DİNÇER KARACALAR'LA SAĞLIKLI GÜNLER

30 Nisan 2020 Perşembe 16:47
46 Okunma
DİNÇER KARACALAR'LA SAĞLIKLI GÜNLER


Koronavirüs Korkunuzu Azaltın

Uzman Psikolog Yasemin Aydoğdu, Koronavirüs korkusunu azaltmayla ilgili bilgiler verdi. 

Hem kendi sağlığınızı hem de sevdiklerinizin sağlığını tehdit eden koronavirüs salgını karşısında kaygılanmak ve korkmak gayet normaldir. Kaygı, normal seviyede gereklidir ve kişiyi koronavirüsten korunma konularında tedbir alabilmesi için harekete geçirir. 

Kişi bu salgın sürecinde çeşitli korkular hisseder. Bunlar; hastalanma, ölme korkusu, işini kaybetme, besinsiz kalma, kıtlık yaşama korkusu gibidir. 

Koronavirüs korkusu umutsuzluğa neden olabilir. Salgının tam olarak ne zaman biteceği belli olmadığı için belirsizlikten dolayı çaresizlik hissi oluşabilir. Belirsizliği kabullenerek duruma uyum sağlamaya çalışmak ise rahatlatıcı gelir.

Kaygıyı artırmamak için koronavirüs ile ilgili haberleri gereğinden fazla takip etmemek gerekiyor. 

Salgından korunmak için yapılan evde kalma süreci, kendi kendine vakit geçirme yeteneği olmayan kişiler için sıkıcı olacaktır. Günlerini can sıkıntısıyla ve dışarı çıkma isteğiyle geçirirler. Mevcut duruma ayak uydurmak yerine sürekli şikayet ederler. Oysa evde birçok şey yapabilir ve sıkıntılı düşüncelerden uzaklaşabilirsiniz. 

Salgından korunmak ve önlemekle ilgili gerekli tedbirleri aldıktan sonra yaşama karşı umutlu olabilmek ve bağışıklık sistemimizin güçlü olabilmesi için ruhumuzu da beslemeliyiz.

Uzun zamandır ilgilenmediğiniz hobiniz varsa ona başlayabilirsiniz. Evde yapabileceğiniz bir hobi edinebilirsiniz. Müzik aleti çalmak, resim yapmak, ahşap boyama, örgü örmek ya da spor yapmak gibi. Hobiler kişiyi psikolojik olarak rahatlatır ve endişelerden kurtarır. 

Daha önceleri vaktiniz yok diye okuyamadığınız ya da yarım bıraktığınız kitapları okuyabilirsiniz. Gazete ve dergi okuyabilirsiniz. 

Ertelediğiniz ev düzenleme işlerinizi bitirebilirsiniz. Eşya onarımı yapabilirsiniz. Fazla kıyafet ve eşyalardan kurtulabilirsiniz. İnternet üzerinden müzeleri gezebilirsiniz. Mesleki seminerlere internetten katılabilirsiniz. Şiir okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz. Çizim, el işi, fotoğrafçılık, yemek kursu gibi internet kurslarına yazılabilir, yeteneklerinizi geliştirebilirsiniz. 

Sevdiğiniz filmleri, belgeselleri ve komik videoları izleyebilirsiniz. Müzik dinleyebilirsiniz. Yapboz yapabilirsiniz. Ailece oynanan oyunlardan oynayabilirsiniz.

Bitki bakımıyla uğraşabilirsiniz. Evinizin bir bölümüne yeniden dekorasyon yapabilirsiniz. Hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir ülke, bitki ya da hayvan seçip, onu araştırıp öğrenebilirsiniz. 

Umudunuzu kaybetmemeye çalışıp, her şey normal haline döndüğünde neler yapmak istediğinize dair bir liste yapabilirsiniz. 

Uyku düzenine dikkat ederek yeterli uyumak, her gün aynı saatte uyuyup, aynı saatte uyanmak daha dinç olmayı sağlar. Sağlıklı beslenin ve kişisel bakımlarınızı ihmal etmeyin. 

