HA PARİS HA GAZİANTEP

Haber: Sevgül Eroğlu

10 Haziran 2022 Cuma 14:07
HA PARİS HA GAZİANTEP

Dersem pek doğru olmaz. Çünkü farklı kulvardalar…

Ancak Gaziantep için ‘Doğunun Paris’i lafı boşuna değilmiş!

GAZİANTEP’TEYİM DOSTLAR…

Tarih boyunca değişik medeniyetleri ağırlayıp farklı kültür  zenginliklerini, inançlarını günümüze taşıyan bu coğrafyada olmak  gurur verici…

Kurtuluş Savaşı'nda halkın göstermiş olduğu üstün kahramanlıklar sebebiyle şehre 8 Şubat 1921 tarihinde TBMM tarafından gazilik ünvanı verilmiş Antep’teyim!

Gaziantep; Sanayi, ticaret, kültürel anlamda geçmişi kadar bugün de değerlerine sahip çıkan modern bir şehir olarak işte karşımda…

Heyecanlıyım.

İlk izlenimlerim kısıtlı bir zaman dilimine  sığamayacak kadar dolu dolu bir etki bırakmakta.

Şaşkınım.

Tarihine uzanmak, efsane yemeklerini tatmak, sanat ve kültür aktivitelerini takip etmek, gizemli bir yolculuğun ayak sesleri gibi.

Bir yerinden başladık haftaya. Benim için ayrı bir anlam taşıyan etkinlik; Sanat. İlk gece  Hisseli Harikalar Kumpanyası- Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin başarılı performansıyla açıldı kapılar…

Üzerine keyifli bir uyku çekmişim.  Unutmuş bedenim   temiz havalı bir şehirde uyumayı… keyiften ciğerlerim kalbimi dürtüyor. Zaten heyecanlı bir tipim hey…yavaş yavaş gel Gaziantep…

Gaziantep… yazılı kaynaklara göre eski adı güzel pınar, suyu güzel olan yer anlamına gelen Ayıntap. Kentin Dülük Köyü ile Karahöyük arasında kurulduğu ileri sürülmekte ve  bu kentin adı başka kaynaklarda  Hantap olduğu yazılı. Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep'in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasında. Arkeolojik araştırmalarda taş, kalkolitik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu'nun ilk yerleşim alanlarından birisi burada olduğunu göstermekte.
Hep derim tarihin oluşumunda ve niteliğinde coğrafyanın  önemi büyüktür. Burada da ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva ve Akdeniz arasında oluşu güneyden ve Akdeniz'den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu nedeniyle uygarlık tarihine ve  doğal olarak bugüne de yön vermiş. Tarihi İpek Yolu’nun  buradan geçmiş olması şehrin önemini ve canlılığını korumasını sağlamış. Havaalanından Gaziantep’e yolculuk yaptığınızda, bunu anımsatan deve kervanı heykelleri de o mistik havayı hatırlatıveriyor. Tarihin tozlu sayfaları içinde ilerliyorsunuz. Gaziantep’te Kalkolitik, Paleolitik, Neolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devirlerinin izlerini müzelerin kusursuz sunumuyla gezdik ve geçmişe tanık olduk.

Ne görürsem heyecan içinde deklanşöre basıyorum. Sizin için…

Bu girişten sonra kısaca  yörenin tarihinden bazı önemli notları  da paylaşmak isterim.

Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiş. Büyük İskender'in Pers Devletini yıkmasından sonra Romalılar'ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar'ın egemenliği altında kalmış.
Hz. Ömer zamanında İslamiyet'in Arap yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında, İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay'ı Bizanslılar'dan almış. Böylece 639 yılında yöre halkı Müslümanlığı kabul etmiş. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlanmış. Ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmış.

1071 Malazgirt Savaşından sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı bir Türk Devleti kurulmuş. 1270 Yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğullarının (1389) ve Memluklular'ın (1471) eline geçmiş. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular'a karşı yapılan Mercidabık (Kilis yakınında) Meydan Savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine girmiş . Osmanlılar döneminde çok sayıda cami, medrese, han ve hamam yapılmış, kent aynı zamanda üretim, ticaret ve el sanatları yönünde de ilerlemiş.

1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar cami, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır.
Dünya Savaşı sonunda, Gaziantep önce İngilizler daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiş.

