Cumhurbaşkanı Erdoğan: Açarız sınırları yürüsünler Avrupa'ya

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyelinin ilk etapta 1 ile 2 milyonluk kısmının geri dönüşü için geliştirdiğimiz projelere destek verilemezse sınırlarımızı açmaktan başka çaremiz kalmaz. Açarız sınırları yürüsünler Avrupa'ya" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Açarız sınırları yürüsünler Avrupa'ya

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyelinin ilk etapta 1 ile 2 milyonluk kısmının geri dönüşü için geliştirdiğimiz projelere destek verilemezse sınırlarımızı açmaktan başka çaremiz kalmaz. Açarız sınırları yürüsünler Avrupa'ya" dedi.

26 Ekim 2019 Cumartesi 18:17
34 Okunma
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Açarız sınırları yürüsünler Avrupa'ya

İSTANBUL,(DHA) 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Olağan Toplantısına katıldı. Erdoğan buradaki konuşmasına, "Son günlerde Türkiye sınırında tarihi önemde gelişmeler yaşanıyor. Suriye'den ülkemize yönelen PKK, YPG ve DEAŞ saldırılarını önlemek için bir güvenli bölge tesisi için çalışıyoruz. Hamdolsun, bu hedefimize büyük ölçüde ulaştık. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarımızla Suriye sınırlarımızın Batı tarafında 4 bin kilometrekarelik bir alanı güvenli hale getirmiştik. Barış Pınarı Harekatı ile de orta kısımda ilave 4 bin 220 kilometrekarelik bir alanı daha kontrol altına alarak güvenli bölge haline getirdik. Rusya ile yaptığımız anlaşma ile de yaklaşık 340 kilometrelik genişlikte ve 30 kilometre derinliğinde bir alanı teröristlerden arındırıyoruz. Bu 30 kilometrenin sınırlarımıza bitişik 10 kilometrekarelik kısmında Rusya ile ortak devriye yaparak, bize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini yerinde takip ve teyit edeceğiz. Süre bir hafta, 150 saat. 150 saat sonunda eğer burası teröristlerden temizlenmezse ondan sonra bu işi biz ele alacak ve bütün temizliği biz yapacağız" diyerek başladı.

"KOSKOCA DEVLETLERİN BAŞKANLARI TERÖRİST BAŞLARIYLA MASADA OTURUP KONUŞUYORLAR"

Erdoğan, "Bizi üzen bazı şeyler oluyor. Bakıyorsunuz koskoca devletlerin başkanları bunların terörist başlarıyla masada oturup konuşuyorlar. Bize de bunlardan arabulucu olmalarını istiyorlar. Biz bu teröristlerin başında veya farklı yerde, asla bunlarla masaya oturmayız ve bunların arabulucu olmasını da kabul etmeyiz. Peki ne yaparız? Sen Amerika'sın. Seninle gel masaya oturalım, bunu seninle konuşalım. Nitekim yardımcısı Pence'i ve Dışişleri Bakanı'nı bir heyet olarak bize gönderdiler, oturduk, konuştuk, anlaştık. Dedik ki 120 saatte temizlediniz temizlediniz, temizlemediğiniz takdirde ondan sonra bu alanları bize bırakacaksınız, biz bu işi yürüteceğiz. Temizlediklerine dair bize yazılı metin gönderdiler ama ne yazık ki temizleyemediler. Şu anda da diğer bölgelerde Rusya ile aynı şeyi yürütüyoruz. 150 saat. Bitti bitti, bitmediği takdirde oralarda da yine bölgeyi biz kontrolümüze alıp temizliği biz yapacağız" diye konuştu.

