Meselemiz sanat, misalimiz hayat

Meselemiz sanat, misalimiz hayat

21 Ekim 2017 Cumartesi 15:00
1574 Okunma
Meselemiz sanat, misalimiz hayat

Dünya üzerinde birçok kukla türü ve kukla oyunu var. Biz bunraku tipi kuklalar ve genelde muppet diye bilinen büyük el kuklaları kullanıyoruz. Marionette kuklalar genellikle Türkiye’ de şov amaçlı sahneye çıkarılıyor. Bu yüzden marionette kuklalar oyun yelpazemizde pek yok.

Röportaj: Aziz Karataş

Merhaba ilk önce bize kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba. İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Sanat anlamında da orada yetiştim. 97’den bu yana tiyatronun içindeyim. Deyim yerindeyse ‘alaylıyım’. Sosyoloji okudum. Bununla beraber tiyatro oyunculuk, yazarlık, yönetmenlik alanında  uzman sanatçılardan eğitim aldım. Yetişkin ve çocuk oyunları yazdım, yönettim, oynadım, seslendirdim. Birçok oyunla yurtiçi ve yurtdışında turneye çıktım.Sanatımla ilgili çoğu alanda eğitim verdim. Hem sanatçı olarak hem de Misal Sanat olarak UNIMA- Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunları Birliği üyesiyiz. Sanat  tutkusuyla yirmi yılı devirdim.Fakat asla ben ‘oldum artık’ demedim. Hala birçok atölye ve eğitime katılmaya devam ediyorum.Dünyada sevgi ve barışın, kardeşliğin sanatla tesis edilebileceğine inanıyorum. 

İçinde bulunduğumuz bu teknoloji çağında, yetişkinler bile tiyatro izlemezken kukla tiyatrosu ile çocuklara nasıl ulaşabiliyorsunuz?

Sanat bizim ülkemizde hep ötelenen bir mecra olmuştur. Tiyatronun kaderi daha da kötüdür. Sinema, müzikten çok sonra gelir çoğu zaman. Hele hele üç yaşında çocukların bile elinde telefon, tablet oyunla zaman tükettiği bu devirde, çocuklar İçin Kukla Tiyatrosu yapmak, evet zor. Fakat çocuklar beğendikleri bir şeyi çok çabuk tutuyorlar. Annesinin babasının elinden tutup ‘baba beni tiyatyoyagötüy’ diyebiliyorlar. Biz zaten değerler eğitimine yönelik, bir teması olan oyunlar koyuyoruz sahneye. Çocuk sadece eğlensin, gülsün, oynasın evine gitsin demiyoruz. Eğlence ve komediyi araç olarak kullanıyoruz.

Neden değerler eğitimine yönelik oyunlar yapıyorsunuz? 

Milli eğitim müfredatında zaten uzun yıllardır değerler eğitimi vardı. Çoğu kurumda başarılı formüller uygulanıyor. Fakat bazı okullarda panodaki bir iki şiir ve hikâyeden öteye geçemiyor. Tüm dünya artık Sosyal Bilimler çerçevesinde eğitimler uyguluyor. Mesela bir insan tıbbi eğitimini dereceyle bitirebilir fakat hasta ile nasıl iletişim kuracağını bilmedikten sonra o aldığı derecenin hastaya bir faydası olmaz. Bu yüzden çocukluktan itibaren değerleri kazandırmak çok önemli. Çocuklara yönelik en etkili yöntemin de kukla olduğunu düşünüyoruz. Ekibimizdeki  M. Mahir Aksu bu konuda doktora yapıyor. Akademik anlamda da “Kukla İle Değerler Eğitimini” bilimsel bir temele oturtmak istiyoruz.

Temalarınızda ne tür değerlere yer veriyorsunuz?

Bizim için en önemli ölçek; değerlerin evrensel olması. Ancak bazı okullar sadece geleneksel değerleri temel alırken, bazıları sadece dini değerleri, bazıları da sadece demokratik değerleri temel alarak öğrencilere sunuyorlar. Biz ise bahsettiğimiz değer gruplarının tamamına yönelik oyunlar hazırlayıp sunuyoruz. Paylaşmak, sorumluluk, empati, saygı, doğruluk, dürüstlük. Tabii çocuklara eğlendirerek, güldürerek bunları vermeye çalışıyoruz. Çocuklar eğlenmedikleri öğretileri iki gün sonra unuturlar.Çocukdeyip geçmiyoruz, ciddiye alıyoruz. Kendimiz sevmediğimiz, eğlenmediğimiz bir metni asla çocuklara sunmuyoruz.

Kukla deyince akla hep Karagöz Hacivat ve ipli kukla geliyor. Sizin kuklalarınız daha mı farklı? Ne tür kuklalar kullanıyorsunuz?

