İstanbul'un havasını gösteren kule

İstanbul'un pek çok noktasından görünen ve tam 191 yıl önce İstanbul'daki yangınları gözetlemek ve haber vermek için inşa edilmiş olan Beyazıt Yangın Kulesi, İstanbullulara hava durumunu da bildiriyor. Kulenin mavi renkte aydınlatılması ertesi gün havanın açık olacağını, yeşil yağmuru, sarı sisi ve kırmızı karı haber veriyor. Pek çok vatandaş hava durumuna göre renk değiştiren ışıkların ne anlama geldiğini bilmiyor.

İstanbul'un havasını gösteren kule

İstanbul'un pek çok noktasından görünen ve tam 191 yıl önce İstanbul'daki yangınları gözetlemek ve haber vermek için inşa edilmiş olan Beyazıt Yangın Kulesi, İstanbullulara hava durumunu da bildiriyor. Kulenin mavi renkte aydınlatılması ertesi gün havanın açık olacağını, yeşil yağmuru, sarı sisi ve kırmızı karı haber veriyor. Pek çok vatandaş hava durumuna göre renk değiştiren ışıkların ne anlama geldiğini bilmiyor.

26 Aralık 2019 Perşembe 13:57
43 Okunma
İstanbul'un havasını gösteren kule

İSTANBUL - 1828 yılında Beyazıt'ta yangınları gözetlemek için inşa edilen 85 metre yüksekliğindeki kulenin tarihini anlatan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarkan Okçuoğlu, şunları söyledi:

“Bulunduğumuz yer çok kadim bir mekan. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiğinde ilk inşa ettirdiği saray aslında bu bölgede. Bu eski sarayın olduğu bölge Sultan 2. Mahmut döneminde yeniçerilerle olan büyük mücadelesinden sonra başka bir binaya çevriliyor. Seraskerlik binası olarak göreve başlıyor. Seraskerlik aslında günümüzdeki genelkurmaylık binası gibi bir anlamı var. Aynı dönemlerde de, 1828 yılında buraya kagir yani taştan, 85 metre yüksekliğinde çok büyük bir yangın kulesi inşa ediyorlar. İşte biz bugün bu yangın kulesinin içindeyiz. Fakat bu yangın kulesi inşa edilmeden evvel, 1749 yılında burada ahşap bir yangın kulesi daha varmış. Bu İstanbul’un çok büyük yangınlarından bir tanesinde, Cibali yangınında inşa edildikten kısa bir süre sonra yanıp kül olmuş. Bunun üzerine bir bina daha inşa ediyorlar, o da ahşap bir bina fakat o da vaka-i hayriye sırasında yanıp kül oluyor. İçinde bulunduğumuz bugünkü bina da işte o hadiseden sonra, birkaç yıl sonra inşa ediliyor. Binanın mimarı da belli, daha doğrusu araştırmacılar binanın mimarını tahmin ediyorlar. Meşhur Balyan ailesinden yani kuşaklar boyunca Osmanlı İmparatorluğuna mimarlık, kalfalık ve müteahhitlik yapmış bir aile bu. Onlar içerisinden Senekerim Balyan kalfanın inşaatı. Ayrıca kapısının üzerinde ikinci Mahmut’a ait çok güzel bir tuğrası olan ve meşhur hattat Mustafa İzzet Efendi’nin kendi geliştirdiği talik hat ile yazdığı bir kitabe de mevcut. Bu kitabede hem Sultan Mahmut’un ismi, hem de binanın yapılış, bitiriliş tarihi mevcut."

YANGINLARI GÖZLEMLEMEK VE HABER VERMEK İÇİN İNŞA EDİLMİŞTİ

Kulenin ilk yapıldığında işlevinin yangınları haber vermek  olduğunu dile getiren Okçuoğlu, “Çok ilginç bir yöntem kullanıyorlar bunun için, kuleden dışarıya uzun tahtalar uzatıyorlar ve gündüzleri bunlara renkli sepetler asıyorlar. Bu sepetlerin belirli anlamları var. Mesela Üsküdar’da bir kule var, birbirleriyle iletişiyorlar ve top atışlarıyla bu yangınlar İstanbul’da duyuruluyor. Geceleri de aynı biçimde fener uzatıyorlar bazen de maytap atıldığı söyleniyor eski kaynaklarda" dedi.

