiklerini paylaşma yeteneğidir

Aziz Karataş’ın röportajı için tıklayınız.

14 Haziran 2017 Çarşamba 16:30
341 Okunma
Yazarlık öğrendiklerini paylaşma yeteneğidir

Unutmayın insanın doyuma ulaştığı yer aynı zamanda sürekli açlık çektiği yerdir. Çekmeye devam edebilmelidir ki yeteneğini yiyip bitirmeden sürekli ilerletebilsin.

İnsan hayatında boşuna diye bir boşluk yoktur.

Röportaj: Aziz Karataş

BİZE KENDİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ? ÖZLEM DELİDUMAN KİMDİR?

01.11.1981 yılında Erzincan da dünya ya geldi. İki yıl Mersin de yaşadı. İlkokul yıllarından itibaren Antalya’da ikamet ediyorum. İlk-orta ve Lise öğrenimini Antalya’da tamamladı. Ardından AÖF  Halkla İlişkiler Ön Lisans seviyesinden mezun oldu. İleri derecede İngilizce bilen Özlem Deliduman National Golf Club’ de 4 yıl, ardından yine aynı sektör de 6 yıl Antalya Golf Kulübü’nde Resepsiyon Müdürlüğü yaptı. Yaklaşık 10 yıllık golf sporu ve organizasyonu üzerine tecrübeye sahip aslen turizmci olan Deliduman Paylaşacak KimSEN Yok şiir kitabının yazarıdır. REİKİ konusunda da önemli bir deneyim ve zengin bilgiye sahip olan Özlem Deliduman aynı zamanda, Reiki Master (REİKİ Kutsal Yaşam Enerjisi Öğretmeni) olarak insan ilişkileri ve psikolojik paylaşım, sunum ve bireysel eğitimleri vermektedir. Şiir kitabı öncesinde yüzlerce çok özel yayınlar ve tanınmış yazarların kitaplarını okuyarak yorumlayan Deliduman, felsefe, psikoloji, insan duygu ve davranışları neden ve sonuçları ile yakından ilgilidir. Ve her ay gönderdiği yazıları Antalya Hayat Dergisi ve bir e-dergi kuruluşu olan Yuvaya Yolculuk Dergisinde yayınlanmaktadır.

YAZMAYA NE ZAMAN BAŞLADINIZ? İLKYAZI ANINIZI PAYLAŞIR MISINIZ?

Zannedersem 12 yaşındaydım. Geceleri mum ışığında kâğıt ve kalemle baş başa yalnız kalarak içimden geçen sözleri günlük tutardım. 12 yaşında bir çocuk hayatı ve içindeki sevgiyi anlamlandırmaya soyunmuştu. Derken lise çağlarında kompozisyon dersleri birincisi Edebiyat Felsefe ve Mantık öğretmenlerimin gözbebeği olmuştum. Şairlerin şiirlerini, hayatlarını, eserlerini ezbere bilen, asi, özgür, adaletli, sorgulayan, açık sözlü, düşünen üreten bir yapıya sahiptim.17 yaşımda aşktan haberdar olduğumda sevdiğimle konuşmak yerine mektuplaşmaya başlamış mektubu ifade aracım yapmıştım. Ona söyleyemediklerimi sayfalarca yazar utangaçlığımı kalemin karşısında sıyırır atardım üzerimden. Ve 32 yaşında çok yalnız kaldığımda fark ettim ki sürekli yazma arzusu içerisindeyim ve içimden geçen sözleri şiir gibi yazmaya başladım hatta birçok şiirimi yanlış anlaşılır diye yırttım. 

Bir gün otobüste iken hayata geliş amacımı sorguluyordum. ‘Bana on dakika içerisinde cevap ver hayat’ diye bir soru sorduğumda 5 dakika sonra yanımda masmavi gözler olan bir kadın köşe yazarı ve şair oturuyordu. Yaklaşık üç tane kitabı vardı bana hayatının pişmanlığının 12 yaşında ameliyat olduğunda şiirlerini kimse okumasın diye sobada yakmak olduğunu söyledi. Ben de ona şiirlerimi yazıp sonra yırttığımı söyledim. Bunu bir daha sakın yapma, onları biriktir bir kitap haline getir dedi. Bence ben size şiirlerimi göndereyim ondan sonra böyle bir işe kalkışalım dedim. Gönderdiğimde bunların kitap olması gerektiğine karar verdik. Böylece ilk kitabım Paylaşacak KimSEN Yok doğmuş oldu.