Dünya üzerinde birçok kukla türü ve kukla oyunu var. Biz bunraku tipi kuklalar ve genelde muppet diye bilinen büyük el kuklaları kullanıyoruz. Marionette kuklalar genellikle Türkiye’ de şov amaçlı sahneye çıkarılıyor. Bu yüzden marionette kuklalar oyun yelpazemizde pek yok. Karagöz Hacivat ile ilgili de çalışmalarımız var. Bununla ilgili ustalarla görüşüyoruz. 

Kuklalarınızı kendiniz mi yapıyorsunuz?

Evet, kendimiz yapıyoruz. Bu aslında zorlu ve uzun bir süreç. Kuklanın pratik olması, hafif ve estetik olması, canlandıracağı karaktere uygun olması gibi birçokkıstas var. Çoğu kuklayı yaptıktan casta uymuyor diye kenara ayırdığımız olmuştur. Oyuncu seçmeleri gibi 

Masallardan uyarlama mı yoksa orijinal metinler mi oynuyorsunuz?Oyun metinlerini kim yazıyor?

Biz bu konuda çok şanslıyız diye düşünüyorum. Çünkü çok iyi bir yazar kadromuz var. Songül Kaya, Esra Uncu Özer ile birlikte  yazıyoruz.  Yazmak çok zorlu bir süreç. Siz de yazarsınız, bunu çok iyi bilirsiniz. Biz hem çocuklara yazıyoruz hem de çocukça ruhumuzu paylaşıyoruz aslında.  Çocukların ruhuna dokunmak çok önemli. Metinlerimiz orijinal hikayelerden oluşuyor. Bununla beraber masallardan uyarlamalara kapalı değiliz, önümüzdeki dönemlerde bu tip oyunlar çıkarabiliriz. Yazar kadromuz aynı zamanda çocuklar için harika bir seri hazırlıyor. Çocuk edebiyatına yepyeni bir soluk getirecek, samimi bir üslupla gönüllerine girmek istiyoruz. 

Hep mesaj, hep mesaj çocuklar yorulmuyor mu?

İşte sanat aslında bu soruya cevapta gizli bence. Önemli olan önermeyi seyirciye hissettirmeden verebilmek. Didaktik bir şeyi kimse kabullenmez. ‘Yalan söylemek kötüdür’ dediğimiz zaman, seyirci kendini geri çeker. Eh, bunu zaten biliyor çünkü. Yalan söyleyen de geri çeker çünkü kendini öyle uluorta sahnede görmek istemez. Ama inandığımız doğruyu, vermek istediğimiz değeri sıcak, samimi bir hikâye ile verdiğimizde seyirci yani çocuklar zaten doğruyu buluyorlar.

Dikkat ettim de çocuklardan hep seyirci diye bahsediyorsunuz.

Çünkü onlar bizim seyircimiz. Bizim en kıymetlilerimiz. Çocukların da kendilerine göre, bir vizyonu, zevki, beğeni kriteri vardır. Biz onlara karşı yaptığımız her şeyde onları ciddiye almazsak, onlar da bizi ciddiye almaz.

Komedi. Hem de çocuklara yönelik komedi yapmak zor olmuyor mu?

Hem de nasıl?  Bizim millet olarak trajediye, drama meylimiz var. Ancak son dönemde komediyi daha fazla tercih eder olduk. Son on yılın en çok izlenen ilk üç filmi komedi filmi mesela. Çocuklar zaten eğlenmeyi, hoş vakit geçirmeyi, hissettiklerini yaşamayı severler. Yetişkinlere kaliteli komedi yapmak zor, çocuklara daha da zor.Komik ile komediyi ayırmak lazım. Bir karakter, koşar, koşar, ayağı kayıp düşer, bu komik olur.Ama komedi zekice yazılmış, kurgulanmış bir bütündür. Şimdiki jenerasyonu komiklikler yaparak güldüremezsiniz, zeka barındıran espriler gerekiyor. Biz de bunu amaçladığımız için çok güzel dönütler alıyoruz. Her oyunumuzun sonunda seyircilerin yani çocukların,öğretmenlerin, velilerin görüşlerini paylaşabilecekleri bir seyirci defterimiz var.

Seyirci defteri tutmak büyük cesaret. Bununla tam olarak neyi hedefliyorsunuz? Mahsuru yoksa ilginç birkaç yorumu bizimle paylaşır mısınız?