"KÖTÜ KOMŞU BİZİ EV SAHİBİ YAPTI"

Erdoğan, "Suriye'de faaliyet gösteren diğer tüm güçler, rejimin ve terör örgütlerinin aksine biz her ne sebeple olursa olsun bölgede tek bir damla masum kanı dahi dökülsün istemiyoruz. Bunun için bıçak kemiğe dayandığında elbette güç kullanmaktan çekinmiyoruz. Ama ilk tercihimiz daima meselelerimizi suhuletle çözmekten yanadır. Amerika ve Rusya ile vardığımız mutabakatların sebebi budur. Yoksa Türkiye, terör örgütünü bulunduğu her yerde ezip geçecek güce, imkana ve kararlılığa sahiptir. 'Bundan sonra size silah vermeyeceğiz' denildi. Verme. Zaten kötü komşu bizi ev sahibi yaptı. Nasıl oldu? İnsansız hava aracı istiyorduk. Bize 'Bugün git yarın gel', ondan sonra 'Kongre izin vermedi'. E ne oldu? Şimdi biz insansız hava araçlarını kendimiz üretiyoruz. Silahlı insansız hava aracı, aynı şekilde... Vermediler. E ne oldu? Şimdi biz üretiyoruz ve ihraç ediyoruz. Geldiğimizde yüzde 20'sini karşılıyorduk biz savunma sanayimizde, şimdi yüzde 70'ini karşılıyoruz. Buraya ulaştık. Sayın Obama döneminde Antalya'daki G20 toplantımızda, ben kendilerinde akıllı bomba istedim. 'Tabii veririz.' Aylar geçti, vermediler. Akıllı bombayı şimdi biz üretiyoruz. İçeride ve dışarıda bütün çalışmalarımızın altında bu kadar rahat hareket edebiliyorsak, bunun sebebi nedir? Artık imkanlarımız çoğaldı. Maliyetler mukayese edilemeyecek derecede çok daha düşük. Uluslararası toplum bizi bununla tehdit ediyor. Fransa'sı bunu yapıyor, Amerika'sı bunu yapıyor, diğerleri bunu yapıyor. Biz de kendilerine açık ve net söylüyoruz, Ne yaparsanız yapın siz bunları yaptıkça biz çok daha güçleneceğiz. Bu milleti sindiremezsiniz" şeklinde konuştu.

"BUNLAR ÇOK DA YALANCI"

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin uluslararası toplumdan beklentisi, sınırlarının güvenliğiyle ilgili hassasiyetlere saygı gösterilmesi ve Türkiye'deki Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili projelere destek verilmesi. Bunlar çok da yalancı. Onu da söyleyeyim. Dürüst değiller. Maalesef Avrupa Birliği 2015'te, 3+3 milyar euro destek sözü verdi. Vermediler. Bize gelen ne? Sadece 3 milyar euro.  Biz ne kadar harcama yaptık? 40 milyar dolar. Görüştüğümüzde soruyoruz, verdiniz mi? İşte 'Hazırlıyoruz, konuşuyoruz, projelere bakmamız lazım.' Hangi projeye bakacaksın? Biz projede değiliz, biz işi bitirmişiz. Gelin, yaptığımız yerleri görün."

"AÇARIZ SINIRLARI, YÜRÜSÜNLER AVRUPA'YA"

