BATMAYAN GÜNEŞ ZEKİ MÜREN

20. Yüzyılın ortaları Türkiye'sinde elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başaran, Türkiye’nin en büyük değeri.

BATMAYAN GÜNEŞ ZEKİ MÜREN

20. Yüzyılın ortaları Türkiye'sinde elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başaran, Türkiye’nin en büyük değeri.

23 Eylül 2019 Pazartesi 13:21
63 Okunma
BATMAYAN GÜNEŞ ZEKİ MÜREN

BATMAYAN GÜNEŞ

ZEKİ MÜREN

Ölümünün 23. Yılında

HABER: NEZAHAT GÖÇMEN

Mükemmel bir sese sahip olup, eşsiz yorumlara, bestelere imza atan büyük usta. “Sanat Güneşi” gibi bir ifadeyi hakkıyla taşıyan unutulmaz sanatçı. Bodrum’da yaşarken her kesimden insan kendisine “paşa” diye hitap ediyormuş. Ardında birçok beste ve şarkı sözünü geride bıraktı. Oyunculuk ve şairlik kariyeri de olan Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük değerlerinden Sanatın Paşası. Klasik Türk müziğini sevmemi sağlayan ta kendisidir. Bu yazıyı kaleme alırken radyoda   ” Radyo günlerinden canlı Zeki Müren Şarkıları” çalıyor.  Radyo programını “Kendi besteciklerimdem nihavent bir şarkı…” diye sunuyor.  20. Yüzyılın ortaları Türkiye'sinde elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başaran, Türkiye’nin en büyük değeri.

Zeki Müren Kimdir?

6 Aralık 1931 tarihinde Bursa'da dünyaya geldi. İlk müzik eğitimini dedesi Şehadet Camii müezzini Bıçkıcı Mehmet Efendi’den alan Zeki Müren üç yaşında şarkı söylemeyi öğrendi.

Bursa Osmangazi İlkokulunda okudu. İlkokul öğretmeni tarafından yeteneği keşfedildi.  Müzikli okul piyesinde Çoban rolüyle başrol oynadı. 11 yaşında ortaokula başladı.

Ortaokulu birincilikle bitirdikten sonra ileriyi gören çocuk, babasına İstanbul'a gitmek istediğini açıkladı ve babasının onayıyla 1946 yılında İstanbul Boğaziçi Lisesine yazıldı. Her okulda olduğu gibi liseyi de birincilikle bitirdi.  O dönmede yapılan “Olgunluk” imtihanlarını pekiyi dereceyle kazanıp İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi,  Yüksek Süsleme Bölümünden mezun oldu.

Zeki Müren, İlk bestesini 1949’da yaptı. 1950 yılında,186 aday içinde TRT İstanbul Radyosu sınavında birinci seçildi.

Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar'ın “Bir Muhabbet Kuşu”  şarkısıdır. “Manolyam” adlı şarkısıyla 1955’te Altın Plak Ödülü'nü kazandı. 1964 yılında gazetelerde  “Sahnelerde İhtilal” başlığı ile haberi yazıldı.  1991 yılında Devlet Sanatçısı seçildi.

Zeki Müren Sanat Müzesi

Hayatının son yıllarını geçirdiği Bodrum’daki evi 2000 yılından beri müze. Sanatçının anısına yakışır şekilde düzenlenmiş; Her köşesi ilham veriyor. Yaşadığı yuvasına her yaştan insanlar akın akın ziyarete geliyor. Sanatçıyı genç kuşaklara tanıtmak için güzel bir müze. Her yıl, Bodrum Belediyesi'nin destekleriyle, Mehmetçik Vakfı ve Türk Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen "Zeki Müren'i Anma Etkinlikleri" kapsamında kendi adını taşıyan cadde üzerindeki,  evi önünde mevlit okutulup,  lokma dağıtılıyor.

Zeki Müren'in birbirinden güzel şarkıları eşliğinde müzeyi gezmek oldukça keyifli

Alt katta, Zeki Müren'in oturma odası, yatak odası ve mutfağı bulunuyor. Üst katta ise kendisinin yaptığı resimler, sahne kostümleri, ayakkabıları,  plakları, ödülleri, hayranlarının yolladığı mektuplar ve çizimleri sergileniyor.  Ayrıca üzerinden ışıl ışıl pullar dökülen göz alıcı sahne kıyafetlerinden, askerlik terhis belgesine; kullandığı gramofondan sürdüğü arabaya kadar her eşyasını canlı görebilme imkânı buluyorsunuz. Sanki bir odadan çıkıp “ merhaba “ diyecek gibi bir hissiyatla dolaşıyorsunuz. Nostaljik bir hatıra geçidi sunuyor. Hiç susmayan, eski müzik setinden arka fonda çalan şarkıları sizi eski günlere götürüyor. Gençliğiniz, hatıralarınız canlanıyor. Şarkılarını dinlerken, şu şarkı da bitsin öyle giderim, diye diye, o küçücük evi bir kaç kere galoşla turluyorsunuz. Bahçesindeki cam bölmede 1976 model spor araba sergileniyor.  Ayrıca bahçesindeki çiçekler adeta nöbet tutuyor. Müzekart ile ücretsiz, müze kartsız 7 TL'ye gezebiliyorsunuz.

