Onlarca yıldır Batılı devletlerin ‘terör üssü’ olarak kullandıkları Suriye’den ülkemize yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi maksadıyla, ABD başta olmak üzere pek çok batılı devletin karşı çıkmasına rağmen başlatılan Barış Pınarı harekatı planlanan şekilde ve yüzde yüz başarıyla devam ederken Amerikan Başkan Yardımcısı Pence ‘adamlarını kurtarabilmek için’ apar topar Ankara’ya geldi. Türkiye’nin öne sürdüğü bütün şartları kabul eden Amerika böylelikle aslında teröre yardım ve yataklık yaptığını da imza altına almış oldu!

Dış dünyada ‘Türkiye sahadan sonra masada da kazandı’ yorumları yapılmasına karşılık; operasyon öncesinde ‘Suriye’de ne işimiz var’ diyen iç muhalefet, teröristlere 120 saat mühlet tanınan anlaşmanın akabinde ‘Niye durduk?’ diyerek zihin bulanıklığı oluşturma gayretine girdi.

**

AMERİKA TERÖRÜN HAMİSİDİR

Yıllardan beri ‘terör konusunda üstünkörü kınama mesajlarıyla’ bizi oyalayan Amerika, milli silahlarla güçlenen Türkiye’nin son operasyonlarının ardından gerçek yüzünü gizleyemez hale geldi. Sınırımıza yakın bölgelere Amerika tarafından günlerce kargo uçaklarıyla tırlar dolusu silah ve mühimmat sevkiyatı yapıldığını belgeleyen, Amerikan askerlerini terör kamplarında, hatta Mehmetçiğe karşı çatışma sahasında yakalayıp teşhir eden Türkiye savaş baronlarını ifşa aşamasına geldi.

Önce ekonomik yaptırımlarla tehdit eden, sonra diplomatik ve edebi hiçbir değeri olmayan, Başkanlık makamına yakışmayan üslupsuz mektuplarla ikna etme çabası gösteren Trump, Türkiye’nin kararlılığını görünce Yardımcısı Pence’i kalabalık bir heyetle Türkiye’ye gönderdi. Türkiye’nin öne sürdüğü ve Amerikalıların kabul ettiği 13 maddelik anlaşma metnindeki şu satırların tarihi değeri büyüktür:

“6.MADDE: Türkiye ve ABD, terörle mücadele harekatlarının yalnızca terör unsurları ile bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereci hedef alması gerektiği üzerine mutabık kalır.

7.MADDE: Türk tarafı Türk kuvvetleri tarafından kontrol edilen güvenli bölgedeki tüm meskun mahal (güvenli bölge) sakinlerinin dirliği ve güvenliğini sağlayacağını taahhüt eder, sivillerin ve sivil altyapının zarar görmemesi için azami dikkati göstereceğini vurgular.

9.MADDE: Her iki taraf Türkiye'nin, YPG ağır silahlarının toplanması ve YPG tahkimatları ile tüm muharip mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi dahil, milli güvenlik kaygılarının giderilmesini teminen bir güvenli bölge kurulmasının devam eden önemi ve işlevselliğinde mutabık kalır.

10.MADDE: Güvenli bölge, evvelemirde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrolünde olacak ve her iki taraf, güvenli bölgenin her veçhesiyle uygulanmasında eşgüdümü artıracaktır.

11.MADDE: Türk tarafı Barış Pınarı Harekatı'na, güvenli bölgeden YPG'nin 120 saat içinde geri çekilmelerini teminen ara verecektir. Barış Pınarı Harekatı, bu geri çekilmenin tamamlanmasını müteakip durdurulacaktır.

12. Barış Pınarı Harekatı'na ara verildiğinde ABD, Blocking Property and Suspending Entry of Certain Persons Contributing to the Situation in Syria başlıklı 14 Ekim 2019 tarihli Başkanlık Kararnamesi uyarınca hayata geçirilen yaptırımlara ilavelerini getirmeme ve Kongre nezdinde uygun şekilde çalışmalar ve istişareler yürüterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda Suriye'de barış ve güvenliğin teminine dönük kaydedilen ilerlemenin altını çizmek hususunda mutabık kalır. Barış Pınarı Harekatı 11. paragraf uyarınca durdurulduğunda, yukarıda bahsi geçen Başkanlık Kararnamesi uyarınca hayata geçirilen mevcut yaptırımlar kaldırılacaktır.”

İşbu maddelerle Amerika’nın ‘teröristlerin hamisi’ olduğu imza aö

altına alınmış oldu! Bunun da anlamı ‘teröre yardım ve yataklık’ etmekten başka bir şey değildir.