SİZCE ŞİİR NE DEMEKTİR?

Şiir ruhun müziğidir. Şiir kelimeleri üşümesinler öksüz kalmasınlar diye giydirme sanatıdır. Farklı söyleyiştir, acıda iken ağıt, sevgide iken betimlenen süslenen dans ettiren sevindiren kutlayıştır. Şiir sözcüklerin matematiğidir. Şiir asilik özgürlük ve duygusal zekanın esprili hayalci dansıdır. Şiir olmamışı olmuş gibi gösterebilen sanattır. Şair şiirlerin annesi babası ve sözcükleri resimleyen ressamıdır. Şiirin boyutu ile gerçekliğin boyutu aynı değildir. Şiir aşka yakın gerçeklikten uzak bir boyuttur. Şiir yazarken şair bir boyuta gider eli kolu sözcüklerle dolu geri döner. Şiirin dengesi yoktur o ruhun yükselen ve alçalan halleridir. Dengeyi deneme yazılarımda deneyimledim. Dengede bir sakinlik sıra sıra yürüyüş düşünerek hareket ediş vardır. Deneme yazısı yetişkindir, iyiyi kötüyü hayırlıyı hayırsızı ayırd edebilen bir yaştadır. Ama şiir öyle değildir. Asi, özgür, tutkulu, ısrarcı, şirin, korkak, inatçı, gözleri yaşlı bir çocuktur ergendir, alıngandır, yaşlıdır bazen de şiir. Şair hem çok komik hem de en dertli kişidir. Şairi şair yapan ve şiiri okunası yapan şairin derinlerde ve gökyüzünde alçalıp yükselirken ki gösterişidir.

HANGİ TÜR ŞİİRLER YAZIYORSUNUZ? 

Şiirdeki yetenek şu tür olsun diye ayrılamaz. Şair zaten şiir gibi tanımlamaların sahibi olduğu için tanımlamadan yazabilen kişidir. Şimdi oturup şöyle bir şiir yazayım ve tarzım da bu olsun demez, diyemez. Şairin şiirini anlayanlar şairi tanımlarlar. Bana serbest yazıyorsun, Özdemir Asaf gibi şiirleri delik deşik ederek birçok anlam yüklüyorsun diyenler oldu. Onların yalancısıyım.

YAZARLARIN TOPLUMDA Kİ GÖREVLERİ NELERDİR?

Bir yazar ya yazdığı gibi olmalı ya da hiç yazmamalı. Bir yazarın empati yeteneği evren gibi geniş olmalıdır. Yargıdan küçümseyişten dışlayıştan uzak olmalıdır. Yazarlar çevrelerinde onların konuştuğu dili anlamayanlar yüzünden yazıya soyunurlar. Çünkü söz uçar yazı kalır. Ruh parçalarını toplayan yazar bu etkileşimden kendini tanır. Yazarlar toplumu bir arada tutan söz sanatçılarıdır. Sözleri değerli fark edişleri farklı ve anlamlıdır. İnsanları ayırmak bir yazara yakışmaz. Taraf tutmak, atıp tutmak, itip kakmak çocukluğumda da en sevmediğim oyunlardandı. Kendi kendime ip atlamak ya da uyum içeren oyunları oynamaktı çocukluğumun oyuncakları. Adalet ruhumun temeliydi. İnsanları ancak iyiler ve kötüler olarak ayırabilirim. Haddini bilmez kişileri hayatımızdan uzaklaştırmak kendimize duyduğumuz saygıdır. İnsan kendine saygı duymazsa saygı kazanamaz. Gerçek bir yazar deli gibi bilgisini paylamayı seven öğretmendir. Duygusal zekâsı yüksek bir yazar okuduklarını diğer herkesten farklı anlayarak kendi ruh hamuruyla harmanlayıp samimiyetle paylaşmalıdır. Yazarlık eşittir öğretme yeteneği ve paylaşmaktır.

SİZ NE TÜR KİTAPLAR YAZIYORSUNUZ?