Erdoğan, "Güvenli bölgeyle ilgili plan ve projeleri BM'de sunduk. Bakıyorlar 'çok güzel'. Güzelse o zaman bize, size de katkıda bulunun, destek verin, burayı beraberce yapalım. İnanın yoklar. Hep yalan, doğru konuşmuyorlar, dürüst konuşmuyorlar. Konuşsalar da konuşmasalar da biz gerekirse, Tel Abyad ile Rasulayn arasında icabında bir güvenlik bölgeyle beraber mültecilerin yaşayabileceği konutları, sosyal donatı alanlarını, altyapı ve üstyapısıyla yapacağız, dünyaya da bunu ispat ederek göstereceğiz, 'İşte Türk milleti budur, görün.' diyeceğiz. Terör örgütü 30 kilometrelik hattın içinden veya dışından saldırılarını sürdürürse, nereye kadar kaçarlarsa oraya kadar kovalayıp gereğini yapacağız. Aynı şekilde ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyelinin ilk etapta 1 ile 2 milyon arasındaki kısmının geri dönüşü için geliştirdiğimiz projelere destek verilmezse, sınırlarımızı açmaktan başka çaremiz kalmaz. Açarız sınırları, yürüsünler Avrupa'ya. Her iki konuda da kimseye şantaj yapmıyoruz. Sadece içinde bulunduğumuz durumu söylüyor, çözüm yolunu ortaya koyuyor ve meşru destek talebimizi ifade ediyoruz. Teröristlerin veya masum insanların hayatlarını kullanarak sinsice siyaset yapmak bizim değil, diğerlerinin tarzıdır. Türkiye, mertçe konuşur, mertçe icraatını yapar. Biz sadece ve sadece hem kendi vatandaşlarımızın hem de milyonlarca masum Suriyelinin haklarını korumanın peşindeyiz. Uluslararası toplumdan beklentimizin her bakımdan insani duyarlılığa uygun bu çabalarımıza destek vermesi olduğunu tekrarlamak istiyorum" dedi.

ALİ KOÇ: CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN BUGÜN BİZLERLE BİRLİKTE OLMASININ ONURUNU YAŞIYORUZ

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) Ekim Ayı Olağan Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yer aldığı Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'na; Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir, TFF 1. Başkan Vekili Servet Yardımcı, TFF Başkan Vekili Mehmet Baykan, A Milli Takım Sorumlusu Selim Soydan, Medipol Başakşehir Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ, Gençlik ve Spor Eski Bakanı Osman Aşkın Bak, Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Şen ve Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı katıldı. 

ALİ KOÇ: "FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ ÜYELİĞİNİN 25. YILINI DOLDURAN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ YÜKSEK DİVAN KURULU ÜYEMİZ OLDU"

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Değerli Bakanlarımız, Sayın Valim ve devletimizin temsilcileri, Değerli Yüksek Divan Kurulu Başkanım Vefa Küçük ve Yüksek Divan Kurulu Üyelerimiz, Televizyonları başında bizleri izleyen kıymetli taraftarlarımız ve basın mensupları, Bir aile buluşması olarak gördüğümüz Yüksek Divan Kurulu toplantımızda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın asırlık çınar Fenerbahçemizin çatısı altında, bugün bizlerle birlikte olmasının onurunu yaşıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü üyeliğinin 25. Yılını dolduran Sayın Cumhurbaşkanımız Yüksek Divan Kurulu üyemiz oldu. Şahsım ve camiamız adına sizi canı gönülden tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanımızın Fenerbahçe sevdalısı olması, aynı renklere gönül vermemiz ve bugün itibarıyla Yüksek Divan Kurulu üyeliğine geçiş yapması, hem Kulübümüz hem de bizler için bir gurur vesilesidir. Bugün camiamız için tarihi günlerden biridir. Kendilerine davetimizi kırmayarak teşrif ettikleri ve bu tarihi günde aramızda oldukları için camiamız adına şükranlarımı sunuyorum. 

Bugün zat-ı alinizle Türk sporunun sorunlarını veya Fenerbahçe'nin hedeflerini, ihtiyaçlarını yahut spor camiasının tartıştığı diğer güncel konuları paylaşarak, bu özel buluşmanın coşkusunu azaltmak ve değerli vakitlerinizi heba etmek istemiyorum. Ben izninizle bugün bu salonu dolduran tüm üyelerimizin ve burada olmayan milyonlarca Fenerbahçelinin yürekten paylaştığına emin olduğum Fenerbahçeliliğin dünya görüşünü ve duruşunu kısaca anlatmak istiyorum.

