İmamoğlu'nun Vaatleri Gerçekleşiyor

Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçekmece'de önce kreş, sonra da bölge istihdam ofisi açtı.

İmamoğlu'nun Vaatleri Gerçekleşiyor

Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçekmece'de önce kreş, sonra da bölge istihdam ofisi açtı.

20 Haziran 2019 Perşembe 15:58
129 Okunma
İmamoğlu'nun Vaatleri Gerçekleşiyor

İSTANBUL - Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçekmece Belediyesi tarafından yapımı gerçekleştirilen Halkalı Gündüz Çocuk Bakım Evi'ni açtı. Yağmur altında ve yoğun bir katılımla gerçekleşen açılış, son zamanlarda olduğu gibi, bu kez de mitinge dönüştü. Miting gibi açılışta ilk konuşmayı Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi yaptı. Çebi, kendilerinden önceki yönetim tarafından kullanılmayan, boş halde duran metruk haldeki belediye ek hizmet binasını bu şekilde hizmete açmaktan dolayı mutlu olduklarını belirtti. Ardından mikrofonu alan İmamoğlu, ''Müthiş renkli bir ortam var'' diyerek, ''Bana dediler ki, 'Gündüz bakım evi' açacağız. Birkaç işim uzadı, geciktim. Açıkçası böyle 7'den 77'ye bir coşku beklemiyordum. İyi ki varsınız. Sevgi ve insanların içtenliğiyle ilgili bir atmosfer yaşıyoruz. Bu, beni o kadar mutlu ediyor ki. İçimdeki bütün sevgi, hem milletime hem insana olan sevgi sizlere geçmiş. Sizler de aynı şeyleri bana yaşatıyorsunuz. Bu, bir yöneticinin isteyeceği bir şey. Bir yönetici; tamam seveni de var ama nefret edeni de var. Allah nefretten korusun. Ben, herkesin sevgi ve saygısını kazanmak isterim. Hayat ve toplum böyle güzelleşebilir. Ancak böyle bir arada ortak akılla iş üretebiliriz'' şeklinde konuştu. 


"Kerş'i biz hatırlattık"
''Kemal Çebi başkanımın Küçükçekmece için hayal ettiği çok şey var'' diyen İmamoğlu, şunları söyledi: ''Başaracak da. Birlikte üreteceğimiz başka işler de olacak. Onu da hep beraber birlikte başaracağız. Çünkü inşallah 24 Haziran sabahı itibariyle kol kola çalışmaya başlayacağız. Burada atığımız bu kreş adımını İstanbul'un tamamına yayacağız. Bizim temelde isteğimiz çocuklarımızın iyi eğitim alarak, hayata hazırlanması, annelerin, kadınların üretim hayatına dahil olmaları. Kadınların haneye katacağı bu kazanım, ailelerin ekonomik anlamda da rahatlamasını sağlayacak. 17 yıldır İBB ile bu şehri yöneten akıl, bu işi düşünemedi, biz geldik, onlara 'kreş' demeyi bile öğrettik. En azından hatırlattık. Çocuklarımızı geleceğe iyi yetiştireceğiz. Hiçbir zaman çocuklarımızın akıldan ve bilimden ayrılmasını sağlamayacağız. Onlar akıllı, bilimi bilen ve aynı zamanda kültürü, sanatı hayatına katmış ve tabii ki milli geleneklerine, değerlerine bağlı nesiller olmalarını sağlayacağız. Böyle olduğu zaman bu millet çok güçlü bir millet olur. Başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Çünkü muazzam bir nesil var.''


"İçerikli eğitim vereceğiz"
Konuşmaların ardından açılış kurdelesi de yağmur altında, İmamoğlu ve Çebi tarafından kesildi. Ardından kreşi gezen ikili, basının ve vatandaşların yoğun ilgisi altında kreşi gezdi. İmamoğlu'nun bazı çocukları kucağına alıp sevmesi renkli görüntülerin yaşanmasına neden oldu. Kestiği kurdelenin parçasını çocuklardan birine hediye eden İmamoğlu, kreş ve benzeri projelerine ilişkin görüşlerini gazetecilerle paylaştı. ''Bizim bütün projelerimiz fedakarlık istiyor'' diyen İmamoğlu, ''Neyi tamamlamak istediğinize dair bir şey. Kemal Çebi arkadaşımız da öncelediği bu işi hızlıca, böyle boş bir binayı çok verimli hale getirerek, oyun alanları ve dersliği olan ve burada dünya dillerini öğrenecekleri, aynı zamanda eğitime hazırlanacakları, işitme engellilerle ilgili işaret dilini bile öğrenecekleri, içeriği olan, hayata hazırlayan… Biz sadece bir yapıdan bahsetmiyoruz. İçini doldurarak, eğitim felsefesi olan bir yapıdan bahsediyoruz'' şeklinde konuştu: 




