Yeşilçam filmleriyle yetişmiş kuşaklar o dönemin filmlerini, o filmlerin oyuncularını unutamazdı elbette. O yıllarda bir saflık, bir iyi niyet ve doğallık vardı. Bugünün dünyasında pek karşılığını bulamadığımız incelikler, dürüstlükler yaşanıyordu dostluklarda ve hayatın birçok alanında. Bugün  özlemini çektiğimiz birçok duygu Yeşilçam filmlerine de yansıyordu doğal olarak. Bugün bize abartılı gelen filmler, tek seçeneği ve “eğlencesi” sinema olan halk tarafından beğeniyle izleniyordu. Filmlerin o büyülü dünyası, anlatılan ‘çağdaş masallar’, insanları içine alıyordu.  İşte o masalların kraliçelerinden Türk sinemasının “Kara Boncuk”u Devlet Devrim ile enine boyuna Yeşilçam’ı konuştuk…Ünlü oyuncu  usta gazeteci Habib Babar’a neler anlattı neler…

Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

1944 yılında İskenderiye’de doğdum. Dedem oraya, saraya mütercim olarak gitmişti. “Annem orada okudu, büyüdü ve orada evlendi. Annem İstanbullu, babam Mısırlıydı. Ben yarı Mısırlı yarı Türk’üm, melez oluyorum herhalde.”(Gülüyor…) Ben  doğduktan birkaç yıl sonra annem ve babam ayrıldı. Annemin  ailesi İstanbul’a döndü. Asıl soyadım  Muhsin’dir, Önce Beylerbeyi’ne yerleştik, çocukluğum Beylerbeyi’nde geçti. Sonra Moda’ya tanıştım.  O yıllarda Ses Dergisi çok popülerdi  ve sinemaya yeni yüzler kazandırmak için yarışmalar düzenliyordu.  Yeşilçam’la ilgili bir arkadaşım vardı, bize gelip giderdi. Oyuncu değildi ama çok arkadaşı vardı. ‘Gel İstanbul yakasına geçelim’ dedi.

​​​​​​​

ARKADAŞIM AVRUPA YAKASINA GEEÇELİM DEDİ

 O zaman benim için İstanbul’a geçmek büyük bir olay tabii. Baleye hevesim vardı, bale ayakkabısı alırım diye geçiyoruz İstanbul’a. Annem Beyoğlu Ziraat Bankası’nda çalışıyor. Beyoğlu’na geçmek büyük bir olay, korkuyoruz da. Neticede biz korkarak da olsa geçtik. Be-Ya Film’e gittik, sahibi Nusret İkbal. Orada bana ‘a, bu ne cici kız’ falan dediler. Nusret Bey, ‘biz Ses mecmuasında bir müsabaka hazırlıyoruz, seni o müsabakaya sokalım’ dedi.

TAMER YİĞİT İLE YARIŞMAYI KAZANDIK

 ‘Yok’ dedim. Mümkün değil, ailem çok kızar. Buralara geldiğimi de bilmiyorlar. ‘Biz ikna ederiz’ dediler. ‘Asla olamaz’ dedim. Orada ağzımdan laf aldılar herhalde, annemin Ziraat Bankası’nda çalıştığını öğrendiler. Birkaç gün sonra annemi aramışlar. Akşam annem eve geldi, korkunç olaylar tabii. Neyse olurdu olmazdı derken, ‘peki’ dendi. Fotoğraflar çekildi, müsabakaya girdim. 1962 yılında Tamer Yiğit’le birlikte müsabakayı kazandık.

​​​​​​​

BİR YIL BOYUNCA FİLMDE OYNAYAMADIM

 Ama ben bir sene boyunca film çekemedim. Nasıl üzülüyorum, ikinciler, üçüncüler çalışıyor ben hüzünler içinde ağlıyorum. ‘O kadar zayıfsın ki’ diyorlar, ‘Ayhan Işık’la oynatsak, sevgilisi olamazsın ancak kızı olursun’. ‘Kızını oynatın o zaman’ diyorum. 45 kiloyum, çok zayıfım. Ben böyle bir sene evde bekledim, üzüntü içinde.” Bir gün Ümit Utku  beni gördü  ve o gün mukavele yaptık. Sonunda filmde oynayabilecektim. Orhan Günşiray ve Nebahat Çehre’yle hayal ettiğim kamera karşısına geçtim. ‘Çiçeksiz Bahçe’benim ilk filmim oldu. Ondan sonra ardı ardına teklifler almaya başladım. Artık yapımcıların aradığı oyuncular kervanına katılmıştım.

​​​​​​​

Kara Boncuk lakabını kim taktı size?

