Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin (IUCN) verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 26 bin kutup ayısı bulunuyor. Ancak, iklim değişikliği ve küresel ısınma kutup ayılarının hayatını tehdit ediyor.

İklim değişikliği nedeniyle eriyen deniz buzunda avlanma yöntemlerini adapte etmekte güçlük çeken ve hızla ısınan Kuzey Kutup bölgelerinde değişen iklim koşullarına uyum sağlamakta zorlanan kutup ayıları, açlıkla karşı karşıya kalıyor.

Polar Bears International (PBI), 2011'de, 27 Şubat'ı "Uluslararası Kutup Ayısı Günü" olarak belirledi. Uluslararası Kutup Ayısı Günü, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin kutup ayıları üzerindeki etkisine yönelik farkındalık oluşturabilmek için PBI'nın öncülüğünde ortaya çıktı.

Nesli tükenmekte olan kutup ayıları ve türün karşı karşıya olduğu zorluklara ilişkin bilgiler derlendi.

Nesilleri 2100 yılına kadar tükenebilir

PBI'nın internet sitesinde paylaştığı verilere göre, kutup ayılarının özellikle avlanmak ve üremek için ihtiyaç duyduğu deniz buzu, iklim değişikliği, küresel ısınma ve sera etkisi yaratan yüksek karbon emisyonları nedeniyle hızla eriyor.

Kuzey Kutbu'ndaki buzullarda yaşanan küçülme, kutup ayısı popülasyonunda düşüşe neden oluyor.

"Nature Climate Change" dergisinde yayımlanan araştırmayı paylaşan PBI, karbon emisyonunun azaltılmaması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha fazla adım atılmaması halinde 2100 yılına kadar birkaç topluluğun dışında tüm kutup ayılarının neslinin tükenebileceğini aktardı.

PBI'da görevli bilim insanı Steven Amstrup, BBC'ye verdiği demeçte, "İlk kez yavruların varlığını sürdüremeyeceğini gördük. Yavrular doğacak ancak dişilerin, buzsuz geçen sezon boyunca süt üretmelerine yetecek vücut yağları olmayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Avlanma alışkanlıklarını iklim değişikliğine adapte edemiyorlar

"Nature Communications" dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Kanadalı ve ABD'li bilim insanları, buzul erimelerine avlanma yöntemlerini adapte etmekte güçlük yaşayan kutup ayılarının, açlıkla karşı karşıya kaldığını gözlemledi.

Araştırmacılar, kutup ayılarının avlanma dönemi olan ilkbahar sonu yaz başında iklim değişikliği nedeniyle buzulların çoğunlukla eridiğini vurgularken, türün uzun saatler yüzdükten sonra buldukları avı yiyemeyecek kadar yorgun düştüğünü belirtti.

Araştırmacılardan Anthony Pagano, ayıların avlanırken artık daha fazla efor sarf ettiğine işaret ederek, kutup ayılarının eriyen buzullar nedeniyle benimsedikleri farklı avlanma stratejilerinden verim alamadığını ve açlık karşısında hayatta kalma ihtimallerinin düştüğünü ifade etti.

Tek tehdit iklim değişikliği değil

Dünya Doğayı Koruma Vakfının (WWF) internet sitesinde paylaştığı verilere göre, iklim değişikliği kutup ayılarının önündeki en büyük tehlike olmaya devam etse de türün karşı karşıya olduğu tek tehdit bu değil.

WWF'ye göre, Kuzey Kutbu'ndaki petrol ve doğal gaz arama ve geliştirme, gemicilik, madencilik ve turizm gibi ticari faaliyetler bölgenin daha erişilebilir hale gelmesiyle yaygınlaşırken, söz konusu faaliyetler Kuzey Kutbu'ndaki ekolojik dengeye ve doğal kaynaklara zarar veriyor.

Petrol ve gaz arama çalışmalarında meydana gelen sızıntılarla temas kutup ayısının kürkünün yalıtım etkisini azaltarak ısınması için daha fazla enerji harcamasına ve sızan kimyasalların yutulması da ayının zehirlenmesine neden oluyor.

Kutup ayıları ayrıca avları aracılığıyla pestisit gibi türün biyolojik işleyişini ve üreme yeteneğini etkileyen zehirli kimyasallara da maruz kalabiliyor.

Çözüm fosil yakıtlardan uzaklaşmak

PBI'ya göre de Kuzey Kutbu'ndaki ticari faaliyetlerin yaygınlaşması, bölgede çevre tahribatına yol açıyor.

Petrol ve gaz arama faaliyetleri sızıntı riskini beraberinde getirirken, bu faaliyetler esnasında tüketilen fosil yakıt ve çevreye salınan karbon emisyonu doğal kaynakları kirletiyor.

İklim değişikliği Türkiye'de dışarıda geçirilebilecek gün sayısını azaltacak İklim değişikliği Türkiye'de dışarıda geçirilebilecek gün sayısını azaltacak

PBI, fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele için fosil yakıtlardan tamamen uzaklaşılması gerektiğini belirtiyor.