“Hislerim Olmadan Yazamam”

“Katre” ve “Sakalları Şiire Karışmış Adam” kitaplarının yazarı, iki çocuk annesi, başarılı ve güzel kadın Derya Yılmaz ile Tüyap Kitap Fuarı için bir günlüğüne İstanbul’a gelmesini fırsat bilip bir araya geldik. Kitaplarını, hayatını ve hayallerini konuştuğumuz Derya Yılmaz’ı gelin hep birlikte dinleyelim.

“Hislerim Olmadan Yazamam”

“Katre” ve “Sakalları Şiire Karışmış Adam” kitaplarının yazarı, iki çocuk annesi, başarılı ve güzel kadın Derya Yılmaz ile Tüyap Kitap Fuarı için bir günlüğüne İstanbul’a gelmesini fırsat bilip bir araya geldik. Kitaplarını, hayatını ve hayallerini konuştuğumuz Derya Yılmaz’ı gelin hep birlikte dinleyelim.

23 Kasım 2016 Çarşamba 14:34
1957 Okunma
 “Hislerim Olmadan Yazamam”

Öncelikle bizlere kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Derya Yılmaz?

1983 Aydın doğumluyum. Liseden mezun olduğum yıl kazanmış olduğum Radyo ve TV Programcılığını ailesel nedenlerden dolayı okuyamamıştım. 16 yıl sonra tekrar Radyo ve TV Programcılığını kazandım. Şuan Açık Öğretim Fakültesinden eğitimime devam etmekteyim. İki kızımla birlikte Didim’de yaşamaktayız. Gençleri bilinçlendirmek ve Türkiye’deki genç okur-yazar seviyesini arttırmak adına, ortaöğretim ve liselerde gençlere konferanslar vermekteyim. Birçok dergide şiirlerim yayımlanmaktadır. Sanatın her dalını çok seviyorum. İçsel ve dingin bir yolculuk gibi bendeki tanımı. Amatör de olsa bağlama çalıyor ve fotoğrafçılık ile ilgileniyorum.

Yazmaya nasıl başladınız? Sizi yazmaya iten şey neydi?

Zaten yazmaya çok istekliymişim. Ben hayal meyal hatırlıyorum; beş yaşında babam beni okula yazdırmış. Sonra benden büyük olan çantamı taşıyamamışım falan, bir iki hafta gittikten sonra okuldan almış ailem. Tabi yazma aşkım öyle çok fazlaymış ki;  kibrit kutularından tut da  aklına yazabilecek ne geliyorsa, her yere durmadan yazı yazıyormuşum. İlkokuldan mezun olduğum yaz, 10 yaşındayım; Görsel Yayınlarının bir dizi set halinde kitabını almıştı annem bana. Ciddi anlamda kitapları tanımaya, okumaya ve anlamaya ilk o yaz başladım. Kitaplar da sağlam kitap ama “Define Adası, Şeker Portakalı, Kaşağı, Falaka, Notre Dame’nin  Kamburu” vs. Neyse ortaokula geçtik, Türkçe Öğretmenim benim okuduğum kitapların hepsini sınıfta söylüyor tek tek. Dünyayı kurtarmış gibi hissettim kendimi ve doğru yolda olduğumu anladım. Sonra Türk Edebiyatında önemli yeri olan Cemal Süreya kitapları okumaya başladım. Şiir beni edebiyata daha da çok yaklaştırdı. Kendi şiirlerimi yazmaya başladım; okulda derecelere girdim, ödüller aldım. Annemin ve Edebiyat öğretmenlerimin bu bağlamdaki desteğine minnettarım.

Şiir kitabınız Katre nasıl oluştu?

 Aslında ilk “Sakalları Şiire Karışmış Adam” ile yazmaya başladım,  yine bir Edebiyat Öğretmeni teşviki ile. Katre onun ardından geldi. Öykü kitabımı çok şiirsel buldular okurlar ve dostlarım. Birkaç şiir denemesinden sonra şiire tekrar başladım ve Katre doğdu. Doğdu diyorum çünkü yazmak tamamen doğuma benzeyen bir süreç. Doğumda ne yaşıyorsan kitapta da aynısını yaşıyorsun ve onlar senin çocukların gibi oluyor. Birini bir diğerinden ayıramıyorsun.

Sakalları Şiire Karışmış Adam’ın bir hikâyesi var mı? Kitaptaki öyküler nasıl ortaya çıktı?

Bir hikâyesi var evet, yaşanmış bir aşk öyküsü. “Sakalları Şiire Karışmış Adam” benim ilk bebeğim, ilk deneyimim ve eksiklerimin de olduğu bir kitap. Hatta okuyan her okurun devamını beklediği bir kitap. Fakat aşk bitti, Sakalları Şiire Karışmış Adam öldü, devamını getiremem artık. Çünkü ben kurgudan ziyade hislerimle yazabiliyorum. Bende his olmayınca kalemim tükeniyor.