Her şeyden önce Fenerbahçeli vatanseverdir. En önemli kuruluş amaçlarımızdan biri olan, Vatanın gençlerini, zorluklara ve askeri seferberliklere vatanın korunması için hazırlama düsturundan hareketle Fenerbahçeli savaş zamanı ülkesinin müdafaasına koşar. Aynen 1. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi Çanakkale'ye topraklarımızı savunmak için sahada akan teri kurumadan formasını çıkarıp üniforma giyen de Fenerbahçe'ydi, Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Kurtuluş Savaşımızda Anadolu'ya silah ve mühimmat kaçıran da bu şanlı camiaydı. Sınırlı imkanlarına rağmen işgal kuvvetlerine karşı çıktığı 50 maçın 41'ini kazanarak Milli Mücadelemize moral veren ve son maçta da General Harington Kupası'nı kaldırarak cephede yendiğimiz işgal kuvvetlerini yeşil sahada bir kez daha bozguna uğratan da yine Fenerbahçe'ydi. Fenerbahçeli barış zamanında ülkesini uluslararası müsabakalarda en iyi şekilde temsil etmek için ter döker. Cephede ordusunun, salon ve sahalarda ise Şanlı Bayrağımızın emrinde olmuş bir camiadır. Bugün de Barış Pınarı Harekatı'nın tüm kalbimizle yanında yer aldığımızı daha ilk anda dünyaya ilan ettik. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize ise acil şifalar diliyoruz. Haklı mücadelemizde Türk Silahlı Kuvvetlerimize bir kez daha kuvvet, kudret ve muvaffakiyetler temenni ediyoruz.

Allah yar ve yardımcımız olsun. Halkın takımı Fenerbahçe, demokrasiye inanır ve demokratik değerlere bağlıdır. Kulübümüzün bütün yetkili organları, kurulları ve kararları demokratik süreçlerle belirlenir. 43 bin üye ile Türkiye'de en büyük üye sayısına sahip spor kulübü olan Fenerbahçe'de, her Fenerbahçeli'nin kulübüne üyelik hakkı ve de kulübünün geleceğinde söz hakkı vardır. Fenerbahçe'nin en büyük güç kaynağı, üyelerinin iradesine ve milyonlarca taraftarının desteğine dayanmaktır. Fenerbahçeli, tıpkı kulüp içinde olduğu gibi ülke yönetiminde de demokrasinin gereğine ve erdemine inanır. Milli iradeyle seçilmiş devletimizin her bir yöneticisine saygı gösterir. Devletinin yanında olmak Fenerbahçeli duruşunun olmazsa olmaz koşuludur. Fenerbahçeli hukukun üstünlüğüne ve adalete inanır; Hukukun ve adaletin olmadığı hiçbir sürecin parçası olmayı asla kabul etmez. Hukuk ve adalet dışı muamelelere maruz kalmaya da rıza göstermez ve tüm gücüyle karşısında durur. 3 Temmuz'da camiamıza yapılan hain FETÖ kumpasında dostumuz da düşmanımız da bu tavrımızı gördü. Sayın başkan Aziz Yıldırım'ın liderliğinde, yönetim kurulumuz, sporcularımız, çalışanlarımız ve her şeyden önemlisi milyonlarca taraftarımızla camia olarak en yalnız kaldığımız bu süreçte topyekûn mücadele ettik. Maddi-manevi çok ağır bedeller ödedik, halen de ödemeye devam ediyoruz.

Ancak, başta siz olmak üzere vicdanlı ve objektif herkesin de takdir ettiği gibi, bu örgütün alçak teşebbüsüne en güçlü oldukları dönemde boyun eğmedik. FETÖ'ye karşı direnme noktasında ülkemize öncü olduk, direnişi başlattık.

