Krokisine bakıldığı zaman dünyanın en mükemmel simetrik yerleşim planlarından biridir Dura Europos…

Dura Europos ‘un özelliğini araştırmaya başladığınızda  erken dönem Hristiyanlık ve erken dönem Yahudilikle ilgili bir çok kaynak esere  rastlarsınız. Burada Yahudiler için kutsal olan her şey duvarlara kazınmıştır. 

Ne hikmetse Suriye’nin her yeri yakılıp, yıkılıp, bombalanırken; İŞİD burada çukur açıyor! Şu ana kadar uydu görüntülerinden İŞİD’in burada yaklaşık 3000 adet çukur açtığı tespit edilmiştir. 

Şimdi kendimize şu soruyu soralım:

İŞİD gibi (kendisini İslami bir örgüt olarak nitelendiren) birileri neden buralarda çukur açsın ve neden buraları bu kadar karıştırsın? 

Bu, size de çok mantıksız gelmiyor mu?

Geçmiş tarihe gidip, araştırdığımızda buranın önemi anlaşılmaya başlanıyor.

Erken Yahudilik döneminde (yani Yahudilik bozulmadan) Kudüs ve çevresi, Yahudilerin kutsal şehriydi. Ve Babil’in başkentiydi. Araştırıldığında (yukarıda da yazdığım gibi) Yahudiler için çok büyük bir önem arz eden ve onlar için kutsal sayılan birçok figüranın duvarlara kazınmış olduğunu görüyoruz.  Hemen sonrasında Hristiyanlıkla ilgili Romalılar ile ilgili Perslerle ilgili birçok kaynak eser ortaya çıkıyor. 

Ama daha derin incelendiğimizde; buranın dini bir merkez olduğunu, Yahudilerin ve Hristiyanların uğruna büyük savaşlar verdiği bir coğrafik bölge olduğunu görüyoruz. 

Yahudiler için kutsal sayılan bir mekan ve bir sandık vardır. Bu sandıkta Hz. Musa’nın ve Hz. Harun’un kutsal emanetleri vardır. İsmi, Ahid (yemin) sandığıdır.  Asurlular, o bölgeyi talan edip, Süleyman mabedini yakıp, yerle bir ettiği zaman; Yahudilerin üç kolundan biri olan bir grup, bu sandığı korumakla görevlendirilir ve  o sandıkla birlikte  tarih sayfasından silinir. Bir daha ne o sandık ne de o grup bulunamaz. Bir rivayette, bu grubun Antakya’ya geldiği, başka bir rivayette ise doğuya gittiği söylenir. 

Antakya’ya geldiklerini düşünürsek; Antakya’nın tarihi ortadadır. Antakya, Allah’ın gazabına uğramış  ve helâk olan bir kavmin yaşadığı bir yerdir.   

İkinci rivayeti düşünürsek; Hz Eyüp’ün  Şam’ın doğusunda, verimli toprakların bulunduğu bir beldede  yaşadığı  söyleniyor.  Hz. Eyüp’ün bir imtihana tutulduğunu ve sonrasında;

‘’Ayağını yere vur, oradan bir su çıkacak, o suyu iç! Ardından bir daha ayağını yere vur, o suyla da yıkan!’’ şeklinde vahiy geldiğini ve Hz. Eyüp’ün, bu sular sayesinde eski sağlığına ve gençliğine tekrar kavuştuğunu ve tekrar yeni bir nesil kurduğunu bir çoğumuz biliyoruz.  Burası da (tarih kaynaklarına bakıldığı zaman) antik kente yani Dura Europos’a işaret ediyor.

Bunlardan iki sonuç çıkıyor!

Birincisi; sandığı alan grup, tarih sahnesinden silindi ve nereye gitti?

Ve neden buradaki birçok tarihi kaynak yer altında? Acaba burası bir yer altı şehri miydi? Ve üzerine fason, göstermelik bir şehir mi kuruldu?

İkincisi; yıllardır Amerikan filmlerinde insanların bilinç altlarına yerleştirdikleri, gençlik iksiri arama hikâyeleri, acaba Eyüp (A.S)’ın yıkandığı ve içtiği suyu arama çabası olabilir mi?