2014 yılında yayınlanmış Paylaşacak KimSEN Yok isimli şiir kitabım dışında şu an Aşklardan Kalan Şiirli Deneme kitabım mevcut. Yayınevi ile anlaşmamıza az bir zaman kaldı. İlerleyen zamanlarda doğacak olan kitaplarım yine şiire denemeye mi yürür yoksa öykülerle mi bütünleşir ya da ben artık roman olmak mı istiyorum der inanın ki bilmiyorum.

KİTAPLARINIZA İLGİ NASIL OLDU. BEKLENEN İLGİYİ BULABİLDİNİZ Mİ?

Beklenen ilgiyi bulmak daha çok insana ulaşabilmekle mümkündür. Yayınevi dağıtım ve reklam bütçesini ve ağını geniş tutabilirse ve yazar da gerekli maddi manevi reklam bütçesini ayırabilirse tanınırlığı artacaktır. Evet kendi adıma dostlarım, sevdiklerim, sonradan beni tanıyan okuyucularım sağ olsunlar sözlerime yaklaşıp selam vermenin ötesinde dost oldular onlarla. Her anlam bir anlayanla tamamlanır. O sebepten iyi ki yanımdalar. Destekleri sayesinde gökyüzündeki yıldızlar gibi parlayarak birlikte çoğaldık. Öyleyse Paylaşacak KimSEN Var artık dedik.

İMZA GÜNLERİ VE ETKİNLİKLER DÜZENLİYORMUSUNUZ?

İlk kitabımda Antalya Terracity Alışveriş Merkezinde bir imza günü düzenlemiş fuarlara yayınevimizin yetersizliğinden dolayı maalesef katılamamıştık. İkinci kitapla anlaşacağım yayınevim ile bu umudum hala tazeliğini koruyor.

BUNDAN SONRA Kİ HEDEFLERİNİZ NELER?

Hedefim; İnsan duygu ve davranışlarının neden ve sonuçlarını felsefe ve kalp süzgecinde sorgulayarak üzerlerini açmak insanların yüzleşmelerine yardımcı olmak adına bilinmezliklere nişan alarak yazmaya devam etmektir.

AİLENİZ, SİZİN ŞAİR/YAZAR OLMA YOLCULUĞUNUZDA YER ALDI MI? ONLARIN BU KONUDA SİZE YANSIYAN FİKİRLERENİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?

Şair ve yazar olduğumu 32 yaşıma kadar bilmiyordum. Kimse bilmiyordu. Destek verdiler şaşırdılar alkışladılar. Bazı iş arkadaşlarım seninle yıllarca yan yana yaşadık bize bir şiir bile okumadın diye serzenişte bulundular. Annem şiirlerimde her zaman ağladı. Tabii ki anneme göre ben duvarlara bakarak şiir yazmışım ve hep o duvarın dibinde kalmışım. Halbuki onun arada bir girip sonra çıktığım bir deniz olduğunu bir türlü kabul edemedi. Hala hep denizdeyim diye zannediyor beni. Bende sürekli denizde olamam balık değilim anne şiiri yazdıktan sonra karada yaşadığımı hep hatırla olur mu diyorum. Kızım Ece gurur duyuyor ve arkadaşlarına şiir kitabımı hediye etmesiyle daha da genişletti gurur ağını. Okula gittiğimde çocuklar etrafıma toplanıp yazı ve şiirle ilgili sorular soruyorlar. Bu mutluluk verici.

ŞAİR/YAZAR OLMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ?

Şair ve yazarlık doğuştan gelir, karar verilmez. Sadece olunur. Ama kendini yeteneğinin izinde geliştirmeye karar verilir. Kendini yenilemeyen hiçbir yetenek ilerleyemez. Şair olduğumu bilmediğim zamanlarda da kişisel gelişim, şiir, felsefe ve psikoloji kitapları okurdum. Kitaplarımı çizdiğim yerler yüzünden kişisel eşyalarım olarak görür kimseyle paylaşamam. Altını çizdiğim yerleri aynı ruh frekansında olduğum dostlarımla da baksana ne güzel bir söz diye paylaşırdım. Bu anlaşıldığımı bildiğim paylaşım ruhumun doyuma ulaştığım yerdi. Unutmayın insanın doyuma ulaştığı yer aynı zamanda sürekli açlık çektiği yerdir. Çekmeye devam edebilmelidir ki yeteneğini yiyip bitirmeden sürekli ilerletsin. 

