Atlas Okyanusu’nda bulunan ve kuzeye sıcak su, güneye ise soğuk su taşıyan bir akıntı sistemi olan AMOC döngüsü sayesinde okyanuslardaki sıcaklık dengelenirken aynı zamanda okyanus yaşamının devamlılığı için gerekli besinler taşınıyor.

Yüzeye yakın sıcak suyun kutuplara doğru hareket etmesiyle başlayan döngüde, kuzeye doğru giden sıcak su giderek soğuyarak deniz buzullarını oluşturuyor. Bölgedeki su buz tuttukça da geriye kalan tuz, okyanustaki suyun tuzluluk oranını artırıyor ve bu durum akıntının güneye doğru hareket etmesine ve güneye daha soğuk sular taşımasına yol açıyor. Böylelikle AMOC döngüsü tamamlanıyor.

Çok yavaş bir şekilde gerçekleşen bu döngüde bir metreküp suyun kuşak boyunca yolculuğunu tamamlaması tahminen bin yıl alıyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) bu akıntı sisteminin geçen yüzyıla göre zayıfladığını aktarsa da akıntının yavaşlamaya devam edip etmeyeceğinin veya dolaşımın tamamen durup durmayacağının belirsiz olduğuna dikkati çekiyor.

Kurumun çalışmaları, küresel ısınma sonucu buzulların erimeye devam etmesi halinde okyanus sularına karışacak tatlı suların, akıntıyı oluşturan ana etmen olan tuz oranını etkileyeceğini ve akıntının sağladığı dengelerin değişebileceğini işaret ediyor.

AMOC’un yavaşladığı ölçülebilir mi?

Bu akıntıdaki değişimlerin gözlenip gözlenemeyeceği ise bilim camiasında çeşitli tartışmalara konu oluyor. Bilimsel araştırmaların yer aldığı Royal Society adlı internet sitesinde yayımlanan ve bu olasılığı irdeleyen bir makaleye göre AMOC akıntı sisteminin iklim değişikliği sebebiyle yavaşlayacağı yönündeki çıkarımların kapsamlı bir tarihi bulunuyor. 1980'lerin ortasından bu yana, en eski iklim modelleri ilk olarak AMOC yavaşlamasının atmosferik karbondioksit artışından kaynaklanacağını öngördü. Bu projeksiyon, aradan geçen 40 yılda birbirini izleyen Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarında tekrarlandı.

Çalışmada AMOC'un gelecekte zayıflayıp zayıflamayacağı ya da zayıflamaya başlayıp başlamadığı yönündeki soruların kesin olarak yanıtlanmasının mümkün olmadığı belirtildi.

IPCC raporlarının geçmişine değinen çalışmada AMOC'un durumuna ilişkin farklı değerlendirmeler olduğu hatırlatılıyor. IPCC'nin 2014'te yayımlanan Beşinci Değerlendirme Raporu'nda, uzun vadeli bir AMOC düşüşüne dair gözlemsel bir kanıt olmadığı sonucuna varılırken 2019'da yayımlanan "Değişen İklimde Okyanus ve Kriyosfer Özel Raporunda" AMOC'un 1850-1900'e göre zayıflamış olabileceği öne sürülmüştü. Ancak 2021'deki Altıncı Değerlendirme Raporu'nda AMOC'un yavaşladığına yönelik tahminlerin zayıf olduğu belirtiliyordu.

"Çalışmamız dünyada olup bitenler noktasında gerçekçi değil"

Son olarak Hollandalı bilim insanları tarafından Science Advances adlı bilimsel dergide yayımlanan bir makalede okyanuslara kademeli olarak tatlı su verilmesi halinde bu akıntı sisteminin yavaşlayıp yavaşlamayacağı araştırıldı. Bu bağlamda akademisyenler bütün göstergeleri sanayi devrimi öncesine sabitleyerek 2200 yıllık bir devinimde bu akıntıya sadece tatlı su karışması halinde neler olabileceğini görmeye çalıştı.

Çalışma, okyanuslara tatlı su zorlamasının yükselmesiyle birlikte AMOC akıntısının gücünde de kademeli bir düşüş olduğunu gösterdi. AMOC simülasyonuna göre bu akıntıdaki olası çöküşün global ısı ve tuz dağılımında önemli ölçüde değişimlere yol açabileceği, kuzey yarım kürenin soğumasına, güney yarım kürenin ise nispeten ısınmasına yol açabileceği belirtildi. Bu durumda özellikle Avrupa kıtasının her 10 yılda 3 dereceden daha fazla bir soğuma eğiliminde olacağı kaydedildi.

Araştırma makalesinin başyazarı Utrecht Üniversitesi Deniz ve Atmosfer Araştırmaları Enstitüsü Bölümü Akademisyeni Dr. Rene M. van Westen, araştırmada kullandıkları modelde baz alınan yılların gerçek dünyadaki yılları temsil etmediğini ve araştırmayı sera gazı konsantrasyonlarını sanayi öncesi dönemlere göre sabit tutarak gerçekleştirdiklerini söyledi.

Çalışmalarının ana belirleyicisini tatlı su olarak kabul ettiklerinin altını çizen Rene şöyle devam etti:

"Bizim çalışmamız iklim ve sıcaklık tepkileri göz ardı edilmiş bir simülasyondaki AMOC hareketlerini gösteriyor. Gerçek dünyada ise iklim değişikliği ana belirleyici. Grönland Buz Levhası'nın erimesi sonucu okyanusa tatlı su karışması gibi bir dereceye kadar bazı benzer tarafları olsa da bizim çalışmamız idealize edilmiş bir tatlı su zorlamasını gösteriyor ve çalışmamız dünyada olup bitenler noktasında gerçekçi değil. Ana amacımız, karmaşık bir küresel iklim modelinin eşik noktasına gelme davranışı kaydettiğini göstermekti. Bir sonraki adımımız iklim değişikliği altında gerçekçi zorlama senaryolarda AMOC’taki değişimleri incelemek olacak."

Makalede işaret ettikleri değişimlerin gerçek dünyadaki olası yansımalarına değinen Rene, iklim değişikliği koşulları altında bu değişimlerin ne zaman gerçekleşeceğini söylemelerinin mümkün olmadığını dile getirdi.

Rene, AMOC akıntı sisteminin iklim değişikliği koşullarında çökmesi halinde Avrupa'da beklenen değişimler hakkındaysa, "1850'den bu yana iklimin zaten giderek ısındığı göz önünde bulundurulduğunda AMOC'un çökmesi halinde sıcaklıklarda yaşayacağımız değişimler beklenenden daha düşük olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Sinema salonlarının emektar makinisti mesleğinden vazgeçemiyor Sinema salonlarının emektar makinisti mesleğinden vazgeçemiyor

AMOC’un çöküşü yönündeki tartışmaları değerlendiren Rene, "Daha önce yapılmış çalışmalar AMOC’un bu yüzyıl sonunda çökebileceği ihtimali olduğunu öne sürüyordu ama bu aslında AMOC üzerine çalışma yapan camiada çok tartışılan bir konu. Bizim çalışmamız ise kritik bir eşiğe gelmiş olabileceğimizi gösterdi. Ancak bu kritik eşiğe gelinme meselesi dahi hala tartışma konusu." diye konuştu.