Her zaman bir şeyler yapmak zorunda da değilsiniz, bazen de hiçbir şey yapmadan oturun. Yavaşlayın, ruhunuzu dinlendirin. Bazen hayatınızı gözden geçirin, yaşamda nelerin önemli olduğunu, bu süreçte sizde nelerin değiştiğini, hangi yönlerinizin geliştiğini düşünün. Hayatınızda neleri değiştirmek istediğinizi düşünebilirsiniz. Gelecekle ilgili olumlu hayaller kurabilirsiniz. Yazı yazabilir, günlük tutabilirsiniz. 

Pencere yanında vakit geçirmek, yemek yapmak, sevdiklerinizle görüntülü, sesli ya da mesajla telefon görüşmeleri yapmak, duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak iyi gelir. Aile üyelerinizle zaman geçirip sohbet edebilirsiniz. 

Zamanınızı böyle değerlendirdiğinizde, kendinize güzellikler katarak, iyimser düşüncelere sahip olabilirsiniz. 

Bunlara başlayabilmek için harekete geçemiyorsanız, bu ruhsal gücü kendinizde bulamıyorsanız, korkudan ve kaygıdan dolayı etkinliklere odaklanamıyorsanız psikolojik destek alabilirsiniz. 

Hipnoterapi-psikoterapi ile bireyin bu süreçte iyi vakit geçirebilmesi için harekete geçebilmesi ve yaptıklarına odaklanabilmesi sağlanıyor. 

Anneler Günü’nün en güzel hediyesi; Reset gençlik serumu 

Eminim tüm çocukların annelerinden aldığı bir güzellik sırrı vardır. Yıllarca onların makyaj malzemelerini, parfümlerini karıştırıp bilgi sahibi olduk. Bu yüzden Anneler Günü’nün her zaman “güzellik”le bir ilgisi var ve hediye seçimini ona gençliğini geri vererek yapmak kadar dokunaklı bir hediye de düşünemiyoruz. 

Önerimiz bu yılın gençlik mucizesi olarak da anılan L’Occitane Reset Göz Çevresi Serumu. Özellikle göz çevresi için formüle edilen yeni Overnight Göz Çevresi Gece Serumu, yorgun görünümlere çok kısa bir süre de elveda ediyor. 

Hamilelikte Koronavirüsün Psikolojik Etkilerine Karşı 7 Öneri

Uzman Klinik Psikolog Merve Kırna konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Koronavirüsten kuşkusuz en çok etkilenen kesimlerden biri de hamileler oldu. Birçok anne adayında “Acaba koronavirüs müyüm?”, “Koronavirüs bebeğime geçer mi?”, “Beklemek yerine virüs daha fazla yayılmadan sezaryen ile bebeğime kavuşsam mı?”, “Doğum sonrası emzirirken bebeğime virüs bulaşır mı?” vb. kaygıların yoğun olarak yaşandığı gözlenmektedir.

Korku ve kaygının temel kaynağı yanlış bilgiye sahip olma ya da düşünce sisteminde öyle olacağına inanmaktır. Korkunun panzehiri ise doğru kaynaklardan alınan bilgidir. Bu konuda en güncel ve doğru bilgiyi doktorunuzdan almanız çok önemlidir.

Hamilelik döneminde psikolojimizi koronavirüsün olumsuz etkilerine karşı 7 adımda koruyabilmek için uygulamanız gereken adımlar ise;

1.   Öncelikle bilinmeli ki; kaygı ve korkunuzun bir miktar olması normaldir. Öncelikle oluşan bu kaygıyı bastırmak ve yok saymak yerine kabul ederek işe başlayın. Kaygının belli bir miktarda olması kişinin önlem alması, kendini tehlikelerden koruması için önemlidir ama unutmayın ki; bu durum gündelik işlerinizi olumsuz etkileyecek boyuta geldiğinde kaygı ve korkunuz sizi yönetecektir.