SİZİ YAZMAYA ÖZENDİREN ŞEYLER NEDİR?

İçimdeki sorgulayan, asi, muhalefet, özgür, paylaşmaya aç, aşkın yükselişine tanıklık etmiş olan benliğim. Yazı benimle doğmuş yürüyen emek verdiğim sürece gelişip büyüyen iç sesimdir. Benim kalemim sessizlikte gelen ya da o an yaşıyor olduğum haksızlık, adaletsizlik, sömürü, aşk, acı, hüzün karşısında kılıca döner. Aksi halde uysal sakin zararsız sevgi dolu iyimser, şefkatli, komik, anaç, inançlı, inanmayı seçen bir varlığım. İşte bu son cümlede kalırsam yazma gereği duymam. Çünkü sorun yoktur ve ben nadasa bırakılmışımdır. Beni yazıya kuşandıran ruhumu heyecanla yükselten haksızlık karşısında boyun eğemeyişim, isyanım ve aşktır.

KİMSENİN OKUMAYACAĞINI BİLSENİZ BİLE YAZAR MIYDINIZ?

Kimsenin okumadığı zamanlarda 12 yaşlarımda bir gün kendim okurum ve kendimi tanırım diye günlük tuttuğuma bakılırsa evet elbette yine de yazarmışım. Ama benliğim açlığı bilgiyi paylaşmak üzerine olduğu için anlattıklarımı anlayanların varlığıdır beni doyuran. Aslında olay yazmaktan öte düşüncelerimi paylaşma arzumdur. İnsan yeteneğini keşfettiğinde kendini tanır kendini tanıyan kişi ikinci kez doğar hayata.

BİR YAZAR OLARAK OKUDUĞUNUZ VE BEĞENDİĞİNİZ YAZARLAR KİMLERDİR?

Lübnanlı yazar şair ve filozof Halil Cibran ruhumun en görkemli aynasıdır. İsim vermem gerekirse tüm kitaplığımdaki derine inen yazarları yazmam gerekir. Yüzeyselliği zaten biliyoruz, önemli olan derine inmek ve yeniden yaşama sağ çıkabilmektir. Uyuşturacak değil yeni bilgileri ile bizlere farkındalık aşılayacak, uyandıracak , iyileştirecek, aydınlatacak kitaplar gerek bizlere. Aksi halde izlediğimiz saçma sapan diziler ve evlilik programlarını okumuş gibi bir hisle dolarak ilerleme kaydedemeyiz. Saydığım özelliklerde olan tüm yazarların kitaplarını ayırmaksızın alır okurum. Şiir kitaplarını ruhuma başka şairlerin sözleri bulaşmasın diye okumuyorum. Dilimi ve bilgimi akıcı ve zengin kılmak için okuyorum kitapları. Yine de şöyle bir sıralama yapabilirim; Osho, dünya klasikleri, Mooji, Murathan Mungan, Sabahattin Ali, çeşitli farkındalık psikoloji felsefe ve kişisel gelişim kitapları.

SİZCE HALKIMIZ ŞAİRLERE VE YAZARLARA DEĞER VERİYOR MU?

Maalesef halkımız genelde sanatçılara yaşarken değil öldükten sonra değer veriyor ölü şairlerin şiirlerini paylaşılıyor, ölü şairlerin ve yazarların kitapları yok satıyor. Bizler bir şeyin değerini gittikten, bittikten ve öldükten sonra anlayan insanlarız. Elbette kitap okuyan kendini gelişime adayan birçok kitapsever de mevcut. Daha çok sosyal ağlarda dedikodu ve olay programlarının izleyici olan halkımız tabii ki kitaba ve yazara pek değer vermiyor. Biliyormuş okuyormuş gibi yapıyoruz genelde. Bizler şiiri küçümsemeyi Posta gazetesi eklerinde sözde şiir yazan amcalardan ve falım sakızlarıyla fal bakarak alay ederken öğreniyoruz. Falım sakızından çıkanları şiir zannettiğimiz için şu an Türkiye'de on kişiden sekizi şair. Aklına gelen içinden geçen bol isyanlı acı dolu betimlemesiz sokak dilini yazıya dökebilen her on kişiden sekizi yazar. Hal böyle olunca milletin kafası karışıyor. Kitaplar basılıyor kafalar dönme dolap. O sebepten Aziz'im mağdurdur Edebiyat.