"Marifet nerede biliyor musunuz? İnsan yetiştirmekte"
İmamoğlu, şunları söyledi: ''Amacımız bu kavramı bütün İstanbul'a yaygınlaştırmak. Bu bir seferberlik. İstanbul'la ilgili yol haritamızı hazırlarken benim en çok dikkatimi çeken şey, 0-4 yaş arası 1 milyon 200 bin çocuğun olmasıydı bu kentte. İBB'nin bu konudaki bütçesi yok hükmünde. Mesela bir bütçelemede cinsiyet eşitliği gözetilmiş mi? Kadına dair neler var? Bunlar hesaplanabiliyor artık. Biz, bu alanlarda çocuklarımızın bu eksikliğini gidermeye başlıyoruz bu anlamda. Bu güzel kızımızı annesi yanına alacak, İstanbul'u gezecek. Sağlığı için, ücretsiz binecek, hastaneye gidecek. Sosyal tesislerden, anne ve çocuğu yüzde 40 indirimli faydalanacak. Çocuğu niye önceliyoruz? Belediye bunu altından kalkmayacak da neyin altından kalkacak? Biz, bu memlekette proje kavramını değiştirdik. Yapılar, köprü… Bunlar dünyanın en kolay işi. Marifet nerede biliyor musunuz? İnsan yetiştirmekte. Biz, insan yetiştireceğiz Hepimiz, hep birlikte, her konuda seferberlik yapacağız. İstanbul, ancak seferberlik felsefesiyle düzelebilir. Rutine bırakırsak İstanbul'u, gerçekten zor durumda şehir. İstanbul'un her mahallesini gezdim. Biz, vatandaşın işini kolaylaştıran bir belediyeciliği vatandaşlara hakim kılacağız.''


"Bizim işimiz dar gelirlilerle"
''Kurduğumuz ve kuracağımız kreşlerin bütçelenmesi konusunda sıkı bir çalışmamız var'' diyen İmamoğlu, ''Geliri olmayan ailelere ücretsiz olacak. Aynı ailelere, iş bulma noktasında yardımcı olacağız. Bunun benzerini Beylikdüzü'nde yapıyoruz. Bu, bizim için bir tecrübe. Bizden daha iyi yapan ilçeler de var. Bu ortak akılla bunları olgunlaştırıyoruz şu anda. Daha sonrasında iş bulup, gelir sağladığımız ailelere belli bir ücretlendirme olacak. Tabii ki biz anaokulu, kreş işi yapan firmaların işini elinden alacak değiliz. Bizim işimiz dar gelirlilerle. Çalışmak zorunda olan yalnız anneler var. Belediyenin diğer kurumlara göre en büyük avantajı, mekan belediyenin. Kira demiyor. Kamu hizmeti yapıyor. İstanbul halkının bütçesini, ihtiyacı olan İstanbullu ailelerle paylaşıyor. Aslında bu bir, sosyal adalet. Rutin giderin olmadığı yerlerde sadece çalışan gideri olacak. Tümüyle sosyal demokrat belediyeciliğin felsefesini taşıyan bir model. Tabiri caizse, kimsenin hakkını kimseye vermiyoruz. Burada hayatını kolaylaştırdığımız aileler, bir süre sonra buralarda hizmet vermeye de başlayacak. Seferberlik kapsamında bu işin içine gönüllü aileler, firmalar dahil olacak. Burada artı istihdamlar yaratacağız. 200 bini buldu İstanbul Gönüllüleri. Biz onları, seçimi kazanalım diye davet etmedik. Bu kavramla İstanbullu dayanışmasını hazırlıyoruz'' ifadelerini kullandı. 


