Yunanistan'da Batı Trakya Türkleri, 29 Ocak 1988'de ortaya koydukları direniş ve sonrasındaki mücadeleyle ellerinden alınan vatandaşlık haklarını büyük oranda geri kazansa da azınlık hakları ve Türk kimliğinin tanınmasına ilişkin temel problemlerin devam ettiği belirtiliyor.

"Dr. Sadık Ahmet Fırtınası" adlı kitabın yazarı Mehmet Koca, 29 Ocak Milli Direniş Günü dolayısıyla Batı Trakya Türklerinin güncel sorunlarını değerlendirdi.

Koca, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının Lozan Anlaşması'ndan kaynaklanan hak ihlallerinin Lozan'dan sonra başladığını hatırlatarak, şunları söyledi:

"Problemlerin yoğunlaşması ve hızlanması ise 21 Nisan 1967'deki cunta hükümetiyle oldu. Türk Azınlığına pek çok haksızlık yapıldı. Mesela toprak alımı, gayrimenkul satımı, inşaat izinlerinin verilmemesi, hatta sürücü belgelerinin verilmemesi, yasak bölgeler, Türk kimliğinin kullanılmaması, Türklüğün Türk demenin adeta yasaklanması ve Yunanların eğitimde ağırlığını iyice hissettirmesi. Türk Azınlık, bu ihlallere uzun yıllar katlandı ta ki 1983'te Türk derneklerinden 'Türk' kelimesi yazılı tabelaların idari kararla indirilmesine kadar."

Türk Azınlığının bu kararın ardından hemen aşırı bir tepki vermek yerine hukuk yoluyla mücadele başlattığını kaydeden Koca, yaklaşık 4 yıl süren mahkemenin ardından yargının idari kararı doğru bulmasının Türk Azınlığının öfkesini artırdığını bildirdi.

Koca, mahkeme kararı öncesi dönemin hükümet sözcüsünün "Türk Azınlık yok, Müslüman Azınlık var." ifadesinin de biriken öfkede önemli rolü olduğunu dile getirerek, şunları aktardı:

"Bu şekilde Türk Azınlık öteden beri zaten biriken problemlerle tamamen dolmuş olduğundan patlama noktasına geldi ve 29 Ocak 1988'de patladı. Mahalli polis teşkilatı, köylerde jandarmalar insanların Gümülcine'ye intikal etmemesi için tedbir aldılar, yolları kapattılar, vasıtaları salmadılar. Bunlara rağmen Türk Azınlığı bütün köylerden, dağdan, ovadan, ormandan, dereden, tepeden insanlar Gümülcine'ye akın etti."

"Türk Azınlığın temel problemleri hala devam ediyor"

Tunceli’de badem ağaçları vaktinden önce çiçek açtı Tunceli’de badem ağaçları vaktinden önce çiçek açtı

Batı Trakya Türkleri tarihinde 29 Ocak 1988'de yapılan büyük yürüyüşün bir ilk olmasına karşın o günü tarihe geçiren en önemli faktörün 2 sene sonraki yıl dönümünde yaşananlar olduğunu ifade eden Koca, Yunan fanatik gruplarının Türk Azınlıklara ait dükkanlara saldırarak 500'ün üzerinde iş yerini talan ettiğini söyledi.

Koca, 29 Ocak'a yol açan en temel sebebin Türk kimliğinin inkarı olduğunu vurgulayarak, şunları anlattı:

"Mücadeleler sonucunda daha önce alınan vatandaşlık haklarının hemen hepsi iade edildi ama temel sorunlar devam ediyor. Temel sorunlar da Batı Trakya'daki Türk varlığının inkar edilmesi, eğitime müdahaleler, tayinle müftü atanması ve cemaat tarafından idare edilmesi gereken vakıf mallarının Yunanistan tarafından atanan idareciler eliyle kontrol edilmesi."

Müftü seçimi, vakıflara ilişkin haklar ve eğitimde özerkliğe ilişkin Türk Azınlığının haklarının tarihi anlaşmalara dayandığını ve imzacı ülkelerin garantör konumunda olduğunu aktaran Koca, eğitimde Türkçe müfredatın azaltılması ve zorunlu anaokulu eğitiminin Yunanca dayatılması yoluyla da bu hakların hala ihlal edildiğine dikkati çekti.

"Çocuklar anaokulunu Yunanca başlayıp Yunanca bitiriyor"

Koca, Batı Trakya Türk Azınlığının 29 Ocak ruhunu korumak için her sene yıl dönümünde etkinlikler organize ettiğini belirterek, milli ruhun canlı tutulması için bu tarihin unutturulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Türk Azınlığının 29 Ocak ruhuyla tarihi anlaşmalardan doğan haklarını elde edinceye kadar mücadelesine devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Koca, sözlerini şöyle tamamladı:

"Lozan Anlaşması, Türkiye'deki Rum Azınlığın ve Yunanistan'daki Türk Azınlığın kendi cemaat idarelerini seçeceğini, kendi okullarını idare edeceğini yani bu haklara sahip olduğunu söylüyor. Bunlar görmezlikten geliniyor, eğitim son derece baskı altında. Küçücük çocuklar anaokulunu Yunanca başlayıp Yunanca bitiriyor. Yunanistan bizim Türklüğümüzü inkar etti, cemaat ve vakıf idarelerimiz el koydu. Türk Azınlık tüm bunları kabul edip kuzu kuzu bekleyecek mi? Tabii ki hayır."

Kaynak: AA