YAZMA RİTÜELİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ? ÖRNEĞİN HANGİ ORTAMDA, HANGİ MATERYALLERLE, HANGİ MÜZİKLE, NASIL BİR COĞRAFYADA YAZMAYI TERCİH EDİYORSUNUZ?

Sessizliğin eşlik ettiği, insansız, ama gelecekte hayalini kurduğum ama geçmişte düşüncelerine daldığım her sahneden bir söz cımbızlayarak kompozisyonlaştırmam  an meselesi olabilir. Ortam ya da müzik olsun ya da olmasın iç sesime yürümem önemli benim için. Ve içimde aşkın, acının, isyanın ayak seslerini duymamla kalemimin sonsuzluğa doğru kanat çırpar. Müzik de materyal de coğrafya da hepsi benim içimde aynı anda yükselir.

YAZMAK SİZİN İÇİN HAYAT BOYU SÜRECEK BİR SERÜVEN Mİ YOKSA YAZMAYI BIRAKMAYI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ BİR ZAMAN VAR MI?

Yazı benim kişiliğim ve karakterim. O yüzden ancak öldüğüm zaman yazamayacağım, nefes aldığım sürece yazarım diye hissediyorum Yazmayı bırakmayı gerçekten kendini bilmez insanların gereksiz zekadan yoksun sözde eleştirileri yüzünden ve yazının karşılığında şu an insan dışında bir şey kazanamadığım için bırakmayı düşündüğüm zamanlar oldu ama sonra insan karakterini bırakamaz gerçeği ile karşılaştım öyleyse eğer bu karakterimse aynı zamanda yeteneğimdir bir gün mutlaka emek harcadığım için iyi anlamda meyve verecektir diye düşündüm.

SANAT ADINA BAŞKA NE TÜR ÇALIŞMALARINIZ VAR?

Herkes en iyi bildiği yeteneğinin işini yapmalı. Mutluluk ancak bu yolla mümkün olur. Resim yapmayı da çok seviyorum birebir bir resmi çizebilirim ama yazı ile daha gönülden evliyim.

ZAMANI GEÇMİŞE ALMA İMKÂNINIZ OLSA TEKRARDAN YAZAR OLMAK İSTER MİYDİNİZ? NEDEN?

Yazmak bir ifade şeklidir. Şiir yazabildiğimin bu kadar sevileceğini bilseydim de daha erken başlayamazdım. Her şey olması gereken vakitte olur. Aslında sesimin çok güzel olmasını ve şarkı söylerken dans edebilmeyi yazarlıktan daha fazla isterdim Nedeni kendi kendine bir odada günlerce yazı yazarak arzu ettiğin kadar insana ulaşamamak çok üzücü. Öyleyse boşa kürek çekiyorum hissi oluşuyor bazen. 

EDEBİYAT DÜNYASINDA BİR ŞEYLERİ DEĞİŞTİRME ŞANSINIZ OLSA NELERİ DEĞİŞTİRİRDİNİZ?  

Nitelikli olmayan kitapları kitap diye basmazdım. Ünlüler zaten ünlüler önemli bir sözleri yoksa onlara kitap basmazdım bu gerçek yazarlara haksızlık olurdu. Dedikodu ve içi hiçbir öğreti içermeyen kitaplar tıpkı kötü kalpli insanların iyilerin arasında insan diye gezdikleri gibi kötü kitaplarda iyi kitapların arasında kitap diye durmamalıdır. Lakin hayatın kanunlarında da kötülerin varlığı iyiler kendini onlardan ayırd edebilsin diye olduğu için onlar da lazım. Daha çok kitap mağazası açılmasını ve kitapların daha uygun fiyatlı olmasını sağlardım.

TÜRKİYE DE KİTAP YAYINLATMAK ZOR MUDUR?