Bize reva görülen haksız muamele karşısında, bu durumu fırsat bilerek kendi lehlerine rekabet avantajı yaratmak amacıyla organize ve örgütlü bir şekilde kulübümüze saldırılar da yaşadık. Nitekim geri dönüp baktığımızda mağduriyetimizden sportif anlamda istifade edenlerin olduğu inkar edilemez. Unutmayalım ki bu kahpe saldırıya kadar Fenerbahçe hem sportif hem de mali açıdan rakiplerinden fersah fersah öndeydi. Tüm bu yaşananlara rağmen o gün de bugün de hukuk ve adalete güven duymaya devam ediyoruz. 15 Temmuz'da yaşanan korkunç olaylardan ve zat-ı alinizin liderliğinde milletimizin hain FETÖ saldırısını püskürtmesinden sonra yaşanan süreçte Ergenekon ve Balyoz'da olduğu gibi 3 Temmuz'da yaşananların da büyük bir kumpas olduğunu acı bir şekilde gördük. Her platformda daha önce de birçok kez seslendirdiğimiz gibi 3 Temmuz davası ile ilgili kararı Yargıtay'dan bekliyoruz. Geciken adalet adalet değildir.  Biz hem adalete güvenmeye devam edeceğiz hem de hakkımızın bir an önce teslim edilmesi için hukuki zeminde tüm çabalarımızı sürdüreceğiz.

Fenerbahçeli Cumhuriyet'e bağlıdır ve Cumhuriyet'in kazanımlarına sahip çıkar. Fenerbahçe, Ulu önder Atatürk'ün "Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir" sözünü felsefe olarak benimsemiştir. Cumhuriyet'imizin ilke ve değerlerine bağlılık, camiamızın vatanseverliğinin doğal bir sonucudur.

Fenerbahçeli, bu topraklarda bir millet olarak birlikte ve kardeşçe yaşamanın, çağdaş uygarlık seviyesini yakalamak ve hatta ötesine geçmenin Cumhuriyetin temel hedefleri olduğunun bilincindedir. Atatürk'ün yakmış olduğu meşaleyi sonsuza kadar taşımaya kararlıdır. Bu vesileyle 96. Yılına erişeceğimiz Cumhuriyet Bayramımızı şimdiden kutluyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım, Türk sporunun geçmişten günümüze kadar önemli sorunları ve ihtiyaçları oldu. Önümüzdeki süreçte de başka sorunlar ve ihtiyaçları muhakkak olacaktır.  Bugüne kadar kulüpler ve federasyonlar olarak birçoğuna kendimizin sebep olduğu bu sorunların üstesinden gelmeye çalıştık. Gücümüzün yetmediği zamanlarda da ülkemizi yönetenlerin desteğine müracaat ettik. Siz de sporun içinden gelen ve bu kültürün önemini bilen bir devlet adamı olarak pek çok sıkıntımızda yanımızda oldunuz. Türk sporunun ve amatör kulüplerin desteklenmesi amacıyla yapılan kanuni düzenlemeler bunun en güzel örneklerinden biridir. Amatör branşların geleceği ve gelişimi açısından tarihi nitelikte olan bu kanunla, profesyonel sporculara ödenen ücretlerden kesilen stopaj tutarlarının amatör sporlarda kullanılmasına imkan tanınmıştır. Bu, bünyesinde futbol dışında başka spor branşlarını bulunduran kulüpler için devrim niteliğinde bir düzenleme olmuştur. Bu düzenleme ülke sporuna ve kulüplerimize gerçekten büyük katkılar sağlamıştır. Bu konuda hepimiz size şükran duyuyoruz. Hepimizin bildiği gibi Fenerbahçe olimpiyatlara en çok sporcu gönderen kulüptür. 2020 Tokyo Olimpiyatları'na şu ana kadar 8 sporcumuz katılım hakkı elde etti. 33 sporcumuz da katılabilmek için büyük bir rekabet sürdürüyor.

