İmamoğlu'ndan rakiplerine çağrı

İmamoğlu'ndan rakiplerine çağrı: Üniversitede, halkın önünde, TV'de… Nerede isterlerse orada!

İmamoğlu'ndan rakiplerine çağrı

İmamoğlu'ndan rakiplerine çağrı: Üniversitede, halkın önünde, TV'de… Nerede isterlerse orada!

05 Mart 2019 Salı 13:21
74 Okunma
İmamoğlu'ndan rakiplerine çağrı

İSTANBUL - CHP'nin İBB Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Kağıthane İYİ Parti Belediye Başkan adayı Mehmet Aslan'a destek vermek için muhtarlar, STK üyeleri, iş insanları, oda ve spor kulübü yöneticileri ile kanat önderleriyle bir araya geldi. Rakiplerine çağrı yapan İmamoğlu, ''Neden bir araya gelmeyelim kardeşim? Tabii ki ben varım, her zaman. Üniversitede, halkın önünde, TV'de… nerede isterlerse. Zevkle'' dedi. Açıkladıkları her projenin kaynağı olduğunu vurgulayan İmamoğlu, ''Diyorlar ya hani, 'Nereden bulacaksın o parayı?' Bu arada adada oturanlara Ada Vapurları'nı bedava yapacaklarmış. Aynı şeyi söyleyecek mi, merak ediyorum. Neyse…'' diyerek rakibi Binali Yıldırım'a göndermede bulundu. İmamoğlu, Haliç'le ilgili de konuştu: ''Katkı sunanlara teşekkür ediyorum. Ama Altın Boynuz'u gerçekten altın gibi yapacak ve İstanbullu'ya hediye edecek olan kişi, hedef koyan bu kardeşiniz olacak.''


CHP İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, 31 Aralık yerel seçimleri turu kapsamında Kağıthane Belediyesi Nurtepe Sosyal Tesisleri'nde muhtarlar, STK üyeleri, iş insanları, oda ve spor kulübü yöneticileri ile kanat önderleriyle bir araya geldi. Kahvaltılı toplantıda ilk konuşmayı, Millet İttifakı'nın ortak Kağıthane Belediye Başkan adayı İYİ Parti'li Mehmet Aslan yaptı. Aslan'ın ardından sahneye çıkan İmamoğlu, ''Belediye sosyal tesisini bize açan, değerli belediye başkanı Fazlı Bey'e (Kılıç) de teşekkür ediyorum. 'Bu nereden çıktı' demeyin. Başka belediyelerin sosyal tesislerine de mesaj yolluyorum buradan. Detaylarını anlatmayacağım, ilçeler biliyor. Yakışanı yapmıştır. Yetkili kimse, benim selamlarımı-saygılarımı iletmesini istiyorum. Her zaman kötü demeyiz. Kötüyse kötü, iyiyse iyi deriz'' dedi. 

İmamoğlu'nun konuşmasının satır başları ise şöyle oldu: 

- Seçim dönemlerinde, genelde gerginlik, bağırış, çağırış oluyor. Bizim, bunu biraz tersine çevirdiğimi düşünüyorum. Burada biraz ukalalık yapacağım, kusura bakmayın. Bu seçimde, birileri, en azından birileri mecburen tatlı dil kullanıyorsa ve mümkün olduğu kadar güler yüzlü görülmeye çalışıyorsa, tahmin ediyorum bunda birazcık katkım var diye düşünüyorum. Sanıyorum şöyle düşünüyorlar; 'Demek ki bir siyasi yarışta, siyasi kişilere bu dil de yakışıyormuş. İnsanlar da bunu beğeniyormuş' diye hatırladılar. Her ne kadar bağırıp, çağırıp, kızma görevi başkalarına verildiyse de belli seviyede yarışan insanların, güler yüzlü ve şakacı görünmek için aşırı bir ilgi gösterdiklerini hissediyorum. Yarışırken bile, topluma huzur getirmenin, güler yüzlü bir ortam yaşatmanın zevkini yaşıyorum şu anda. İstanbul'da yönetme iznini aldıktan sonra, siz görün bakın bu şehirdeki keyfe, mutluluğa, huzura, zevke. Bunu inanarak söylüyorum. Çünkü insanların huzurlu olabilmesi, kendini güvende hissedebilmesi ve 'Ya hiç de öyle fazla bir problem yokmuş, gerginlik yokmuş, ya aslında komşum da 'terörist' değilmiş ha, normal bir insanmış' diey birbirlerine bakacakları bir ortam yarattığımızda, güven içinde bir kent üretmeye başlayacak. Sıkıntılarını kenara atmaya başlayacak. Çözüm üretmeye başlayacak. Herkes, 'Ben ne yapabilirim' diye bir yarışa girecek. 

''Geçin o işleri!''

- Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı ayrışmaya dikkat çeken İmamoğlu, dün gerçekleştirdiği Hüsamettin Cindoruk ziyaretinden çarpıcı örnekler verdi. İmamoğlu, ''Duayen bir ismi, Hüsamettin Cindoruk'u ziyaret ettim. 1984 yılında İBB Başkanlığı'na adaylığı da olmuş. Adaylığıyla ilgili dokümanları bana hediye etti. Fotoğraflardan birisinde, birbirlerine çok zıt siyasi anlayıştaki, kimi sağcı kimi solcu tüm aday adayları bir evde, eşleriyle beraber oturmuşlar, biri çay, biri kek ikram ediyor. 'Nasıl bir İstanbul seçimi olacak' diye tartışıyorlar. Yine adaylar sohbetlerinde, 'İstanbul'u kim kazanacak' diye konuşuyorlar. Günün sonunda, 'Kazanan, kaybedenlere yemek ısmarlayacak' diye el sıkışıp, ayrılıyorlar. Sayın Dalan seçimi kazanıyor. Kazandıktan sonra da kaybeden tüm adayları davet ediyor ve ailece Pera Palas'ta yemek yiyorlar. Sene 1984. Şimdi, 2019. O dönemden bugüne, bizim 30-40 kat demokraside büyümemiz gerekiyordu. Biz neredeyiz? Biz herhalde 70-80 sene, 90 sene, 100 sene geriye gitmiş durumdayız. Demokraside uzlaşmanın ve hoş görünün, olmazsa olmaz bu tarz duyguların tamamen uzağında, kin, nefret, bağırma, çağırma, yok sayma, ötekileştirme… Kısaca, seçimde kazanmak için her yol mubah. 'Kazanalım, pazartesi bakarız!' Milletin kalbini kıra kıra, milleti yok saya saya, parçalaya parçalaya kazanılacak seçimi bu kardeşiniz istemiyor. Ben, böyle bir seçim kazanmak istemem. Ben, şöyle kazanmak isterim: Seçimi kazandıktan 1 gün sonra, oy vermeyenler insanlar, sabahleyin evlerinden çıkarken, Ekrem İmamoğlu seçilmiş, İstanbullu mutlu, oy vermeyen insanlar da şunu derse çok güzel: 'Ya oy vermedim ama güzel bir insan seçildi yahu. Hayırlı uğurlu olsun' dedirtirsem işte ben o zaman mutlu bir seçilmiş belediye başkanı olacağım. Yoksa, seçildikten sonra bu lafları et. Kürsüye çık. 'Herkes benimdir. Ben herkese hizmet edeceğim.' Geçin o işi. Olmaz o. Kalpleri kıramazsınız kardeşim. 

''Bu bana bir lütuftur''

- Taksim'de, tam arabaya biniyorum, 3,5 yaşındaki bir bebek, 'Ekrem Amca, Ekrem Amca seni seviyorum' deyip, boynuma sarıldı. 3,5 yaşında, hiç tanımadığının bir ailenin güzel evladı, size sarılıyor, bırakmıyor, yanağını yanağıma koydu… Yani, dünya bir yana, bu bir yana işte. Bu, bana bir lütuftur. İnsan, bunun karşısında boynunu 50 defa yere eğmeli. Bu bir çağrıdır. Buluşmakta, konuşmakta zarar yok. İnsanlar, konuşa konuşa anlaşır ve çözüm bulur. Dün o manzarayı görünce… Neden bir araya gelmeyelim kardeşim? Tabii ki ben varım, her zaman. Üniversitede, halkın önünde, TV'de… nerede isterlerse. Zevkle. Bu milletin huzura, keyfe ve morale ihtiyacı var. Bunlar olduğu zaman, bu milletin enerjisinin önünde hiçbir şey duramaz. Dış güçler, iç güçler… Geçin bunları!

''Ücretsiz Ada Vapuru için de kaynak soracak mı!''

- Haliç, İstabul'un altın boynuzu, dünyanın da göz bebeği. Sayın Bedrettin Dalan, 'Haliç'i gözlerimin rengi gibi mavi yapacağım' deyip, Haliç'le ilgili ilk adımı atmıştı. Sayın Nurettin Sözen devam ettirmişti, Sayın Erdoğan devam ettirmişti ve diğer belediye başkanları da sürece devam ettiler. Ama gerekli sonucu elde ettiler mi? Haliç'le yeterince halk buluşabildi mi? Buluşamadı. Çok yenilikçi bir proje anlayışımız var Haliç'le ilgili. Katkı sunanlara teşekkür ediyorum. Ama Altın Boynuz'u gerçekten altın gibi yapacak ve İstanbullu'ya hediye edecek olan kişi, hedef koyan bu kardeşiniz olacak. 

- Her şeyin kaynağı var. Hiç kuşkunuz olmasın. Diyorlar ya hani, 'Nereden bulacaksın o parayı?' Bu arada adada oturanlara Ada Vapurları'nı bedava yapacaklarmış. Aynı şeyi söyleyecek mi, merak ediyorum. Neyse…

''Her ilçe için anket yaptırıyoruz''

''Kağıthane'de İki partinin desteğiyle belediye başkan adayımız var'' diyerek Mehmet Aslan'a destek veren İmamoğlu, ''Her ilçeyi ölçüyorum ve her ilçeyle ilgili anket yapıyorum. Bugüne kadar anketlere güvenmeyen bizdik. Ne olduysa şimdi anketler çok güvensiz olmaya başladı. Ben de bir güveniyorum, bir güveniyorum aklınız durur bu ara'' dedi. İmamoğlu, daha sonra Nurtepe Hacıbektaş Veli Cemevi'ne geçerek Alevi vatandaşlarla buluştu. Tüm ibadethanelere olduğu gibi cemeevlerine ilgi göstereceklerini vurgulayan İmamoğlu, ''Seçimleri adaylar değil, halk kazanır'' dedi. 

Anahtar Kelimeler:
ImamoğluKağıthane
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.