Paranız varsa çok kolay. Veriyorsunuz parayı basıyor matbaa. Önemli olan basmak değil dağıtım ağının yaygın olması, gerçek okuyuculara ulaşması ve reklamın yapılabilmesidir. Önemli olan kitap çıkarmak değil gerçekten yazının insanın yeteneği olmasıdır eğer bir sanat dalı o kişinin yeteneği değilse bu ancak zorlamaya dönüşür zorlama özürlüdür. Öyleyse bir şeyi ya vardır ya yoktur bunun ortası yoktur.

SİZCE ÇOK SATAN YAZAR İYİ YAZAR MIDIR?

Çok satan değil sürekli satan ve aranan yazar iyi yazardır bir dönem çok satmış olabilir peki ya diğer dönemler sürekliği yoksa parladı ve söndü havayı fişek gibi gökyüzünde eğlendik ve bitti, yedik içtik bitti peki birkaç gün sonra aranacak mı önümüzdeki hafta tekrardan onu yemek okumak isteyecek miyiz? Şiirlerini özleyecek miyiz? Birkaç cümle kursun diye ağzının içine bakacak mıyız? Bir dönemin değil her dönemin yazarı olmak önemlidir. Süreklilik olması demek sürekli yaratıcılık halinde yeni ve nitelikli kitaplar doğurabilmektir.

HEDEFLERİNİZE ULAŞMANIN YARATACAĞI EN BÜYÜK ETKİ NE OLURDU?

Daha çok insana sözlerimle seslenebilmek olurdu. Hayata katkısı olurdu, bir değişime vesile olurdu, olurdu da olurdu. Daha mutlu ölebilirdim. Bundan daha iyi ne olabilirdi?

DÜZENLİ OLARAK YAPTIĞINIZ HALDE SİZE BİRŞEY KATMAYAN 3 ŞEY NEDİR?

Hayatta yapılan her şey mutlaka insana geri döner. Verilen her emek bir gün bir şeye fayda sağlar. İç sese doğan düşünceler ve dış sese taşınanlar hepsi ekilen tohumlar gibidir mutlaka bir gün bir yerde okunacak birisinin işine yarayacak ve kişiyi gereksiz yere öğreniyorum diye öğrendiği bir bilgi bir gün bir yerde mutlaka hayatını kurtaracaktır. Ve okudukları boşuna değildir insan hayatında boşuna diye bir boşluk yoktur.

SON OLARAK, YAZAR/ŞAİR OLMAK İSTEYENLERE TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?

Aslında ben de bu yolun acemisiyim yeni bir şair ve yazarım. Yine de bir tavsiyem olacaksa kendilerini sürekli geliştirerek yeni kitaplar okusunlar sürekli soru sorsunlar. İnanç, sevgi ve saygı her şeyin üzerindedir İyi niyet samimiyet içtenlik teslimiyet önemlidir. Kendine inanan kişi diğerinin de ona inanmasına vesile olur. Bizden çıkan her düşünce olumlu ya da olumsuz mutlaka karşılık bulacaktır. Yazdıkları ne çok önemli ne de çok önemsizdir, öyleyse ortada bir yerde denge ile durarak yaratıcılıklarını arttırsınlar. Ve şu sözleri bir yere not alsınlar; Edebiyat, farklı söylemektir, felsefe olmadan edebiyat farklı söylenemez. Aşk, temeldir hepsinden büyüktür. Felsefeyi de edebiyatı da üzerine kurarsın aşkın. Niyet, doğuştandır yetenektir ancak inanç merak sorgulama, değişime yatkınlık, farkındalık ve kabiliyetle geliştirilebilir. Cümlelerine ben diye başlayan ve kendini bu işin piri zanneden çok bilmiş ve çok akıl verenlerden uzakta yaşayarak iç seslerine yani kendi ruh haritalarının yoluna doğru yürüsünler. Soru da cevap da kendi içlerinde. Herkes kendi nasibini yer, yazdıklarına inananlar kırk kapıyı bir kez çalsınlar ama bir kapıyı kırk kez çalarak kendini de kapıyı da yormasınlar. Ama kapıda her daim hazır ve nazır dursunlar. Umut tam da burada saklıdır.=

Biz de Önce Vatan Gazetesi ailesi olarak bizimle yaptığınız bu özel ve içten röportajdan ötürü değerli sanat yüreğinize şükranlarımızı sunar, gelecek çalışmalarınızda başarılar diliyoruz…

Önce Vatan Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
Özlem DelidumanYazarlık
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.