PANORAMA MÜZESİ

Gaziantep Savunması, Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihimizde yiğitlik. kahramanlık ve fedakarlığın ulaşılmaz abidesi ve  eşsiz kahramanlığı ile hem kendini hem de Güneydoğu Anadolu'yu düşman işgalinden kurtaran bir halk hareketi, milli birliğin ve benliğin bir şahlanışı olarak tarihteki yerini almış. Dünya Savaşı sonrasında İngilizler işgal ediyor; ardından da Fransızlar... Baskı, zulüm kol gezdiği şehirde Antepliler düşmana karşı gizlice örgütleniyorlar ve büyük direniş başlıyor... Dışarıdan yardım almadan, açlık ve sefalet içinde 10 ay direniyorlar. 1921’de Fransızlara karşı direniş hareketi yenilgi ile bitiyor. Bir ay sonra yapılan antlaşmayla Fransızlar Antep’ten çekiliyor ve Büyük Millet Meclisi büyük direnişin sahne olduğu Antep’e ‘Gazi’ unvanı veriyor.

Müzede özel dokunan tuval üzerine yağlıboya tekniğiyle yapılan ve 120 metre uzunluğa, 13 metre yüksekliğe ve 38 m. derinliğe sahip eşsiz tam bir panoramik alanla, 26 aylık Fransız işgalinin tüm yönleriyle anlatıldığı panorama alanı, görsel, ses ve koku efektleri, maket alanı, farklı mekân ve bakış açısıyla ziyaretçilere bizzat Antep Savunmasının içerisinde hissi vererek başarılı bir müzecilik örneği olmuş.… Çağdaş ve modern müzeciliğin gerektirdiği interaktif alanlarıyla ziyaretçilere eşsiz bir ortam yaratılmış ve verilen zorlu mücadelenin dikkatle incelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması ön planda.

Rus Ressam Aleksander Samsonov tarafından yapılan 14 tablo, 3 diorama ve 13 metre yüksekliğinde, 120 metre uzunluğunda panoramik yağlı boya çalışmasından oluşan alanıyla kahramanlıklarla dolu Antep Savunması’nı tüm yönleriyle anlatıyor.  Antep Harbi gazi ve şehit yakınlarının bağışladığı harp dönemi eserler ile yapılan direnişin kahramanlarından Tüfekçi Yusuf, Dr. Mecit Barlas, İncozade Hüseyin, Yıldırım Kamil, Nalbant Hasan Çavuş ve Araptarlı Ali gibi onlarcasının savaşta kullandığı eşyalar özenle sergileniyor. Gezerken çok yorulacaksınız. Birkaç gün ziyaret etmekte fayda var. Çok detaylı ve özenle hazırlanmış modern özel bir müze.

Müze sayesinde Gaziantep’in tarihine  uzandığımız o saatlerin  ardından şehre 10 km mesafedeki bir mağarayı görmek de  oldukça etkiliydi. Sanırım tarihin  gizemlerinde dolaşmayı  sevenler için de oldukça ilginç gelecek.  

Dünyanın en büyük yeraltı tapınağı olan gizemli Mithras…

DÜLÜK MİTHRAS TAPINAĞI

Tarihi ile  M.Ö. 600 bin yıllara uzanan, dünyanın en eski 25 yerleşim yerinden biri olarak gösterilen Dülük Antik Kenti, bir yandan Mithras dinine özgü tapınakları ve taş devrine ait kalıntıları, bir yandan da yöre insanının sürdürdüğü sosyal hayat ile ziyaretçilerine geçmişi ve bugünü bir arada görme imkanı vermekte… (Ancak sanırım yoğunluktan tam anlamıyla ilgilenilmemiş ileri tarihlerde mutlaka elden geçecek ve turizme kazandırılacaktır. Başkan yapar diyelim.)

Bir süre Babil İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti'nin bir kenti olmuş, "Dülük" şehri ise Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan ayrı bir önem taşımaktaymış. Mithras, gizli gücün ve yeraltının hakimi imiş. İnsanlar boğaya taparlar kesip, kanında yıkanıp içerler, böylece gücün kendilerine geçtiğine inanıp; ‘Güç Ben deee’ derlermiş. (Espri yapmak nüvemde var)

Kadınlara değer vermezlermiş. Kulağa yabancı gelmedi. Hatta, boğaya kadın bile kurban ederlermiş. Gökkubbeyi ve de evreni temsil eden mağarada, sadece erkekler için yapılan törenlerde, kurban edilen boğanın kanı ile yıkanan, çıplak adaylar dine kabul edilirmiş. Bu da kulağa yabancı gelmiyor değil mi?