Ben Hep büyük şirketlerle çalıştım, şanslıydım. Ben onların kızı gibiydim. Her filmlerinde oynatırlardı beni. Rol ayrımı da yapmıyordum. En sevdiğim filmim Mor Defter’dir, Yılmaz Güney’le oynamıştık. Bağdat Yolu, İstanbul’un Kızları, Sözde Kızlar, Haremde Dört Kadın iyi filmlerdi. Halit Refiğ ve Memduh Ün’ün çektiği filmlerdi. Ben zaten onların kızlarıydım. Nilüfer Aydan’la da iyi arkadaştık. En sonunda ‘sen benim kızım ol’ dedi Halit Bey. Benim ismimi ‘Kara Boncuk’ taktı, lakabım olarak kaldı sonra.

Yılmaz Güney ile kaç filmde oynadınız?

Yılmaz Güney ile 6 filmde oynadık. Yılmaz Güney çok sevecendi. O sert yapısının arkasında çok duygusal, çok sevecen biriydi. Set işçilerine kadar çok başka davranırdı, sevgi doluydu. Sinemaya yönelik çok hoş düşünceleri vardı. Tüm set çalışanlarının dertlerini dinler çözüm aramaya çalışırdı. Hatta parasal olarak ta yardım ederdi.

EVLENDİKTEN SONRA SİNEMAYI BIRAKTIM

Kaç filmde rol aldınız?

Ben 1961 yılında sinemaya geçtim ve 1971 yılına kadar oyunculuğa aralıksız devam ettim Tam olarak 130 filmde oynadım. O yıllarda sinema oyuncuları sahneye çıkmaya başlamıştı. Gazinocu Osman Kavran’ın ısrarıyla sahneye de çıktım. Hiç şarkı bilmiyordum. Onu aşkın şarkı öğrenerek sahneye çıktım. Ondan sonra sinema biraz ikinci planda kalmaya başladı. Yaklaşık 2 yıl sahneye çıktım. Hiç boş oturmadım ne sinemada ne de sahnede. 1970 yılında ı Agâh Selçuk Bey ile evlendim, sinema ve sahne defterini kapattım. 45 yıl evli kaldım. Eşimi 6 yıl önce kaybettim. Mutlu bir evliğim vardı. Şimdi oğlumla birlikte yaşıyorum.

​​​​​​​

Şimdiki film ve dizileri nasıl görüyorsunuz?

Bizim dönemimizde imkânsızlıklar içinde bir birinden güzel  filmler çekiliyordu. Bu filmler ödüle layık görülüyordu. Yeniler bizim bu filmlerimizle dalga  geçiyordu. Onca imkanları varken her şeyi oldu bittiye getiriyorlar. Bir dizi izliyordum kız 17.kattan düşüyor hastaneye kaldırılıyor makyajı ile hasta yatağında yatıyor. Tam bir komediydi. Sinema dünyasında kalıcı olmak lazım. Şimdi kaç kişi ne kadar tanınıyor sizce…

​​​​​​​

AŞKLARINI İFŞA EDEN ÜNLÜLERE ÇOK KIZIYORUM

 Oyunculuğa, şarkıcılığa adım atmış bazı insanlar ya ayrıldığı eşini, ya da sevgilisini sosyal medyada ifşa ederek gündemde kalmaya çalışıyor. Biz flört ettiğimiz insanlarla gizli gizli buluşurduk. Gazetecilere yakalanmamak için elimizden geleni yapardık. Büyüklerimizden utanırdık, sevgililerin ve evli olan çiftlerin bir birine karşı saygısı vardı.

​​​​​​​​​​​​​​

Yeşilçam vefasız mı?

Bence değil…Yeşilçam vefasızdır diyenlere de kızıyorum…Ben sinemayı bıraktıktan sonra Neriman Köksal Sezer Sezin  başta olmak üzere birçok arkadaşımla sıkça görüşmeye devam ettim. Neriman Köksal, oğluma ‘Ben senin halanım’deri…. Şimdi de birçok arkadaşım ile görüşüyorum…Vefasızlığı yaratan insanın kendisidir…

​​​​​​​

Şimdi neler yapıyorsunuz?

Eski yapımcı Ümit Utku’nun bize armağanı olan  Engin Çağlar’ın başkanlığını, Kıvanç Terzioğlu’nun müdürlüğünü yaptığı FİLM-SAN’ın 2.Başkanı görevini yürütüyorum. Vakfın çatısı altında sanatçıların emekli olmasın sağlıyoruz, onların hakkını arıyoruz.

DOĞUM YERİ  İSKENDERİYE

GÖZ RENGİ :YEŞİL

BOYU: 1,65

TUTTUĞU TAKIM: GALATASARAY

BEĞENDİĞİ ERKEK OYUNCU : YILMAZ GÜNEY

BEĞENDİĞİ KADIN OYUNCU :YEŞİLÇAM’IN TÜM KADIN OYUNCULARINI BEĞENİYOR

​​​​​​​

​​​​​​​


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.