Bunların ikisini birleştirdiğimiz zaman akla şu soru geliyor!

İŞİD, bu bölgede neden çukur açıyor? Bir şeyleri aramış olmaları lazım ki çukur açsınlar! 

İŞİD, bu coğrafyada neyi arıyor?

Bizlere yedirmeye çalıştıkları şey şu:

İŞİD, tarihi eserleri ve Pagan şehrini yok etmek için buraları yıkıyor!

Merak ediyorum, arkasında Amerika gibi İsrail gibi batılı ülkelerin olduğu bir örgüt! Bu kadar değerli tarihi eserleri neden yok etsin?

İŞİD, ORADA YA BİR ŞEYLERİ BULMAYA ÇALIŞIYOR YA DA BİR ŞEYLERİ SİLMEYE ÇALIŞIYOR!

Bir şeyleri silmeye çalışıyorlar ise; gerçekten orada erken dönem Hristiyanlık ve Yahudiliğin delilleri var ise; bunları silip, hak olanı bağıracak olan ve ispat edecek olan İslâmın, yeryüzüne çıkmasına engel olmaya çalışıyorlar!

Bir şeyi bulmaya çalışıyorlar ise; bulmak istedikleri şey; ya Hz. Musa’nın sandığı, ya da Hz. Eyüp’ün gençlik pınarı dediğimiz suyu.

Bunlar, bir efsane gelebilir bazılarına… Fakat unutmayınız ki, bütün efsaneler bir gerçeğe dayanır!

İŞİD orada petrol aramıyor! Altın aramıyor! Tarihi eser hiç aramıyor!

İŞİD öyle bir şey bulmalı ki, bulduğuyla dünyaya hükmetmeli! Peki, bunu neyle yapabilir?

Bakınız, Kaddafi’yi devirdiler ve yerine fason bir hükümet kurdular.  
Libya’yı istedikleri gibi sömürdüler!

Peki, Suriye’yi  devirmek neden bu kadar uzun sürdü? Suriye’nin bu kadar karışık olması İsrail’in işine hiç  gelmeyecekken İsrail ne hikmetse çok güvende?

Suriye karıştı karışalı, İsrail doğru dürüst  savaşa girmedi! Hiç kimse ile çatışmadı? İstediği her şeyi yapabilecek kuvvete ulaştı!

Neden?

Dikkat ettiyseniz bu oluşumu, Süleyman mabedine sahip olan Yahudiler hiç konuşmuyor! Ne Suriye politikasını ne Ortadoğu gündemini…  

Neden?

Çünkü bekledikleri ve o coğrafyada aradıkları bir şey var! Şimdi sadece aradıkları şey ellerine geçinceye  kadar susma politikası izliyorlar! 

Eğer onlar, o topraklarda hükmetmek isteselerdi; Esat döneminde bunu çok rahat yaparlardı. Amaçları sadece ve sadece  o toprakları boşaltmak! Ki zaten Yahudilerin nüfusu, o topraklara hükmetmeye yetmez!

Yeryüzünde dünyaya hükmetmek için iki şeye ihtiyaçları var!

Birincisi; uzun ve sağlıklı bir yaşam…

İkincisi de Süleyman (A.S)’ın  dünyaya hükmetmiş olduğu, Hz. Musa’nın emaneti olan sandık! Süleyman mabedi var iken, nasıl ki Yahudiler dünyanın hükümdarıydı?  

Ki dikkat çekmek isterim, masonluk tam da o dönem kurulmuştur! Eğer ki İŞİD, dünyaya hükmedecek gücü bulmaya çalışıyorsa; bu gücün sandıkta olduğunu biliyor ve o sandığı arıyor!

Bu ikisi elinizde olursa dünyaya hükmedersiniz!

Bitti…

Bırakın vaat  edilmiş topraklar ve büyük İsrail kurma ütopyalarını…

Onlar, eğer büyük İsrail’i kurmak isteselerdi; bunu Cumhuriyet döneminden sonra çok rahat yaparlardı!

 Çooook !!!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.