Oyunlarımızın dönütlerini, etkisini görmek istiyoruz. Özellikle çocuklara eleştirel bir bakış açısı da kazandırmak istiyoruz. Eksiklerimiz varsa gidermek, güzel yaptığımız şeyleri daha da köpürtmek istiyoruz. Ve ayrıca seyirci yorumları bizim en büyük motivasyon kaynağımız. O kadar güzel şeyler yazıyorlar ki. Seçmek zor olacak. Ama iki tane paylaşalım. Mesela bir 4.Sınıf öğretmeni Merve Ş şöyle yazmış: “Sinema filmlerinin, çizgi filmlerin ve dizilerin içinde hapsolmuş gibiyiz. Emek kokan kukla gösteriniz bizi kendimizegetirdi. Eğitici ve öğretici olmanın komediyle birleşmiş göstergesi olan gösteriniz için teşekkür ederiz.” Bir de bir çocuk seyirci yorumu paylaşalım. “Ben 4/A sınıfında Zeynep S. Nezaket kurallarını komik ve eğlenceli bir şekilde anlatmışsınız. Çok komikti, çok eğlendim. Bence bütün Türkiye’yi gezmelisiniz.”

Kukla Tiyatrosunun, Çocuk Tiyatrosundan farkı nedir sizce?

Kukla Tiyatrosu’nda hareketler ve mekân daha kısıtlı. Çocuk Tiyatrosu’nda bir oyuncu var her hareketi, jesti mimiği yapabiliyor. Fakat kuklada öyle değil. Karakterin sözleri ve ses tonu çok önemli. Ama ben kuklaların çocuklarla özel bir bağı olduğunu düşünüyorum. Çocuklar kuklayı bir oynatan olduğunu biliyor fakat bu aramızda küçük bir sır olarak kalıyor. İyi bir oynatımla bir kukla vasıtasıyla bir çocuğa her şeyi öğretebilirsiniz.

Ses dediniz de bir duyum aldık. On tane birbirinden farklı ses çıkarabiliyormuşsunuz doğru mu? Nasıl yapıyorsunuz bunu?

Evet, doğru. İşte bunu herkes soruyor.  Doğuştan bir yetenek var tabii. Uzun yıllar bunu geliştirmeye uğraştım.Radyo Tiyatrosu yapmanın da çok faydası oldu. Sekiz kişilik ekip gibiydim. Barbaros Hayrettin Paşa’nın çocukluğunu seslendirdikten beş dakika sonra yaşlı bir gayrimüslim kadını seslendiriyordum. 

Oyunların interaktif olduğunu belirttiniz. Kukla ile doğaçlama yapmak zor olmuyor mu?

Önemli olan kuklaya ruhunu verebilmek. Bir kediyi oynatıyorsam, elime kukla geçtikten sonra aslında ben bir kedi olarak konuşup, düşünüp, tepki veriyorum. Kediler konuşur mu? Kukla sahnesinde konuşur. 

Çocuklar bağ kuramadıkları kişi veya karakteri benimsemezler. Siz onlarla bağ kurabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Kukla çocukların en güzel bağ kurabilecekleri şey. Çünkü onların dünyasından,hayal kurabilecekleri, eğlenceli komik ve neşeli karakterler. Sevgili çocuklarımız aslında sevdikleri bağlandıkları her şeyle devamlı ilişki içinde olmak isterler. İzledikleri bir çizgi filmi onlarca kez izleyebilir, bir oyuncakla aylarını geçirebilirler. Bizim kukla karakterlerimiz de tıpkı çocuklar gibi. Hataları var, öğreniyorlar, üzülüyorlar,gülüyorlar. Onların içlerinden karakterler.O yüzden güzel bağlar kuruluyor. Zaman zaman kuklalarımıza ayakkabı, etiket, oyuncak gibi hediyeler geliyor,  “benim, evde kullanmadığım bir beşiğim var, bize gelip orada uyuyabilirsin” diyenler bile çıkıyor.

Gösterilerinizde yaşadığınız ilginç hikâyeler var mı? 

Çok var. Aslında saatlerce anlatabilirim. Fakat en etkileyici olanlardan birini paylaşayım. Paylaşmak güzeldir isimli bir oyunumuzda kuklalarımız sahneye çıkar çıkmaz bir seyircimiz gülmeye başladı. Gösteri bitene kadar kuklalarımızla konuştu ve neredeyse aralıksız güldü, eğlendi. Oyunumuz bitince sınıf öğretmeni bize bu çocuk hakkında bilgi verince bizim bütün sezon yorgunluğumuz uçtu, gitti. Üçüncü sınıfa giden bu seyircimiz üç yıldır göz teması dâhil, ne ailesi, ne arkadaşları, ne öğretmenleri kimse ile iletişim kurmuyormuş. Bunca uzun bir süreden sonra ilk defa kuklamız Maydanozla konuşunca büyük bir başlangıç oldu. İnanın o an ‘biz çok doğru bir şey yapıyoruz’ diye düşündüm. Avrupa’da ve Amerika’da kukla, eğitim ve tedavi dâhil her yerde kullanılıyor. Bizim de sosyal bir sorumluluk duygusu ile doktorlarla planlı olarak tedavi amaçlı görüştüğümüz aileler var. Bu tarz şeylere açığız.