ARTIK HAVA DURUMU İLE İLGİLİ İPUÇLARI VERİYOR

İstanbul’un pek çok noktasından görünen kulenin tepesindeki ışığın, hava durumuna göre renk değiştirdiğini anlatan Okçuoğlu, “Özellikle 1997’deki restorasyondan sonra yine bir sinyalizasyon sistemi mevcut burada, bu kez ışıklarla. Mesela mavi ışık açık havayı, sarı ışık sis, kırmızı tehlikeyi işareti, karlı havayı ve sanırım yeşil de yağışlı havayı gösteriyor. Bunu günümüzde otomatik olarak yapıyorlar. Birtakım sensörler var, onlarla bu ışıklar çıkıyor ve günün her saatinde değişebiliyor. Yani bugün İstanbul’un her yerinden sisli havalarda bu sarı ışıkları ya da diğer ışıkları görebiliyoruz" şeklinde konuştu.

Okçuoğlu, “Aslında ilk yapıldığında biraz daha kısa, daha sonra 1828 yılında inşa ediliyor, yaklaşık bir 20 sene sonra üzerine üç kat daha çıkıyor. Yuvarlak pencereli katlar bunlar. Burada 20 kadar görevli yaşıyormuş bir vakitler, onların odaları var. Daha sonra sanırım 1889 yılında bir de demir gönder çekiliyor üzerine, kulenin boyu iyice uzuyor. Çapı hakkında bir bilgi sahibi değilim" dedi.  

Okçuoğlu, gözetleme katının tavanındaki ihtişamlı resimler ile ilgili olarak ise, “Bu çizimler özel çizimler aslında. Çünkü bu gördüğünüz mavi, beyaz ve gri tonlarda yapılmış duvar resimleri, özellikle 1808-1839 arasında hüküm sürmüş Sultan ikinci Mahmut devrinde moda olmuş. Belli ki bir ekolü temsil ediyor. Ama en önemli tarafı kulenin kapısından girer girmez karşınıza çıkan görüntü. Kulenin kendi kendinin resmedilmiş olması. İçinde bulunduğumuz bu gözetleme katı 360 derece dolanıyor ama tam girdiğimiz yerin karşısında, kulenin kendi resmedilmiş. Bu da çok ilginç bir şey. Herhalde Osmanlı resim tarihinde çok ender rastladığımız bir şey" ifadelerini kullandı.  

“BİZİM GENÇLİĞİMİZDE YANGIN OLDUĞUNDA BU KULEDEN HABER VERİLİRMİŞ"

Gençliğinde kulenin yangınları haber vermek için kullanıldığını söyleyen vatandaşlardan Ertürk Sindal, “Yangın olduğu zaman bu kuleden haber verilirmiş. Buradan baktıkları zaman İstanbul’un her yerini görürlerdi. Çok mühim bir kule. Ta o zamanlardan İstanbul’un havasının nasıl olacağını, yağmur mu var, fırtına mı var, kar mı var. O zaman burada ışıklar yanar bilen bilirdi" ifadelerini kullandı.

“IŞIKLARIN NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİLMİYORDUM"

Beyazıt'ta yaşayan ancak kulenin ışıklarının  ne anlama geldiğini bilmediğini dile getiren, Beyazıt Meydanı'nı gezen bir vatandaşlardan  Buse Cankıran  “Herkesin dikkatini çekebilecek bir kule ama tarihini bilmiyorum. Tepesindeki ışık akşamları yanıyor, güzel oluyor ama ne anlama geldiğini bilmiyordum. Şu an sizinle beraber ben de öğrenmiş oldum. Güzelmiş" dedi.

DHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.