Biraz karanlık olan bu din dünyada az yerde ortaya çıkmış ve Anadolu’da tutunamamış.

Keber tepesinin eteklerinde bulunan Dülük Mitras Tapınağı, iki salonlu. Merkezi nişte boğa öldürme sahnesi kabartması ve  aynı zamanda, Tanrı Mithras, yıldızlar, takım yıldızlarını simgeleyen yılan, akrep ve köpek figürleri de işlenmiş. Ancak tabii biz sadece canlandırma yapabildik. Sunak ve kanın drenajı olan kayalar görünüyor. Üst kademe kişilerin töreni izleme basamakları da. Ama taşlar oldukça harap olmuş. Umarım tekrar burayı ziyaret ettiğimde , şehrin diğer kalemlerine gösterilen ilgi burada da ortaya çıkar ve önemi vurgulanmış olur. Çünkü böylesi eski bir dinin varlığı Göbeklitepe’den sonra gördüğüm en eski dini törenlerin yapıldığı bir yeraltı mağarası geleceğe büyük bir hediyedir.  Etkileyici ve bir o kadar da ürkütücü bir yer Mithras Tapınağı. Gezdikçe bir kez daha, vatanımın her yerinden tarih fışkırmakta dedim. Ne şanslı olduğumuzu anımsadım.

Evet başka…

Gaziantep öyle bir gazete sayfasıyla bitmez tabii ki.

Hani derler ya gezip gördüğün sana kalsın sen yemeklerden bahset.

Yediğin içtiğin senin olsun sen gördüklerini anlat da diyenler çıkar elbette.

Bahsedeyim.

Yemek kültürüm olmasa da etlerin lokum tadında ve kıvamında olduğunu söyleyeyim. Zahteri çok sevdim. Meğer Gaziantep yemekleri eşsiz tatlar sunarmış ayol. Dünyanın en eski, Türkiye’nin 6. büyük kenti olunca önce kenti tanıyıp, sonra doğru mutfağa. 291 çeşit yemeği ile dünya mutfaklarında da önemli bir yere sahip bu yemeklere tatlı ve kebaplar da eklenince yemek sayısının 500'e yaklaşacağı söyleniyor. Antep, özellikle kebap yapımının en yaygın olduğu mutfaklardan biridir. Şerbetli ve fıstıklı tatlıları mı, onları biliyordum canım.

Geleneksel bir yemek olan yuvalamayı - diğer adı da nakışlı aş- Antep usulü kuru patlıcan dolmasını çok sevdim....

***

4. Uluslararası Gaziantep Opera ve Film Festivali…

Gaziantep Kitap Fuarı…

Gençlik ve Spor Festivali ardından ‘Sahne Senin Ses Yarışması’…

Uluslararası Müze Günü.. Sanat Çalıştayları (Gençlik haftası ile ilgili kültür sanat etkinlikleri kapsamında genç sanatçılar şehrin çeşitli müzelerinde resim yapıyorlarken bir Mimar Sinan’lı olarak çok etkilendim.) …Art Walk …

Antep Fıstığı, beyran, Ali Nazik, lahmacun, firik pilavı, pirpirim aşı… batma kaymak, patlıcan kebabı, ayva kebabı, elma kebabı, nohut dürüm… şiveydiz… katmer, fıstıklı baklava…

Arkeoloji Müzesi, Mithra tapınağı, Panoroma Müzesi… Rum Kale… Cam Teras…Gaziantep Kalesi, Mutfak Sanatları Müzesi, Oyun ve Oyuncak Müzesi, Atatürk Anı Müzesi, Zeugma Müzesi ( Gaziantep Müzeler Kenti, kocaman bir açık hava müzesi sanki) Tarihi Hamamı… Kahvesi… derken bir hafta uçtu gitti.

Tabii bu sayfalar zaman içinde çoğalacak ve ben vatanımın tarih kokan bu güzel şehrini ve  izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Kaynaklar: Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi



 

Önce Vatan Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
Gaziantep
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.