2.   Araştırmalar gösteriyor ki; hamileliği boyunca aşırı strese maruz kalmak sadece anne adayını etkilemiyor, aynı zamanda yaşanan stresten anne karnındaki bebek de etkileniyor. Stresli olduğunuzda, kaygınız normalin üstünde olduğunda ya da korkunuzun esiri olduğunuzda kortizol seviyesi yükselmekte, adrenalin hormonu devreye girmektedir ve plasenta aracılığıyla bebeğe geçebilmektedir. Bu yüzden stresten uzak durmaya özen gösterin.

3.   Gündemi takip etmek, bilgi almak en doğal hakkınız; fakat sürekli haberleri izlemek, sosyal medyadan olumsuz haberleri okumak yerine gün içinde belirli zaman aralıkları belirleyerek o saatlerde haberlere bakıp, sosyal izolasyon kurallarına mümkün olduğunca dikkat ederek önlemlerinizi alın. Günün geri kalan kısmında sevdiğiniz işlere zaman ayırın. Bu süreçte yalnız kalıp, içe kapanmak yerine sevdiklerinizle online platformlardan gündem dışı konularda sohbet etmek ortamın havasını değiştirmek için güzel bir alternatif olmak ile beraber, yaşanabilecek anksiyetenin ve depresif belirtilerin de önüne geçmektedir.

4.   Uyku ve beslenme düzeninize dikkat edin, hareketsiz kalmayın. Doktorunuza danışarak gün içinde evde egzersiz ya da hamile yogası yaparak hem fizyolojik hem de psikolojik olarak kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. Bunun yanı sıra; nefes egzersizleri ve meditasyon yapmak hem var olan kaygınızın yatışmasına hem de stresinizin azalmasına yardımcı olacaktır. Günün belirli aralıklarını kendinize ve bebeğinize vakit ayırmaya özen gösterin.

5.   Evde kalma sürecini kriz ortamı olarak görmek yerine bu durumu avantaja çevirerek bugüne kadar ertelediğiniz şeylere zaman ayırın. Bebeğinizin odasını düzenlemek, doğum sonrasına dair hazırlıklarınızı tamamlamak ya da bebeğinizle bol bol sohbet etmek kaygı ortamının dağılmasına olanak tanır.

6.   Gün içinde olumsuz düşünceler aklınıza gelebilir ve rahatsızlık uyandırabilir. Bu zamanlarda gelen bu olumsuz düşüncelerin gerçeği yansıtmaktan öte zihninizin ürettiği düşünceler olduğunu kabul ederek, doktorunuzun verdiği doğru bilginin en geçerli kaynak olduğunu kendinize hatırlatın.

7.    Yaşadığınız süreci, hislerinizi ve duygularınızı yakınlarınızla ve eşinizle paylaşmaktan çekinmeyin. Eşlerin bu süreçte destekleyici olması, yaşadıklarınızı anlaması, pozitif  yaklaşım ile destekleyici olması yaşanılan kaygının azalması için önemlidir.

Unutulmamalı ki; rahim bebeğin ilk yuvasıdır ve bu yuvada öğrendikleri ve hissettikleri hayata dair öğreneceklerinin ilk basamağı olmaktadır. Bu süreçte kaygınızın yoğun olması ve gündelik işlevlerinizi yerine getiremeyecek şekilde kaygı duymanız halinde profesyonel bir destek almaktan çekinmeyiniz.

KORONAVİRÜS KAYGISI İDRAR SORUNLARINI ARTTIRABİLİR


Koronavirüs (COVID-19) dolayısıyla yaşadığımız bu süreç insanları ruhsal yönden de fazlasıyla etkilemiş durumda. Kontinans Derneği Başkanı Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, yaşanılan kaygı ve stresin, bu süreçte idrar sorunlarını arttırabildiğine dikkat çekti.

Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Koronavirüs (COVID-19) insanların yaşadığı stresi ve kaygı düzeyini olumsuz yönde etkiledi. Yaşanılan bu stresli günlerde özellikle kaygı problemlerine ve panik atak durumlarına daha sık rastladıklarını ifade eden Kontinans Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Kaygı ve stres mesanenin bazı işlevsel hastalıklarını da arttırabiliyor. Örneğin, aşırı aktif mesane nedeniyle, ani sıkışma hissi, sık idrar ve bazen sıkışma tipi idrar kaçırma yaşayan hastalarımızda bu yakınmalar artabiliyor. Bu kaygının etkilediği bir diğer hastalık ise mesane ağrısı sendromu / interstisyel sistit kompleksi. Kaygı durumundan dolayı mesane ağrısının şiddeti artabiliyor. Özetle, bu tür mesane hastalıkları bizim kaygı durumumuzdan etkilenebiliyor. Hastalarımıza kaygı düzeylerini azaltmaları için evde kaliteli zaman geçirmelerini, mümkün olduğu kadar spor yapmalarını, imkân varsa önlemlerimizi alarak dışarıda açık havada yürüyüş yapmalarını öneriyoruz.” diye konuştu.
 

Geceleri yaşanan idrar kaçırmanın sıklıkla çocuklarda görülen bir durum olmakla birlikte, çok seyrek olarak erişkinlerde de görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Tufan Tarcan, “Bunu her türlü stresin ve uyku bozukluğunun arttırdığını gözlemlerimizin sonucunda söyleyebiliriz. Uykuda idrar kaçırmaya yatkın olan kişiler; çok yorgun olduklarında, stresli olduklarında bu problemi daha sık yaşarlar. Günümüzde yaşadığımız kaygı durumları da gece idrar kaçırmayı arttırabilir. Veya gece idrara daha sık çıkmaya yol açabilir.” açıklamasında bulundu.


KONTROLSÜZ VE SAĞLIKSIZ TÜKETİMİ SINIRLANDIRMAK İÇİN RAMAZAN AYI FIRSAT OLMALI…

Koranavirüs ile mücadele edilen bu günlerde evlerde kalınması ve izolasyon kurallarını uyulması son derece önemli. Buna karşın, dışarıdaki hareketli hayatı evin içinde yaşayamayanlar, zaman geçirmek adına yeni uğraşlar ediniyor. En büyük uğraş alanı ise mutfak.

Daha evvel genellikle dışarıda tüketilen veya hazır olarak alınan yiyeceklerin evde yapılması, un, tuz ve şeker tüketimindeki artışı da beraberinden getiriyor. ‘Evde yapıldığı için sağlıklıdır’ düşüncesiyle aşırı tüketim, aşırı kilonun yanı sıra hastalıklara da davetiye çıkaracaktır. Beslenmede sağlıksız tüketimden uzak durmanın yanında öğün ve porsiyon kontrolü de son derece önemlidir. 

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk; “Günlük hareketlerin kısıtlandığı karantina ve izolasyon döneminde ortaya çıkan bilinçsiz beslenme davranışları, bağışıklık sistemi tahribatına ve hastalıklara davetiye çıkarır nitelikte. Vakıf olarak uzun yıllardır savaştığımız aşırı un, tuz, şeker tüketimi ve hareketsiz yaşamdan uzak kalmak konuları, maalesef bugünlerde tekrar gündeme geldi.  Özellikle anneler önce kendileri sonra da diğer aile bireylerinin sağlıkları için bu konuya azami özen göstermeli.”

Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ise evde olunan süreçte sağlık adına yapılması gerekenler ile ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin detaylarını veriyor:  “Evde yapılabilecek ve bağışıklık sistemimizi güçlendirecek besinlerin başında yoğurt ve kefir gelmekte. Kullandığımız doğal süte ve mayaya bağlı olarak, evde yaptığımız bu probiyotik besinler sağlığımızı olumlu yönde etkilemektedirler. Bu dönemde bol miktarda antioksidan içeren A, E ve C vitaminlerinden zengin besinleri mevsimlerine uygun olarak tüketmek bizim için faydalı olacaktır.

Önce Vatan Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
DoktorSağlıkHastaneCorona
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.