Gelelim, iç muhalefetin niye çekiliyoruz’ sorusuna… Anlaşmanın 10. Maddesi “Güvenli bölge, evvelemirde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrolünde olacak” dediğine göre, teröristler bölgeden uzaklaştıktan sonra da kontrol Türkiye’nin hakimiyetinde olacaktır, çekilme söz konusu değildir.

**

ANLAŞMA TÜRKİYE’NİN ZAFERİDİR

Birçok ülke devlet adamlarının yanı sıra siyaset ve strateji uzmanları metin içeriği itibariyle anlaşmayı ‘Türkiye’nin zaferi’ olarak yorumlarken bu durumdan ‘karın ağrısı çekenler’ olduğu da görüldü! Bakın dünya basını anlaşma hakkında neler diyor:

The New York Times: “Anlaşma, Türkiye kontrolünde bir güvenli bölge oluşturmanın yanı sıra, ekonomik yaptırım tehditlerini de ortadan kaldırıyor. Bu anlaşma Türkiye için Erdoğan'ın Trump'a karşı bir zaferidir.”

Washington Post: “Türkiye yıllarca Suriye çatışması içerisinden ABD'den Rusya'ya ve İran'a kadar bölgeye uzak güçlerin yaptıklarını hayal kırıklığı ile izledi. Yıllarca Türkiye içerisindeki yasa dışı bir ayrılıkçı grubun bağlantısı olan Kürt milislerine desteğin sonlandırılmasını istedi. Bunların hepsi Trump ile değişti. Erdoğan'ın istediği her şey gerçekleşti.”

RT: “Türk yetkililer operasyona devam edeceklerini belirterek, ‘ateşkes’ demeyi reddettiler. ABD ile yapılan anlaşma kapsamında güvenli bölgenin kontrolü Türk birlikleri tarafından karşılanacak.  Çavuşoğlu, Türkiye'nin ABD'ye Kobani gibi şehirlerin kaderi hakkında herhangi bir garanti vermediğini açıkça belirtti.”

Guardian: “Anlaşma Türkiye'nin kilit hedeflerini kabul ettirdiğini gösteriyor.”

Foreign Policy: “Fakat bu Kürtler için kötü bir anlaşma oldu. Söz konusu anlaşma, Türkiye için gerçekten büyük bir zafer. ABD yönetiminden bir yetkili, güvenli bölgede ABD birliklerinin olmayacağını, birliklerin bölgeden çekilmeye devam edeceklerini açıkladı.”

Karın ağrısı çekenleri örneklendirmemize gerek var  mı?

**

BARIŞ PINARINI ZEHİRLEMEK İSTEYENLER 

Masada sağlanan anlaşma ile her şeyin tamama erdiğini düşünmek elbette saflık olur! Çekilmek üzere 120 saat mühlet verilen PKK/YPG’li teröristlerin Irak’ın Semelka bölgesinden 6 kamyon kimyasal silahı Suriye’nin Kamışlı bölgesine naklettiği Türk istihbarat birimlerince tespit edildi. Türkiye’nin bölgede kimyasal silah kullanacağı iftirasını üretmenin altyapısını hazırlayan örgütün kumpası çabuk bozuldu. Keskin nişancılarla taciz atışları da yapan YPG’liler arkalarına yeniden uluslararası güçleri çekebilmenin gayretinde görünüyor. Bu arada; YPG’nin kimyasal silahı kimlerden, hangi vasıtalarla temin ettiğinin de üzerinde durulması gerekiyor.  

**

FRANSA SUÇUNU İTİRAF ETTİ!

Bu arada Fransa Ulusal Meclisinden bazı vekillerin Türkiye'ye yaptırımlar başlatılması ve NATO üyeliğinin askıya alınmasını sağlaması için Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a çağrıda bulunması dikkat çekti. Teröristler için ısrarla ‘Suriye Kürtleri’ ifadesini kullanan Fransız vekiller Türkiye'nin NATO üyeliğinin askıya alınmasını isterken ayrıca Rusya'nın Kırım'ı ilhakı nedeniyle uygulanan ekonomik yaptırımların benzerlerinin Türkiye’ye uygulanmasını, AB’ye katılım müzakerelerinin durdurulması ve finansal tüm yardımların kesilmesini, sözde ‘DAEŞ’e karşı ortak mücadele verdikleri’ Kürt müttefiklerinin korunmasını da talepte bulunmayı ihmal etmedi.