Bundan sonrası için farklı projeleriniz var mı?

Biz Misal Sanat olarak her dönem tecrübe ve oyun yelpazemizi genişleterek, geliştirerek yol almak istiyoruz. Bu sene oyunlarımıza İngilizce Kukla Tiyatrosu ve Avrupa’da, Amerika’da “TablePuppet” diye adlandırılan, bunraku tipi kuklaların oynatıldığı sözsüz bir oyun olan “Kâğıt Ev” i ekledik. Kendi kültürümüz sonu gelmeyen bir kaynak gibi. Bu anlamda kültürel ögeleri taşıyan büyük projelerimiz var. Mesela Nasreddin Hoca’nın güldürmeceden öte dünyaya hitap edebilecek seviyede bir bilgin olduğunu, fıkralarının arkasında yatan asıl öğretiyi göstermeye yönelik çalıştığımız bir proje var. Atasözleri serisine başladık. Daha birçok projemiz zamanı geldiğinde hayata geçmek için bekliyor.

Mesleğinizin ne tür zorlukları ve keyfi yanları var?

Tüm sanatçıların yaşadığı gibi aynı dili konuşabilecek insanlar bulmakta zorlanıyoruz. Kukla Tiyatrosunu eğitimin bir parçası, çocukların psikolojik tedavisinde kullanılabilecek en güzel tedavi aracı, sosyal sorumluluk projelerinde en büyük destekçi olduğunun bilincini vermeye çalışıyoruz. Her tiyatrocunun olduğu gibi biz de günümüz nasıl olursa olsun zamanı geldiğinde sahneye çıkmak zorundayız. Tabii masum seyircilerimizle bir araya geldiğimizde güzel bir dünyanın kapısı bize açılıyor. Çocuklarla bir arada olmak çok keyifli. Hep onlarla olduğumuz için ruhumuzun çocuk yanı da, neşesi de hiç kaybolmuyor. 

Hedeflerinize ulaşmanın yaratacağı en büyük etki ne olurdu?

Dünyada başarılı olan birçok yapıt, kendi kültüründen, benliğinden beslenerek ortaya çıkmıştır. Uluslararası düzeyde bize ait olan kültürel geleneksel bir öğeyi tüm dünyaya taşımak bizim için gerçekleşen en güzel hedef olurdu.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bizi daha yakından tanımak isteyen tüm kuklaseverlereğitici ve eğlenceli paylaşımlar yaptığımız sosyal medyadan ve web sayfamızdan bizi takip edebilirler. (www.misalsanat.com Youtube: Misal Kukla TV, Facebook, Instagram: Misal Kukla Tiyatrosu)

Gerçekleşebilir düzeyde sosyal sorumluluk projelerine açığız. Dünyanın iyilik dengesine katkıda bulunmaya hazırız.  Sizinle röportaj yapmak çok keyifliydi. Her şey için teşekkür ederiz.

Biz de Önce Vatan Gazetesi ailesi olarak bizimle yaptığınız bu özel ve içten röportajdan ötürü değerli sanat yüreğinize şükranlarımızı sunar, gelecek çalışmalarınızda başarılar diliyoruz…

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Elifgokcelik 2017-10-21 21:25:21

Cocuklarin mutlulugu gozlerinden belli zaten...demekki dogru ve basarili bir is cikarmissiniz emeginize saglik...

Avatar
Selcan kurt imer 2017-10-22 20:15:15

Yürekten şeyler yazıp çocuklara öğretici ve eğitici şovlar yaptığınız için tebrik ederim.Başarılar dilerim tüm misal sanat ailesine.

Avatar
Arzu akgoz 2017-10-22 21:00:15

Tebrik ederim.Başarılarının devamını dilerim...

Avatar
İbrahim 2017-10-23 07:42:56

Çocukları hem güldürmenin yanı sıra eğiterek kültürümüzüde devam ettirmeye çalıştığınız için çok teşekkür ederiz yeni gösterilerinizi bekliyoruz

Avatar
Esra 2017-10-23 17:50:07

Tebrikler

Avatar
yasemin bulut 2017-10-24 16:28:11

Kukla oyunları eğitici, öğretici ve çocuklar için çok dikkat edici. Bu nedenle tebrik ediyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum.

Avatar
Cengiz Kara 2018-09-19 16:48:05

Merhaba ben de kuklacı olmak istiyorum. Hikaye yazmak ve kukla yapmak zor olmalı. Bu yazıyı okuyunca başarıya giden yolun o kadar da kolay olmadığını anladım. TEBRİKLER.