"İBB'nin sıfır kreş açmasına siz ne diyorsunuz?"
Bir gazeteci İmamoğlu'na, ''Rakibiniz Binali Yıldırım, sizin Beylikdüzü'nde 11 kreş vadettiğinizi ama sadece bir kreş açabildiğinizi söyledi. Siz ne diyeceksiniz'' sorusunu yöneltti. İmamoğlu, bu soruya, ''Olabilir, eksik kaldığımız şeyler var. Ben ona şöyle hatırlatayım. 25 yıldır İBB'yi yöneten, 17 yıldır iktidardaki İBB'nin sıfır kreş açmasına siz ne diyorsunuz? Koca İstanbul, yazık değil mi? Hepsini düzelteceğiz. Gördüğümüz eksiklerle 5+5 yılda inşallah her şeyi düzelteceğiz. Bir ülkenin başbakanı olarak Binali Bey'in de yapamadıklarını, İBB'yi onların adına yönetenlerin de yapamadıklarını hep beraber yapacağız. 10 yılda yapamadıklarını 5 yılda düzelte şansımız olmadı. İBB'nin başına geçince daha hızlı çözeceğiz'' şeklinde yanıtladı. 


"200 bin insana iş bulacak bir sistem"
İmamoğlu, daha sonra yine Küçükçekmece Yeşilova Mahallesi'nde faaliyete geçirilen, 'Bölgesel İstihdam Ofisi'nin açılışını gerçekleştirdi. İmamoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, şunları söyledi: ''Küçükçekmece Belediyesi sınırlarında açılan bu istihdam ofisimiz, aslında vaatlerimizden birini de temsil ediyor. 200 bin insana iş bulacak olduğumuz sistemi yönetecek olan bu merkezlerimiz, aynı zamanda eğitim yapan merkezi kurslar ve daha üst teknolojilere insanları hazırlayacak olan İSMEK olsun, Küresel Kent Akademisi olsun, Kent Enstitüleri olsun bunlarla entegre bir çalışma yürütecek. Buraya gelen insanlar meslek sahibi ise, burası aynı zamanda işgücü arayanlarla sıkı bir diyalog, böyle bir portal oluşturuyor. Bu portal üzerinden işgücü arayanla iş arayanı bir araya getirmiş olacak. Hiçbir deneyimi olmayan insana da mesleki eğitim noktasında bilinçli, koordineli, ihtiyaç duyulan alana göre eğitime yönlendiren, takip eden, sertifikasını aldıktan sonra garantili iş sistemi kuran bir merkez haline gelecek. Burası şu anda özellikle yakın bölgesine de Bakırköy'e, Avcılar'a, özellikle Bahçelievler'e, bu bölgeye hizmet edecek. Zaman içerisinde hedefimiz bunu bütün ilçelere, mümkün olduğu kadar, özellikle işgücünün yoğun olduğu ilçelerde yaygınlaştırmak olacaktır. Bir nevi vaatlerimizi hisseden ilçe belediye başkanlıklarımız nasıl bu konuda hızlı çalışmaya başladıklarını da birkaç gün içinde görmüş olduk.''

İmamoğlu, ofisi gezdikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu'na sorulan sorular ve seçilmiş İBB Başkanı'nın sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu: 

Küçükkaya ile birlikte görüşmeniz etik mi? Aynı durum Binali Yıldırım'la ilgili olsaydı buna tepkiniz nasıl olurdu? 

- ''Etik mi'' sorusunu Mahir Ünal'a sorabilirsiniz. Çünkü bu konuda görüşme yapılacağı konusunda karar birliği yapılmıştı Sayın Mahir Ünal ile Engin Altay. Ondan sonrasını yönetecek olan moderatör. Zaten o da kendi açıklamalarını yapıyor. Bizi aradı, zaten bizimle görüşme yapacağı Mahir Ünal ile Engin Altay görüşmesinde ortaya çıkmıştı. Sayın Mahir Ünal böyle bir açıklama yaptı. Aradı, geldi. Bir talebimiz olup olmadığını sordu. Diğer açıklamaları zaten yaptım. Ben kendime düşen etik davranışı yerine getirdim. Diğer kısmında etik kim davranmadı? Sayın Yıldırım mı davranmadı veya davrandı mı onları bilemem. Onlar kamuoyunun takdirinde. Ben hiçbir şeye müdahale etmedim. Hiçbir zaman bu işi basite almadım. Altı aydır ısrar ediyorum bu işin olması için. Olması için en büyük çaba gösteren benim, bu işi teklif eden kişi de benim. Aynı zamanda bu işe 'vız gelir tırıs gider, kim olursa olsun' diyen de Sayın Yıldırım. Ben öyle bir şey de demedim. Onun ortaya koyduğu bütün önerileri de kabul ettim. Bu kadar basit. O dedi, evet dedik. Bu dedi, evet dedik. Kaldı ki ben bir kadın olması yönünde teklifimi yapmıştım, onu reddetti. Neden reddetti bilmiyorum. Böyle görüşmeler oldu. Bir çok şeyde ben çok şeffafım. Hiç şüpheniz olmanız. Etik davranış konusunda ahlaki prensipleri yukarıdan aşağıya yazın. Kimin buna aykırı davrandığı konusunda çok net görürsünüz. 