Dikkat buyurun; teröristlerden ‘Kürt müttefiklerimiz’ diye bahseden Fransız vekiller de böylece teröre yardım ve yataklık suçunu itiraf etmiş oldu.

**

BİR İFŞAATTA İSRAİL’DEN

İsrail’in terör örgütleri üzerinden kurduğu plan ve hayaller de anlaşmanın akabinde dillerinden dökülerek ifşa oldu. Jerusalem Post Gazetesinde Seth J. Frantzman imzalı analizde ‘Türkiye'nin Barış Pınarı harekatı ile birlikte İsrail'in bölgede bir Kürt devleti kurulması hayalinin yıkıldığı’ ifade edildi. “6 yılın emeği 6 günde yok edildi” başlığıyla verilen haberde, ‘ABD'nin ve İsrail'in finanse ettiği YPG/PKK'lı teröristlerin planlarının harekat ile birlikte çöpe gittiği’ şeklindeki ifadeler dikkat çekti. Böylece sınır boyumuzdaki teröristleri desteklediğini açıkça ifade edenler arasına İsrail’in de katıldığını söyleyebiliriz. 

**

PKK/YPK GERÇEKTEN ÇEKİLECEK Mİ?

Trump’un “Petrolün güvenliğini sağladık, Kürtleri yeni bölgelere yerleştirdik. Askerlerimiz evine dönüyor” şeklindeki sosyal medya mesajı aslında planın aşamalarını da işaret ediyor. PKK'nın sözde yöneticilerinden Cemil Bayık'ın teröristlere 'Bölgeden çıkmayın' talimatı verdiğinin ortaya çıkması da bugün değilse bile yakın bir gelecekte ‘Güvenli bölgeyi tehdit eden teröristlere karşı yeni harekatın gerekliğini’ şimdiden işaret ediyor.

**

FİLİSTİN MESELESİ DOĞRU DEĞİL

Harekat devam ederken sosyal platformlarda servis edilen, ‘Filistin yönetimi Barış Pınarı harekatını kınadı’ şeklindeki haberler haberler hayret uyandırmış, tepkiye sebep olmuştu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ‘Filistin'in Arap Ligi'nde Türkiye'yi kınadığı’ haberlerinin gerçek dışı olduğunu, oraya giderse baskı altında kalacağını bildiği için Filistin Başbakanının ilk defa Arap Ligi toplantısına gitmeyerek Türkiye’ye destek verdiğini söyledi.

**

KİTAP GÜNLERİNE İLGİ YOĞUN

Yüzlerce yayınevinin katıldığı Konya Kitap Günleri Selçuklu Kongre Merkezinde açıldı. İki Fuaye Alanı ve bir sergi salonunda kitapseverleri ağırlayan Kongre Merkezinin diğer ünitelerinde de yazar-okur buluşmalarının yaşandığı söyleşiler icra ediliyor. Yayınevlerinin, stantlarında tertip ettiği imza günleri de fuara renk kazandırıyor. ‘Okuma alışkanlığının kaybedildiğine dair’ sıklıkla yapılan yorumlara inat, fuarın ziyaretçi akınına uğraması yayınevleri ve yazarlarda büyük mutluluk oluşturdu. Atölye uygulamalarına da bilhassa öğrenciler ilgi gösteriyor. Yaşanan ziyaretçi yoğunluğu, Kültür Merkezi otoparkının genişletilmesi ihtiyacını da ortaya çıkardı.

**

DAVUTOĞLU VE AK PARTİ CAMİASINI BULUŞTURAN DÜĞÜN 

MÜSİAD eski Başkanı İşadamı Aslan Korkmaz’ın oğlu Mithat, hafta sonu yapılan düğün töreninde Halil Öztemiz’in kızı Şura Melis ile evlendi. Çiftsan Botanik Bahçesinde yapılan törene iş dünyasının yanı sıra parti kurma çalışmalarını sürdüren eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’da katılarak nikah şahitliğini yaptı. MUSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Konya eski Valisi Aydın Nezih Doğan, AK Parti İl Başkanı Hasan Angı, AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, AK Parti eski Milletvekilleri Ömer Ünal ve Mustafa Kabakcı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak,  Fuzul Ev Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal,  Konya İl Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, AK Parti Konya eski İl Başkanı Musa Arat ve MUSİAD Konya Şube Başkanı Ömer Faruk Okka’nın yanı sıra iş ve siyaset dünyasının çok sayıda davetlinin katıldığı düğünde çiftin nikahlarını Meram Belediye Başkanı Kavuş kıydı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.