Anılarından…

Anılar arasında Atatürk’ü anlatan bir anı var ki paylaşmadan geçemeyeceğim. “  Atatürk’ün huzurunda şarkı söylemek ister miydiniz? " sorusu karşısında " estağfurullah " - diyerek gözlerinin önündeki hayalin büyüklüğü konusunda boynunu bükerek söze devam ediyor -" lütufların o kadarını istemeye bilmem hakkım mı var efendim? Sadece döneminde şarkı söylemek isterdim. “demiş.

 

Dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın izlediği bir performansında, o meşhur kostümünü giydiği geceye dair ise şunları anlatmış:

" Mini etek giyerek sahneye çıktığım yıldı. Mini etek ismiyle anılır ama gerçekte bir gladyatör kostümüydü. Arkası pelerinliydi. Kuliste gazino sahibinden şöyle bir ikaz geldi bana: ‘ bu gece gazinomuzda Sayın Cumhurbaşkanı’mız var. Acaba o kostümü bu gece için giymeseniz olmaz mı? ' ben de dedim ki ‘ büyük insanlar toleranslıdır. Sanatçıya hak verirler. Ben kınayacağını veya yadırgayacağını sanmıyorum.’ sonunda tüm çabalarım sonucu o kostümle çıktım, şarkılarımı okudum ve... Bir de ne göreyim? İlk alkış Sayın Sunay paşadan gelmez mi? meğer protokolde alkış olmazmış. Fakat Sunay Paşa bu protokolün bu yasağına aldırmadılar. Beni içinden geldiğince doyasıya alkışladılar. Ve nasıl göğsüm kabardı o gece anlatamam."

Bilinmeyen yönleri

4 takım elbisesi, 11 smokin ve frakı, 23 gömleği, 17 çift bağsız ve makosen ayakkabısı,182 kravatından en pahalısı 75 TL en ucuzu 25 TL olduğunu, yaz-kış duş almadan yatağa girmediğini, Daima sakal tıraşını evde kendisi olduğunu, ayak numarasının38, gözlük camı astigmat 1.50 olduğunu, sabah kahvaltısı yapmadığını, sadece bir bardak meyve suyu içip, dört saat uyuduğunu, soğuk yiyemediğini, 1949-1956 yılları arasında, yedi sene boyunca hiç dondurma yemediğini, derdini anlatacak kadar Almanca bildiğini, hayatında maydanoz tatmadığını, gök gürlemesi ile çakan şimşekten zevk aldığını, kimseyi kıskanmadığını, taksi olsun, hususi olsun, arabanın daima ön tarafında oturduğunu, sevdikleriyle konuşurken "hayatım, şekerim, tatlım" tabirlerini çok kullandığını, sevmedikleriyle konuşmadığını, nazara korkunç inandığını, dünyada en çok Rio'yu ve Kanarya Adaları'nı beğendiğini biliyor muydunuz?


  


Hayatındaki en önemli üç atasözü:

Taklitler aslını yaşatır. Yıldırımlar yüksek tepelere düşerler. Meyve veren ağaçlar taşlanır.

  

O’nun hayatından geçmek için, müze ziyaretine geç kalmayın…

Zeki Müren hayatı boyunca hiç evlenmedi. Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı nedeniyle hayatının özellikle son 6 yılında sahne hayatından ve medyadan uzaklaştı.  Sağlığı için uygun görüp yerleştiği Bodrum'daki evinde inzivaya çekildi. TRT İzmir Televizyonunda kendisi için düzenlenen törende,  45 yıl önce radyoda dinleyicilerine seslendiği mikrofon armağan edildi.  Tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu 24 Eylül 1996’da saat 20.59’da hayata gözlerini yumdu. Bursa Emir sultan Mezarlığı'na defnedildi.   Mutfakta bulunan duvar saati 20.59’da kalmış. Zaman durmuş.

  

  

Vasiyetinde tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfına bıraktı. Zeki Müren’in müze olarak kullanılan evi Kumbahçe’dedir. Bodrum’un en büyük, en güzel mahallesi. Evime çok yakın. Her gün onun görür gibiyim. Sesini sonsuzluğu bırakan Türkiye’nin en büyük değerinin müzesini görün, gezin, ruhuna dua edin...

Sanat Güneş’imiz hiç ölmeseydin,  hep söyleseydin… 600’ü aşkın plak ve kasetin sahibi ruhun şad olsun. Işıklar içinde yat.

 Zeki Müren Radyo Günlerinden Canlı Kayıtlar için linki tıklayınız: https://www.youtube.com/watch?v=De3rryJSE6E

  

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 23.09.2019 06:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.