İsmail Küçükkaya yaptığı açıklamada sizin bir isteğiniz olmadığını, 31 Mart'ı konuşmak istediğinizi söyledi. Bu istekten sonra mı 31 Mart gündeme geldi? 

- Hayır. Tabi ki Sayın Küçükkaya'ya böyle bir talepte bulundum ama bu talebi ben ilk başta Mahir Ünal ve Engin Altay görüşmeye başladıklarında ben bu notu verdim. İstanbul konuşulacak diye hatırlarsanız Sayın Yıldırım bir sınır çizmişti, İstanbul konuşulursa diye. İstanbul tabi ki konuşulacak ama 31 Mart sonucu da İstanbulla ilgili bir konudur. Bu da konuşulacak. Ben bu talebimi ilk görüşme başladığında ilettim. O gün geldiğinde Sayın Küçükkaya'ya yine ilettim.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sancaktepe mitinginde "31 Mart seçim sonuçlarına en çok Yunan medyası sevindi" dedi…

- Siyaset ve ahlak. Bunlar değerli kavramlar keşke herkes buna uygun hareket edebilse. Ben uygun hareket etmeye özen gösteriyorum. Keşke Cumhurbaşkanı karar verdiği üzere bu sürece dahil olmasaydı. Cumhurbaşkanlığı makamını hep farklı bir yete koydum. Koymaya da devam edeceğim. Devlet omurgası vardır bu ülkenin. Bu değişmemeli. Taraf olunmamalı. İnsanların sığınacağı ve ortak akıl olarak göreceği makamlar olmalı. Bu kadar siyasallaşmamalı. Aşırı siyasallaşmanın bir sonucu. Belli ki yoğun bir kaybetme endişesi oluşmuş. Akıllarına ne geliyorsa konuşuyor herkes. Farklı farklı konuşuyor herkes. Sayın Cumhurbaşkanı, rakibimiz, Ekrem İmamoğlu'ndan sorumlu bakanların hepsinin konuşmalarına bakıyorum. Daha bilmediğiniz, bana ulaşan kamu kurumları üzerinden baskılar vs. Galiba kaybetme psikolojisinin yarattığı bir travma. Tehditler zaten 23'üne kadar. Milletin iradesi ortaya çıktı mı herkes normale döne. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu Valisi'ne hakaret ettiğinizi ve bunun başkanlığınızı önünde engel teşkil edebileceğini ima etti…

- Dava açılabilir , her şey olur. Biz de savunmamızı veririz. Bunu en iyi Cumhurbaşkanı bilir. Milletin iradesinin önünde hiçbir güç duramaz. Ve bizim her hareketimiz hukuk çerçevesindedir. Şu anda milletin iradesine saygı duyulması gerektiğini en iyi Cumhurbaşkanı bilir. 


Rakibiniz Binali Yıldırım, bir TV programında, sizin hakkınızda Beylikdüzü Belediyesi'nde kamu zararı oluşturduğuyla ilgili dava olduğunu iddia etti…

- Doğru. Benimle ilgili Sayıştay raporunda, bir zarar raporu var. Belgesini de hazırladım. Yalnız şöyle bir fark var. Bu konuda ifadelerimiz de alındı. Bir davaya dönüşmedi bildiğim kadarıyla. Burada 6,5 milyon TL'lik zarar denilen şey, çalışanlarıma vermiş olduğum tavan ücretin üstündeki rakamlardan dolayı. Beylikdüzü'ndeki çalışanları düşündüğüm için Sayıştay'da sorgulanıyorum. Lüks araçlar veya usulsüz tahsisler vesaire değil. Ben unutmuştum. Binali Yıldırım hatırlattığı için teşekkür ederim. İBB'nin çalışanları nasıl bir belediye başkanı olduğunu görecekler sayın Yıldırım sayesinde.

Haber: Elif Hayvalı

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.