İnşallah bu uygulama devam eder ve bizler de genç nüfusu fazla olan ülkemiz için Türk sporuna katkı vermeye devam ederiz. Tüm kulüpler adına bunu sizden istirham ediyorum. Sporun gelişmesi için finansman elbette ki önemlidir. Ancak her şeyin üstünde olan bir değer varsa o da rekabette adalettir. Adil sportif rekabetin olmadığı yerde sporun arzu edilen seviyeye yükselmesi mümkün olamaz. Eğer camialar arasında kutuplaşmalardan söz ediyorsak, bunun altında yatan en önemli neden adalet eksikliğidir. Sporda başarı sadece iyi yönetim, doğru yatırım, yetenek ve çalışmanın neticesinde gelmelidir. Sezona başlarken adalet ve eşitlik ilkelerine atıfta bulunarak bir çağrı yapmıştık. Yine bu anlayışla Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde tek bir ismi dahi önermedik, alışılmışın aksine bu doğrultuda bir lobi çalışması yapmadık. Sporda adaletsizlik tartışmalarını sona erdirmek için başta federasyon olmak üzere tüm paydaşlar üzerimize düşeni yapmalı, birlikte çaba göstermelidir. Unutmayalım ki bizler sahada rakip, saha dışında ise paydaşız.  Bahsettiğimiz ortamı tesis edebilmek için bize düşen ne görev varsa Türk sporunun emrindeyiz.  Vefa Bey, inşallah sözlerinizde bahsettiğiniz o toplantıyı da gerçekleştirirsiniz.  Biz Fenerbahçe olarak hem sorumluluklarımızın farkındayız, hem de üzerimize düşenleri yaptığımıza inanıyoruz. Adil rekabete zarar verecek oldu bittilere de sessiz kalmayacağımızı söylemek isteriz. 

Sayın Cumhurbaşkanım, Sözlerime son verirken bu akşam oynayacağımız maçta, Fenerbahçe camiası olarak sizi ve değerli ailenizi stadımızda ağırlamaktan büyük onur duyacağımızı belirtmek istiyorum. Sizin sporu ne kadar sevdiğinizi, Türk sporunun gelişmesi için yaptığınız icraatları, futbolu ne kadar yakından takip ettiğinizi hepimiz biliyoruz. Herkes sizin Fenerbahçeli olduğunuzu biliyor ancak Fenerbahçe'nin sizin için tam olarak ne anlama geldiğini herkes tam olarak tahayyül edemeyebilir. Biraz sonra videoda izleyeceğimiz gibi, kariyer planlamanızı farklı bir şekilde yapmış olsaydınız belki de bugün aramızda eski bir sporcumuz veya kulüp yöneticimiz olarak bulunuyor olacaktınız. Ama önemli olan bugün Yüksek Divan Kurulu üyemiz olarak aramızda bulunmanızdır. Biraz sonra bugünün anısına sizin için özel olarak hazırladığımız videoya birçok değerli ismin katkısı oldu ve yaklaşık iki saat uzunluğunda çekimler yapıldı. Tabi ki bunu kısaltmak zorundaydık. Katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz. Sözlerime son vermeden bugün camiamıza Kulübümüzün 17 yıldır beklediği büyük bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Göreve geldiğimizden beri çok üzerinde durduğumuz Kenan Evren Lisesi'nin kulübümüze devri bu hafta gerçekleşmiştir. Bu konuyu bilfiil takip ederek desteklerini esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Rahmetli dedem Vehbi Bey'in çok sevdiğim bir sözü vardı: Bir tane vatanımız var, gittiğimiz diğer her yerde misafiriz derdi. Bu güzel vatan ve bu aziz millet her şeyin en iyisine layık. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü ve yöneticileri olarak, bize düşen vazifeyi hakkıyla yapmak,  sporun sadece bedensel bir aktivite ve yahut skorlardan, şampiyonluklardan ibaret olmayip ,  ahlak ve vicdan  ile yapılmasi gerektiği dusturuyla çıktığımız bu yolda , bizlerin yanında olduğunuz icin minnetlerimi sunarım. Atamızın  "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır" sözünden yola çıkarak, tüm kulüplerimiz için en büyük rekabetin, vatana en fazla katkıyı sunabilmek için olması dileğimle sözlerime son veriyorum.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum."

DHA

Son Güncelleme: 26.10.2019 11:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.