Peki bu kitap neden yazıldı? Amacı neydi? Bir adama mı yazıldı?

 Yazmak aslında bir amaç değil, araçtır. Yazanlar için yaşam tarzı gibi düşünün. Yürek mürekkebe bir kere değmeye görsün, sonrasında istesen de bırakamıyorsun. Dediğim gibi aslında kitaba adını veren Sakalları Şiire Karışmış Adam’ın teşvik etmesi ile oldu. Çocukluğumdan bu yana tek istediğim meslek yazar olmaktı. Bu teşvik ile bunu gerçekleştirmiş oldum. Sakalları Şiire Karışmış Adam’a birçok okurum kızıyor fakat ben ona da minnettarım, o olmasaydı belki de halen özel şirketlerde kapitalist düzene yenik bir şekilde, uzun çalışma saatleriyle vaktimi heba ediyor olacaktım.

Şiir kitabınız Katre’den bahseder misiniz?

Katre, yaşadığım coğrafyadan beslenmiş, harmanlanmış, doğu- batı kolajlı bir kitap. Türkiye’nin en karışık olduğu dönemlerde doğuya kadar gidip, oradaki insanların sofralarına oturdum, dinledim, anladım ve hissettim. Ege’yi yazdım sonra, doğduğum toprakları, kızlarımı, özlemlerimi, aşklarımı, hüzünlerimi, küskünlüğümü, kırgınlıklarımı, kadınları yazdım. En çok da çocukları…

Kitabınız ve şiirleriniz ile ilgili okurlarınızdan aldığınız yorumlardan yana mutlu musunuz?

Bunun tadı tarif edilemeyecek kadar güzel ve hazzı müthiş. Şöyle düşün; bir haksızlık görüyorsun ve yazmadan duramıyorsun. Sonra seni destekleyen, kalemini destekleyen ve sürekli yazmanı isteyen bir kitle görüyorsun. Kimsenin seni beğenmesini beklemiyorsun zaten yazarken. Tek istediğin aslında o anda kendini rahatlatmak.

Yeni bir kitap çalışmanız var mı?

Evet, tamamlanmış bir şiir dosyam ve Türkiye'de son on yılda yaşanan; çocuk istismarı, ensest ve çocuk gelinler ile ilgili yaptığım, “Sesimi Duyan Var mı?” adında bir de araştırma dosyam var. İkisi de henüz basıma geçmedi. Şiir kitabımın adını da buradan size açıklayayım; “İmgelerimde Sessiz Çığlık.” Şimdi bir roman üzerinde yoğunlaşmaya başladım fakat önümde önce vizelerim var.

Geçtiğimiz cumartesi günü bir günlüğüne Tüyap’a geldiniz. Peki, nasıl geçti? Mutlu musunuz?

Bu yıl 35'incisi düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarı' ndaydım. İnanılmaz keyifli geçti. Sosyal medyadan takip eden, kalemini beğenen birçok insanla yakından tanışmak, sohbet etmek onur verici bir şey. Okurların gözlerini görebilme imkânın oluyor, pırıl pırıl ve sevgi dolu. Bu tamamen yalandan arınmış gerçek sevgidir. Saatler süren yolu, sırf seni beş dakika görebilmek, kitaplarını senden imzalı alabilmek için geliyorlar. Bu bir yazarın yaşayabileceği en güzel günlerden biridir. Bir çeşit tedavi şekli olarak görüyorum fuarı. Beni yalnız bırakmayan dostlara senin aracılığınla bir kez daha teşekkür ediyorum sevgili Yağmur.

Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersiniz?

Öncelikle bu keyifli anlar ve hoş sohbetin için sana, ekibine çok teşekkür ediyorum. Okurlarıma beni bu yolda yalnız bırakmadıkları ve her daim destekçim oldukları için sonsuz teşekkür ediyorum.  Ve Cemal Süreya’nın dediği gibi, Hayat kısa ve kuşlar uçuyor. Kuşlar uçarken hayatımızın avuçlarımızın arasından kayıp gittiğini fark edelim ve nefes aldığımız sürece güzellikler yaşayalım,  güzellikler yaşatalım. Ve Sakalları Şiire Karışmış Adam kitabımdan bir söz ile bitirmek istiyorum; “Hiç yaşamamak üzülme nedenidir, tesadüfler de başlangıçtır. Yolların başlangıcı ilginç hikâyelerle doludur.”

Herkese sevgilerimle…

 




Röportaj: Yağmur Tanyıldız

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 23.11.2016 13:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.